Markamama.com
Geri Git   Mihav.com > Serbest Kürsü > Paylaşım - Sohbet


Cevap Yaz
Eski 23-10-08, 22:41   #1
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Thumbs up ansiklopedik isim sözlüğü

İSMİNİZİN ANLAMI VE KÖKENİ BURADA YOK YOK !! ((:



A


ÂBAD: (Fars.) Er. 1. Şen, bayındır. 2. (Ar.) Sonsuz gelecek zamanlar.

ABADÎ: (Fars.) Er. - Şen, bayındır, mamurlukla ilgili. Abadı Mehmet Çe*lebi. Türk hukuk bilgini (1555).

ABAKA HAN: (Tür.)- İlhanlı hü*kümdarı Hülagu'nun oğlu.

ABAY (Tür.) Er. - Beceri. Sezgi, an*layış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu.

ABAZA: (Tür.) - Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk. - Abaza Hasan Paşa, Os*manlı vezirlerinden.

ABBAD: (Ar.) Er. -Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yeri*ne getiren. Yasaklarından kaçınan. -Abbad b. Bişr. Ashab'dan.

ABBAS (Ar.) Er: 1. Sert, çatık kaşlı kimse. 2. Arslan (bkz. Esed, gazanfer, şiir). - Abbas b. Abdülmuttalib. Rasûlullah (s.a.s)'ın amcası, Mek*ke'nin fethinde müslüman olmuştur.

ABBASE: (Ar.) Ka. - (bkz. Abbas). Ahmed b. Hanbel'in hanımının ismi. Hz. Abbas'a mensup olan.

ABBAZ: (Fars.) Er.- Yüzgeç, yüzü*cü.

ABD: (Ar.) Ka. - Köle, hizmetçi, itaat edici. Kul. Sonuna Allah'ın isimleri getirilince bazı isimler meydana gelir. Abdullah, Abdurrahim, Abdulmelik gibi.

ÂBDAR: (Fars.) Ka. - 1. Sulu, taze. 2. Parlak. 3. Sağlam vücutlu. 4. Nük*teli. 5. Zarif, güzel, hoş. 6. Su veren hizmetçi.

ABDİ: (Ar.) Er. - Kulluk ve itaat eden.

ABDULLAH: (Ar.) Er.- Allah'ın ku*lu. Peygamber (s.a.s)'in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıdır.

ABDURRAHMAN: (Ar.) Er. - Rahman'ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü'min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah'ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.

ABDURRAUF: (Ar.) Er. - Rauf olan Allah'ın kulu. (bkz. er-Rauf).

ABDUSSABUR: (Ar.) Er. - Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. es-Sabur).

ABDÜDDAR: (Ar.) Er. - Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak yaratan Allah'ın kulu. ed-Dar. Allah'ın isimlerindendir.

ABDÜLAFUV: (Ar.) Er. - Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. el-Afuv).

ABDÜLA'LA: (Ar.) Er. - En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah'ın kulu. A'la kelimesi Kur'an-ı Kerim'in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.

ABDÜLALİ: (Ar.) Er. - Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah'ın kulu. Ali kelimesi Kur'an'da Allah'ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.

ABDÜLALİM (Ar.) Er. - Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulun*duran Allah'ın kulu. Alim kelimesi Allah'ın 99 isminden birisidir.

ABDÜLAZİM: (Ar.) Er. - Azamet ve büyüklük sahibi Allah'ın kulu. - Al*lah'ın isimlerinden, (bkz. el-Azim).

ABDÜLAZİZ: (Ar.) Er. - Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Al*lah'ın kulu. (bkz. Aziz). Aziz Allah'ın isimlerindendi r. - Sultan Abdülaziz: 32. Osmanlı padişahının adı.

ABDÜLBAKİ: (Ar.) Er. - Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah'ın kulu-Allah'ın isimlerinden, (bkz. Baki).

ABDÜLBARİ: (Ar.) Er. - Yaratan, yaratıcı Allah'ın kulu. Bari ismi, Al*lah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı al*madan kullanılmaz.

ABDÜLBASIT: (Ar.) Er. - Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Al*lah'ın kulu. - Allah'ın isimlerinden (bkz. el-Basıt).

ABDÜLBASİR: (Ar.) Er. - Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Al*lah'ın kulu. - (bkz. el-Basir).

ABDÜLBEDİ: (Ar.) Er. - Allah'ın isimlerinden.- Bedi'nin kulu. (bkz. el-Bedi).

ABDÜLBERR: (Ar.) Er. - Berr'in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.-Berr, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Berr).

ABDÜLCEBBAR: (Ar.) Er. - Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahi*bi Allah'ın kulu. Cebbar, Allah'ın isimlerindendir.

ABDÜLCELİL: (Ar.) Er. - Büyük, ulu, yüce Allah'ın kulu. Celil, Allah'ın isimlerindendir.

ABDÜLCEMAL: (Ar.) Er. - Güzel*likleri kendinde toplayan Allah'ın ku*lu.

ABDÜLCEVAT: (Ar.) Er. - Cömert olan Allah'ın kulu.

ABDÜLEHAD: (Ar.) Er. - Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah'ın kulu. Ehad, Allah'ın isimlerindendir.

ABDÜLESED: (Ar.) Er. - Aslan'ın kulu.- Hz. Rasûlullah (s.a.s)'m reddet*tiği isimlerdendir. Müslümanlar kul*lanmazlar.

ABDÜLEVVEL: (Ar.) Er. - Herşe-yin evveli, ilk olan, varlığının başlan*gıcı bulunmayan Allah'ın kulu.

ABDÜLEZEL: (Ar.) Er. - Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah'ın kulu.

ABDÜLFERİD: (Ar.) Er. - Tek, eş*siz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah'ın kulu. (bkz. Ferid).

ABDÜLFETTAH: (Ar.) Er. 8211; Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden-açan, kullarınının kapalı-müşkil işle*rini açan Allah'ın kulu. (bkz. Fettah). Allah'ın isimlerindendir.

ABDÜLGAFFAR: (Ar.) Er. - Kulla*rının günahlarını affeden Allah'ın ku*lu. - (bkz. Gaffar). Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanıl*maz.

ABDÜLGAFUR: (Ar.) Er. - Kulları*nın günahlarını tekrar tekrar bağışla*yıcı olan Allah'ın kulu. - (bkz. Gafur). "Abd" takısı almadan kullanılmaz.

ABDÜLGANİ: (Ar.) Er. - Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah'ın ku*lu.- Allah'ın isimlerinden, (bkz. Ga*ni).

ABDÜLHABİR: (Ar.) Er. - Her şe*yin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah'ın kulu. (bkz. el-Habir). Allah'ın isimlerinden.

ABDÜLHADİ: (Ar.) Er. - Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah'ın kulu. - Allah'ın isimlerinden, (bkz. Hadi).

ABDÜLHAFIZ: (Ar.) Er. - Herşeyi bütün ayrıntı ve inceliğiyle kayıtlayıp tutan ve dilediği zamana kadar bela ve afetlerden koruyan Allah'ın kulu. -(bkz. el-Hafız). Allah'ın isimlerinden.

ABDÜLHAK: (Ar.) Er. - Hak ve ger*çek olan, varlığı hiç değişmeden du*ran Allah'ın kulu. - Hak, Esmau'l-Hüsna'dandır.

