|
|||||||
Paylaşım - Sohbet icinde Şiir :) konusu , Çok içten, çok samimi bir şiir Seni Seviyorum... Herkes, "ilk kendi yaşıyor" Sanmasa, Sevdalar da tükenirdi, Masalları da... Sonsuza kadar Sürdüğü bilinsin diye mi nedir, Bittiği anlar ve ihanetler Yazılmıyor ...
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Mod Seç |
|
|
#31 |
|
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Mesajlar: 873
|
Çok içten, çok samimi bir şiir
![]() Seni Seviyorum... Herkes, "ilk kendi yaşıyor" Sanmasa, Sevdalar da tükenirdi, Masalları da... Sonsuza kadar Sürdüğü bilinsin diye mi nedir, Bittiği anlar ve ihanetler Yazılmıyor kitaplara. Zümrüt-ü Anka Kuşu da yalan aslında, Kendini külünden yarattığı da... Ferhat'ın Şirin, Aslı'nın Kerem için öldüğünü Kim gördü Allah aşkına? "Sonsuza kadar sürsün" diyorsan "Bu sevda," O zaman sevgili, O zaman vuslat yaşanmaya! Sana yazacak bir sen bırak bana! Öfkelerin orada kalsın! Kaçamaklar hanesinde değil ismin Anlasana! Ömrümün tam ortasına Kocaman harflerle yazmışım: SENİ SEVİYORUM... SENİ SEVİYORUM... "Herkese söylediğin Bana söyleme" diyorsun... Ama ne varsa sevdaya dair, Bizden önce söylenmiş, biliyorsun. Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak... Hadi uzatma da uzat ellerini, Seni seviyorum... Seni seviyorum... Seni seviyorum.. |
|
|
|
|
|
#32 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.032
|
Seni Seviyorum...
Herkes, "ilk kendi yaşıyor" Sanmasa, Sevdalar da tükenirdi, Masalları da... Sonsuza kadar Sürdüğü bilinsin diye mi nedir, Bittiği anlar ve ihanetler Yazılmıyor kitaplara. Zümrüt-ü Anka Kuşu da yalan aslında, Kendini külünden yarattığı da... Ferhat'ın Şirin, Aslı'nın Kerem için öldüğünü Kim gördü Allah aşkına? "Sonsuza kadar sürsün" diyorsan "Bu sevda," O zaman sevgili, O zaman vuslat yaşanmaya! Sana yazacak bir sen bırak bana! Öfkelerin orada kalsın! Kaçamaklar hanesinde değil ismin Anlasana! Ömrümün tam ortasına Kocaman harflerle yazmışım: SENİ SEVİYORUM... SENİ SEVİYORUM... "Herkese söylediğin Bana söyleme" diyorsun... Ama ne varsa sevdaya dair, Bizden önce söylenmiş, biliyorsun. Bize düşen, aşkı yalansız yaşamak... Hadi uzatma da uzat ellerini, Seni seviyorum... Seni seviyorum... Seni seviyorum.. Öyle hoşuma gitti ki yeniden eklemek istedim ![]() |
|
|
|
|
|
#33 |
|
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Mesajlar: 873
|
Seviyorum bu Tayfun Talipoğlu'nu..
