|
|
Paylaşım - Sohbet icinde Mihav Günlük (: konusu , Offff ev ayakta ruhum ayakta! Şu taşınma işi bir an önce gerçekleşse de rahat etsem. Aaa evet biliyorum su sefer her şey güzel, sahiden güzel. Sadece eşyalarımı değil içimde yeni ...
|
|
LinkBack | Konu Araçları | Mod Seç |
|
|
#31 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.030
|
Offff ev ayakta ruhum ayakta! Şu taşınma işi bir an önce gerçekleşse de rahat etsem. Aaa evet biliyorum su sefer her şey güzel, sahiden güzel. Sadece eşyalarımı değil içimde yeni yeni çiçek açan umutlarımı da götürüyorum buradan. Yeni bir ev yeni bir hayat mı? Imm bilmem, belki! Peki yeni bir başlangıç?! Evet elbette öyle....
Tebdil-i mekanda ferahlık vardır deyip ayaklandım (: Yehhuuu! İçimde onca acı ve kırgınlık olmasına rağmen yine de mutluyum. Sevimli bir çatı katı. Kenarından azıcık deniz bile görüyor ((: Ohh sefam olsun... Tam kalemime layık bir ev, evet deneyeceğim. Başlamak için olmasa bile 'denemek' için uygun bir mekan. Duvarları filfişi mi yoksa lila mı yapsam diye ikilemdeyim. Hımm düşünelim, fildişi oldukça kullanışlı ama lila perdelerimle uyumlu :P Ve üstelik yoğunlaşmak için birebir. En azından benim konsantrasyon gücümü artırıyor. Tekrar planlarımı gözden geçireyim, bunu yapmak çok hoşuma gidiyor... Evveett, işten gelmişim... Çok yorgunum, hayır hayır değilim, sorumluluklarını yerine getirmiş bir insanın iç huzuruyla evime giriyorum. Bir müzik açıyorum, sonra mutfağa... Yemek hazırlıyorum... Yemeğimi afiyetle yiyorum, yiyemeyenleri de düşünerek (Tabii pek afiyet olmuyor ondna sonra ama neyse... ) Sonra ayaklarımı uzatıp yarım kalmış, kitap dergi makale artık ne varsa onu elime alıyorum. Yemeğin üstüne bir de okuma ziyafeti ohh değmeyin keyfime. Ve araması muhtemel herhangi bir arkadaşım veya dostum arıyor; plan yapıyoruz, görüşüyoruz. Yüz yüze sohbetin tadını hiçbir iletişim veremez. Görüşmemi yapıyorum ve doğru eve... Bu sefer pc başına ama. Zira Maihav'ımla ilgilenmem lazım. Aaaa lütfen, şaşırmayın; oldu bir kere, hayatımda ilk defa bir sanal oluşum benim için kıymetli oldu. Halbuki dijital müptelalık nedir bilmedim ömrümce. Ama bu sitenin saran, sıkmayan, özgür bırakan bir ruhu var. Ve kendimi iyi hissediyorum buradaki insanlarla paylaşımda bulunduğumda. Çok güzel insanlar geliyor buraya. Çok ilginç ve özel insanlar. Arada defolular da çıkmıyor değil :P Lakin insanın dokunduğu her yerde bunların olması çok doğal. Yaşananlara gülüp geçiyorum ben de herkes gibi. Neyse ne diyordum ben; hah siteciğimle ilgilendikten sonra yatmadan önce yine bir okuma kürü. Ama... Ama işte... İştesi var... Yalnılzlık ne yeni bir semtle, ne çatı katı bir evle, ne de lila rengi duvar boyasıyla örtülüyor... Herkeste mi böyledir bilemiyorum ama insanın bir yeri hep eksik kalıyor... Kalıyor işte... Umarım kendimi kandırmıyorumdur. Umarım burada beni yıpratan özlem ve hasret duygusuyla orada başa çıkabilirim. Çünkü yeni duvarlara çatılarını gördüğüm onca eve miş'li geçmiş zamanlı hayat hikayemi anlatmak istemiyorum. |
|
|
|
|
|
#32 | |
|
İstanbul (Avrupa Yakası)
Üyelik Tarihi: Nis 2009
Yaş: 15
Mesajlar: 107
|
![]() ![]() |
|
|
|
|
|
|
#33 |
|
İstanbul (Avrupa Yakası)
Üyelik Tarihi: Nis 2009
Yaş: 15
Mesajlar: 107
|
sevgili günlük çok ateşim var ölüoRm gaLiba
|
|
|
|
|
|
#34 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.030
|
Ah. Ah sevdiğim adam. Ahh, ahh, ahh. Ekmeğim, suyum, aşım; ahh. Gülmeyi unutalı çok oldu. Ahh ki ahh.