ABDÜLHAKEM: (Ar.) Er. Bütün iş*lerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hakem Allah'ın kulu. - (bkz. el-Ha-kem). Allah'ın isimlerinden.

ABDÜLHAKİM: (Ar.) Er. - Her şe*ye hükmeden Allah'ın kulu.- Hakim, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.

ABDÜLHALİK: (Ar.) Er. - Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah'ın ku*lu. - Halik, Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.

ABDÜLHALİM: (Ar.) Er. - Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah'ın kulu. - (bkz. Halim). Al*lah'ın isimlerinden.

ABDÜLHAMİD. (Ar.) Er. - Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın di*liyle övülmüş Allah'ın kulu. - Hamid; Allah'ın isimlerindendir. (bkz. Ha*mid).- Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.

ABDÜLHASİB: (Ar.) Er. - Bütün varlıkların takdir edilen hayatları bo*yunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntı*larıyla hesabını en iyi bilen Hasib'in kulu. - Hasib; Allahın isimlerinden*dir.

ABDÜLHAY: (Ar.) Er. - Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gü*cü yeten Cenab-ı Allah'ın kulu. -(bkz. el-Hay). Allah'ın isimlerinden.

ABDÜLKADİR: (Ar.) Er. - Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya

Bu konu en son " 24-10-08 " tarihinde saat 00:44 itibariyle moderatör veya konu sahibi tarafından düzenlenmiştir....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:43   #2
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Thumbs up Cvp: isim ansiklopedisi (:

ABDÜLKAVİY: (Ar.) Er. - Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah'ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau'l-Hüsna'dandır. (bkz. el-Kaviyy).

ABDÜLKAYYUM: (Ar.) Er. - Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah'ın kulu. - Kayyum, Allah'ın isimlerindendi. (bkz. el-Kayyum).

ABDÜLKEBİR: (Ar.) Er. - Kebir'in, büyüklük ve Azamette eşsiz olan Allah'ın kulu. - Kebir; Allah'ın isimlerindendi. (bkz. el-Kebir).

ABDÜLKERİM: (Ar.) Er. - Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Al*lah'ın kulu. - Kerim; Allah'ın isimle -rindendir. (bkz. Kerim).

ABDÜLLATİF: (Ar.) Er. - Latif, gü*zel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bi*len Allah'ın kulu. - el-Latif; Allah'ın isimlerindendi. (bkz. Latif).

ABDÜLMACİD: (Ar.) Er. - Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah'ın kulu. - Macid kelimesi, Allah'ın isimlerindendi. (bkz. el-Ma-cid).

ABDÜLMALİK: (Ar.) Er. - Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah'ın kulu. - Malik; Allah'ın isimlerindendi. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.

ABDÜLMECİD: (Ar.) Er. - Şanı bü*yük ve yüksek olan, şan ve onur sahi*bi yüce Allah'ın kulu. - Mecid kelime*si Allah'ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31. Osmanlı padi*şahı.

ABDU'L-MELİK: (Ar.) Er. - Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah'ın kulu. el-Melik, Allah'ın isimlerindendir.

ABDÜLMENNAN: (Ar.) Er. 8211; Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah'ın kulu. - Mennan kelimesi, Allah'ın sıfatlarındandır.

ABDÜLMESİH: (Ar.) Er. - Hastala*ra şifa veren, mesih İsa'nın kulu.-(bkz. Mesih). İsim olarak kullanıl*maz.

ABDÜLMETİN: (Ar.) Er. - Metanet*li, sağlam, dayanıklı olan Allah'ın ku*lu. - (bkz. Metin). Allah'ın isimlerin-dendir.

ABDÜLMUCİB: (Ar.) Er. - Kendisi*ne yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah'ın kulu. Mucib, Esmau'l-Hüsna'dandır. - (bkz. el-Mucib).

ABDÜLMUHSİ: (Ar.) Er. - Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Al*lah'ın kulu. - Muhsi, Esmau'l-Hüs*na'dandır.

ABDÜLMUHYİ: (Ar.) Er. - Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlı*ları ve hayatı diri tutan Allah'ın kulu. - Muhyi, Allah'ın 99 isminden birisi*dir, (bkz. Muhyi).

ABDÜLMUİD : (Ar.) Er. - Yaratıl*mışları yokettikten sonra tekrar diril*ten Allah'ın kulu. - Muid Allah'ın 99 isminden birisidir, (bkz. el-Muid).

ABDÜLMUİZ: (Ar.) Er. - Muiz'in, izzet veren, şereflendiren Allah'ın ku*lu. - (bkz. el-Muiz). Allah'ın isimlerindendir.

ABDÜLMÜMİN: (Ar.) Er. - Gönül*lerde iman nurunu yerleştiren, kendi*sine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah'ın kulu. - Mü'min, Allah'ın isimlerindendir.

ABDÜLVACİD: (Ar.) Er. - Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve serve*tine nihayet bulunmayan Vacid'in ku*lu. Vacid, Allah'ın isimlerindendir. -(bkz. el-Vacid).

ABDÜLVAHİD: (Ar.) Er. - Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hü*kümlerinde, işlerinde asla benzeri ol*mayan Allah'ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz. el-Vahid).

ABDÜLVALİ: (Ar.) Er. - Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah'ın kulu. - Vali, Esmau'l-Hüsna'dandır. (bkz. el-Vali).

ABDÜLVARİS: (Ar.) Er. - Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahi*bi olan yüce Allah'ın kulu. - Varis ke*limesi Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Varis).

ABDÜLVASİ: (Ar.) Er. - Vasi'nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münez*zeh olan Allah'ın kulu. - Vasi kelime*si, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Vasi).

ABDÜLVEDUD: (Ar.) Er. - Vedud'un kulu.- Allah'ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını se*ven, onlara rahmet ve rızasını yönel*ten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.

ABDÜLVEHHAB: (Ar.) Er. - Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah'ın kulu. Vehhab, Allah'ın isimle-rindendir. - "Abd" takısı almadan kul*lanılmaz.

ABDÜLVEKİL: (Ar.) Er. - Kendisi*ne tevekkül edilen, kudretiyle kulları*nın işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah'ın kulu. - Vekil. Al*lah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Vekil).

ABDÜLVELİ: (Ar.) Er. - Kendisine iman edenlerin dostu ve yardımcısı. Yarattıklarına mütevelli ve nazar edi*ci olan Allah'ın kulu. - el-Veliyy keli*mesi Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Veli).

ABDÜNNAFİ: (Ar.) Er. - Yararlı şeyleri ve sebeplerini kudretiyle yara*tan Allah'ın kulu. - Nafı kelimesi, Al*lah'ın isimlerindendir. (bkz. en-Nafı).

ABDÜNNASIR: (Ar.) Er. - Yardım eden, Yardımcıların en hayırlısı, mü'minlere nusrct ve zafer veren Allah'ın kulu. - Nasır, Allah'ın sıfatla-rındandır.

ABDÜNNASIR: (Ar.) Er. - Yardım*cı, yardım eden Allah'ın kulu.

ABDÜNNUR: (Ar.) Er. - Nur sahibi, aydınlık, parlaklık sahibi olan Al*lah'ın kulu. - Nur, Allah'ın isimlerin*dendir.

