Markamama.com
Geri Git   Mihav.com > Serbest Kürsü > Paylaşım - Sohbet


Cevap Yaz
Eski 23-10-08, 23:06   #16
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

BETİK: (Tür.) Er. - Yazılı olan şey, yazılmış yapıt.

BETİM: (Tür.). 1. Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açık bir biçimde, söz ya da yazıyla anlatma, tasvir. 2. Herhangi bir şeyin resmi ya da heykeli.

BETÜL: (Ar.) Ka. 1. Bakire. 2. Erkekten çekinen, erkeklere yaklaşmayan namuslu kadın. 3. Ayrı kök salan fidan. 4. Hz. Meryem'in lakabı. 5. Hz. Muhammed (s.a.s)'in kızı Hz. Fatıma'nın lakabı.

BETÜLAY: - (bkz. Betül).

BEYAN: (Ar.). 1. Bildirme, söyleme, açıklama. 2. Belagat ilimlerinden ikincisi. 3. Belli apaçık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BEYATİ: (Ar.) Er. 1. Gece uyuma, gece iş görme, geceyi işiyle geçirme. 2. Türk müziğinin en eski makamlarından olup, hala kullanılmakta olan bir makamdır.

BEYAZ: (Ar.) Ka. 1. Ak, en açık renk. 2. Aydınlık. 3. Deri rengine göre bir insan ırkı. 4. Yumurta akı. -Mahalli yerlerde kadın adı olarak kullanılmakladır.

BEYAZIT: (Ar.) Er. - Ebu Yezid, Yezid'in babası, kısaltılmıştır. - Arapça'dan Türkçeleşmiş.

BEYBOLAT: (Tür.) Er. - Çelik gibi güçlü, saygın kimse.

BEYBARS: (Tür.) Er. - (bkz. Baybars).

BEYCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Beybolat).

BEYDA: (Ar.) Ka. 1. Tehlikeli yer. 2. Sahra, çöl. 3. Mekke ile Medine arasında düz bir yer.

BEYHAK: (Ar.) Er. - Horasan'ın Nişabur eyaletinde bir bölge.

BEYHAKİ: (Ar.) Er. - el-Beyhaki: Arap müellifi olup muhaddis ve Şafii fakihlerindendir.

BEYHAN: (Tür.) Ka. - Hükümdarların üstünü. Seçkin han. Beyhan Sultan: Mustafa III. kızı.

BEYKAL: (Tür.) Er. - (bkz. Beycan).

BEYKAN: (Tür.) Er. - (bkz. Beycan).

BEYREK: (Tür.) Er. 1. Çok nazik, efendi, bey. 2. Hüzünlü.

BEYSAN: (Tür.) Er. - (bkz. Beycan).

BEYSUN: (Tür.) Ka. - Nazik insan.

BEYTİYE: (Ar.) Ka. - Eve ait, evle ilgili.

BEYTÖRE: (Tür.) Er. - Baş adet, adetleri yerine getiren.

BEYZA: (Ar.) Ka. 1. Daha ak, çok beyaz. 2. Günahtan kaçınmış. Günahla kirlenmemiş.

BEYZADE: (Tür.) Er. 1. Beyoğlu. 2. Soylu kimse. - Farsça'dan birleşik isim olarak Türkçeleştirilmiştir.

BEYZAVİ: (Ar.) Er. - Beyzavi (Abdullah b. Ömer). İran'da yaşamış Tefsir ve Kelam alimi. Şafii mezhebindendir. Tefsirin yanında fıkıh usulü, kelam ve irab hakkında eserler vermiştir.

BEZEN: (Tür.) Ka. - Süs, benek, zinet.

BEZMİ ALEM: (Ar.) Ka. - Dünya meclisi, sohbet toplantısı. Bezm-i Alem Sultan. Sultan Abdülmecid'in annesi.

BİCAN: (Fars.) Er. 1. Cansız, ruhsuz. 2. Canını esirgemeyen, şehit.

BİDAYET: (Ar.) Ka. - Başlama, başlangıç.

BİDİL: (Tür.) Er. - Hindistan'da yerleşmiş Farsça yazan büyük Türk şairi.

BİGE: (Tür.) Ka. - Evlenmemiş, çouğu olmamış.

BİHRUZ: (Fars.) Ka. - İyi gün, güzel gün anlamında. Bihruze Hatun: Şah İsmail'in zevcesi. Çaldıran'da yenilip her şeyini bırakan Şah İsmail'in zevcesi.

BİHTER: (Fars.) Ka. - Pek iyi, daha iyi.

BİHTERİN: (Fars.) Ka. - En iyi, pek iyi.

BİKE: (Tür.). - Benzersiz, eşsiz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BİLAD: (Ar.) Er. - Şehirler bölge, eyalet, memleket isimlerini ifade için terkiplerde kullanılır.

BİLAL: (Ar.) Er. - Su gibi ıslatan, ıslatış, ıslaklık. Bilal b. Raba: İslamın ilk müezzini, Habeş asıllı olup İslamı köle olarak ilk kabul edenlerden birisidir.

BİLAN: (Tür.) Er. - Süslü ve işlemeli kılıç kemeri.

BİLAY: (Tür.). - Ay gibi asil ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BİLDAR: (Fars.) Er. 1. Bel, belleyen, yer kıran, kürek çeken. 2. İstihkam neferi.

BİLEK: (Tür.) Er. - Güç, kuvvet.

BİLEN: (Tür.) Er. - Bilgili, görgülü, anlayışlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BİLGE: (Tür.). - Bilgili, iyi geniş, derin, bilgi sahibi kimse. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

BİLGEALP: - (bkz. Bilge).

BİLGEHAN: (Tür.) Er. - Göktürk hakanı (683-734). Babası Kutluğ İlteriş Han'dır.

BİLGE HATUN: (Tür.) Ka. - Kutluk Han'ın annesi. Türk hükümdarı (VIII.yy-).

BİLGEKAĞAN: (Tür.) Er. - (bkz. Bilge). Bilge Kağan (683-734). Göktürk hakanı. İkinci Göktürk hanedanlığının kurucusu.

BİLGEKAN: (Tür.) Er. - Bilgin soydan gelen.

BİLGEN: (Tür.) Ka. - (bkz. Bilge).

BİLGER: (Tür.) Er. - Akıllı, bilgili, bilge, bilgin.

BİLGİN: (Tür.). - Bilgili kişi (alim, karşılığı olarak da kullanılmaktadır). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BİLGİNUR: (t.f.i.) Ka. - Bilginin ışığı, bilginin aydınlığı.

BİLGİSER: (t.f.i.) Ka. - (bkz. Bilginer).

BİLGİYE: (Tür.) Ka. - Bilgin hanım.- Yanlış yapılmış isimlerdendir.

BİLGÜN: (Tür.) Ka. - (bkz. Bilgin).

BİLKAN: (Tür.) Er. - Bilgili.

BİLLUR: (Ar.) Ka. 1. Bazı cisimlerin tabi olarak aldıkları geometrik şekil. 2. Duru, berrak, kesme cam, kristal. 3. Necef taşı. (Mec.) Temiz, pırıl pırıl insan.

BİLMEN: (Tür.) Er. - Bilen, anlayan, bilgili.

BİLSEN: (Tür.) Ka. - Kendini bil.

BİLTAY: (Tür.) Er. - (bkz. Bilmen).
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:07   #17
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

BİNALİ: (Ar.) Er. - Ali'nin oğlu.

BİNALP: (Tür.) Er. - Yiğitler.

BİNAY: (Tür.) Ka. - Bin tane ay, çok kuvvetli ışık.

BİNHAN: (Tür.) Ka. - Hanların hanı.

BİNKAN: (Tür.) Er. - Soylu kanlar.

BİNNAZ: (Tür.) Ka. 1. Nazlı. 2. Cilveli. 3. Allah'a yalvaran.

BİNNUR : (Tür.) Ka. 1. Nurla özdeşleşmiş. 2. Bin tane nur.

BİNTUĞ: (Tür.) Er. - (bkz. Binkan).

BİRANT: (Tür.) Er. 1. Özel, tek yemin. 2. Özelliği olan yemin.

BİRAT: (Tür.) Er. 1. Asil, soylu, bir aileye mensup. 2. İlk erkek çocuğa verilen isim.

BİRAY: (Tür.) Ka. - Ay gibi tek, eşsiz.

BİRCAN: (Tür.) Er. - Tek, eşsiz. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BİRCE: (Tür.) Ka. - Tek, eşsiz, biricik.

BİRCİS: (Ar.) Ka. - Gezegen, Jüpiter, müşteri yıldızı, bercis.

BİRDAL: (Tür.) Er. - Bir tane, tek dal.

BİRGE: (Tür.) Er. 1. Kamçı. 2. Birlikte, beraber.

BİRGİ: (Tür.) Ka. - Batı Anadolu'da İzmir ilinin Ödemiş ilçesinin merkezi, Bozdağ eteklerinde kurulmuştur.

BİRGİT: (Tür.) Er. - Birleşik, birleşmiş, birlik almış.

BİRGİVİ: (Tür.) Er. - Birgivi: Büyük din ve dil alimi (d. 1522) İmam Birgivi lakabıyla şöhret olmuş, vasiyetnamesi ve ilmihali o dönem halkının ihtiyacını karşılamıştır.

BİRGÜL: (Tür.) Ka. - Bir tane, tek gül. Kıymetli gül.

BİRHAN: (Tür.) Er. - Tek yönetici.

BİRİM: (Fars.) Ka. - Bir tanem, biriciğim.

BİRKAN: (Tür.) Er. - Soylu.

BİRKE: (Ar.). 1. Büyük havuz. 2. Gölcük. 3. Göğüs. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BİRMA: (Hint.). - Çin Hindi'nde bir yer. Birmanya diye de tanınır. Birmanya müslümanları ülkelerinin % 30'una ulaşmışlardır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BİRMEN: (Tür.) Er. - Tek olan, benzeri olmayan kimse.

BİROL: (Tür.) Er. - Tek ad, bir ol.

BİRSEN: (Tür.) Ka. - Sadece sen, tek sen.

BİRSEV: (Tür.) Ka. - Tek sevgili.

BİRSİN: (Ar.) Ka. - Yonca.

BİRTAN: (Tür.) Er. - Bir tane, tek.

BİRUN: (Fars.) Er. 1. Dışarı. 2. Dış harici. 3. Osmanlı Devleti'nde saray dışında vazifeli memurlar.

