Markamama.com
Geri Git   Mihav.com > Serbest Kürsü > Paylaşım - Sohbet


Cevap Yaz
Eski 24-10-08, 23:13   #1
 
Pesimistr_violet üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 16
Pesimistr_violet Çevrimdışı
Wink Mutluluk Nedir? Desem...

Mutluluk nedir? Mutluluk en yalın deyimiyle, yaşamdan tam hoşnut olmadır. Ya da sürekli bir kıvanç hali de diyebiliriz. Kant biraz karamsar bu konuda. "Ahlak emredici yasalardan oluşur, ama mutluluk olsa olsa bir umut konusudur, dahası belki de hiç bir zaman gercekleşmeyecek bir idealdir" demiş.

Fransızlar devrimin tam ortasında bir anayasa çıkarmışlar. Birinci maddesine de "toplumun amacı ortak mutluluktur" demişler. Bunun önemi şurada; mutluluğu bireysel bir dilek olmaktan çıkarıp anayasanın güvenceye bağladığı bir hak durumuna getirmişler. Çünkü toplum teker teker insanlarin mutluluğunu sağlayamaz onun yapabileceği olsa olsa yığınla mutsuzluk engelini ortadan kaldırmak, bu arada eşitliği sağlamaktır. Böylece, bireysel mutluluk, bir sosyal tasarımdan soyutlanamaz.

Kişinin mutluluğu ile sosyal ve siyasal düzen arasında direkt bir bağ vardır. Düzenin insansal ölçüler taşımadığı bir yerde, bireylerin mutluluğu havada kalmaya mahkumdur. Buradan kalkarak denecektir ki, mutluluk bireyselle toplumsalın bağımlılığı içinde gerçekleşir. Bireysel bir mutluluk, ancak toplumsal bir mutlulukla mümkündür; çünkü bireyin özgürce gelişmesi, herkesin özgürce gelişmesine bağlıdır. İşte tam bu noktada -düzeni adını koyarak- sorgulamak önem kazanıyor. Mutluluk bir yaşama biçimi midir? Bir tavır alış mıdır? Anlık mıdır, sürekli midir? Durgun mudur? Atılımlı mıdır? Kavramsal mıdır? Olgusal mıdır? Ve giderek amaç mıdır, yoksa araç mıdır?

Iki türlü mutluluk vardır. Daha doğrusu birbirine hiç benzemeyen iki durum vardır ki her ikisine de mutluluk adı verilmektedir. O halde biri sahtedir. Sahte olan: gerek kişilerin gerekse kitlelerin önüne amaç olarak yerleştirilen bir aldatıcı ve uyuşturucu balondur. Bu balon biri olmayı, gününü gün etmeyi, sorumsuzca gevşemeyi, bana dokunmayan yılan bin yaşasın düsturunu şiar edinmeyi ve bu türden erdemsizlikleri kapsar. Bunlar içi hepten boşalmamış, kafası ve yüreği yozlaşmamış bir insan için değildir. İnsanın özüne aykırı bir hazıra konuculuk ve orada duruculuktur. Diğeri; bu da ana çizgileriyle, insanın içinde bulunduğu bütün çelişkileri, çatışmaları aşıp, bir uyuma varması, kendini tedirgin edip duran sorunlara birer çözüm ya da en azından çözüm yolu bulması durumudur. İnsanın çelişkileri çatışmaları nelerdir? İnsanın doğayla çatışması vardır. Kendi kendisiyle çelişir kişi, iç çatışması vardır. İnsanın yaşamı birkaç yönlü bir mücadele, bir savaştır.