Sen Üstüme Gel Çoktan başladı geri sayım... Ben, Şimdi kırkbirindeyim. Kaç ay gördüm ondördünde, Saymaya korkuyorum. Bir de dostları yitirince peş peşe, Uyku tutmuyor... Ne zor şeymiş tanrım, Bir daha uyanamamanın düşüncesi bile... Eskittiğim baharları, Kırıldığımız kışları, Unuttuğumuz sonbaharları, Boşa geçen yazları saymazsak Kaydadeğer de bir şey yok hani. Hesaplaşacağımız güne Ne kaldı? Şimdi her şairden bir mısra, Şarkılardan arta kalanlar kulağımızda. Rakının susuzuyla delikanlıyız, Sevgilinin hayaliyle genç... "Arta kalanı senin olsun" diyerek Koyulmayalım da yola, Bütün iş, bu rüyadan uyanmamakta... Ne kaldı şunun şurasında? "Yine ve illde de sen" diyorsan bu yolculukta, Ay yola düşmeden gel... Yoruldum, yol üstündeyim. Sen üstüme çıkagel... Tayfun Talipoğlu |
|
|
|
|
|
#34 |
|
Üyelik Tarihi: Eyl 2008
Mesajlar: 1.262
|
Sessiz Bir Sevdaydık
İki çift gözdük o masalı yazan, İki dildik bağlı, Çözüldüğünde diken olan iki dil. Havada asılı iki kokuyduk,hafızalarda kalan. Gümbür gümbür bir şarkının bestecisi iki kalptik. Eldik iki çift, avuçtuk, parmaklardık cesaretsiz, Hayali dokunuşlardık. Donup kalan bazen, bazen kaçan bakışlardık, duman duman. Ateştik önce alev alev, heyecandık, Ateştik sonra kor kor, acıydık. Çığlıkları duyulmayan zavallı iki yürektik. İki ruhtuk çilekeş... İkiydik işte bir olamayan iki korkaktık. Sessiz bir sevdaydık. Nilgün Budak |
|
|
|
|
|
#35 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.032
|
AŞK SENDİN
Seni seviyorum, tüm mevsimlerde... Yıllar yılı beklediğim aşk’kı sende buldum, ama en çok cenneti. Yalnız gecelerde yokluğunu hiçbir hayalinle telafi edemedim... Kahroldum. Alsana beni, Sarılsana hadi,Sensiz yaşayamam ne yazık ki.............. Ne İstanbul’un sokaklarında nede şiirlerde yoktun sen. Bulamadım. Senin kadar hiç kimseyi sevemedim ben. Çok zor oldu. Gözlerinde buluşmak, kendimi sende bulmak hiç kolay olmadı... Bilir misin? Sensiz gecelerde ne halde olduğumu... Ben hep susuyordum. Ağlıyordum... Seni sensiz yaşamaktan korkardım en çok. Artık korkmuyorum... Seni sensiz yaşayamıyorum. Sensiz yaşadım diyemiyorum Sensiz yaşadığımı hissetmiyorum. Galiba ben sensizlikte varolamıyorum... Ölüyorum. .......... Geçmiş günlerime bakıyorum yani sensiz günlerime,sensiz yaşadığım mutsuz günlerime. Şaşırıyorum. Hiç kimseye “seni seviyorum” diyemediğim için, kendimle gurur duyuyorum. Bu sözü bir tek senin için kalpten söylediğim için kendimle övünüyorum; Çünkü ben “seni çok seviyorum”............ Bugün her günkünden daha çok istiyorum yanımda olmanı. Seviyorum seni. Nedeni yok!... Hiç kolay olmuyor sensizlik! Anlatılmıyor. Bazen birbirlerine sarılan sevgilileri gördükçe anlıyorum sensizliğin ne denli büyük bir yıkım olduğunu. En çok sen oluyorum, hiç kimse sen olamıyor içimde. Bazen sokak lambasının altında buluyorum kendimi. Anlam veremiyorum... Ağlıyorum. Bir rüyam var,Bilmek ister misin? Ama ne olursun.Beni, bana bırakma... Beni sensiz bırakma. Ölürsem kollarında ne olursun gözlerimi kapatma... Her damlasında mutluluk akarken yanaklarımdan ; gözyaşlarım senin için ağlarken “seni seviyorum”. Beni sakın bana bırakma !.. istesem de seni içimden atamam ki... EMRE ONBEY Var saydım ki hiçbir şey olmamış.... Zamansızlıkta rüya aramak niye..... Riya var mıydı da gördük... Yalan sevdiğim yalan.... Sen de... Ben de.... Biz de.... Bizden ötesi de.... Her şey bir çırpıda 'yalan'... Sen de varsay.... Varsay ki aşk yalan.... En çok beni yıkan... En çok sana yalan.... Utan sevdiğim..... Ne olur artık utan.... (F) |
|
|
|
|
|
#36 |
|
DİRENÇ ÇİÇEĞİ..............