BİRÛNÎ: (Fars.) Er. - Reyhan Muhammed b. Ahmed el-Biruni: Büyük İslam bilgini (973-Gazne 1048). İbn Sina'dan ders altı. Hindistan'a gitti. Sanskritçe öğrendi. Pozitif ilimlerin hepsiyle ilgilendi ve bu konuda birçok kitap yazdı.

BİSTAMİ: (Fars.) Er. - (bkz. Bistem). - Bayezid Bistami: Ünlü mutasavvıf, hayatı hakkında çok az şey bilinmektedir.

BİSTEM: (Fars.) Er. - Horasan eyaletinde El-Bürz eleklerinde bir şehir. Hüsrev 2. Pervizin dayısı Bistam tarafından kurulduğu için bu ismi almıştır. Elmaslanyla ünlüdür.

BİŞAR: (Fars.) Er. 1. Esir tutsak. 2. Altın, gümüş kakmalı işlemeler. 3. Saçılan şey, saç. 4. Güçsüz, dermansız.

BİŞR: (Ar.) Er. - Güler yüzlü kişi, güleç, sevimli. Bişr b. Bera': Sahabedendir. Babası Bera' b. Marun Akabe beyatına katılanlardandı. Bişr, iyi bir savaşçı ve okçuydu. Yahudi bir kadının verdiği zehirli eti yiyince zehirlenerek şehid oldu.

BİTENGÜL: (Tür.) Ka. - Güllerin bitmesi.

BOĞAÇ: (Tür.) Er. - Küçük yaşta boğa öldürdüğü için kendisine bu ad verilen, Dede Korkut hikayelerindeki bir kahraman. Dirse Han'ın oğlu.

BOĞAÇHAN: - (bkz. Boğaç).

BOĞATAŞ: (Tür.) Er. - Ünlü Türk beylerinden biri.

BOLGAN: (Tür.) Er. - Eski Türk adlarından.

BOLHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Bolgan).

BORA: (İtal.) Er. - Araziden çıkan şiddetli rüzgar.

BORAN: (Tür.) Er. - Rüzgar, şimşek, gökgürültüsü, sağanak yağmurun birlikte olduğu iklim hadisesi. Boran Hatun: Emevi halifesi Me'mun'un zevcesi.

BORANALP: - (bkz. Boran).

BORATAY: - (bkz. Boran).

BOYLA BAĞA TARKAN: (Tür.) Er. - Anlamı iyice bilinmemekle birlikte. Orhun yazıtlarında vezir Tonyukuk'a verilen unvan olarak geçer.

BOYLA KUTLUG YARGAN:

(Tür.) Er. - Eski Türklerde birleşik rütbe unvanı. Suci yazıtında Kırgız kabilesinden Yaplakar Kan Ata'nın ünvanı olarak geçer.

BOYLAN: (Tür.) Er. - Kibirli, mağrur.

BOYRAZ: (Tür.) Er. - Kuzey rüzgarı.

BOYSAN: (Tür.) Er. - Uzun boylu, yakışıklı delikanlı.

BOYSEL: (Tür.). - Uzun boylu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:08   #18
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

BOZAN: (Tür.) Er. - Büyük Selçuklu Emiri. Selçuklu Sultanı Melikşah'a büyük yardımları dokundu. Kazanılan birçok zaferde etkin rol oynadı.

BOZBEY: (Tür.) Er. - Kır beyi, gri.

BOZBORA: (Tür.) Er. - Fırtına.

BOZDOĞAN: (Tür.) Er. - Bir şahin türü.

BOZER: (Tür.) Er. - Beyaz tenli.

BOZKAYA: (Tür.) Er. - (bkz. Bozer).

BOZKURT: (Tür.) Er. - Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.

BOZUN: (Tür.) Er. 1. Büyük Selçuklu emirinin adı. 2. Sürülmemiş tarla.

BOZYEL: (Tür.) Er. - Yağmur getiren lodos rüzgarı.

BOZYİĞİT: (Tür.) Er. - (bkz. Bozer).

BÖKE: (Tür.) Er. 1. Kahraman, güçlü kimse. 2. Önder, başkan, reis. 3. Kabadayı, cesur efe. 4. Güreşçi, pehlivan.

BÖRÇETİN: (Tür.) Er. - Eski tarihçilere göre Türkleri Ergenekon'dan kurtaran demircinin adı.

BÖRİTİGİN: (Tür.) Er. - Karahanlı hükümdarı. Maveraünnehir'e hakim oldu. Bastırdığı paralarda İbrahim b. Nasr adıyla anılır (XI. yy.).

BUDAK: (Tür.) Er. 1. Ağacın dal olacak sürgünü. 2. Dal. 3. Dalın göv*de içindeki sert bölümü.

BUDUN: (Tür.) Er. - Halk, kavim, ahali.

BUDUNALP: - (bkz. Budun).

BUĞRA: (Fars.) Er. 1. Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. 2. Turna kuşu, turna sürüsünün önünde uçan turna horozu. 3. Harizm hükümdarlarından birinin lakabı.

BUĞRAHAN: (f.t.i.) Er. 1. X. yy.'ın başlarında Orta Asya'daki yağma boyundan çıkan ve ilk İslam devletinin Türk hükümdarlarının birçoğuna verilen ünvan. 2. İliğ ve Karahanlı sülalesinden birçok hükümdarların unvanıdır. - Tarık Buğra, Saltuk Buğra.

BUHAYRA: (Ar.) Ka. 1. Küçük deniz. 2. Mısır'ın kuzeybatısında bir şehir.

BUHRİ: (Ar.) Er. 1. Tütsüye ait. 2. Denize ait.

BUHTAN: (Ar.). - Yalan, iftira. - İsim olarak kullanılmaz.

BUKA: (Ar.). - 1. Ülke, yer. 2. Büyük bina. 3. Ben, benek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Buka Han: Altınordu devletinin Bayagut boyundan Nogay Yarguçi adlı prensin oğlu.

BUKET: (Fars.) Ka. - Çiçek demeti.

BUKLE: (Fars.) Ka. - Kıvrılmış, küçük lüle şeklinde saç.

BULAK: (Tür.) Er. - Kaynak, pınar, çeşme.

BULGAR: (Tür.) Er. - Olgun, bilgili, görgülü, hoşgörülü kimse.

BULUT: (Tür.). - Su buharlarının yoğunlaşmasıyla meydana gelen ve gökyüzünde mahiyetine göre farklı yükseklikte bulunan hava kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BUMİN: (Tür.) Er. - Göktürk devletinin kurucusu (Öl. 552). Avarlarla arası açılınca, savaşarak onları çökertti ve merkezi Ötüken olmak üzere Göktürk devletini kurdu (552). Aynı yıl öldü.

BUMİNHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Bumin).

BURAK: (Ar.) Er. - Berk-Yıldırımdan türetilmiştir. - Hz. Muhammedin Mirac'daki bineği. Kur'an'da böyle bir isim geçmemekle beraber, İslam kaynaklarında böyle bir binitin olduğuna dair rivayetler vardır. Burak Reis: (Öl. 1499). Osmanlı denizcilerinden.

BURCU: (Tür.) Ka. - Güzel koku.

BURÇ: (Ar.) Er. 1. Süryanice Burgus kelimesinin Arapçalaştınlmış hali. 2. Kalenin köşelerine yapılan daha yüksek ve daha kalın çıkıntı kule. 3. Yuvarlak bina. 4. Güneşin ayrıldığı oniki kısımdan herbiri. 5. Tek hisar.

BURÇAK: (Tür.). - Baklagillerden, taneleri yemiş olarak kullanılan bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BURÇHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Burç).

BURÇİN: (Tür.) Ka. - Dişi geyik.

BURHAN: (Ar.) Er. 1. Delil hüccet. 2. Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran delil. 3. İlahi aydınlık.

BURHANEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin el-Buhari (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. el-Muhit el-Buhari'dir. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.

BURKAN: (Tür.). - Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad. - İsim olarak kullanılmaz.

BURKHAN: (Tür.). - Put, heykel, Buda heykeli. - İsim olarak kullanılması yanlıştır.

BUSE: (Fars.) Ka. - Öpüşmek, öpmek. - İslâmî ahlâka aykırı olduğu için isim olarak kullanılmaz.

BUYAN: (Tür.). 1. Mutluluk, uğur, talih. 2. İyi biliş, sevab. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BUYRUK: (Tür.) Er. 1. Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı güç. 2. Egemen. 3. Emir. 4. Kendi başına hareket eden.

BUYRUKALP: - (bkz. Buyruk).

BÜKLÜM: (Tür.) Ka. - Bükülmüş kıvrılmış şeylerin oluşturduğu halka.

BÜLBÜL: (Ar.) Ka. 1. Sesinin güzelliğiyle ünlü ötücü kuş. 2. Sesi çok güzel olan kimse. Bülbül Hatun: Bayezid II.'in eşi. (Öl. Bursa 1515). Şehzade Ahmed'in annesi.

BÜLENT: (Fars.) Er. - Yüce yüksek, ala, ulu.

BÜNYAMİN: (Ar.) Er. - Yakub peygamberin en küçük oğlu.

BÜRDE: (Ar.) Ka. 1. Hırka, Arapların gece üzerlerine örttükleri, gündüz giyindikleri elbise. 2. Ka'b b. Züheyrin yazdığı kaside. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s) tarafından beğenilmiş ve Peygamberimiz hırkasını çıkararak şaire giydirmiştir. Bu yüzden bu kaside "Kaside-i bürde" olarak tanınır.

BÜRGE: (Tür.). - Bir yerde duramayan canlı, taşkın kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BURKAN: (Ar.) Er. - Yanardağ, volkan.

BÜRKE: (Ar.) Ka. 1. Martı. 2. Havuz, gölcük.

BÜŞRA: (Ar.) Ka. - Müjde, sevinçli haber.

BÜTE: (Tür.) Ka. - Fidan.

BÜTEYRA: (Ar.) Ka. 1. Güneş. 2. Sabah.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:09   #19
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

C


CABBAR: (Ar.) Er. - (bkz. Cebbar).

CABGU: (Ar.) Er. 1. Efendi, 2. Bey. 3. İleri gelen, saygın kimse.

CABİR: (Ar.) Er. - 1. Cebreden, zorlayan. 2. Galip gelen. 3. Aziz ve kuvvetli olan. Allah'ın hükümlerini uygulamada güç kullanan. 4. Kırıkçı, kırık sancı. Cabir b. Abdullah b. el-Ensari: Sahabedendir (603-697). Birinci Akabe Bey'atından sonra müslüman oldu. Rasulullah'ın bulun savaşlarına katıldı. Sahabenin bilginlerindendi. Kendisinden çok sayıda hadis rivayet edilmiştir.

CABİRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Cabir).

CABİYE: (Ar.) Ka. 1. Hazine (bkz. Semahat). 2. Şam'ın güneybatısında, Çavlan'da bir yer. 3. Havuz.

CAFER: (Ar.) Er. - Küçük akarsı. Çay. Cafer b. Muhammed: Lakabı es-Sadık olup 12 imamın 6.'ncısıdır. Muhammed b. el-Bakır'ın yerine imamete geçmiştir. Cafer-i Tayyar: Hz. Alinin kardeşi olup, Mute savaşında bayrak tutarken iki elini de kaybederek şehid olmuştur. Bugün Mute civarında kabri bulunmaktadır.

CAHİD: (Ar.) - Er. - Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur'an-ı Kerim'de "cihad et". "Allah yolunda savaşa çık" anlamında kullanılmıştır. - Dil kuralında "d/t" olarak kullanılmaktadır.

CAHİDE: Ka. - (bkz. Cahid).

CAHİZ: (Ar.) Er. 1. Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2. Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmıştır. - Cahiz b. Ebu Osman, Basra Mutezile kelamcılarının ileri gelenlerinden. Bir köle olduğu halde ilimde ilerlemiş ve devrinin ünlü simalarından olmuştur.

CAİZ: (Ar.) Er. 1. Geçer. 2. Caiz, İslam'ın mumaleta taalluk eden 5 ahkamından biridir. 3. İşlenmesi, yapılması "müsaade alınabilir" anlamında olup, şeran yasaklanmayan her fiili içerir.

CAİZE: (Ar.) Ka. 1. Armağan, hediye. 2. Yol yiyeceği, azık. 3. Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.

CALİB: (Ar.) Er. - Çekici, celbedici, cazib.

CALİBE: (Ar.) Ka. - Kendine çeken, celbeden, çekici.

CALP: (Ar.) Er. - Güçlü, kuvvetli, gayretli.

CALUT: (Ar.) Er. - Calut, Ad ve Semud kavimlerinin soyundandır. Hz. İsmail'den evvel bir müddet Beni İsrail'e hükümdar oldu. Onlara zulmetti. Filistin'de yaşayan Berberilerin krallarına Calut adı veriliyordu. Filistinlilere yaptığı zulümden dolayı Hz. Davud tarafından öldürülmüştür. Kur'an-ı Kerim'da üç yerde ismi geçmektedir (el-Bakara, 249-250-251). İsim olarak tercih edilmez.

CAMİ: (Ar.) Er. 1. Derleyen, toplayan. 2. İçine alan. 3. Cuma namazı kılınan mescid. 4. En az sekiz bablık hadis kitabı. - Molla Cami: İranın XV. asırda yetişmiş büyük mutasavvıf, mütefekkir, alim ve şairi. Asıl adı Mevlana Nureddin Abdurrahman b. Nizameddin'dir. Birçok manzum ve mensur eserleri vardır.

CAN: (Fars.) Er. 1. Can, ruh. Hayat. 2. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. 3. Gönül, yakın dost, çok sevilen arkadaş. 4. Mevlevi ve Bektaşi tarikatlarında dervişlerin birbirlerine hitabı. 5. Kişi, fert. 6. Sevgili.

CANAL: (Tür.). 1. Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CANALP: (Tür.) Er. - Özünde yiğitlik, güçlülük olan kimse. Cana yakın yiğit.

CANAN: (Fars.) Ka. - Sevgili, gönül verilmiş, sevilen kadın.

CANAY: (Tür.). - Ay gibi temiz, saf, parlak kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CANAYDIN: (Tür.) Er. - Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.

CANBEK: (Tür.) Er. 1. Özü pek. 2. Güçlü kişilikli kimse. Canbek Giray (1568-1636): Kırım hanı. Devlet Giray'ın torunu. Şakay Mübarek Giray'ın oğlu. Selamet Giray'ın son zamanlarında kalgay (veliaht) oldu. Arkasından han oldu. IV. Murat tarafından Rodos'a sürüldü.

CANBERK: (Tür.) Er. - Güçlü, sağlam kimse.

CANBEY: (Tür.) Er. - Canım gibi sevgili.

CANBULAT: (Tür.) Er. - Canbulat en-Naşirî. Mısır Memlûk sultanı. Yaşbekin kölesiydi. Yaşbek, Canbulat'ı Sultan Kayıtbay'a sattı. Kayıtbay kendisine önemli görevler verdi. Halep ve Şam valiliğine kadar yükseldi. 1500 yılında sultanlığı ele geçirdi.

CANDAN: (Tür.) Ka. 1. Samimi, içten, kalbi. 2. Yakınlık belirten davranış.

CANDANER: (Tür.) Er. - İçten, samimi, dost kimse.

CANDAR: (Tür.) Er. 1. Silah taşıyan, can ve dar isimlerinden müteşekkil birleşik isim. 2. Osmanlı'da, hassa askeri, kılıç askeri, idam hükümlerini infaz eden kimse. 3. Jandarma. Muhafız.

CANDEĞER: (Tür.) Er. - Uğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen.

CANDEMİR: (Tür.)Er. - Özü güçlü, demir gibi sağlam kişilikli.

CANDOĞAN: (Tür.) Er. - Cana doğan.

CANEL: (Tür.) Er. - İçten uzatılan el, dostluk eli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CANER: (Tür.) Er. - Delikanlı, genç, dinamik. - Can ve er kelimelerinden birleşik isim.

CANFEDA: (Fars.). - Canını veren, özverili kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Canfeda Hatun: III. Murad'ın annesinin en gözde cariyesiydi. Harem kethüdalığına getirildi ve sarayda büyük nüfuz kazandı.

CANFER: (Fars.) Er. 1. Aydın bilgili. 2. Güçlü saygın.

CANFEZA: (Fars.) Ka. - Can artıran, cana can katan.

CANGİRAY: (Tür.) Er. - (bkz. Giray).

CANGÜL: (Tür.) Ka. 1. Gül gibi canlı. 2. Güzel, temiz kimse.

CANGÜN: (Tür.) Er. - Doğduğu gün çok sevinilen kimse.

CANGÜR: (Tür.) Er. - Canlı, neşeli kimse.

CANİB: (Ar.) - Ön taraf, cihet. -Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.

CANİPEK: (Tür.) Ka. 8211; Yumuşak huylu (kimse).

CANKAN: (Tür.) Er. - Soyu temiz, asil kimse.

CANKUT: (Tür.) Er. 1. Kişinin mutluluğu talihi, şansı, uğuru. 2. Mutlu talihli kimse.

CANNUR: (Tür.) Ka. - Özü aydınlık, nurlu kimse.

CANOL: (Tür.) Er. - Canım ol, can gibi içten ol.

CANRUBA: (Fars.) Ka. - Gönül alan, sevgili.

CANSAL: (Tür.) Er. - (bkz. Can). -Can ve sal kelimelerinden birleşik isim.

CANSEL: (Tür.) Ka. - Hayat veren su. - Can ve sel kelimelerinden birleşik isim.

CANSEN: (Tür.). - Sen cansın, sevilensin. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CANSER: (Tür.). - (bkz. Can). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CANSES: (Tür.) Ka. - (bkz. Canser).

CANSET: (Tür.) Ka. - Küçük kraliçe, prenses.

CANSEVER: (Tür.) Ka. - (bkz. Cansın).

CANSIN: (Tür.) Ka. Canım gibisin, canımsın.

CANSOY: (Tür.) Er. - Asil, soylu, cana yakın.

CANSU: (Tür.) Ka. 1. Hayat veren su, tazelik. 2. Sevgili, sevimli.

CANSUN: (Tür.) - (bkz. Cansu). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CANTEKİN: (Tür.) Er. - Tek can, eşsiz can.

CANTEZ: (Tür.) Er. - Tez canlı, aceleci.

CANTÜRK: (Tür.) Er. - İyi hasletlere sahip Türk.

CANVER: (Tür.) Er. - Canlı, haşere.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:09   #20
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

CARULLAH: (Ar.) Er. - Allah'a yakın. Allah dostu. Carullah Zemahşeri: Müfessir, alim.

CAVİD: (Fars.) Er. - Baki, daimi, ebedi.

CAVİDAN: (Fars.) Ka. - Daimi kalacak olan, sonrasız, ebedi.

CAVİDE: (Fars.) Ka. - (bkz. Cavidan).

CAVİT: (Fars.) Er. - (bkz. Cavid).

CAZİM: (Ar.) Er. 1. Kesin. 2. Kesin kararlı. Cazim Mehmed: Türk şair (1725).

CEBBAR: (Ar.) Er. 1. Cebreden, zorlayıcı. 2. Kuvvet, kudret sahibi Allah, Allahın isimlerinden. 3. Becerikli. 4. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi.

CEBE: (Ar.) Er. 1. Zırh. 2. Osmanlıda silah ihtiyacını karşılayan aracın adı. Cebeci ocağı, Yeniçeri ocağının kaldırılmasıyla ilga edilmiş, kaldırılmıştır. Cebe Ali Bey: Türk komutan (XV. yy.) İstanbul'un fethine kendi sipahileriyle katıldı. Ele geçirdiği kapı kendi adıyla anıldı. Cibali kapısı.

CEBEL: (Ar.) Er. 1. Dağ. 2. Tarıma elverişsiz arazi.

CEBERUT: (İbr.) Er. - İbranice "kudret" anlamına gelmektedir. Yeni Eflatuncu filozoflar ile işraki felsefesine tabi olan mutasavvıflara verilen ad.

CEBİR: (Ar.) Er. 1. Zorlamak. 2. Düzeltme, onarma. 3. Kırık veya çıkık bir kemiği yerleştirip sarmak.

CEBİRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Cebir).

CEBRAİL: (Ar.) Er. 1. Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2. Cibril, İbranice Allahın kulu. 3. Az çok zorla olgunlaştırmak. Cebrail b. Ömer. Batı Karahanlı hükümdar (1099-1102).

CEDİS: (Ar.) Er. - Arabistanın yerli kabilelerinden birinin adı.

CEHDİ: (Ar.) Er. - Uğraşan, çalışan. Çaba ve gayret gösteren.

CEHİD: (Ar.) Er. - Çalışma, çabalama, uğraşma. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.

CEHM: (Ar.) Er. - Cehm b. Safvan: İslam kelamcısı. Mürcie ve Mutezile kelamından kendisine ait inanç kaidelerini belirleyerek özel bir akım geliştirmiştir. Öğrencileri II. yy.'a kadar Cehmiye inancını taşıyarak, Tirmiz'de yaşadılar. Daha sonra Eş'ariye mezhebine girmişlerdir.