Hem de öyle bir savaş ki, alanların sınırları kesin çizgilerle çizilmemiş, karşılaşılan bu çelişkiler birbirinden bağımsızca birer çerçeveye alınmamıştır. Yani bir kişi, "Dur hele, önce doğayla çatışmamı bir halledeyim, sonra sınıf mücadelemi vereyim, onu da bir sonuca bağlayayım, sonra toplumsal kurumlarla ilişkilerimi düzenleyeyim, ondan sonra da kendi iç çatışmamı çözümler, sonunda da derin bir oh çekerim" diyemez. Bu alanlar birbirleri içine girmiş, aralarında zorunlu bağıntılar ve etkileşmeler olan bir bütündürler ve kısacası bunların hepsi kul olarak yaşamdır. İnsanın kendi önündeki sınırlı zaman süresi, bu mücadelelerin adımlarından oluştuğu gibi, insanlık tarihi de aynı mücadelelerin aşamalarından oluşur. Nasıl toz pembe bir tarih yoksa toz pembe bir yaşam da olmayacaktır. Olmamalıdır da. Çelişkilerin, çatışmaların olmadığı bir durum, bir ileri adımın atılamayacağı bir durumdur, durağan ve yapay bir durumdur. Akla da olgulara da aykırıdır. Demek ki mutluluk kişinin her türlü çelişkisini aşması, çatıştığı şeylerle bir uyuma varmasıdır. Demek ki sonsuz ve sürekli bir durum değildir. Bir aşama, deyim yerindeyse, bir uğrak noktasıdır. Sonra bu nokta bir başlangıç olacak, yeni bir atılım, yeni bir mücadele doğacak ve bu böyle sürecektir. İşte insanın vazgeçilmez değeri olan yaratıcılık bu sürecin ürünüdür. İnsanlar neden mutsuz? Mutlu olacak ne var ki? Dünya kaynakları paylaşmanın türlü dalaveresiyle uğraşıyor, devletler birbirine gizli düşman, ülkeler birbirinden kopuk, insanlar diliyle, rengiyle, kültürüyle birbirinden ayrılmış, her ülke kendine özgü sorunlarla boğulmuş, mutluluk kanalları tıkanmış, kişisel ilişkiler çıkar kaygısıyla gölgelenmiş, yakın çevremizle bile iletişim kopukluklari yaşanıyor.

Gündelik sorunlarla çevrilmiş sınırlı bir hayat yaşıyoruz. Nedir bu? Hayat bunun için mi yaşanıyor? İçimizdeki yaşama sevincini neden duymuyoruz? İnsanlar neden bunları hiç düşünmüyor? Sevgi, sevinç, neşe, coşku nerede? Kimimiz için dönme dolap beygirinin hayatına benzeyen bir kısır döngü, kimimiz için ne yapacağını bilmeden ancak bildiklerini yapan bir çembere dönüşen hayat, yaşamın hangi rengini taşıyor? Ne gariptir ki bu sorular icin ne paneller yapılıyor, ne sempozyumlar düzenleniyor, ne de sorun kabul ediliyor. Oysa belki de yaşama mutluluğunun önündeki en büyük engel bu sorunu görememektir. İnsanların bilemediği, göremediği, düşünemediği nedir? Üretmek ve paylaşmak..... Görülmeyen, bilinmeyen, yapılmayan bu? Üreten ama paylaşmayan, bencil ve zalim olmak zorundadır.Üretmeyen ve paylaşmayan, ancak zorbalıkla yaşayabilir. Üreten ve paylaşan mutlu olur, mutlu eder, mutluluk yaratır.Üretimi ve paylaşımı engellenen şiddete başvurur. Üreten ama paylaşmayan bencilligin yalnızlığında kavrulur. Üretmek ve paylaşmak... İnsan olmanın, insanca yaşamanın yolu budur. Belki bütün sorunların çözümü de burada yatmaktadır.

Duygularımızı üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Düşünce üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Sevinç üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Güven üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Neşe üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Bugünü üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Yarını üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Kendimizi üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Kendimizden başkasını üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Bilgi üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Yeni bir renk üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Yeni bir çizgi üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Yeni bir alan üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Yeni bir hayal üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Dostluk üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Aşk üretiyor ve paylaşıyor muyuz?
Herşeyi yeniden yorumluyor ve paylaşıyor muyuz?
"Üretmek" sözüyle yalnız işi ve parayı mı anlıyorsunuz?
"Paylaşmak" denince aklınıza miras mı geliyor?
Ne verdiğinizden çok ne aldığınız mı önemli oluyor?
Nasıl yaşadığınız ne yaptığınızdan daha mı önemli?
Böyleyse, size öğretilenleri yaşıyorsunuz ve mutsuzsunuz!..


Server Tanilli'nin "Yaratıcı Aklın Sentezi" adlı kitabından..