|
|
|
|
|
|
#35 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.030
|
Bugün ortalığı topluyordum. Kaç aydır süren dağınıklığın son bulması gerekiyordu zira hiç de bana göre olmayan bir durum bu. Derlenip toplanacaklar arasında bir de ne göreyim; bir atkı. Elime alıp oturdum öylece. Sonra atkıyı koyduğum paketin içinden mektuplar çıktı. Yaa evet sana göndermeyi planladığım yanlış adresten dönen atkı ve yazıp da asla göndermeye cesaret edemediğim mektuplar. Sahi yıllar önce gönderdiğim mektuplara ve atkıyla bereye ne oldu? Attın mı acaba? Korkuyorum atmış olmandan çünkü ben hala yanına ilk gelirken giydiğim kıyafetlerimi saklıyorum. El yazın olan bir kağıt var, onu da saklıyorum ve hatta cüzdanımda taşıyorum. Bir de fotokopi bir fotoğraf. Cüzdan değişiyor kartlar değişiyor ve hatta sürekli kaybettiğim için kimliğim bile değişiyor ama senden kalanlar hep duruyor. Atamıyorum sanki kendimden bir parçayı koparıp atmak gibi geliyor. Bir ara cüzdanımla uyurdum soranlara hırsız gelirse arayıp bulamasın diye olduğunu söylüyordum, yalandı. Fotokopi bile olsa fotoğrafın vardı diye yastığımın altına koyuyordum.
Her neyse işte düpedüz aşığım sana hala, lamı cimi var mı? Yok! Kurtulamıyorum bu beladan çok uğraştım ama olmadı. Saçma salak bir haldeyim. Yaşıyorum mu yaşamıyorum mu pek farkında değilim. Nefes alıyorum almasına da ne bileyim bir tuhaf ruh hali yapıştı kaldı üstüme. Bu gün beş yıl oldu artık sana ''Aşkım'' dediğim ilk günden beri. Sen haklısın aslında her ne hissediyorsan. Ben sana sahiden seni sevdiğimi hissettiremedim galiba(Ya da hissedemediğim bilemediğim başka şeyler var her neyse). Okudum da yazıp gönderemediğim mektupları biri bana öyle şeyler yazsa ''Şuna bak yaa ne kadar da yüzeysel sadece edebiyat yapmış'' derdim. Ama biliyorum niye öyle yaptığımı olduğu gibi kendimi söylesem altta kalırdım. Ve sen sana olan sevgimi bağlılığımı kullanırdın diye endişelendim. Ama itiraf ediyorum işte evet, sensiz yapamıyorum, sana ihtiyacım var, sen gittin ve benim hayatımdan huzur gitti bir daha ne zaman bulurum bilmem o huzuru. Ne düşünürsen düşün umrumda değil. İnan değil. İstersen şımar istersen basit de. Ya da hep yaptığın gibi görmezlikten gel. Hiç bir şey umrumda değil. Nasıl olsa yoksun hayatımda bu itiraf neyi değiştirecek bütün bunları okuyup öğrensen bile. Sen yine sen ben yine ben. Evet vardı bir zamanlar bir umudum, yine elimi tutacaksın ve ben kalp atışlarını dinleyeceğim göğsünde diye. Aaa evet hiç unutmadım o anı, kalbinin sesini bile hatırlıyorum ben, 3 ya da 4 saymıştım sonra kendi kalbimin de aynı şekilde attığını farketmiştim. İnanamıyordum birinin kalbini bu denli hızlandırdığıma benim yüreğim zaten hazırdı kendini feda etmeye. Sakin duruşunu hatırlıyorum dün ki gibi aklımda, ben