ABDÜRRAFİ: (Ar.) Er. - Rafı'nin kulu. (bkz. er-Rafi). Allah'ın isimle*rinden

ABDÜRRAHİM: (Ar.) Er. - Merha*metli, esirgeyen, koruyan, acıyan, ahirette mümin kullarına merhamet eden Allah'ın kulu.- er-Rahim, Al*lah'ın isimlerindendir.

ABDÜRRAUF: (Ar.) Er. - Çok lütuf, şevkat ve rahmet eden. Onları belli nimetlerle dengeli yaşatan, seviyelendiren Allah'ın kulu. (bkz. Rauf).

ABDÜRREŞİD: (Ar.) Er. - Allah'ın isimlerinden. Reşid'in kulu.- (bkz. er-Reşid).

ABDÜRREZZAK: (Ar.) Er. - Bütün mahlukların rızkını veren Allah'ın ku*lu. - Rezzak, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.

ABDÜSSAMED: (Ar.) Er. - Kimse*ye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Al*lah'ın kulu. - Samed, Allah'ın isimle*rindendir. "Abd" takısı almadan kul*lanılmaz. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.

ABDÜSSELAM: (Ar.) Er. - Barış, rahatlık, selamete çıkaran, selam eden, zevalsiz ebedi olan Allah'ın ku*lu. - es-Selam kelimesi, Allah'ın isim*lerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılamaz.

ABDÜSSEMİ: (Ar.) Er. - Her şey*den arınmış olarak bütün sesleri, söz*leri ve kelimeleri işitip ayırdeden yü*ce Allah'ın kulu. (bkz. es-Semi').

ABDÜSSETTAR: (Ar.) Er. - Günah*ları örten, gizleyen Allah'ın kulu.

ABDÜŞŞAHİD: (Ar.) Er. - Şahid'in kulu. Görünen ve görünmeyen eşya*nın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bu*lunduran Allah'ın kulu. - Şahid, Al*lah'ın isimlerindendir. (bkz. eş-Şahid).

ABDÜŞŞEKÜR: (Ar.) Er. - Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Al*lah'ın kulu. - Şekür, Allah'ın isimle*rindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.

ABDÜZZAHİR: (Ar.) Er. - Varlık ve birliği sonsuz sayıda eserler ve delil*lerle belli olan Allah'ın kulu. - ez-Za*hir, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. ez-Zahir).

ABER: (Ar.) Er. - Hz. Nuh'un erkek torunu.

ABENDAM: (Fars.) Ka. - Güzel vü*cutlu, güzellik.

ABGUN: (Fars.) Er. - 1. Mavi renk. Gök. 2. Parlak. 3. Nişasta.

ABHER: (Ar.) Er. 1. Nergis çiçeği. 2. Yasemin. 3. Zerrin kadehi çiçeği. 4. Dolu kab.

ABILAY HAN: (Tür.) Er. - Orta cüz Kazak Hanı. Ülkesini Çinlilere, Hive hanlıklarına karşı ustaca savundu (1711-1781).

ABIŞKA NOYAN: (Tür.) Er. - İlhan*lı komutan. (XIII-XIV. yy.) bkz. Abuşga.

ABHİZ: (Fars.) Er. 1. Büyük dalga. 2. Kaynak. 3. Su yolu.

ABİD: (Ar.) Er. Allah'a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid. Kullar, köle*ler.

ABİDE: (Ar.) Er. - Anıt. Önemli ve değerli yapıt.

ABİDİN: (Ar.) Er. - İbadet edenler-Zeyne'l-Abidin'den kısaltma isim ad. Zeynelabidin: Hz. Ali'nin torunların*dan biri, ibadet edenlerin ziyneti.

ABŞAR: (Ar.) Ka.- Şelale.

ABUŞKA: (Tür.) Er. - Koca, zevc, yaşlı erkek.

ABUZER: (f.a.i.) Er. - Altın suyu. Altın suyu gibi parlak ve görkemli. Yahut Ebu Zer (el-Gıfarî) isminin fo*netik değişikliğe uğramış şekli.

ABUZETTİN: (Ar.) Er. - Din yolun*da çabuk, hızlı giden
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:44   #3
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

ACA: (Tür.) Er. 1. Amca, ağabey. 2. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. 3. Büyük

ACABAY: (Tür.) Er. - (bkz. Aca).

ACAHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Aca).

ACAR: (Tür.). 1. Becerikli. 2. Atıl*gan, ele avuca sığmaz. 3. Halk. 4. Ye*ni, taze- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır (örfte). Acar, Sırrı: 1967 Dünya Güreş şampiyonu Türk.

ACARALP: (Tür.) Er. - Yiğit, bece*rikli, cesur kişi.

ACARBAY: (Tür.) Er. - Doğan Acarbay, olimpiyatlarda yarışmış Türk atlet, 1948.

ACARER: (Tür.) Er. - (bkz. Acaralp).

ACARKAN: (Tür.) Er. - (Acaralp).

ACARMAN: (Tür.) Er. - Çevik, be*cerikli, girişken.

ACARÖZ: (Tür.) Er. - Özünde yiğit*lik bulunan.

ACARSOY: (Tür.) Er. - Yiğit, soylu.

ACEM: (Ar.) Er. 1. Arap olmayan milletlerin hepsi 2. Açık ve doğru Arapça konuşamayan kimse 3. Özel*likle İranlı, İran halkından biri. Acem Bekir Efendi: Türk Reisü'l-Küttab, 1723.

ACER: (Ar.) Ka. - Hz. İsmail (a.s.)'in annesi (bkz. Hacer).

ACLAN: (Ar.) Er. - Hızlı, çabuk, telaşlı. Osman Bey ile çağdaş olan 14. yy. ortalarında yaşamış Karasi Beyi.

ACUN: (Ar.) Er. - Dünya, varlık.

ACUNAL: (Tür.) Er. - Dünyayı kap*sayan, dünyayı fetheden.

ACUNALP: (Tür.) Er. - (bkz. Acunal).

ACUNMAN: (Tür.) Er. - Dünyaca ta*nınmış, ünlü.

AÇANGÜL: (Tür.) Ka. - (bkz. Gül).

AÇE: (Tür.) Ka. - Sumatra adasının en kuzey kısmı. Önceleri burada Açe İslam devleti hüküm sürerdi. Şimdi ise Hollanda sömürgesidir.

AÇELYA: (Yun.i.) Ka. - Kokusuz, fundagillerden çeşitli renklerde çiçek*ler açan bir bitki.

AÇIL: (Tür.) Ka. - Açılmak eylemin*den emir; serpil

AÇILAY: (Tür.) Ka. - Ayın dolunay halinde olmaya başlaması

AD: (Ar.) Er. - Çok eskiden Yemen taraflarında bulunan ve Hud peygam*ber tarafından imana getirilemediği için Allah tarafından yok edildiğine inanılan bir kavmin adı. Kur'an-ı Ke-rim'de bu kavim aynı isimle anılmış ve başlarından geçen hadiseler geniş*çe ele alınmıştır.

ADAHAN: (Tür.) Er. - Adanın haki*mi, yöneticisi.

ADAL: (Tür.) Er. - "Adın yayılsın, ün kazan" manasında.

ADALEDDİN : (Ar.) Er. - Dinin adaleti- Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.