Yarım kalan hiçbir yolculuk yok bu yaşamda Birbirine Karıştırılan hiçbir boyut yok Onbeş yaş nedir ki Yılların sözle çizilen anlamında Ya bir duygu selidir aralıksız Ya da bir inanç fırtınası yüreğin Dirence açılan gençlik koylarında Bir devrin sembolü diyorlar şimdi adına Toprağa ölüm düştükten sonra Hiroşima’da Tüm bitkilerden önce yeşeren bir açelya Şimdi Kadıköy-Rıhtım’da Neyi çağrıştırıyor sana Sen söyle ey direnç çiçeği-neyi Liseli bir kız iken / saçlarında rüzgarlar Cevizli tekelinde / ellerinde yarınlar Elleri utandırır Gözündeki söz senin / içindeki öz senin Bir köpük onur uğruna kuruyan ırmaklar Ve gelenek denizlerinde ezgilenen ışıklar Henüz dile gelmedi İstanbul’u ezen suskunluğunda senin Gazetelerde resimlerinle dolarken sayfalar Nedense söyleşilerde yalnızca Beyin hücrelerine yöneltiliyor sorular Sense ölüm rengine inat Tan maviliğince susuyorsun Yalnızca geçmişin Gelecekteki ölümsüz sesini yanıtlıyorsun Hani çok çok övmekten korktuğun O bin renkli açelyanın inançlı sesini Yanıtlıyorsun-gülümsüyorsun-susuyorsun Bağrıdaki besteler / yüzündeki ezgiler Dile gelmez sözlerin / bilinmez ki ne söyler Dilleri utandırır Gözündeki söz senin / içindeki öz senin Ey ovaların ateş ateş çölleştiği yerde Toprağın ırmak ırmak yüreklenişi sen Yarınlara selamını iletsin diye adın Damarlarına bağlanan yaşamı Ölümü kucaklarken ellerinle kopardın Kurtarmak için enginlerin anlamını Gökyüzünü yere indirdiğinden beri Ya da silmek için bir damlanın yüzünü Bir okyanusun kucağına bastığından beri Ve bıçak sırtı bir dönem uğruna Bütün zamanı omuzlarına aldığından beri Adın bir açelyadır artık senin Koynuna ölüm düşürülen bütün topraklarda Bir açelya Askıda falakada / her mevsimde dört açan Hücrede zindanlarda / güneşsiz ışık saçan Günleri utandırır Gözündeki söz senin / içindeki öz senin Yepyeni sözcükler yeşeriyor şimdi Alnının ışıklı yamaçlarında Yüreğini içmek gerek duymak için Soluğunu solumak gerek Her dalıp gidişinde bin şiir çıkarıyor belki gözlerin Yaşama gözlerinle dalmak gerek ADNAN YÜCEL |
|
|
|
|
|
|
#37 |
|
Üyelik Tarihi: Ağu 2008
Yaş: 25
Mesajlar: 227
|
Gam Kenarı...
Acının dağlandığı anlar vardır… Aramaya gerek yok, o gelir bulur… Beraber gidilen bir lokantanın kapanması bile üzüntüdür… Veyahut lokantanın yerine dükkânı çiçekçinin tutması… Gözyaşından çorba olmaz ama… Dilin, damağın yanar tuzdan… Soğutamazsın… Zamansız, kırmızı bir toka çıkar nereye saklanmışsa… Saçı toplasın diyedir küçük canavarın dişleri… Ve fakat dağıtıp ısırır, acıyan ne varsa… Yaşananları… Yaşanmak için sıraya girmiş ihtimalleri… Yapılmayanları… Sadece erkek olduğum için koridor tarafına oturmak durumunda kaldığım, yani gam kenarının yine bana düştüğü, bir otobüs yolculuğumuz olmadı hiç uzaklara… Sen benim omzumda uyuya kalmadın hareket halindeyken… Biz durduk… Durdurduk… Gidebilirdik oysa… Kimseden gizlenmemiş, sadece bizi gizleyen bir tatile belki… Bir akraba düğününde dans etmedik meraklı akbaba bakışları altında mesela… Çok severdim yatakta kahvaltıyı ama, buna uygun bir tepsimiz bile olmadı… Alabilirdik… Biraz daha bekleseydik… Zamanın dövdüğü bir hüzün ustasıyım ben… Kelimelerim tuğla tuğla... Her satırbaşında turuncu intihar hissi... Aklım, dilim, cümlelerim hep geçmişte… Geçmiş geçmiş de… Ben geçemiyorum ki… Bazen duruyorum yürüdüğümüz bir yerde… Ayaklarımız diyorum, bir ara aynı anda buradaydı… Beraber bastık bu toprağa… Sahi var