CEHVEN: (Ar.). - Kurtuba'da yerleşmiş, birçok alim, fakih, vezir yetiştirmiş meşhur bir Arap ailesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CELADET: (Ar.). 1. Gözüpeklik. 2. Yiğitlik. 3. Kahramanlık.

CELAL: (Ar.) Er. 1. Büyüklük, ululuk azamet. 2. Hiddet, öfke. 3. Allah'ın "Kahhar, cebbar, mütekebbir" gibi sertlik ve büyüklük ifade eden sıfatları. Kur'an'da Rahman suresi 27, 78. ayetlerde geçmektedir. Zül Celali; Celal sahibi Allah.

CELALEDDİN: (Ar.) Er. 1. Dini savunan. 2. Dinin ululadığı, övdüğü. Celaleddin Harizmşah: Son Harizm hükümdarı (Öl. 1231). Celaleddin Rumi: Ünlü Türk mutasavvıfı, Mevlana. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılmaktadır.

CELASUN: (Tür.) Er. 1. Kahraman, cesur, atak, delikanlı, yiğit. 2. Genç sağlıklı, gürbüz.

CELAYİR: (Tür.) Er. - Moğol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamıştır. Celayirliler devleti, kendisine İlhanlılar devletini örnek almıştır.

CELİL: (Ar.) Er. 1. Büyük, ulu. (bkz. Celal). Allah için sıfat olarak kullanılır. 2. Osmanlı devletinde vezir ve müşir rütbelerinde bulunanlara hitapta bu sıfat kullanılırdı. 3. Güzel sanatlarda bir yazı stili.

CELİLAY: (a.t.i.). - Ulu, yüce ay. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CELİLE: (Ar.) Ka. - (bkz. Celil).

CELVET: (Ar.) Er. 1. Yerini yurdunu terk etmek. 2. Tasavvufta, kulun, Allanın sıfatlarıyla halvetten çıkışına ve fena fillahda fani oluşuna denilir. Celvetiye; Aziz Mahmud Hüdayi'nin kurduğu tarikatının adı.

CEM: (Ar.) Er. 1. Toplama, biraraya getirme, yığma. 2. Hükümdar, şah. 3. Süleyman Peygamberin lakabı. 4. Büyük İskender'in lakabı. Cem Sultan: Fatih Sultan Mehmed'in Çiçek hatundan olma oğlu (1459-1495).

CEMAL: (Ar.) Er. - Yüz güzelliği, zahiri ve batıni güzellik. Allah'ın rahmetle tecellisi. Allah'ın lütuf, ihsan, rıza sıfatlarının karşılığı.

CEMALLEDDİN: (Ar.) Er. 1. Dinin cemali, parlak yüzü. Daha çok şeref unvanı olarak kullanılmıştır. el-Cevad el-İsfahani tarafından ilk defa kullanılmıştır.

CEMALULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın lütfü, bağışı.

CEMİL: (Ar.) Er. 1. Güzel erkek. 2. İyilikle anma. 3. Eskiden okullarda verilen başan kağıdı.

CEMİLE: (Ar.) Ka. 1. Güzel kadın. 2. Gönül almak amacıyla yapılan davranış. 3. İlk Emevi devrinde yaşamış meşhur Arap şarkıcısı.

CEMİNUR: (Ar.) Ka. - Işık, nur topluluğu, çok nurlu, aydınlık kimse.

CEMRE: (Ar.) Er. 1. Ateş. 2. Kor halinde ateş. 3. Şubat ayında azar azar artan sıcaklık. 4. Hacıların Mina'da şeytan taşlaması. Küçük taş parçası. Arafat'ta hacıların şeytan taşlamaları.

CEMŞASB: (Fars) Er. 1. Hz. Süleyman. 2. Cemşid'in oğlu.

CEMŞİD: (Fars.) Er. - Cemşasb'ın babası.

CENAB: (Ar.) Er. - "Yan"manasına gelir. Şeref, onur ve büyüklük terimi olarak kullanılır. Hazret, Cenab-ı Hakk, Cenab-ı Halik, Allah. - Dil kuralı açısından "b/p" olarak kullanılmaktadır.

CENAN: (Ar.) Ka. - Kalb, yürek, gönül.

CENGAVER: (Fars.) Er. Savaşçı, silahşor. Savaşı seven, savaşkan, dövüşken.

CENGEL: (Fars.) Er. - Orman.

CENGER: (Fars.) Er. - (bkz. Cengaver).

CENGİZ: (Tür.) Er. - Cengiz Han. Moğol İmparatorluğu'nun kurucusu, asıl adı Timuçin'dir. Moğolcada Çing sıfatının çoğulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamındadır. İslam ülkelerine düzenlediği seferlerle acımasız ve gaddarca müslümanları katletti. İslam medeniyetine büyük ölçüde tahribat verdi.

CENK: (Fars.) Er. - Harp, savaş, kavga. - İsim olarak kullanılması uygun değildir. Hz. Peygamberin değiştirdiği isimlerden birisi.

CENKER: (f.t.i.) Er. - İyi savaşan, savaşçı.

CENNET: (Ar.) Ka. 1. Uçmak. 2. Bahçe. 3. Çok ferah ve havadar yer. 4. Firdevs. - Allah'ın insanlara müjdelediği, ölümden sonraki alemde bulunan, Allah'a inanan, günah işlememiş veya günahlarından temizlenmiş olanların gireceği fevkalade güzel yer. 8 cennet olduğu rivayet edilmiştir. Daru'1-Celal, Daru's-Selam, Cennetü'l-Me'va, Cennetü'1-Huld, Cennetü'n-Naim, Cennetü'l-Firdevs, Cennetü'l-Karar, Cennetü'1-Adn.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:10   #21
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

CEREN: (Tür.) Ka. - Halk ağzında "ceylan" anlamına gelir.

CERİB: (Ar.). - Hububat için kullanılan bir ölçek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CERİR: (Ar.) Er. İp, halat. Yular anlamında. Sahabeden bu ismi taşıyanlar vardır.

CERİT: (Ar.) Er. 1. Verimsiz çorak yer. 2. Bekar.

CESARET: (Ar.) Ka. - Yüreklilik, korkusuzluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CESİM: (Ar.) Er. - İri, büyük, kocaman, ulu, mühim.

CESİMİ: (Ar.) Er. - İri, büyük.

CESUR: (Ar.) Er. - Cesaretli, yürekli, yiğit, gözüpek, atılgan.

CEVAD: (Ar.) Er. 1. Cömert, eli açık. 2. İhsan eden. - Dil kurumuna uygun olarak "d/t" ye dönüştürülür.

CEVAHİR: (Ar.) Er. 1. Cevherler, elmaslar, kıymetli taşlar. 2. Mayalar, özler. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CEVAN: (Fars.) Er. - Genç, taze, delikanlı. - Cüvan şeklinde kullanılabilir, (bkz. Civan).

CEVDET: (Ar.) Er. 1. İyilik, güzellik. 2. Olgunluk. 3. Büyüklük. 4. Tazelik. 5. Kusursuzluk. Cevdet Paşa: Osmanlı devlet adamı. Tarihçi ve hukukçu (1822-1895).

CEVHER: (Ar.) Ka. 1. Öz, maya. 2. Başlı başına, kendiliğinden olan. 3. Tıynet, cibilliyet, soydan gelen, haslet, tabii istidat. 4. Kıymetli taş. 5. Ebcet hesabında yalnız noktalı harfleri hesaplamaya dayanan tarih düşürme şekli. 6. Kılıç namlusuna yapılan menevişli süs. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

CEVHERE: (Ar.) Ka. - (bkz. Cevher). Hicri 5. asırda Bağdat'ta yaşamış meşhur bir İslam hanımı.

ÇEVRİYE: (Ar.) Ka. 1. Haksızlık. 2. Eza, cefa, eziyet, gadir, zulüm, sitem.

CEVVAL: (Ar.). - Koşan, dolaşan, hareket eden, canlı.

CEVZA: (Ar.) Er. - Güneşin Mayıs ayında girdiği ikizler burcu. Ebced.

CEYDA: (Ar.) Ka. - Uzun boyunlu ve güzel.

CEYDAHAN: - (bkz. Ceyda).

CEYHAN: (Tür.). - Güney Anadolu'da Toroslar'dan doğan ve Akdeniz'e dökülen nehir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CEYHUN: (Tür.) Er. 1. Orta Asya'da Amu-Derya'ya Arap ve Farslıların vermiş olduğu ad. 2. Tevrat'a göre cennetin 4 nehrinden biri.

CEYLAN: (Tür.) Ka. - Hızlı koşan, biçimli bacakları olan ve güzel gözleriyle tanınan bir gazel cinsi.

CEZLAN: (Ar.). - Mutlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CEZMİ: (Ar.) Er. 1. Cezm ile ilgili. 2. Kat-i karar ve niyete ait. 3. Kesmek.

CEZMİYE: (Ar) Ka. - (bkz. Cezmi).

CEZRİ: (Ar.) Er. - Kökle ilgili, kökten.

CEZZAR: (Ar.) Er. - Deve kasabı. -Daha çok lakab olarak kullanılır. Cezzar Ahmet Pasa (?-Akka 1804). Osmanlı vezirlerindendir.

CİHAD: (Ar.) Er. 1. Din uğrunda düşmanla savaşma. 2. İslam uğrunda çalışma. Cihad müslümanlara farz kılınmıştır. Mallarıyla, canlarıyla savaşan mü'minler övüldüğü gibi, bu mücadele uğruna canını veren kişi şchidlik makamıyla yüceltilip taltif edilmişlerdir. Kur'an'da defalarca tekrarlanan bir emirdir. - Dil kuralına uygun olarak "d/t" olarak kullanılmaktadır.

CİHAN: (Fars.) 1. Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi. 2. Dünyada yaşayan insanların tümü. Cihan Ara Begüm: Hint-Türk hükümdarı Şahcihan ile adına Taç Mahal'in yapıldığı Mümtaz Mahal'in kızı. Dindarlığı ve ihlaslı oluşu sebebiyle "Zamanın Fatıması" olarak anıldı. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

CİHAN BANU: (Fars.) Ka. - Dünyaca tanınmış kadın.

CİHANDAR ŞAH: (Fars.) Er. - Delhi, Türk-Hind İmparatorları'nın 13.'sû olup Şah Alem Bahadır'ın büyük oğludur.