başımı göğsüne koymuştum uykum da vardı üstelik sen öyle sakindin ki ama kalbin hızla atıyordu, sen farketmedin yüzüne baktım o ara hafif tebessüm ediyor gibiydin işte ben de ondan sonra kendi kalbimin sesine dikkat kesildim. Nasıl da büyük bir huzurdu. Ne de güzeldi. Yıllardır kafamda bunları çevirip çevirip duruyorum çünkü hayatımda bunlardan daha güzel anlar hiç olmadı. Bundan sonrası ise muallakta. Sahiden ne olur ne biter kestiremiyorum. Bir kendini salmışlık bir koyvermişlik var. Açıkçası hiç toplayasım da yok kendimi. Millete sağlam insan havası verip caka satmaya devam ediyorum. Hiç değilse saçma sorulardan kurtulup kendime kalıyorum. İşte böyle. Benim ayakları bir türlü yere basmayan hayatımın özeti. Evet hiç iç açıcı değil biliyorum ama içim kötüyken nasıl iyi şeyler yazayım. Bu acı artık sona ersin diye dua ediyorum. Bildiğim tek şey hala sırılsıklam aşık olduğum. Nereye baksam sen varsın. Sadece seni görüyorum. Bu yani. Ne eksik ne fazla. Ben sen olmuşum. Başka da hiçbir şey bilmiyorum. |
|
|
|
|
|
#36 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.030
|
İnsan neden kaybetmekten korkar? Hem kaybetmek ya da kazanmak dediğin nedir ki? Hangi akıllı hangi zamanda uydurmuş bunları?
Bir insan niye susar? Çok mu suçludur çok mu kırılmıştır? Hangisi? Suçluysa affedilebilir mi kırgınsa yaraları sarılabilir mi? Hangisi? Ve insan gecenin bir vakti bu soruları niye sarar? Niye uykusuzluk denen bela tam gece saatlerinde aklın kapısını çalar? İşe gitmek mi zor yoksa aşık ve allak bullak bir kafayla mı işe gitmek zor? Çalışmak mı zor çalışırken hep kafanın dolu olması mı? Yıllarca böyle yaşamak mı zor yoksa bütün bunları bir anda silebilmek mi? Kişinin kendi deliliğine katlanmaıs mı zor dışarıya aklı başında havası vermesi mi? Peki ya onca şey içinde hiç kolay olan yok mu? |
|
|
|
|
|
#37 |
|
Üyelik Tarihi: Oca 2009
Yaş: 28
Mesajlar: 962
|
Kişinin kendi deliliğine katlanması ve dışarıya aklı başında havası vermesi
![]() |
|
|
|
|
|
#38 |
|
Tekirdağ
Üyelik Tarihi: Eyl 2009
Mesajlar: 10
|
hayat güzel...
eşim ben zeytin mutluyuz bi tek bebişimiz eksik zamanla oda olacak rabbim izin verirse... ama kış geliyorya içim buruk ... sanırım güneşi özlüyorum... yani en azından bu içimdeki kırılganlığı burukluluğu güneşi özlememe veriyorum yada öyle istiyorum... kimseye kırılmak ve kimseyi kırmak istemiyorum... bir kere geliyoruz hayata... kabullenirsem bilebilirsem neye kırgın olduğumu içimdeki bu sıkıntının nedenini o zaman tekrar görüşürüz günlük hoşça kal... sadece dinleyen dostlar bulmak zor şu zamanda... sessizlik her şeyi cevapladığı gibi istediğin cevabı duymuş gibide mutlu oluyorsun öte yandan ![]() |
|
|
|
|
|
#39 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.030
|
İşimi değiştiriyorum.