ADALET: (Ar.) Ka./Er. - 1. Hakka riayctkarlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk. 2. Haksızlıktan uzaklaşma. 3. Düzenli ve dengeli davranma. 4. Hakkaniyet.

ADANIR: (Tür.) Ka./Er. - Şanlı, şöhretli

ADEM: (İb.h.i.) Er. 1. Allah'ın yarat*tığı ilk insan, insan soyunun atası ve ilk peygamberi. 2. Adam. 3. İyi, temiz kimse. Âdem (a.s.) ilk insan ve ilk isimlendirilen varlık. Kur'an'da Hz. Adem'in 25 yerde ismi geçer.

ADETULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın kanunu, ilahi sünnet.

ADEVİYE: (Ar.) Ka. 1. İyilik, yar*dımseverlik. 2. Ünlü hanım mutasav-vıfe.

ADIGÜZEL: (Tür.). Ka./Er. - Güzel isim. Verilen ismin güzel olması.

ADİL: (Ar.) Er. 1. Doğruluk göste*ren. Doğru. 2. Eşit, eş, müsavi. 3. Adaletli davranan. Kur'anî bir isimdir. Allah'ın emirlerini hakkıyla uygula*yan anlamına gelir. Raşid halifelerin 2. cisi Ömer b. el-Hattab'ın meşhur lakabı.

ADİLE: (Ar.) Ka. 1. Doğruluk göste*ren. 2. Doğru- Her işinde adalet, doğ*ruluk bulunan hükümet. 3. Adile Sul*tan; Osmanlı döneminde Bağdat'ta valilik yapan Süleyman Paşa'nın hanı*mı. Adına bir cami bir de kervansaray yapılmıştır.

ADİLHAN: (a.t.i.) Er. - Adil yöneti*ci.

ADİL GİRAY: (a.t.i.) Er. - Kırım ve-liahtı. (1548- Kazvin 1579) Devlet Giray'ın oğlu. Osmanlı-İran savaşında Osmanlılara yardımcı oldu. İkinci Şa-

mah savaşını kazanan İranlılarca tut*sak edildi ve Kazvin'de öldü.

ADİN: (Ar.) Er. - Cennet (Adn).

ADİY: (Ar.) Er. - Savaşçı, savaştan geri durmayan, mücahid. Adiy b. Ha*tim et-Tai: 630 yılında müslüman ol*du. Babası gibi cömertti. Kabilesinde İslam'dan dönme eğilimleri görünce engel oldu. Cemel vakasında Hz. Ali*nin yanında yer aldı.

ADNAN: (Ar.) Er. - Cennette ölüm*süzlüğe kavuşan kimse.

ADNİ: (Ar.) Er. 1. Adın'a mensup, (bkz. Adnan). 2. Cennete girmeye hak kazanan. Adni Recep Dede. Türk mu*tasavvıf, şair. (Belgrat 1688).

ADNİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Adni).

AFAFET: (Ar.) Ka. 1. Afıflik, temiz*lik, temiz olan. 2. Fenalıktan, günah işlemekten kaçınma. 3. Namuslu ol*mak.

AFET: (Ar.) Ka. 1. Büyük felaket, bela, musibet. 2. Çok güzel kadın, dil*ber

AFFAN: (Ar.) Er. - Kötü şeylerden kaçınan, kötülüklerden uzaklaşan, te*miz. Ashab'dan bu ismi kullananlar olmuştur.

AFGAN: (Ar.) Er. - Heyecanlı, çabuk öfkelenen. Orta Asya'da yaşayan müslüman bir kavim. Cemalettin Af-gani: Müslüman alimlerden.

AFİF: (Ar.) Ka. 1. İffetli, namuslu, ırz ve namus sahibi kadın. 2. Doğru, haramdan sakınan, yolsuzluğa sap*maz kişi.

AFİFE: (Ar.) Ka.. - (bkz. Afif). IV. Mehmed'in hanımı.

AFİL: (Ar.) Er. 1. Uful eden, gurub eden, batan (güneş, yıldız). 2. Görün*mez olan, kaybolan

AFİTAB: (Fars.) Ka.l. Güneş, gün ışığı. 2. Çok güzel, dilber, parlak yüz.

AFRA: (Ar.) Ka. 1. Ayın onüçüncü gecesi. 2. Beyaz toprak. Afra binti Ubeyde: Sahabe hanımlardan.

AFŞAR: (Tür.) Er. 1. Oğuz Türkleri*nin 24 boyundan biri. Türkiye, Iran, Azerbaycan ve Afganistan'da dağınık olarak yaşamaktadırlar. 2. Çabuk iş gören, çevik, atılgan

AFŞİN: (Tür.) Er. - Zırh, silah. Afşin bey: Selçuklu komutanı. ( XI. yy.). Gümüştigin'le birlikte Anadolu savaş*larına çıktı. Malatya'da Bizans ordula*rını yendi. Marmara kıyılarına kadar ilerledi (1079).

AFTABE: (Fars.) Ka. - 1. Su kabı. 2. Güneş biçiminde yapılan mücevher.

AFUV: (Ar.) Er. - Daima affeden, merhametli. Esmaü'l-Hüsna'dandır. "Abd" takısı alarak kullanılır.

AGAH: (Fars.) Er. - Bilgili, haberli, uyanık, afif. Vakıf olmuş, malumatlı. Agah Efendi: (1744-1824). Türk dev*let adamı.

AĞAN: (Tür.) Ka.- Akanyıldız, ağma

AGER: (Tür.) Er. - Temiz, doğru kimse

AGRA: (Ar.) Er. - Çok sevimli, çok yakışıklı.

AĞA: (Tür.) Er. 1. Yaşlanma manası*na gelen "ağmak"tan. Büyük, efendi. Büyük kardeş, ağabey. 2. Amir, baş, reis. Eski devlet teşkilatımızda bazı idarecilere verilen unvan. 3. Osmanlı devletinde okuma-yazma bilenlere verilen şeref unvanı. 4. Halkın saygı*sını kazananlara verilen unvan. 5. Er-kek, eş, koca. 6. Eski büyük konaklar*da çalışan hizmetlilerin başı. Eski Türklerde soylu aileye mensup kadın*lar da bu unvanı kullanmışlardır.

AĞAHAN: (Tür.) Er. - Nizari İsmaili imamlara verilen unvan. Doğu Türk-çesinde ağabey anlamında da kulla*nılmıştır. Türk kökenli Kaçarların onur unvanıydı. Ağa Han: Nizari İsmailîlerin dini önderi.

AĞAR: (Tür.) Er. - 1. Beyaz renkli. 2. Açık tavırlı, samimi. 3. Asil, onur*lu, şerefli.

AĞANER: (Tür.) Er. - Saf, temiz, duru insan.

AĞCA: (Tür.) Ka. - Beyaz tenli ka*dın.

AĞGÜL: (Tür.) Ka. - Beyaz gül, ak gül.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:46   #4
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

AHAD: (Ar.) Er. 1. Bir, kişi, kimse. 2. Birler, birden dokuza kadar olan sayılar. 3. Ünlü Türk denizcilerinden Ahad bey (Umur bey donanmasın*dan).

AHAVİ: (Ar.) Er. - 1. Kardeşçe, dostça. Kardeş gibi.

AHBARÎ: (Ar.) Er. - Haber veren, ri*vayet eden.