mıdır o günden bugüne kalan bir toprak zerreciği? Tuhaf tutsaklığımın, her şeyden sen çıkarışımın şahidi kalmış mıdır etrafta? Bu bardaktan su içmişti… Bu sandalyede oturmuştu… Bu bankanın önünde buluşmuştuk ilk kez… Hiç gözümün önünden gitmiyor, çimlerin üstüne denk gelmiş tavla maçımız… Elimizde soğumuş kahveler, tadı bizden önce kaçmış kekimiz… Ve ikimiz de aynı anda mars olduk kıra kıra birbirimizi… Bir Allah'ın pulu durduramadı bizi... *** Gidişine türlü anlamlar yükledim… İstesem kalırdın… İstesen kalırdın… Gözyaşımdan düğümler attım açılması zor olsun diye umudun… Ama sevdim yine de… Seninle alakalı ne varsa sevmeye devam ettim… alıntıdır. ama kimden bilmiyorum Bu mesaj en son " 15-01-09 " tarihinde saat 01:56 itibariyle venüs tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#38 |
|
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR
Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana Ataol BERHAMOĞLU |
|
|
|
|
|
|
#39 |
|
Üyelik Tarihi: Eyl 2008
Mesajlar: 1.262
|
SEVEMEZSİN
Deli dolu bir akşam vakit ayrılık Saatler yalnızlığa dönüyor mağrur Yabancı düşler kalmış dünden geriye Yürekler pişmanlığa çarpıyor mağrur. Adımı anamazsın, yoluma çıkamazsın Gönülden sevemezsin sen Geçmişi silemezsin, rüyama giremezsin Gerçekten sevemezsin sen. Beklenen ölümlerin kaçışı olmaz Bir yıldız bilinmeze kayıyor mağrur Ben sürgünüm sen durgun kaçak bu sevda Dilim hep elvedaya dönüyor mağrur. Haykırsam duyamazsın, çağırsam gelemezsin Yürekten sevemezsin sen Zor günde aramazsın hiç yalnız kalamazsın Korkusuz sevemezsin sen. "Öyle bir küsüp gidişin vardı ki Seni vicdansız, insafsız, kitapsız..." --- Söz: Ali Çınar |
|
|
|
|
|
#40 |
|
Üyelik Tarihi: Ağu 2008
Yaş: 25
Mesajlar: 227
|
ALDANI - ALDATI
Benim düşlerimin içinde O uyuyordu,duyuyordum. Ben bir uykusunda onun, Bir düş'ünde bulundum... Uyuyordu,duyuyordu, Avundum. II Benim düşlerimin içinde O uyumuyordu,biliyordum. Ben ne bir uykusunda onun, Ne de bir düş'ünde bulundum... Bulunsaydım, Vururdum.... Özdemir ASAF |
|
|
|
|
|
#41 |
|
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Mesajlar: 873
|
CİNAYET SAATİ
haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu dört bıçak çekip vurdular dört kişi yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu deli cafer ismail tayfur ve şaşı maktulün onbeş yıllık arkadaşı üçü kamarot öteki aşçıbaşı dört bıçak çekip vurdular dört kişi cinayeti kör bir kayıkçı gördü ben gördüm kulaklarım gördü vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü hiç biriniz orada yoktunuz demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu on üç damla gözyaşını saydım allahına kitabına sövüp saydım şafak nabız gibi atıyordu sarhoştum kasımpaşa'daydım hiç biriniz orada yoktunuz haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi polis kaatilleri arıyordu deli cafer ismail tayfur ve şaşı üzerime yüklediler bu işi sarhoştum kasımpaşa'daydım vapuru onlar vurdu ben vurmadım cinayeti kör bir kayıkçı gördü ben vursam kendimi vuracaktım Attila İLHAN |
|
|
|
|
|
#42 |
|
Üyelik Tarihi: Eyl 2008
Mesajlar: 1.262
|
BİR ANKA KUŞU
Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi. Üşüştü birer birer çakallar üzerime, Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime. Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler, Teşhis edilmek için savurdular önüne. "Yeryüzündeki acıların Hepsini, hepsini tattım Heder oldum, ekmeğime tütün kattım Beni milyon kere yaktılar üst üste Bir Anka kuşu gibi anne Kendimi külümden yarattım.” Geceler tanır beni; konarım göçerim ben Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben Anne, sen beni unut karanlığın bağrında Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben. Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi. ”Promethus' tum, çiviyle çakılırken taşlara Ciğerimi kartallara yedirdim Spartaküs'tüm, köleliğin çığlığında Aslanlara yem oldum, tükendim Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum Kerbela çölünde Hüseyin Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu Tanrılardan ateş çaldım Yüzyıllarca tutuştum, üst üste yandım. Bir Anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi Kendimi külümden yarattım.” -Yusuf Hayaloğlu- |
|
|
|
|
|
#43 |
|
Üyelik Tarihi: Şub 2009
Yaş: 21
Mesajlar: 132
|
GEÇMİŞE YOLCULUK..
bugün kendimi kuru yapraklarla kaplı cikmaz bir sokaga benzetiyorum sadece o sokakta yasayanlar üzerimden gelip geciyor bugün kendimi odalarindan cogu bos bazen dolan bir otel gibi hissediyorum icimden ne hayatlar ne hikayler ne asklar gecip gidiyor bugün kendimi parktaki bir bank gibi sessiz ve sabit hissediyorum geceleri üzerimde sehrin isiklari yatip uyuyor bugün kendimi tonlarca yük tasiyan gemilerin denizi gibi hissediyorum kaldirma kuvvetim var ama sehrin atiklari icime akiyor ben böyle degildim ne zaman kayboldum rüzgarla dans ederdim ne zaman savruldum bir ses duydum gecmis zamandan bir ses duydum kücük bir kizdan bir bilet istiyorum sadece gidis olsun cocuklugun safligina gidip orda yasamam gerek bilet istiyorum tek kisilik olsun yarina cikabilmem icin heyecani hatirlamam gerek .... |
|
|
|
|
|
#44 |
|
Üyelik Tarihi: Şub 2009
Yaş: 21
Mesajlar: 132
|
DÜŞLERİM VAR RÜZGARA TERS DÜŞEN!!!
Her eğilip baktığımda başımın gövdemden ağır gelmesiyle yerde buluyorum kendimi... Deyimlerden cıkmış bi cümle olabilir ama kafamın içindekiler, beynimi sömüren anlamsız yada belkide fazla anlamlı düşünceler tasımıyor artık bu bedeni...Her defasında düşmek mi bana yazılan, yada en acısı yerlerde sürünürken bile başımı kaldırabilecek gücü bulup (ki nerden bulduğumu anlamış değilim hala) düştüğüm yüksekliği görmek mi? Gülücük perisi niye uğramıyorsun yüzüme? Hala kaçırıyorum gözlerimi insanlardan... Kaybolmasınlar içimdeki boşlukta diye.. Niye farklı olduğumu devamlı yüzüme vuran kelimeler seçiyorlar benimle konusurken?... Niye hissettiriyolarki bunu? Yüzümdeki tepkisiz maskenin atında devamlı ağlayan bi yüz olduğunu öğrenmek içinmi bütün bu çabalar? Ne zaman acık vericek diye ben kaçtıkca bıkmadan üstüme gelmeleri... Neden?... Herşey yalan sadece düşlerim gerçek... Düşlerim var rüzgara ters düşen... Her attığım adımda onlara, biraz daha kaybediyorum içimdeki beni... Vardığıma kalacak mıyım? Bilmiyorum. Yalnız mıyım? onların dediklerine göre yalnız olamam... Etrafımdalar çünkü... Ve evet bencede yanlız değilim kimsenin bilmediği 2 kişilik bi dünyam var benim.. Adım hala hayat kitabında yazıyor... Gerçek cok şeffaf tıpkı, ağladığımda gözlerimin kıpkırmızı kesilmesi kadar... Kahretsin, acınacak haldeyim yine, kelimelere vurmak bu olsa gerek... Melekler, duymuyor sesimi Karanlık işte yine her yer Gözyaşlarım, keşkeleri yok edemiyor Korkuyorum İnancım kalmadı benim.... |
|
|
|
|
|
#45 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.032
|
.................