Yuvaya dönüş. Yehhuu. / Diğer tarafta ise offf... Her şey hâlâ aynı. Değişsin artık. Yeter. Yeniden başlasın. Bu mesaj en son " 23-09-09 " tarihinde saat 23:04 itibariyle >Ferik ve Bulut< tarafından düzenlenmiştir.... |
|
|
|
|
|
#40 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 29
Mesajlar: 2.030
|
Acilen konuşmalı ve görüşmeliyiz. Çok acil. Ama nasıl?
|
|
|
|
|
|
#41 |
|
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Mesajlar: 358
|
mutsuzum
![]() |
|
|
|
|
|
#42 |
|
Üyelik Tarihi: Oca 2009
Yaş: 28
Mesajlar: 962
|
bu gün de diğer günler gibi iğrençleşti gene. canımın parçası güzel bebişim neredeyse 2 haftadır kayıp. artık geri gelmicek herhalde. ona durduğu yerde kim ne yaptıysa ve dışarıya bırakıp gitmesine izin verdiyse lanet olsun. bi arabanın altındamı kaldı yoksa birisi bağlayıp esirmi etti zorla yoksa başına başka birşeymi geldi hiç bilmiyorum. ama bunu bana yapan sözde apartman sakinlerine süprizim çok feci olacak. artık sessiz sakin uysal bebişler yerine sadist psikopat delikanlılar bakıcam evimde. atlasa yaptıklarını umarım yeni köpeklerimede yaparlar. bir gram bile acırsam şerefsizim.
![]() |
|
|
|
|
|
#43 |
|
İstanbul (Anadolu Yakası)
Üyelik Tarihi: Eyl 2008
Mesajlar: 1.301
|
Giden günlerim olmuş! gördün mü sevgili günlüğüm? hiç mi hatrım yoktu,hiç mi yaşamamışım o günleri..
Gördüysen selam söyle başka b'şey istemem. |
|
|
|
|
|
#44 |
|
İstanbul (Avrupa Yakası)
Üyelik Tarihi: Nis 2009
Mesajlar: 66
|
zekirdek sonrası nasıl sakin naaaasıl..? =) Söze nerden başlamalı..? Hımmm :d Geldik yine zurnanın zırt dediği yere... Çok yazasın vardır, dertler dağ olmuştur, içinden atasın vardır ama yapamazsın... -Neden..? Çünkü yazmaya gelince tıkanıp kalırsın... Mübarek konuşmaya gelince dil pabuç... yazma da ise tık yok =) Ankara'dan 3 aya yakındır uzağım... Ankara'yı değil belki ama şu sıralar özlediğim bi iki şey var, Hasreti kavuruyor içimi :/ Bir de İstanbul'a doğru "hasretim" var ki hiç sorma gitsin :d Seviyorum.. Seviyorum.. Seviyorum.. Herşeyi.. Fişuuuuuvvvvv ((= |
|
|
|
|
|
#45 |
|
Üyelik Tarihi: Oca 2009
Yaş: 28
Mesajlar: 962
|
|
|
|
|
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| gunluk, mihav |
| Konu Araçları | |
| Mod Seç | |
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Mihav 2009 Takvimi... Tüm üyelere sevgilerle (: | alerjik_nane | Multimedia | 25 | 13-07-10 23:49 |
| Mihav tiyatrosu kurulduğunda... | alerjik_nane | Etkinlik | 38 | 06-08-09 19:32 |
| Mihav üye yemini :) | alerjik_nane | Paylaşım - Sohbet | 29 | 05-04-09 13:51 |
|
|