CİHANDİDE: (Fars.). - Dünyayı gezip görmüş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CİHANEFRUZ: (Fars.). - Dünyayı parlatan, aydınlatan.

CİHANER: (Fars.) Er. - Dünyaya bedel kişi, yiğit.

CİHANFER: (Fars.) Ka. - Cihanı, dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.

CİHANGİR: (Fars.) Er. - Dünyaya egemen olan, dünyayı zabteden kimse. Fatih. Osmanlı şehzadelerinin ortak adıdır.

CİHANGÜL: (Fars.) Ka. - (bkz. Cihan).

CİHANMERT: (Fars.) Er. - (bkz. Cihaner).

CİHANNUR: (Fars.). - Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı. - Türk-Hind padişahı Ekber'in büyük oğlu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

CİHANSER: (Fars.). - Cihan'ın başı. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

CİHANSUZ: (Fars.) Ka. 1. Cihan yakan. 2. Gaznelilerden Buhran Şahı mağlup edip, Gaznice ve Bust şehirlerini yakıp-yıkan, gaddar vahşi Alaeddin-Hüseyin'e verilen ad.

CİHANŞAH: (Fars.) Er. - Cihan'ın şah'ı. - Kara-Koyunlu padişahlarından Timur'un ölümünden sonra kaybedilen yerleri geri almıştır.

CİLASUN: (Tür.) Er. - Babayiğit, boylu, boslu, delikanlı, gürbüz.

CİLVE: (Ar.) Ka. 1. Hoşa gitmek için yapılan davranış. 2. İşve, naz. 3. Yeni gelin duvağının kaldırılması merasiminin ve bu münasebetle güveyin geline verdiği hediyenin (Türk yüz görümlüğü) adıdır.

CİNAN: (Ar.). - Cennetler, yedi göğün üstünde ve Arş ile Kürsi'nin altındaki sekiz cennet. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

CİNUÇEN: (Tür.) Er. - Üstün, galip, zafer kazanmış.

CİRYAL: (Ar.) Ka. 1. Bir nevi kırmızı boya. 2. Altının kırmızılığı. 3. Temiz renk. 4. Saf.

CİVAN: (Fars.) Er. - Genç, delikanlı, yakışıklı. - (bkz. Cevan, cuvan).

CİVANBAHT: (Fars.) Er. - Mutlu, şanslı (kimse).

CİVANMERT: (Fars.) Er. - Cömert, eli açık genç, delikanlı.

COŞAN: (Tür.) Er. - Coşku duyan, heyecanlı (kimse).

COŞAR: - (bkz. Coşan).

COŞKUN: (Tür.) Er. 1. Coşmuş, galeyana gelmiş. 2. Duyarlı, aşın hareketli.

COŞKUNER: (Tür.) Er. - Coşan kimse.

COŞKUNSU: (Tür.) Er. - Sel, gürültüyle akan su.

CÖMERT: (Tür.) Er. 1. Elinde olanı harcayan, eli açık. 2. Başkalarına yardımdan kaçınmayan.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:11   #22
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

CUDİ: (Ar.) Er. l. Cömert, eli açık. 2. İyilik severlikle ilgili.- Dicle nehri kıyısında bir dağ. Nuh'un gemisinin tufandan sonra bu dağın üzerinde durduğu söylenir.

CUDİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Cudi).

CUMA: (Ar.) Er. 1. Haftanın beşinci günü. 2. Müslümanların ibadet ve Bayram günü. 3. Cuma günü kılınan öğle namazı. 4. Toplanma. Sure-i Cuma Kur'an'ın 62. suresi.

CUMALİ: (Tür.) Er. - Cuma günü doğan.

CUMHUR: (Ar.) Er. 1. Halk, ahali. 2. Kalabalık, başıboş kalabalık. 3. Takım, heyet. - Tekke musikisinde koro tarafından okunan ilahi.

CÜBEYR: (Ar.) Er. - Küçük kahraman, küçük yiğit. Sahabe isimlerindendir.

CÜHEYNE: (Ar.) Er. - Ünlü bir Arap kabilesidir. Kızıldeniz-Vadi'l-Kura arasında yaşamaktadırlar.

CÜMANE: (Ar.) Ka. - Tek inci anlamında. Hz. Ali (r.a.)'nin kızkardeşi ve Rasulullah'ın amcasının kızı olan hanım sahabi.

CÜNEYD: (Ar.) Er. 1. Küçük asker, askercik. Cüneyd-i Bağdadi: Ünlü mutasavvıf.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:11   #23
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

Ç


ÇAĞA: (Tür.). - Çocuk.

ÇAĞAÇAR: (Tür.) Er. - Çağ açacak kimse.

ÇAĞAKAN: (Tür.) Er. - Çağı yakalayan, çağdaş.

ÇAĞAN: (Tür.) Er. - Bayram, şenlik.

ÇAĞANAK: (Tür.) Er. - Körfez, liman.

ÇAĞAR: (Tür.) Er. 1. Bayram. 2. Kalın ve kuvvetli deve kösteği. 3. Doğan kuşu.

ÇAĞATAY: (Tür.) Er. 1. Yavru at, tay. 2. Doğu Türklerine, lehçelerine dayanılarak verilan ad. - Çağatay Han: Cengiz Han'ın 2. oğlu Çağatay. Müslümanlara ve dinin emirlerine karşı politika uygulamakta ve Moğol yasasını tatbik etmekteydi. Gusl abdestini yasaklamıştı. Hristiyan dostu olarak bilinmektedir. Marco Polo kendisinin vaftiz edildiğini kaydetmiştir.

ÇAĞILI: (Tür.). 1. Çağla ilgili. 2. Çakıl. 3. Çağla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇAĞIN: (Tür.). - Yıldırım, şimşek. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇAĞKAR: (Tür.) Er. - Canlı, dinamik, çalışkan.

ÇAĞLA: (Tür.) Ka. - Olgunlaşmamış meyve, bazı meyvelerin olgunlaşmadan, henüz yeşilken yenen hali.

ÇAĞLAR: (Tür.). - Çağlayan, şelale (bkz. Şelale). - Erkek ve kadın adı olarak da kullanılır.

ÇAĞMAN: (Tür.) Er. - Çağın insanı.

ÇAĞNUR: (Tür.) Er. - Çağın nuru, zamanın nuru. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇAĞRI: (Tür.) Er. 1. Çakır gözlü. 2. Mavi hareli göz. Çağrı bey (990-1060). Büyük Selçuklu devleti hükümdarı Tuğrul beyin kardeşi. Çağrı bey müslüman olduğunda Davud ismini aldı. Kardeşi Tuğrul ise Muhammed ismini almıştır.

ÇAKA BEY: (Tür.) Er. - Oğuzların Çavuldur boyundan olan Türk beyi. XI. yy. ilk yarısında İzmir bölgesinin hakimi oldu.

ÇAKAR: (Tür.) Er. - Parıldayan, ışık veren.

ÇAKIR: (Tür.). - Mavimsi, mavi renkli, gri benekli gözleri olan kişi. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇAKMAN: (Tür.) Er. 1. Amacına erişen, ulaşan kimse. 2. Süt mavisi.

ÇAKMUR: (Tür.) Er. 1. Yarı uykulu bakış. 2. Sert taş. 3. Pinti.

ÇALAP: (Tür.). 1. Tanrı. 2. Ateş. -İsim olarak kullanılmaz.

ÇALAPKULU: (Tür.) Er. - Tanrı kulu- Abdullah.

ÇALAPÖVER: (Tür.) Er. - Tanrı'nın övgüsüne mazhar olmuş kişi.

ÇALGAN: (Tür.) Er. - Yatağı taşlık olan ve gürültüyle akan su.

ÇALKIN: (Tür.) Er. - Alev.

ÇAPAN: (Tür.) Er. - Tatar, ulak, postacı.

ÇAVAŞ: (Tür.) Er. 1. Güneş. Güneşli yer. 2. Güney.

ÇAVLAN: (Tür.). - Büyük çağlayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇAVLI: (Tür.). - Ava alıştırılmamış doğan. Çavlı Çandar: (Öl. 1146). Selçuklu emiri. Sultan Mesud döneminde yararlı işler yaptı.

ÇAYKARA: (Tür.). - Küçük akarsu, yazın kuruyan küçük akarsu. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇELEBİ: (s.) Er. 1. Efendi, nazik ve kibar. 2. Şehir terbiyesi almış okuryazar kimse. 3. Osmanlı devletinin ilk devirlerinde şehzadelere verilen unvan. Musa Çelebi, Süleyman Çelebi. - Mevlevi tarikatının başı bu adla anılırdı. Mevlana veya Hacı Bektaş soyundan olan kimse.

ÇELEN: (Tür.) Er. 1. Yakışıklı delikanlı. 2. Tepelerin kar tutmayan kuytu yeri. 3. Açıkgöz, becerikli, kurnaz. 4. Evlerin dışında bulunan saçak.

ÇELGİN: (Tür.) Ka. - Yaralanarak kaçan av hayvanı.

ÇELİK: (Tür.) Er. 1. Su verilip sertleştirilen demir. 2. Çok güçlü kuvvetli. 3. Kısa kesilmiş dal.

ÇELİKEL: (Tür.) Er. - Çelik gibi güçlü el.

ÇELİKER: (Tür.) Er. - Çelik gibi güçlü kimse.

ÇELİKHAN: (Tür.) Er. - Güçlü hakan, yönetici.

ÇELİKKAN: (Tür.) Er. - Güçlü soydan gelen kimse.

ÇELİKÖZ: (Tür.) Er. - (bkz. Çelik).

ÇELİKSU: (Tür.) Er. - (bkz. Çelik).

ÇELİKYAY: (Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:12   #24
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

ÇEMAN: (Fars.) Ka. 1. Salına salına yürüyen. 2. Nazlı sevgili.

ÇEMENZAR: (Fars.) Ka. - Otlak. Çimenlik.

ÇERAĞ: (Fars.) Er. 1. Yağ kandili, lamba, mum. 2. Atın şaha kalkması. 3. Çırak edilme. 4. Bir memuriyete ve ihsana nail olan. 5. Vazifesinden emekli edilen.

ÇERME: (Tür.) Er. 1. Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer. 2. Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. 3. Kaynak.

ÇEŞMAN: (Fars.). - Gözler. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇEŞMİAHU: (Fars.) Ka. - Ahu gözlü kadın, ceylan gözlü güzel.

ÇEŞMİNAZ: (Fars) Ka. 1. Süzerek bakma, bakış. 2. Nazlı nazlı bakan göz. 3. Güzel gözlü sevgili.