AHDİ: (Ar.) Er. - Ahd, and icabı ve*ya ahd ve ahda müteallik. Ahdî, Türk tezkire yazan ve Divan şairi (Bağdat 1593).

AHENK: (Fars.) Ka. 1. Uygun, uyum düzen, armoni. 2. Renkler arasında uygunluk. Sesler arasında uygunluk, düzen, makam. 3. Çalgılı eğlence-Saz takımınca icra edilen beste. 4. Kasıt, niyet.

AHFA: (Ar.)- Kalb, ruh, sır, hafi, ah-fa şeklinde sıralanan "Ietafet-i hamse" sonuncusuna verilen ad.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AHFAZ: (Ar.) Er. - 1. Belleği çok kuvvetli. 2. Kur'an'ı en iyi hıfzetmiş kişi. 3. Alçak gönüllü.

AHFEŞ: (Ar.) Er. 1. Küçük gözlü, zayıf bakışlı. 2. Yalnız gece gören kimse. Ahfeş lakabında üç büyük Arap alimi vardır. Abdülhamid, Said b. Mes'ade, Ali b. Süleyman.

AHİ: (Ar.) Er. 1. Ahi ocağına mensup olan kimse. 2. Cömert, eliaçık. Ahi Benli Hasan. Türk şairi. Yavuz döne*minde yaşamış ve Şirinu Perviz mes*nevisini yazmıştır.

AHİD: (Ar.) Er. 1. Bir şeyin yerine getirilmesini emretmek. 2. Söz ver*mek. Emir, talimat, taahhüt, anlaşma, yükümlülük.

AHKAF: (Ar.) Er. 1. Kum fırtınası 2. Kur'an-ı Kerim'in 6. suresi. Araplar bu ismi, Arabistan'ın güneyinde, kim*senin bilmediği ve giremediği çöle vermişlerdir.

AHLA: (Ar.) Ka. - Çok tatı. Pek şi*rin.

AHLAS: (Ar.) Er. - 1. Saf, halis, ka-rışımsız. 2. İyi yürekli, temiz kimse. 3. Kur'anî ıstılahta, Allah'a halis ola*rak yönelip ihlaslılıkta ileri bir dere*ceye varmış kul.

AHMED: (Ar.) Er. - Çok, en çok övülmüş, methedilmiş. Kur'an-ı Kerim'de Saf suresinin 2. ayetinde: Hz.İsa, İsrailoğullarına: "...adı Ahmed olan peygamberi de müjdeleyici ola*rak geldim" şeklinde geçen isimlen*dirme ile Peygamberimizin isimlerin*den birisi olarak anıldı ve kullanılma*ya başlandı.- Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır. Ahmed-i Muh*tar, Hz. Muhammed (s.a.s).

AHMER: (Ar.) Er. - Kırmızı, kızıl.

AHNEF: (Ar.) Er. 1. Ayaklan çarpık ve eğri büğrü olan. Daha çok lakap olarak kullanılır. Ahmet b. Kays, as-habdan.

AHNES: (Ar.) Er. - Basık ve sivri bu*runlu. Daha çok lakap olarak kullanı*lır.

AHRA: (Ar.) Ka. - Daha layık, mü*nasip, uygun

AHSA: (Ar.) - Arabistan'ın Kuveyt-Katar kısmına verilen isim- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır

AHSEN: (Ar.) - Daha güzel, çok gü*zel, en güzel. Erkek ve kadın adı ola*rak kullanılır. Ahsen-i takvim: En gü*zel şekil. Kur'an-ı Kerim'in Tin sure*sinin 3. ayetinde insanın ahsen-i tak*vim üzere yaratıldığı beyan buyurulmaktadır. Ahsen kelimesi, Kur'an'da 16 yerde zikredilmiştir.

AHTER: (Fars.) Ka. - Yıldız.

AHU: (Fars.) Ka. 1. Ceylan, karaca, gazal. 2. Güzel, ince alımlı kadın. 3. Gözleri ceylan gözüne benzeyen ka*dın. 4. Kardeş, dost

AHVER: (Ar.) Er. -1. Müşteri yüzlü, güzel gözlü adam. 2. Zeki, akıllı.

AHVES: (Ar.) Er. - Cesur, kahraman, yiğit.

AİŞE: (Ar.) Ka. - 1. Yaşayan, zen*ginlik ve bolluk gören. Yaşayış. Aişe binti Ebu Bekir. Peygamberimiz (s.a.s)'in hanımlarından. Muhterem annelerimizden biri olan Aişe (r.a.) İslami bilgisi ve fakihliği ile de meş*hurdur (bkz. Ayşe).

AJDA: (Tür.) Ka. 1. Filiz sürgün. 2. Çentik çentik olan şey

AKABE: (Ar.) Er. 1. Sarp geçit, çı*kılması zor yokuş. 2. Tehlike. Atlatıl*ması zor güçlük, muhtıra.

AKAD: (Tür.) Er. - Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.

AKALP: (Tür.) Er. - Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

AKALIN: (Tür.) Er. - Alnı açık, suçu olmayan, onurlu. Akalın (Besim Ö-mer Paşa). Türk hekim.

AKANAY: (Tür.) Ka. - Yıldız küme*si.

AKANSEL: (Tür.) Er. 1. Akarsu. 2. Uzun mesafeler geçerek denize dökü*len akarsu.

AKAR: (Tür.) Er. 1. Akıp geçen. 2. Gelir getiren.

AKASMA: (Tür.) Ka. - Beyaz, mavi, morumsu, pembe çiçek veren yabani, tırmanıcı bir bitki.

AKASOY: (Tür.) Er. - Sevilen, sayı*lan soydan gelen

AKASYA: (Yun.i.) Ka. - Küçük sıra yapraklı, gölgeli küçük cinsleri süs için yetiştirilen baklagillerden bir ağaç. Salkım ağacı da denir.

AKAY: (Tür.)- Beyaz ay, ayın tam bir daire olarak dolgun, parlak görün*düğü evre. Ak ve ay kelimelerinden

birleşik isim. Erkek ve kadın adı ola*rak kullanılır.

AKBATU: (Tür.) Er. - Yiğit erkek.

AKBATUN: (Tür.) Er. - (bkz. Akbatu).

AKBEHMEN: (Tür.) Er. Peygamber çiçeğinin eşanlamlısı.

AKBİLGE: (Tür.) - Alim, bilgili, dü*rüst kimse.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AKBOĞA: (Tür.) Er. - Boğa gibi güçlü ve temiz şahsiyetli. Akboğa Celayir: Moğol emir ve komutanı.

AKBORA: (Tür.) Er. - (bkz. Bora)

AKBUDUN: (Tür.) Er. - Temiz, ta*nınmış soydan gelen

AKBURAK: (Tür.) Er. - (bkz. Bu*rak)

AKÇAN: (Tür.) Ka. - Temiz, dürüst kimse

AKCEBE: (Tür.) Er. - Beyaz zırh sa*hibi yiğit.

AKÇA: (Tür.) Ka. 1. Oldukça ak, be*yazca. 2. Eskiden kullanılan küçük gümüş para, nakit. 3. Temiz, saf, iyi niyetli kişi.

AKÇAKİRAZ: (Tür.) Ka. - Bir kiraz çeşidi.