Bugün yine geçtim evinin önünden….. Korkak ve hızlıydı adımlarım….. Ve artık yeller esiyordu kokunun sinmiş olduğu duvarların yerinde…. Dikkatli ve konsantre darbelerle yıkıyorlardı pencere pervazlarını… Baktım… Öylece baktım…. Elimdeki çiçekleri sıktım…. Son cesaretim de elimdeki çiçeklerle yere düştü ve öldü….. Ben seni kadın halimle adam gibi sevdim…. Gitmeye erindiğin yolları yürüdüm…. Söylemeye utandığın sözleri söyledim…. Dedim ya ben seni ‘adam’ gibi sevdim…. Kendini her daim benden fazla seven sevgili… Şimdi gitmeye erindiğin yollar da… Söylemeye utandığın sözler de…. Sevmeye üşenen yüreğin de… Hepsi senin olsun… Özgürlüğün adı ve anlamı kadar özgürsün…. Canımı yaktığın ve yaralarımı sarmadığın kadar özgürsün…. İnsanlar sevgiyi beyhude çabalarla bir güne sığdırmaya çalışırken…. Senin ömrünün adı sevgisizlik olsun… Gidiyorum….. Bu kez sahiden gidiyorum…. Biliyorum ‘DUR’ demezsin…. Senin ihtişamlı bencilliğine ve bencil gururuna yakışmaz dur demek…. Biliyorum evet, bilmez miyim? Öğrettin sonunda... Her şeyden ve herkesten kıymetlisin… Gelme demiştin… Ben defalarca gelmiştim… Çünkü sen her şeyden ve herkesten kıymetlimdin… Farkımız burada işte… Anla…. Bu yüzden sevemezsin kimseyi… Bu yüzden gerçek sevgiden yoksun bir ömür süreceksin…. Ve yine susacaksın... Bunu da biliyorum...… Hep susuyordun..... Susuyordun ve her sustuğunda terkediyordun aslında…. Terkettikçe yalanlara karışıyordun…. Yalanlarından gözün görmüyordu yine beni suçluyordun…. Seni söylediğin yalanlar değil…. Söyleyemediğin sözlerin yıkacak sevgili…. Beni yıktığı gibi…. Benden esirgediğin her şey zehir olacak sana…. Kursağında kalan her duyguda beni hatırlayacaksın…. Bir daha asla dokunamayacağın tenimi özleyeceksin… Öylesine değil… Milimetresine kadar…. Hani senin keşfettiğin.... Hani bahar kokan... Terk edişine, yalnız bırakışına hayıflanacaksın…. Ben burada bıraktığın yerde… Tüm asaletimle duruyorken…. Sen dokunduğun her tende bir kez daha kirlenip bin kere öleceksin…. Şimdi rüya görüyorsun…. Ama yarın bir kabusa uyanacaksın…. Yetim bıraktığın elimi çekiyorum artık senden…. Söylemediğin bütün güzel sözlerini geri veriyorum sana… Hiç çalmadığın kapımı kapatıyorum …. Gelip de beni bulmadığın yolları siliyorum.... Lakin ben giderken de seviyorum…. Sakın anlamaya çalışma….. Sevmiyorsun, bilmezsin…. Hani söylemiştim ya…. Ben kadın halimle seni ‘adam’ gibi sevdim… 15/02/2009 03:48 (F) Bu mesaj en son " 15-02-09 " tarihinde saat 22:59 itibariyle >Ferik ve Bulut< tarafından düzenlenmiştir.... Sebep: Ben terk etmiyorum ki..Terkedildiğim için gidiyorum.... |
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| bolumu, diyenler, neden, siir |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
|
|