Ben böyle başlamak istedim.Sizce mutluluk nedir?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-08, 01:04   #2
 
>Ferik ve Bulut< üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 36
Mesajlar: 1.532
>Ferik ve Bulut< Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Öyle muhteşem bir yazı ki hay ellerin dert görmesin Pesimist violet arkAdaşım.
İnan bir solukta okudum.
Ve sondaki sorular içimi rahatlattı.
Nedenine gelince belki manyak diyeceksiniz ama ben bu soruları baya bir zamandır kendime soruyorum.
Cevaplarım zaman zaman tatmin edici.
Zaman zaman değil.
Başkasının daha önce sormuş olduğunu öğrenmek iyi geldi
Fakat üzüldüğüm şu ki üretiyorsunuz ve paylaşmak istiyorsunuz.
Diğerleri ise paylaşmaya çalıştığınız her ne ise ya onu beğenmiyor ya da alıp atıyor.
Yani paylaşırken bile yalnız kalabiliyorsunuz.
Mutluluğa gelince, uykum var uyuyayım, düşüneyim, toparlayayım, bu güzel soruya katkıda bulunmaya çalışacağım
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-08, 01:14   #3
 
Pesimistr_violet üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 16
Pesimistr_violet Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Çok teşekkürler.. Memnun olurum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 28-10-08, 20:27   #4
 
Üyelik Tarihi: Haz 2008
Mesajlar: 1.302
Mihav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 10
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

İnsan kalbi hayatı boyunca mutluluğun peşinde koşar. Hep bir arayış içindedir. Mutluluğa ulaşmak için sahip olmak istediklerinin hayalini kurar ve bu hedeflere ulaştığı zaman mutlu olacağını zanneder.

Burda çok önemli bir konuyu gözden kaçırmaktadır. MUTLU olmak ile SEVİNMEK arasındaki fark.

En basit örneği ile son model bir araba sahibi olmak sizi gerçekten mutlu eder mi? İyi düşünün, bir süre bu sevinç ayaklarınızı yerden kesecektir. Ya sonra?..

Farkındasınız değil mi içinizde 2 tane ses devamlı konuşup duruyor. Hiç susmuyorlar. Bir diyor ki "O sana şunu dedi, sen de ona hemen şunu söyle" Öbürü de diyor ki "Ya boşver öyle deme, morali bozuktu bu sebeple öyle dedi. Sen en iyisi onu hoşgör, ona güzel bişi söyle"

İçinizdeki bu çatışmalar bitmeden nasıl mutlu olacaksınız? Bir tarafın sesini bastırarak ya da es geçerek mi yoksa her iki sesi de aynı şeyi söyler hale getirerek mi?

Peki ya kötü bir şey yaptıktan sonra çektiğimiz vicdan azabı nedir? Neden vicdan azabı çekeriz? Bu azabı biz kim çektirir?

Mutluluğu anlatmak için önce yaratılışımızı yani kendimizi iyi tanımamız lazım diye düşünüyorum.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-11-08, 17:04   #5
 
>Ferik ve Bulut< üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 36
Mesajlar: 1.532
>Ferik ve Bulut< Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

mutluluk pessimist gibi insanları böyle sayflarda görünce insanın yüzünde tatlı bir tebessüm oluşmasıdır
huuuu.... pessimist kısss...
gel be yaaa...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-11-08, 01:13   #6
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Mesajlar: 51
isofe Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Huzura kavuşmuş bir vicdanın, mütemadiyen "... rağmen"li sevgisi bitmeyen bir sosyolojik olgudur.
ya da uzun süredir giyilmeyen bir pantolonun cebinde para bulmaktır.. : )
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-11-08, 03:23   #7
 
Üyelik Tarihi: Haz 2008
Mesajlar: 1.302
Mihav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 10
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Yükselir ve alçalır yürek her tik takla. Ve genişleyip daralır. Bazen yükseklerde teyaran eder de, gün olur açamaz kanatlarını, yer kuşu olur. Daralan ve kendine büzülen yüreği neyle genişletmeli? Kabuğuna saklanan kaplumbağa ve dikenine yumulan kirpi gibi, bunalınca yürüdüğün yolda; nereye kaçmalı ve korumalı kendini hangi silahla?

Oturduğu odalara, yürüdüğü yollara, zamana sığmaz da bazen yürek, sıkışmış, daralmış bir göğüs kafesinde parmaklıklara vurarak çırpınmaya başlar. Göğsün daralması ne büyük bir koyu gece halidir insana. Yürek yaşadığı büyük sıkıntıyla hüzün şarkıları söylemeye başlar. Göğüs kafesi büyük bir baskı yapar kalbin üzerine. Öyle bir hapishane olur ki, duvarları gittikçe üzerine gelen, parmaklıklara geçecekmiş gibi kemikler çıtırdar. Gömleğin yakası açılır, pencere açılır, genişlik aranır bir nebze. Hallolmayan bir iş, ulaşamadığın bir netice, amacına ulaşmayan bir çaba, tıkanmış bir yol, bir kaybediş, bir mahrum kalış, bir sukut-u hayâl... Ve baskı altında sıkışmış bir yürek...