ÇEŞPAN: (Fars.). - Layık, uygun, münasip, yakışır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇERİ: (Tür.). - Asker, savaşçı.

ÇETİN: (Tür.) Er. 1. Sert, işlenmesi, elde edilmesi, çözümü zor, sarp, müşkil. 2. İnatçı, azimli, şedid.

ÇETİNALP: Er. - (bkz. Alp).

ÇETİNAY: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).

ÇETİNEL: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).

ÇETİNER: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).

ÇETİNÖZ: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).

ÇETİNSOY: - (bkz. Çetin).

ÇETİNSU: (Tür.) Er. - (bkz. Çetin).

ÇEVİK: (s.) Er. - Çabuk davranan, hızlı ve hareketli.

ÇEVİKCAN: - (bkz. Çevik).

ÇEVRİM: (Tür.) Er. 1. Sınır. 2. Girdap. 3. Sürekli ve düzenli değişme.

ÇIDAM: (Tür.) Er. - Sabır, tahammül.

ÇINAR: (Fars.) Er. - Çınar ağacı.

ÇINAY: (Fars.) Ka. - Soylu ay, ayın en parlak zamanı.

ÇIRAĞ: (Fars.). - Meşale, ışık, kandil (bkz. Çerağ). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇİÇEK: (Tür.) Ka. 1. Bitkilerin üreme unsurlarını ihtiva eden renkli veya beyaz renkte açan, çok defa kokulu, sonradan meyve veya tohum haline gelen kısımları (bkz. Şükûfe). 2. Bitki, çiçek açan bitki. 3. Bazı şeylerin toz haline getirilmiş özü, kükürt çiçeği. 4. Kumaş veya başka şeyler üzerine yapılan renkli veya renksiz süsleme.

ÇİĞDEM: (Tür.) Ka. - Zambakgillerden, soğanlı otsu, çeşitli renklerde çiçek açan kır bitkisi, mahmur çiçeği.

ÇİLAY: (Tür.) Ka. - Ayın üzerinde beliren açık renk lekeler.

ÇİLE: (Fars.), l. Zevk ve sefadan el çekerek kuytu bir yerde yapılan 40 günlük ibadet. 2. Eziyet, sıkıntı. 3. İbrişim, yün vs. demeti. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇİLTAY: (Tür.) Er. - Üzerinde benekler bulunan tay.

ÇİNEL: (Tür.). - Doğru, dürüst, namuslu kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇİNER: (Tür.). - (bkz. Çinel).

ÇİNTAR: (Tür.) Er. - Sabah vakti.

ÇİNTAY: (Tür.) Er. - Soylu at.

ÇİNUÇİN: (Tür.) Er. - Üstün, galip, zafer kazanmış.

ÇİRAY: (Fars.). 1. Yüz çizgileri, yüz güzelliği. 2. Beniz, yüz. 3. İnsan resmi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇİRE: (Fars.). 1. Maharetli, becerikli. 2. Kahraman, yiğit. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ÇİTRA: (Fars.) Er. - Afganistan'da bir kabile. Büyük ekseriyetle ari ırktan olup narin yapılı, güzel gözlü ve gür saçlı, hoş ve cazip tavırlı olmalarına rağmen haşin, sert yapılı ve gaddar olarak bilinmektedirler.

ÇOĞA: (Tür.) Er. - Çocuk, yavru.

ÇOĞAHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Çoğa).

ÇOĞAN: (Tür.) Er. - Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bitki, çöven.

ÇOĞAŞ: (Tür.) Er. - Güneş.

ÇOĞUN: (Tür.). - Çok defa, ekseriya.

ÇOKAY: (Tür.) Er. 1. Köy zengini, çiftlik sahibi. 2. Eşkıya.

ÇOKMAN: (Tür.) Er. - Topuz, gürz.

ÇOLPAN: (Tür.) Ka. 1. Çoban yıldızı. 2. Aciz, beceriksiz, zavallı. 3. Zühre, venüs.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:13   #25
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

D


DADAŞ: (Tür.) Er. 1. Erkek kardeş. 2. Delikanlı, babayiğit.

DAFİ: (Ar.) Er. l. Defeden, gideren. 2. Savan, savuşturan, iten.

DAĞAŞAN: (Tür.) Er. - Dağaşan.

DAĞDELEN: (Tür.) Er. - (bkz. Dağaşan).

DAĞHAN: (Tür.). - Eski Türklerde dağ tanrısı. - İsim olarak kullanılmaz.

DAĞTEKİN: (Tür.) Er. - (bkz. Dağaşan).

DAHHAK: (Ar.) Er. - Çok gülen, çok gülücü. - Daha çok lakab olarak kullanılır.

DAHİ: (Ar.) Er. - Üstün zeka sahibi.

DAHİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Dahi).

DAİM: (Ar.) Er. - Devamlı sürekli, her zaman.

DALAN: (Tür.) Er. 1. Biçim, şekil. 2. İnce, narin, zarif.

DALAY: (Tür.) Ka. - Deniz.

DALAYER: (Tür.) Er. - Deniz adamı.

DALDAL: (Tür.) Er. - Kahraman, yiğit-

DALGA: (Tür.). 1. Denizin yel esince oynayıp kabarması. 2. Denizde hareketli su kütlesi. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DALOKAY: (Tür.) Er. - Çok beğenilen.

DALYA: (Tür.) Ka. - Yıldız çiçeği.

DAMAN: (Fars.) Er. 1. Etek. 2. Bir dağ silsilesinin eteğinde uzanan bölge.

DAMLA: (Tür.) Ka. 1. Bir sıvıdan ayrılarak düşen parça halinde, küçük miktar, katre. 2. Belli miktarlarda akıtılarak kullanılan ilaç.

DANA: (Fars.) Er. 1. Bilen, bilici, bilgin.

DANİŞ: (Fars.) Er. 1. Bilim, bilgi, ilim. Ehl-i daniş: Bilgi sahipleri. Daniş-Merd: Bilgili, Tanzimattan önce kadıların yanında stajer olarak çalışan kimse. - Danişmend: Sultan Melikşah'ın alimlerinden emir Danişmend'in kurmuş olduğu bir Türk devlet ve sülalesi.

DANİYAL: (İbr.) Er. - Ben-i İsrail peygamberlerinden biri. "Tanrı benim yargıcımdır" anlamına gelir. İki tane Daniyal vardır: a) Babillilcre esir olmuş genç Daniyal, b) Hz. Nuh ile Hz. İbrahim arasında geçen zamanda yaşayan Daniyal.

DARCAN: (Tür.) Er. 1. Aceleci, sıkıntılı. 2. Serçe.

DAREKUTNİ: (Ar.) Er. - Ebu'l-Hasen Ali b. Ömer. Tanınmış muhaddislerdendir (917-995) yıllan arasında yaşamış 80 yaşında Bağdat'ta vefat etmiştir. Hadis sahasında kıymetli eserleri vardır.

DARGA: (Tür.) Er. - Başkan, lider.

DARİMÎ: (Ar.) Er. - Ebu Muhammed b. Abdurrahman. Hadis bilgini. Müslim ve Ebu İsa hadislerini Darimi'den aldıklarını söylerler. En meşhur eseri Camiu's-Sahih'dir.

DAVUD: (İbr.) Er. Kendisine kitap olarak Zebur'un gönderildiği büyük peygamberlerden biri. Kur'an-ı Kerim'de 16 yerde ismi geçer. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.

DEDE: (Tür.). 1. Ana ve babanın babası. 2. Ced, ata. 3. Çok yaşlı kimse. 4. Mevlevilikte çile doldurmuş, dervişlik gayesine erişmiş ve dergahta hücre sahibi olmuş kimse. 5. Bektaşilerde şeyh, baba. - Örfte isim olarak kullanılırken, daha çok lakap olarak kullanılır.

DEFİNE: (Ar.) Ka. 1. Yere gömülmüş, kıymetli eşya. 2. Kıymet ve değeri olan kimse veya mal.

DEFNE: (Yun.) Ka. - Akdeniz ikliminde yetişen, yapraklan sert ve üst yüzleri parlak açık sarı çiçek ve güzel kokan defnegillerden bir ağaç.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:14   #26
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

DEĞER: (Tür.). 1. Bir şeyin tam karşılığı, kıymet, baha. 2. Layık. 3. Bir şeyin sahip olduğu yüksek vasıf. 4. Ehliyet, kabiliyet. 5. Kadir, itibar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DEHNA: (Ar.). - Kızıl. Kumun rengi dolayısıyla Arabistan'da ıssız iller adıyla anılan bir çölün adı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DEHRİ: (Ar.). - Dünyanın sonsuzluğuna inanıp öteki dünyayı inkar eden, ruhun da cesetle birlikte öldüğüne inanan. Materyalist. İsim olarak kullanılmaz.

DELAL: (Ar.). - İnsana hoş, sevimli görünen hal, naz, işve. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DELFİN: (Yun.). - Yunus balığı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DELİSTAN: (Tür.) Ka. - İlkbaharda birdenbire kabarmış bahçe. Gelişmiş, içinde her türden bitki bulunan, karışık bahçe.

DEMET: (Tür.) Ka. 1. Bağlanarak, oluşturulan deste. 2. Biçilip bağlanmış ekin. 3. Bir kaynaktan çıkan ışıkların meydana getirdiği ışık destesi, hazne.

DEMİR: (Tür.) Er. - Dayanıklı ve kullanış sahası geniş, mavimsi esmer renkli bir maden.

DEMİRAĞ: (Tür.) Er. 8211; Demirden ağ.

DEMİRALP: (Tür.) Er. - Demir gibi sağlam ve yiğit.

DEMİRAY: (Tür.) Er. - Demir gibi.

DEMİRCAN: - (bkz. Demirağ).

DEMİRDELEN: - (bkz. Demirağ).

DEMİREL: (Tür.) Er. - Demir gibi güçlü eli olan.

DEMİRER: (Tür.) Er. - Demir gibi güçlü kimse.

DEMİRHAN: (Tür.) Er. - Güçlü hükümdar.

DEMİRKAN: (Tür.) Er. - Güçlü soydan gelen.

DEMİRMAN: (Tür.) Er. - Demir gibi güçlü sağlam kimse.

DEMİRÖZ: (Tür.) Er. - Özü demir gibi güçlü olan.

DEMİRŞAH: - (bkz. Demirhan).

DEMİRTEKİN: - (bkz. Demirhan).

DEMİRTUĞ: - (bkz. Demirtekin).

DEMREN: (Tür.) Er. - Okun ucuna geçirilen demir ya da kemik parçası.