AKÇAKOCA: (Tür.) Er. - Temiz ve namuslu erkek. - Osman Gazi ve Or*han Gazi'nin silah arkadaşı.

AKÇALI: (Tür.) Er. - Varlıklı, zen*gin.

AKÇAM: (Tür.) Er. - Kuzey Ameri*ka'da yetişen bir çam türü.

AKÇAR: (Tür.) Er. - iyi ruhlar.

AKÇIL: (Tür.) - Beyazımsı, solgun Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AKÇİÇEK: (Tür.) Ka. - Beyaz çi*çek- Daha çok örfte kullanılır.

AKÇORA: (Tür.) Er. - İyi ruhlar.

AKDA: (Ar.) Ka. - Himaye altında olan cariye, kadın, köle.

AKDEMİR: (Tür.) Er. - Demir gibi güçlü ve temiz yürekli. Yiğit.

AKDES: (Ar.) Er. - En kutsal.

AKDİL: (Tür.) Er. - İyi, doğru, güzel konuşan kişi.

AKDOĞAN: (Tür.) Er. - (bkz. Doğan).

AKDORU: (Tür.) Er. - Doruğu bulutlu dağ.

AKEL: (Tür.) Er. 1. Doğru, dürüst iş*ler yapan kimse. Dürüst, güvenilir er*kek.

AKERGİN: (Tür.) Er. - (bkz. Akerman).

AKERMAN: (Tür.) Er. - Dürüst, soylu, temiz kişi.

AKGİRAY: (Tür.) Er. - (bkz. Akergin)

AKGÜL: (Tür.) Ka. - Beyaz gül.

AKGÜN: (Tür.) Er. - Mutlu, sevinçli gün.

AKHAN: (Tür.) Er. - Dürüst hakan.

AKALP: (Tür.) Er. - Cömert, eli açık yiğit.

AKIMAN: (Tür.) Er. - Cömert, eli açık kimse.

AKIN: (Tür.) Er. - Her engeli aşan, güçlüklerden yılmayan, hızlı hareket kabiliyetine sahip.

AKINALP: (Tür.) Er. - Akın yapan yiğit. Yiğit.

AKINCI: (Tür.) Er. -Osmanlılarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düşman*larının moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari.

AKINER: (Tür.) Er. - (bkz. Akınalp)

AKINTAN: (Tür.) Er. - Tan yeri ağa*rırken yapılan akın

AKİF: (Ar.) Er. 1. Bir şeyde sebat eden. 2. İbadet eden, ibadet maksa*dıyla mübarek bir yere çekilen. İ'tikafa giren. 3. Direnen. M. Akif Er soy: Ünlü şair ve yazarımız. Safahat'ın ya*zan. İstiklal marşını telif etmiştir.

AKİFE: (Ar.) Ka. 1. Bir şey üzerinde azimle duran, sebatlı, kararlı. 2. İba*det eden hanım.

AKİL: (Ar.) Er.- Akıllı, akıl sahibi. Uslu, kavrayışlı. Ali b. Ebi Talib'in kardeşi. Akil b. Ebi Talib.

AKİLE: (Ar.) Ka.- (bkz. Akil)

AKİPEK: (Tür.) Ka. - İpek gibi ka*dın.

AKİS: (Ar.) Ka. 1. Yankı. 2. Işığın veya bir şeklin bir satha çarpıp orada görünmesi, yansı. 3. Zıt, ters, muhalif.

AKKOR: (Tür.) Ka. - Işık saçacak aklığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.

AKKIZ: (Ar.) Ka.- Beyaz kadın.

AKMAN: (Tür.) Er. 1. Temiz, beyaz, güzel insan. 2. Yaşlı kimse.

AKMANER: (Tür.) Er.- (bkz. Ak*man).

AKMAR: (Ar.) Ka. - Aylar, yıldızlar.

AKMER: (Ar.) Ka. - Ay gibi beyaz (yüz)

AKNUR: (t.a.i.) Ka. - Beyaz nur.

AKÖZ: (Tür.) Er. - Özü sözü doğru kişi, temiz kişilikli.

AKPINAR: (Tür.)- (bkz. Pınar).

AKSAN: (Tür.) Er.- İyi ve temiz ta*nınmış kimse.

AKSEN: (Tür.) Ka.- Sen aksın, te*mizsin, doğru ve namuslusun.

AKSEVİL: (Tür.) Ka. - (bkz. Sevil).

AKSIN: (Tür.) Er.- Temiz, doğru, dü*rüstsün.

AKSOY: (Tür.) Er. - Temiz soylu.

AKSUN: (Tür.) Er. - (bkz. Aksu).

AKSUNA: (Tür.) Ka. -Ak renkli ya*ban ördeği.

AKSUNER: (Tür.) Er.- (bkz. Aksungur).

AKSUNGUR: (Tür.) Er.-Doğan cin*sinden bir nevi av kuşu. - Aksungur b. Abdullah. Melikşah zamanında Halep'in hakimliğini, yöneticiliğini yapan Türk Emiri.

AKSU : (Tür.) Ka. 1. Temiz, pırıl pı*rıl su gibi. 2. Nehir

AKSÜYEK: (Tür.) Er. - Eski Türk*lerde soylu anlamında kullanılırdı.

AKŞEMSEDDİN: (t.a.i.) Er.- Dinin güneşi.- Türk din bilgini ve hekim. (Şam 1389-Göynük 1459). Fatih'in hocasıdır. İstanbul'un fethinde bulun*du. Ünlü sahabi komutan Eba Eyyub el-Ensari'nin mezarını bulduğu söyle*nir. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.

AKŞIN: (Tür.) 1. Az ak, akımsı.2. Derisinde, kıllarında ve gözlerinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan (insan, hay-

van). Erkek ve kadın adı olarak kulla*nılır.

AKŞİT: (Tür.) Er. - Kutlu uğurlu. 2. Ak. 3. Güneş, nur, aydınlık. Akşit Muhammed b. Tugac: İhşidiler devle*tinin kurucusu.

AKTAY: (Tür.) Er. - Beyaz tay. Türkler'de çok kullanılan bir isimdi.

AKTAÇ: (Tür.) Er. - Beyaz taç.

AKTAN: (Tür.) - Aydınlık, mehtaplı gece.

AKTAR: (Tür.) Er. - Parlak, aydınlık sabah.

AKTAŞ: (Tür.) Er. - Mermer.

AKTEKİN: (Tür.) Er. - Parlak, gör*kemli, temiz huylu yiğit.

AKTEMÜR: (Tür.) Er. - Akdemir.

ARTİMUR: (Tür.) Er. - (bkz. Aktemur).

AKTOLGA: (Tür.) Er. - (bkz. Tol*ga).

AKTUĞ: (Tür.) Er. - (bkz. Aytuğ).

AKYIL: (Tür.) Er. -Temiz, güzel se*ne. - Erkek ve kadın adı olarak da kullanılır.

AKYILDIZ: (Tür.) - Akşama doğru doğan parlak yıldız. Çoban yıldızı, sa*bah yıldızı.

AKYİĞİT: (Tür.) Er.- Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.

AKYOL: (Tür.) Er. - Dürüst, doğru ve iyi yol.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:47   #5
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

ALAADDİN: (Ar.) Er. -Dini yücelt*mek için din uğruna çalışan kimse. Alaaddin Keykubad (1192-1237) Anadolu Selçuklu Sultanı. - Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.