Bilirsin her kışın bir baharı, her gecenin bir neharı olduğunu. Ama gecede ışıksız kalıp, kışta üryan olup üşümekten kurtulamazsın yine de... Bu bir süreçtir. Bir mutluluk ve muvaffakiyeti satın almak için ödenmesi gereken bir acı bedel. Bir çile hali. Bir dua, yakarış hali. Bir yürek yakınlaşması en merkezinden Rabbine doğru.

Yazılacak yeni bir sayfaya, dizilecek yeni matbaa harflerine ve sunulacak yeni anlamlara hazırlık hali. Bir tohum çatlatma, filiz çıkarma sendromu. Aczini ve fakrını, gücünün yetmezliğini ve çaresizliğini ta ciğerinde duyup yüreğinin boş avuçlarını açma, dolmak ve doymak isteme hali. Karnın açlıktan zil çalması, yemek diye ağlaması gibi... Boşuna değildir bu yürek krampları, bu içsel sancılar, bu kasılma ve büzülmeler, bu yüreğin dışta susup içte feryat figan etmesi.

Kendinin her şeyinle yeni bir versiyonunu, biraz daha anlamış, biraz daha olgunlaşmış, biraz daha ibret almış ve hoşgörüsü, Bu da geçer ya Hu su çoğalmış halinin ortaya çıkması süreci...

Evet oldukça hüzünlü, sıkıntılı, bekleyişli olur böylesi daralma zamanları. Tıpkı bahardaki güzel elbiseli, çiçek ve meyveleri bol, ellerini uzatıp herkese tebessümlü ikramları olan, dallarında kuşları sevgi dolu şakıyışlarıyla misafir eden, onlara yuvalık eden ağacın sonbahardaki hüzünlü hali gibi... Kuru kemikleriyle takır tukur, elbiselerinden soyunup üryan, boş ellerine kimsenin dönüp bakmadığı, dallarında kendini büyüten kuşların çoktan terk ettiği, etrafa sunacak iyi bir şeyleri olmadığı için hal hatırı sorulmaz olan, öksüz kalan, darülacezelik olan ağaçlar gibi...

Oysa sonbahar, bahar türküsü ve duasıdır. İnsan bittiği yerde başlar yeniden. Bu yürek daralması süreci bir bitiş ve yeni bir oluşuma hazırlanma sürecidir zira. Ne olursa olsun, ortaya eskisinden daha iyisi çıkacaktır mutlaka...

Ağrıyan ve ağlayan yüreğini alıp Rabbine gitmektir tek çare. Zira O sığınılacak tek melce, yardım istenecek tek merci, yaslanacak tek dayanak, beklentiler boşa çıkmayacak tek umut kapısıdır.

Güller açmış yerlerinin gün olup küle döneceğini görürsün de, küle dönmüş yanlarından yeni güller açacağını da hatırda tutarak, şimdiye dek böyle olmasının yine böyle olacağının delili sayarak, bu daralma ve inşirahlar bekleme süreçlerini yine de ümitle, şükürle geçirmeli insan. Çilem mübarek olsun, gözyaşım helal olsun demeli... Zira acılar durduk yere çekilmez. Kalp boş yere atıp durmaz. Tik taklarıyla inip çıkarken vücudu besler tepeden tırnağa... İnmesi de çıkması da, daralması da genişlemesi de hikmetli ve faydalıdır. Orada hayat vardır zira...

Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle... Ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğünü değil, kaç kere yeniden küllerin arasından doğrulup yeni bir gül olduğunu hatırla.


alıntı....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-11-08, 04:01   #8
 
Üyelik Tarihi: Haz 2008
Mesajlar: 1.302
Mihav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 10
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Yağmur yağıyordu hiç görmediğim kadar. Hüzünlü değildi hiç. İlk kez böyle birşey görüyordum; gök çok gülmüştü de gülmekten mi ağlıyordu acaba? Küçüktüm Ellerim de küçüktü. Cama buğu yapıp R yazıyordum. Genç ve neşeli kadın etrafımda dönüp duruyordu. Gülümsedi bana ve kulağıma bir şey söyledi. "Ah! Gerçekten mi?" Boynuna sardım küçük kollarımı. Kırmızı montumu giydirip kapüşonumu taktı. Kırmızı ayakkabılarımı giymek istedim, kirazlı olan, "noooluuurr.." Olmazdı, çok yağmur yağıyordu. Kırmızı botlarımı giydirdi. Elini tuttum, merdivenleri koşarak indik.