DENGİZ: (Tür.) Er. - (bkz. Deniz).

DENGİZER: (Tür.) Er. - Denizci.

DENİZ: (Tür.) Ka. 1. Büyük su kütlesi. 2. Büyük su kütlesindeki dalgalanma.

DENİZALP: (Tür.) Er. - Yiğit denizci.

DENİZCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Denizalp).

DENİZER: (Tür.) Er. - Deniz adamı, denizci.

DENİZHAN: (Tür.) Er. 1. Denizlerin hakimi, yöneticisi. 2. Eski Türklerde Deniz tanrısı. - İsim olarak kullanılmaz.

DERBEND: (Ar.) Er. - Kapılar kapısı.

DEREM: (Fars.). - Para, akçe. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DEREN: (Tür.) Ka. - Derleyen, toplayan, ekini biçip toplayan.

DERİM: (Tür.). - Çadır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DERKAVA: (Ar.) Er. - Afrika'nın kuzeybatısında, Fas-Cezayir'i içine alan müslüman tarikatların genel adı.

DERKAVİ: (Ar.) Er. - Derkava'ya mensup. - (bkz. Derkava).

DERMAN: (Fars.) Er. 1. İlaç. Çare. 2. Takat, kuvvet, güç.

DERSU: (Tür.). - Hepsi, kamilen, baştan başa hep. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DERVİŞ: (Fars.) Er. 1. Allah için alçakgönüllülüğü ve fukaralığı kabul eden veya bir tarikata bağlı bulunan kimse. 2. Fakir ve muhtaç kimse. 3. Daha çok lakap olarak kullanılır.

DERYA: (Fars.) Ka. - Deniz, büyük nehir.

DERYAB: (Fars.). - Akıllı, anlayışlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DERYACE: (Fars.) Ka. 1. Küçük deniz. 2. Göl.

DERYADİL: (Fars.) Ka. - Gönlü geniş, herşeyi hoş gören.

DERYANUR: (f.a.i.) Ka. - Nur denizi, deryası.

DESEN: (Fran.) Ka. 1. Renksiz çizim. 2. Kumaş şekli.

DESTAN: (Fars.) Ka. 1. Hikaye, kıssa. 2. Hile, mekr, tenvir. 3. Rüstem'in babasının lakabı.

DESTE: (Fars.) Ka. 1. Demet, tutam, takım. 2. Kabza, tutacak yer. 3.On yapraklık altın varak defteri.

.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:15   #27
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

DESTEGÜL: (Fars.) Ka. - Gül demeti, destesi.

DEVA: (Ar.). - İlaç. Çare, tedbir. 8211; Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DEVAN: (Fars.) Er. 1. Koşan, seğirten, hızlı yürüyen. 2. Koşmak. Süratle, hızla gitmek.

DEVLEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanı*lır.

DEVLET: (Ar.). - Bir hükümet dairesinde teşkilatlandırılmış olan siyasi topluluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Devlet Giray: Kırım hanı (1530-1577). Mübarek Giray'ın oğlu.

DEVLETŞAH: (Fars.) Er. - XV. yy. yetişen en tanınmış İran edebiyatçısı.

DEVRAN: (Ar.) Er. 1. Dünya, felek. 2. Zaman. 3. Talih, yazgı.

DEVRİM: (Tür.) Er. 1. Hareket halinde bir şeyin bir eğri çizerek dönmesi, devretmesi. 2. Köklü değişiklik, inkılap. 3. Eski olduğu fark edileni yıkıp yerine yeni olduğu farz edileni koymak. 4. İhtilal.

DİBA: (Fars.) Ka. 1. Alacalı ipek kumaş. 2. Atlas.

DİBACE: (Fars.) Ka. 1. Kitabın başlangıç kısmı, önsöz. 2. Kitapların süslü sayfaları.

DİCLE: (Tür.). - Yakındoğu'nun Türkiye'den doğan ve Mezopotamya'dan Basra Körfezine dökülen nehirlerden biri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DİCLEHAN: (Tür.) Er. - Dicle'nin hükümdarı.

DİDAR: (Fars.) Ka. 1. Yüz, çehre. 2. Görme, görüşme. 3. Görüş kuvveti. 4. Açık meydanda.

DİDE: (Fars.) Ka. 1. Göz. 2. Gözcü. 3. Gözbebeği. 4. Gözucu.

DİDEM: (Fars.) Ka. - Gözüm.

DİHYE: (Ar.) Er. - Dihye b. Halife. Kelbi kavmine ait, Hz. Rasûlullah (s.a.s)'ın ticaret ortağı. Hoş tavırlı, kibar, zengin bir tacir. Cebrail (a.s.)'in bazen Dihyetü'l-Kelbi suretinde vahiy getirdiği rivayet olunur.

DİKÇAM: (Tür.) Er. - Çam gibi uzun. Metanetli.

DİKMEN: (Tür.) Er. 1. Koni biçiminde sivri tepe. 2. Dağların en yüksek yeri. 3. Yayla.

DİLAN: (Fars.). - Gönüller, yürekler. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DİLARA: (Fars.) Ka. 1. Gönül alan, gönül kapan, gönül okşayan, gönlü dinlendiren. 2. Bugün elde örneği olmayan eski Türk mürekkep makamlarından biri.

DİLAVER: (Fars.) Er. - Yiğit, yürekli.

DİLAVİZ: (Fars.) Ka - Gönlün takıldığı, gönüle takılan.

DİLAY: (Fars.) Ka. - Gönlü aydınlatan ay.

DİLAZAD: (Fars.) Er. - Gönlü bir şeyle ilgili olmayan, gönlü rahat. Özgür.

DİLBAZ: (Fars.) Ka. 1. Gönül eğlendiren. 2. Güzel söz söyleyen. 3. Yüze hoş görünen.

DİLBER: (Fars.) Ka. - Gönül alıp götüren, güzel.

DİLBERAN: (Fars.) Ka. - Dilberler, güzeller.

DİLBESTE: (Fars.) Ka. - Gönül bağlamış, aşık.

DİLDAR: (Fars.) Ka. 1. Birinin gönlünü almış, sevgili. 2. Abdülbaki Dede'nin terkib ettiği 7 makamdan biri.

DİLDEREN: (Fars.) Ka. - Sevgi toplayan, gönül alan, beğenilen.

DİLEFRUZ: (Fars.) Ka. - Gönül aydınlatan. - (bkz. Dilfüruz).

DİLEK: (Tür.) Ka. 1. Dilenen şey, arzu, istek. 2. İsteme, arzu etme, dileme.

DİLEM: (Fars.) Ka. - Gönül ilacı.

DİLERCAN: (Fars.) Er. - Dilekte, istekte bulunan.

DİLFERAH: (Fars.) Ka. - Gönlü ferah, sevinçli.

DİLFEZA: (Fars.) Ka. - Gönlü genişleten, gönlü artıran.

DİLFÜRUZ: (Fars.) Ka. - Gönüle ferahlık veren, sevindiren.

DİLGE: (Tür.). - Güzel konuşan kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DİLHAN: (Fars.) Er. - Gönülden söyleyen, içten konuşan.

DİLHUN: (Fars.) Er. - İçi kan ağlayan.

DİLKESTE: (Fars.) Ka. - Gönül çekici.

DİLMAN: - (bkz. Dilmen).

DİLMEN: (Fars.) Ka. 1. Güzel. 2. Güzel dil bilen, konuşan, söz söyleyen.

DİLNUR: (Fars.) Ka. - Gönlü nurlu.

DİLRAH: (Fars.) Ka. - Gönül yolu.

DİLRUBA: (Fars.) Ka. 1. Gönül kapan, gönül alan. 2. Tahminen 2 asırlık bir makam.

DİLSAFA: (Fars.) Er. - Gönlü şen, rahat, dertsiz.

DİLSAZ: (Fars.) Er. - Gönül yapan.

DİLSUZ: (Fars.) Ka. - Gönül yakan, yürek yakıcı.

DİLŞAD: (Fars.) Ka. - Gönlü hoş, sevilmiş.

DİLŞAH: (Fars.) Er. - Gönül hükümdarı, şahı.

DİLŞÜKUFE: (Fars.) Ka. - Gönül çiçeği.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:16   #28
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

DİNÇ: (Tür.) Er. - Gücü kuvveti yerinde ve sağlıklı.

DİNÇAY: (Tür.) Er. - Kuvvetli ay.

DİNÇER: (Tür.) Er. - Kuvvetli kimse, genç, erkek, yiğit.

DİNDAR: (f.a.i.) Er. - Allah'a inanmış, bağlanmış olan kimse.

DİRAHŞAN: (Fars.) Ka. - Parlak, parlayan.

DİRAYET: (Ar.). - Zeka, bilgi, kavrayış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DİREM: (Fars.) Er. 1. Akça, para. 2. Gümüş para.

DİRENÇ: (Tür.) Er. - Karşı koyan kuvvet, mukavemet.

DİRİCAN: (Tür.) Er. - Güçlü, canlı kimse.

DİRİĞ: (Fars.) Er. - Esirgeme, acıma.

DİRSEHAN: (Tür.) - Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.

DİZDAR: (Fars.) Er. - Kale muhafızı.

DOĞA: (Tür.) Er. - Tabiat karşılığı olarak kuraldışı uydurulmuş kelime.

DOĞAN: (Tür.) Er. - Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş.

DOĞANALP: - (bkz. Doğan).

DOĞANAY: (Tür.) Er. - Ayın ilk günleri.

DOĞANBEY: (Tür.) Er. - Doğan gibi atik ve cesur bey. Doğan bey: Niğbolu kalesini haçlılara karşı koruyan Osmanlı beyi Yıldırım Bayezid dönemi.

DOĞANBİKE: - (bkz. Doğan).

DOĞANER: (Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli, yiğit.

DOĞANGÜN: (Tür.) Er. - Sabahın ilk ışıklan.

DOĞANHAN: - (bkz. Doğanbey).

DOĞANNUR: (Tür.) Ka. - Nurun doğması.

DOĞANTEN: (Tür.) Er. - Şafak vakti.

DOĞAY: (Tür.) Er. - Ayın doğması.

DOĞU: (Tür.) Er. 1. Doğma bölgesi. 2. Güneşin doğduğu yön, şark.

DOĞUHAN: (Tür.) Er. - Doğu ülkesinin hükümdarı, hakimi.

DOĞUKAN: (Tür.) Er. - (bkz.. Doğuhan).

DOLUNAY: (Tür.). - Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir, bedr-i tam. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DORUK: (Tür.) Er. - Tepe, ağaç tepesindeki körpe filiz.