ALACAN: (Tür.) Er. - (bkz. Akan).

ALAGÜN: (Tür.) Ka. - Yazın güneş buluta girdiği zamanki gölgeli hava.

ALAMET: (Ar.) Ka. 1. İşaret, iz, ni*şan. 2. Remiz, sembol. 3. Belirti, emare. 4. Çok iri, şaşılacak büyüklük*te (mec.).

ALANALP: (Tür.) Er. - Ülke alan, fetheden, fatih.

ALANAY: (Tür.) Er. - (bkz. Alanalp).

ALANER: (Tür.) Er. - (bkz. Alanalp).

ALANGOYA: (Moğ.) Ka. 1. Altın geyik. 2. Ünlü Moğol destanının kut*sal sayılan kadın kahramanı.

ALANGU: (Tür.) Er. -Altın geyik.

ALANUR: (Ar.) Ka. - (bkz. Nur).

ALAPINAR: (Tür.) Ka. - (bkz. Pı*nar).

ALATAN: (Tür.) Er. - Güneş doğma*dan önce ufukta beliren karışık renk*ler.

ALATAY: (Tür.) Er. - Derisinde be*nekler olan tay.

ALCAN: (Tür.) Ka. - Can alıcı güzel. Can alan, cesur, yürekli.

ALEMDAR: (a.f.i.) Er. 1.Bayrak ve*ya sancak tutan, taşıyan, bayraktar, sancaktar. 2. İşe önderlik eden. Alem*dar Mustafa Paşa: Osmanlı veziri.

ALEV: (Tür.) Ka. 1. Ateşten ve yanı*cı cisimlerden çıkan parlak, çeşitli şe*killere giren gazlardan meydana gelen şeffaf dil, yalım. 2. Aşk ateşi, sevda. 3. Alımlı, cazibeli kadın.

ALEVİ: (Ar.) Er. - Hz. Ali soyundan, Hz. Ali'ye hususi ilgi gösteren, ona taraftar olan. Şii mezhebinin kolların*dan biri.

ALGAN: (Tür.) Er. - Alan, fetheden, fatih.

ALGIN: (Tür.) Er. 1. Güçlü, iyi, gü*zel, sıcakkanlı, sevimli. 2. Sevdalı, aşık, vurgun. 3. Hızlı akan su. 4. Renksiz, cılız, zayıf.

ALGUHAN: (Tür.) Er. - Çağatay hanlığı hükümdarı. (1266). Orta Asyayı ele geçirip Harezmden Afganis*tan'a kadar sınırlarını genişletti. Cengiz'in yasalarını şiddetle uyguladı.

ALGUN: (Fars.) Ka. 1. Aklı alınmış. 2. Al renginde, koyu ve parlak pem*be. 3. Tümsek, tepe.

ALGUNE: (Fars.) Ka. 1. Serap. 2. Allık.

ALGÜL: (Tür.) Ka. - Kırmızı gül.

ALİ: (Ar.) Er. 1. Yüce, ulu, yüksek. 2. Hz. Ali: Ebu Talib'in oğlu. Pey*gamberimizin amcazadesi ve kızı Fat*ma (r.anha)'nın kocası. Dördüncü ha*life.

ALİCAN: (a.f.i) Er. - Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmiştir. - (bkz. Ali ve Can).

ALİCENGİZ: (a.t.i.) Er. - Akla gel*mez, şeytanca, beklenmedik ve umul*madık tarzda anlamlan ile "Alicengiz oyunu" deyiminde geçer.

ALİGÜHER: (a.f.i.) Er. - Yaratılışı ve mayası yüce ve değerli olan.

ALİ HAN: (a.t.i.) Er. - Yüce han.

ALİKADR: (Ar.) Er. 1. Yüksek kıymette olan, çok kıymetli, çok takdir edilen, çok saygıdeğer. 2. Meşhur bir çeşit lale.

ALİM: (Ar.) Er. 1. Çok okumuş, bilgin.,2. Çok bilen. 3. Sonsuz. İlim sa*hibi. Allah'ın sıfatlarındandır. Kur'an'da Cenab-ı Hakk'ın ismi olarak 13 yerde geçer. "Abd" takısı alarak da kullanılır.

ALİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Alim).

ALINAK: (Tür.) Er. - Doğru, güve*nilir.

ALİŞAH : (a.f.i.) Er. - Hükümdarla*rın en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri.

ALIŞAN: (a.f.i.) Er. - Şan ve şerefi yüce ve yüksek olan çok değerli.

ALİYAR : (a.f.i.) Er. 1. Yar, dost, sevgili. 2. Alinin dostu, sevgili adı. 3. Yüce dost. - Birleşik isim

ALİYE: (Ar.) Er. - Yüce, yüksek, bir şeyin en yukarısı, tepesi. - (bkz. Ali).

ALKAN: (Tür.) Er. - Kırmızı kan. Alkan bey: Türk denizci. Selçuklula*rın egemenliğindeki İznik'te Ebu'l-Kasım'ın donanma komutanı.

ALKIM: (Tür.) Er. - Gökkuşağı. Al*kım (Uluğ Bahadır) Türk Arkeolog.

ALKIN: (Tür.) Er. 1. Sevdalı, aşık, vurgun. 2. El çırpma, övme.

ALKUR: (Tür.) Er. - Hep, bütün, herkes.

ALLAHVERDİ: (a.t.i.) Er. - İran'da yaşayan bir Türkmen kabilesinin adı.

ALP: (Tür.) Er. 1. Eski Türklerde kahraman, yiğit, cesur, bahadır, pehli*van. 2. Seyfi kola mensup, savaşçı, fütüvvct ehli. Alperen, Alpgazi. Bu isim İslam'dan sonra da Türkler ara*sında kullanılmaya devam etti.

ALPAGU: (Tür.) Er. 1. Tek başına düşmana saldıran yiğit. 2. Eski Türk*lerde bir rütbe adı. 3. Eski Türklerde bir kurt adı.

ALPAĞAN: (Tür.) Er. - Cesur, yiğit, kahraman.

ALPAK: (Tür.) Er. - Dürüst, kahra*man, yiğit.

ALPARTUR: (Tür.) Er. - Kendine güveni olan yiğit.

ALPASLAN: (Tür.) Er. - Arslan gibi cesur ve yiğit, savaş beyi. Büyük Sel*çuklu hükümdarı. Selçukluların en büyük zaferi sayılan Malazgirt zaferi onundur (l071).

ALPAY: (Tür.) Er. - Cesur, yiğit kimse.

ALPAYDIN: (Tür.) Er. - (bkz. Al*pay).

ALPBİKE : (Tür.) Er. - genç, deli*kanlı, (bkz. Alp).

ALPÇETİN: (Tür.) Er. - (bkz. Al*pay).

ALPDE.MİR: (Tür.) Er. - (bkz. Al*pay).

ALPDOĞAN: (Tür.) Er. - Doğuştan yiğit olan.

ALPER: (Tür.) Er. - (bkz. Alp).

ALPEREN: (Tür.) Er. - Yiğit, baha*dır.

ALPERTUNGA: (Tür.) Er. - Efsane*vi Türk hükümdarı ve destan kahra*manı. M.Ö. 626 yıllarında yaşayıp İranlılarla uzun savaşlara giren Turan (Saka) hükümdarı olduğu söylenir.