Dar ve çamurlu bir köy patikası... Bata çıka yürüdük. Çok güzeldi bu an, çok... Annem olsa izin vermezdi buna, içten içe bir özür gönderdim anne sana...

Genç ve neşeli kadın gülümsüyordu bana, hatta kıkırdıyordu benimle. Sonra yine kucağına aldı beni yaşlı ama neşeli bir kadının çatısı akan evine girdik. Sobanın yanına sokulduk, kucağında oturuyordum ona sımsıkı sarıldım. Ben küçükken mutluluklar da küçüktü... Bu yüzden olsa gerek, yağmur bir daha öyle yağmadı, hiçbir sokak o patika gibi değil, betonlar ıslak toprak kokmadı, yağmurun altında kimse bana öyle gülümsemedi, plastik bardaklardaki çaylar o kadının çayı gibi değildi ve bir daha kırmızı montum, kırmızı kirazlı ayakkabılarım ve kırmızı botlarım olmadı. Mutluluk küçücük bir şeyde saklıydı ama o kadar kocamandı ki...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-11-08, 16:51   #9
 
alerjik_nane üyesinin avatarı
 
İstanbul (Avrupa Yakası)
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 36
Mesajlar: 770
alerjik_nane Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Doğumla ölüm arasında hayatın ne olduğunu düşünürken başımıza gelen tebessümlük şeylerdir sanırım..

  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-11-08, 16:52   #10
 
alerjik_nane üyesinin avatarı
 
İstanbul (Avrupa Yakası)
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 36
Mesajlar: 770
alerjik_nane Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Bir de Mahsun Kırmızıgül'ün sahte senaryolarla gösterime soktuğu filmin adıdır :P
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 18-12-08, 22:52   #11
 
>Ferik ve Bulut< üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 36
Mesajlar: 1.532
>Ferik ve Bulut< Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Nette dolaşırken denk geldiğim güççücük bir bilgi...
Nazım Hikmet Ran'ın Abidin Dino'ya 'Mutluluğun resmini yapabilir misin?' sorusu üzerine Abidin Dino'nun sanıldığının aksine bir resimle değil de bir şiirle soruya cevabı....
Buyrunuz...


Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
İşin kolayına kaçmadan ama
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
Ne de ak örtüde elmaların
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?
1961 yazı ortalarındaki Küba'nın resmini yapabilir misin?
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm
Ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstad?

Nazım Hikmet




Mutluluğun Resmi

Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna'nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
Hasretle kucaklayabilseydim
Seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
Kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik meserret kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
O günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler...
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız,
Anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye'yi
Bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tual yeterdi;
Ne boya...

Abidin Dino
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-03-09, 07:19   #12
 
>Ferik ve Bulut< üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 36
Mesajlar: 1.532
>Ferik ve Bulut< Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Mutluluk mu?
O ne ki?
Yeniyor mu?
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 08-03-09, 16:43   #13
 
pisicik üyesinin avatarı
 
İstanbul (Anadolu Yakası)
Üyelik Tarihi: Ağu 2008
Yaş: 20
Mesajlar: 637
pisicik Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 13
Varsayılan Cvp: Mutluluk Nedir? Desem...

Mutluluk..
benim şimdi yaptığım gibidir. Yani camı açıp, kuşların o muhteşem sesini dinlemek. Tüylerim diken diken oluyor, çok güzel ötüyorlar.
  Alıntı Yaparak Cevapla


Cevap Yaz

Konu Araçları

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Parazit Nedir ? Merak Edilenler Mihav Köpek Sağlığı 2 27-12-13 23:32
Köpek Nedir? Nurol53 Köpekler 2 25-03-11 21:49
Bilgi nedir? >Ferik ve Bulut< Paylaşım - Sohbet 1 19-02-09 02:14
çin işkencesi nedir? 3 hav 1 miyav Güncel 7 12-01-09 15:56
"takıntı" nedir? çeşitleri... 3 hav 1 miyav Güncel 0 23-11-08 02:34



Saat 03:14.

Reklam
© Copyright 2008 Mihav.com
Creative Commons Lisansı
x


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198