DOYUM: (Tür.) Ka. - Ganimet almış.

DÖNDÜ: (Tür.) Ka. 1. Henüz evlenmemiş kız. 2. Örfte devamlı erkek çocuğu olan ailenin son doğan çocuğu kız olursa döndü adını koyarlardı.

DÖNE: (Tür.) Ka. - Karşı ziyarette bulunma. - (bkz. Döndü).

DUCİHAN: (Fars.) Ka. - İki cihan, dünya ve ahirct.

DUDU: (Fars.) Ka. 1. Hanım, küçük kardeş. 2. Papağan, tuti. Bir papağan cinsi. 3. Abla, yaşlı ermeni kadın.

DUHA: (Ar.). 1. Kuşluk vakti. 2. Kur'an-ı Kerim'de 93. surenin ismi. -Kız ve erkek adı olarak kullanılır.

DUHTER: (Fars.) Ka. - Kerime, kız.

DUMRUL: (Tür.) Er. - Dede Korkut hikayelerinde geçen bir kahramanın adı.

DURALİ: - (bkz. Dursunali).

DURAK: (Tür.) Er. 1. Yolu taşıyan araçların düzenli olarak durdukları yer. 2. Durma, dinlenme. 3. Cümle sonuna konulan nokta.

DURAN: (Tür.) Er. - Hareketsiz halde bulunan, sabit.

DURANAY: (Tür.) Ka. - Ayın en uzun süre gökyüzünde kaldığı zaman.

DURCAN: (Tür.) Er. - Canlı kal, ömrün uzun olsun.*

DURDU: (Tür.) Ka. - (bkz. Dursaliha).*

DURHAL: (Tür.) Er. - Hal üzere kal, olduğun gibi kal*

DURKADIN: , Tür.) Ka. - (bkz. Dursaliha).*

DURKAYA: (Tür.) Er. - Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri isim.*

DURMUŞ: (Tür.) Er. - (bkz. Dursun).*

DURNA: (Tür.) Er. - Bir cins kuş. Turna.

DURSALİHA: (t.a.i.) Ka. - Erkek çocuğu olmayan ailelerin en son doğan kız çocuklarına verdikleri ad.*

DURSUN: (Tür.) Er. - Çocukları devamlı ölen ailelerin yeni doğan çocuklarına verdikleri ad. *

DURSUNALİ: (t.a.i.) Er. - Kız çocuğu olmayan ailelerin en son doğan erkek çocuklarına verdikleri isim.*

DURU: (Tür.) Ka. - Saf, berrak.

DURUALP: (Tür.) Er. - Özü temiz yiğit.

DURUCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Durualp).

DURUGÜL: (Tür.) Ka. - Temiz, saf gül.

DURUHAN:. - (bkz. Durualp).

DURUKAN: - (bkz. Durualp).

DURUL: (Tür.) Er. 1. Berrak, saf duruma gel. 2. Dibe çöken şey, tortu.

DURUSAN: (Tür.) Er. - Temiz olarak tanınmış kimse.

DURUSOY: - (bkz. Durusan).

DUYGU: (Tür.) Ka. 1. His. 2. Duyulan, işitilen, hissedilen şey.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:16   #29
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

DUYSAL: (Tür.) Ka. - Duymakla, hissetmekle ilgili olan.

DÜCANE: (Ar.) Er. - sahabe-i kiramdan önemli bir şahsiyetin adı.

DÜDEN: (Tür.). 1. Yer altında akan suların kireçli tabakaları eriterek meydana getirdikleri tabii kuyu. 2. Bataklık, girdap. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DÜLFİN: (Ar.) Ka. - Arap astronomları tarafından Delphinus yıldız kümesine verilen isim.

DÜNDAR: (Fars.) Er. 1. Eski Fars hükümdarı. 2. Arkayı gözeten, koruyan asker.

DÜRDANE: (Fars.) Ka. 1. İnci tane*si. 2. Sevgili, kıymetli.

DÜREFŞAN: (Fars.) Ka. 1. İnci serpen. 2. İnci gibi söz söyleyen ağız.

DÜRİYYE: (Ar.) Ka. 1. İnci gibi parlayan, parlak. 2. Parıltılı yıldız.

DÜRNUR: (Fars.) Ka. - İnci ışığı.

DÜRRE: (Ar.) Ka. - İnci tanesi.

DÜRÜST: (Fars.) Er. 1. Doğru, düzgün, sağlam. 2. Bütün, tam.

DÜRVEŞ: (Fars.) Ka. - İnci gibi.

DÜZEY: (Tür.). - Seviye karşılığı olarak uydurulmuş olmayan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

DÜZGÜN: (Tür.). 1. Girintisi, çıkıntısı, pürüzü olmayan. 2. Düzeltilmiş, tesviye edilmiş. 3. İyi düzen verilmiş. 4. İntizamlı, nizamlı. 5. Yolunda, rayında. 6. Kadınların yüzlerine sürdükleri beyaz veya kırmızı boya. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:18   #30
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

EBAN: (Ar.) Er. - Eban b. Osman b. Affan: Hz. Osman'ın üçüncü oğlu olup valilik etmiştir. Cemel vakasında Hz, Aişe'ye refakat etmiştir.

EBBEDULLAH: (Ar.) Er. - Allah ebedi eylesin, daim eylesin.

EBECEN: (Tür.) Er. - Akıllı çocuk.

EBED: (Ar.). - Sonu olmayan gelecek. - İsim olarak kullanılmaz.

EBER: (Ar.). - Hayırlı, şerefli, faziletli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

EBHER: (Ar.) Er. - En parlak.

EBRA: (Ar.) Er. 1. Ürkme, kaçma. 2. Birden bire ölme.

EBRAR: (Ar.) Er. 1. Hayır sahipleri. 2. İyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar. Şeş Ebrar: Altı hayır sahibi, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin.

EBRU: (Fars.) Ka. 1. Kaş. 2. Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, bulutlu. 3. Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan, mermer, damarları gibi dalgalı şekilli süsleme. Ciltçilikte ve hüsn-ü hat'ta kullanılır.

EBU: (Ar.) Er. - Baba, ata. (bkz. Ebi, peder).

EBU ALİ SİNA: (İbn Sina). Ali Sina'nın babası anlamında. Ünlü Türk bilgini.

EBUBEKİR: (Ar.) Er. - Deve yavrusunun babası. - Hulefa-i Raşidin'in ilkidir. Hz. Ebubekir'in lakabı. Rasûlullah (s.a.s)'ın nübüvvetinden önce de sonra da en yakın arkadaşı olmuştur.

EBU CEHİL: (Ar.) Er. - (Ebu'l-Hakem Amr b. Hişam b. el-Muğire) İs*lam'ın doğuşunda müslümanların en büyük düşmanlarından. Mekkeli müşrik. Müslümanlara en büyük işkeneler onun tarafından yapıldı. Cehalet ve bilgisizliğin babası anlamında Ebu Cehil denildi. Hakkında ayetler indi. Bedir savaşında İslam mücahidi İbn Mes'ud tarafından öldürüldü.

EBU DAVUD: (Ar.) Er. - Süleyman b. el-Eşas es-Sicistani. Kütüb-i Sitte'den birisi olan Sünen-i Ebu Davud'un müellifi. Büyük hadis bilgini. 500.000 hadis arasından seçtiği 4800 hadisten oluşan Sünen'i, ahlak, tarih ve fıkıhla ilgili meseleleri içerir.

EBU EYYUB EL-ENSARİ: (Ar.) Er. - Asıl adı Halid b. Seyd'dir. Sahabedendir. Rasûlullah Medine'ye geldiğinde ilk önce onun evinde misafir oldu. İstanbul'a kadar gelip Bizanslılarla savaştı.

EBU HANİFE: (Ar.). (Nu'man b. Sabit). Hanefi mezhebinin kurucusu. Müetehid, alim. (Küfe 699-Bağdat 787). Kabil'den gelen büyük babası Kufe'ye yerleşti. İslami ilimler sahasında mükemmel bir eğitim gören İmam-ı Azam ictihad edebilecek seviyeye geldi. Devrinin en meşhur bilginidir. Küfe kadılığı teklifini reddedince Halife Mansur onu hapse attırdı. Hapishanede iken vefat etli.

EBU HUREYRE: (Ar.) Er. - Suffe ashabındandır. Birçok hadis rivayet etmiştir.

EBU UBEYDE B. EL-CERRAH: (Ar.) Er. - (571-639) (Amr b. Abdullah). İslami ilk kabul eden sahabelerden biri. Cennetle müjdelenmiştir. Çeşitli cephelerde ordu komutanlığı yaptı. Suriye'de vefat elti.

EBU ZER: (Ar.) Er. - Altın sahibi, servet ve zenginlik sahibi.

EBU ZER EL-GIFARİ: (Ar.) Er. -Sahabedendir.

EBYAR: (Ar.) Er. - Pek ak, pek beyaz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ECE: (Tür.) Ka. 1. Baş reis. 2. Kraliçe. 3. Ana. 4. Yaşlı kadın.

ECEGÜL: (Tür.) Ka. - (bkz. Ece).

ECEHAN: (Tür.). - (bkz. Ece).

ECEMİŞ: (Tür.) Er. - Çok bilmiş.

ECER: (Tür.) Er. - Yeni, güzel, iyi.

ECHER: (Ar.) Ka. 1. Son derece güzel kadın. 2. Gündüz iyi görmeyen karmaşık gözlü.

ECİR: (Ar.) Er. 1. Bir iş ya da emek karşılığı verilen şey. 2. Sevap. 3. Aziz sevgili.

ECMEL: (Ar.). - En güzel, en yakışıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ECVED: (Ar.) Er. 1. En iyi olan. 2. Eli açık cömert. - Türk dil kuralına göre "d/t" olarak okunur.
  Alıntı Yaparak Cevapla


Cevap Yaz

Konu Araçları

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
3 Tane Alman Çoban Köpeği Aldım İsim Arıyorum lady*ayberk Köpekler 21 24-04-14 10:55
İsim ProbLemi.. tırmıkgizem Köpekler 7 09-10-11 17:37
Köpeğime İsim Arıyorum beylemnehir Köpekler 35 12-08-11 18:46
yeni kedimize güzel bir isim :) husky bihter Kediler 11 12-04-09 21:27
köpeğime isim arıyorum .. babaega1912 Köpekler 16 09-02-09 13:46



Saat 05:57.

Reklam
© Copyright 2008 Mihav.com
Creative Commons Lisansı
x


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198