Türk, İran, Arap, Hint, Eski Yunan ve Asur kaynaklarında kendisinden deği*şik adlarla bahsedilir.

ALPGİRAY: (Tür.) Er. - Yiğit hü*kümdar. Kırım veliahtı. Bir ara Kırım Hanı da oldu.

ALPHAN: (Tür.) Er. - Yiğit hüküm*dar.

ALPKAN: (Tür.) Er. - Yiğit soydan gelen.

ALPKIN: (Tür.) Er. - Keskin kılıç.

ALPMAN: (Tür.) Er. - Yiğit, cesur, kahraman.

ALPNUR: (Tür.) Ka. - (bkz. Alp).

ALPSOY: (Tür.) Er. - (bkz. Alpkan). Yiğit ve cesur soya mensub.

ALPTEKİN: (Tür.) Er. - Kahraman şehzade. Birleşik isim. Alp: Kahra*man, Tekin: Şehzade.

ALTAN: (Tür.) Er. 1. Sabahın güneş doğarkenki zamanı. 2. Hakanlara ve*rilen unvan, sultan, padişah.

ALTAY: (Tür.) Er. 1. Asya'da Batı Sibirya ile Moğolistan'ı ayıran dağlık bölge. 2. Altay dağlan bölgesinde ya*şayan Türklerin genel adı.

ALTIN: (Tür.) Ka. 1. Parlak, san renkte, paslanmayan, kolay işlenebi*len, ziynet eşyası olarak da kullanılan maden, zer, zeheb. 2. Örfte kadın adı olarak kullanılır. Zerrin (bkz. Zerrin).

ALTINBAŞAK: (Tür.) Ka. - Değerli kimse.

ALTINBİKE: (Tür.) Ka. - (bkz. Altınbaşak).

ALTINIŞIN: (Tür.) Ka. - Işığın en güçlü anı.

ALTINİZ: (Tür.) Ka. - (bkz. Altınışık).

ALTINTAÇ: (Tür.) Ka. - Altından taç.

ALTUĞ: (Tür.) Er. - (bkz. Tuğ).

ALTUNAY: (Tür.) Er. - Ay'ın san renkli hali

ALTUNÇ: (Tür.) Er. 1. Bakır alaşı*mı. 2.Kırmızı bakır. 3. Kırmızı, al gözlü.

ALTUNER: (Tür.) Er. - Değerli kim*se.

ALTUNHAN: (Tür.) Er. - Zengin ha*kan. Türklerin, Çin'de hüküm süren Türk-Moğol hükümdarlarına verdik*leri ad.

ALYA: (Ar.) Er. 1. Yüksek yer, yük*seklik. 2. Gök, sema.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:48   #6
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

AMANULLAH: (Ar.) Er. - Allah'ın bağışlaması. Allah'ın koruması.

AMİD: (Ar.) Er. 1. Çok hasta. 2. Aşk hastası. 3. Başlıca nokta. 4. Önder, şef, komutan. 5. Diyarbakır'ın eski adı. Ortaçağ'da İslam Türk devletle*rinde kullanılan bazı unvanlar ve me*muriyet isimleri.

AMİL: (Ar.) Er. 1. Fail, yapan, işle*yen. 2. İslam devletlerinde zekat, ver*gi tahsildarı veya valiler ve devlet memurlan.

AMİNE: (Ar.) Ka. - Gönlü emin, kal*binde korku olmayan. - Peygamber'in (s.a.s) annesinin adı. (bkz. Emine).

AMİR: (Ar.) Er. 1. Mamur eden, şen*lendiren. 2. İmar olunmuş. 3. Devlete ait. 4. Kendisine bağlı görevliler bu*lunan. Amir b. Abdullah b. Mes'ud: Tabiindcndir. İslam fıkıh bilgini.

AMİRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Amir).

AMMAR (Ar.) Er. 1. Memur eden. 2. Bayındırlaştıran. (bkz. Amir). - Ammar b. Yasir. Sahabeden. İlk müslüman olanlardandır. Çok işkence gör*dü. Habeşistan'a hicret etti. Annesi ilk İslam şehidcsi Sümeyye (r. anha)'dir.

AMR: (Ar.) Er. - Uzun yaşamak, uzun ömürlü olmak. Amr b. Madikerib: 631'de Medine'ye gitti ve müslüman oldu. Çok yaşlıyken bile iyi sa*vaştı.

AMRE: (Ar.) Ka. - (bkz. Amr).

AMUZ: (Fars.) Er. - Bilen, öğrenmiş, öğreten.

ANBER: (Ar.) Ka. 1. Ada balığının bağırsaklarında toplanan yumuşak, yapışkan ve misk gibi kokan, kül ren*ginde madde. 2. Güzel koku. 3. Gü*zellerin saçı.

ANDAK: (Tür.) Er. - Hemen, o anda. - Erkek ve kız adı olarak kullanılır.

ANGIN: (Tür.) Er. 1. Tanınmış, ünlü, namlı. 2. Bayındır.

ANI: (Tür.) - Yaşanmış olaylardan belleğin sakladığı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

ANIL: (Tür.) Ka. 1. Anılmak eylemi. 2. Meşhur, ünlü. 3. Hatırlanan.

ANİF: (Ar.) Er. 1. Sert, şiddetli. 2. Haşin. 3. Geçmişte, pek yakında, bur*nun ucu denecek kadar yakından ge*çen. 4. Biraz önce, belirtilen, bahsedi*len.

ANİFE: (Ar.) Ka. - (bkz. Anif).

ARAF: (Ar.) Er. 1. Cennet ile cehen*nem arasındaki yer. 2. Sert, tepe. 3. Adetler, usuller. Arafat: Mekke'nin yakınında bulunup hacıların arefe gü*nü durdukları yerdir. Bu duruş haccın rükünlerindendir.

ARAL: (Tür.) - Birbirine yakın ada*lar topluluğu. Orta Asya'da bir göl.

ARAM: (Fars.) Ka. 1. Dinlenme, sü*kun, karar. 2. Rahat, huzur, istirahat. 3. Oturma, eğlenme, ikamet etme.

ARAMCAN: (Fars.) Ka. -1. Gönül rahatı. 2. Sevgili, sevilen güzel.

ARAMDİL: (Fars.) Er. 1. gönül ra*hatı. 2. Sevilen güzel. 3. Yer mekan.

ARCA: (Ar.) Ka. -1. Temiz, namus*lu. 2. Aksak, topal.

ARDA: (Tür.) Er. 1. Eskiden bazı ça*vuşların elde tuttukları uzun değnek. 2. İşaret için dikilen değnek. -3. Çık*rıkçı kalemi. 4. Sonra gelen.

ARDALI: (Tür.) Er. - (bkz. Arsal).

ARDAN: (Tür.) Er. - (bkz. Arsal).

AREF: (Ar.) Er. 1. Pek maruf, çok bilinen. 2. Arif, anlayışlı ve bilgili.

AREFE: (Ar.) Ka. 1. Arife, dini bay*ramlardan bir evvelki gün. 2. Bir ön*ceki gün.

AREL: (Tür.) Er. - Temiz, dürüst kimse.

ARGU: (Tür.) Er. 1. İki dağ arası, uçurum. 2. Orta Asya'da Issık gölü çevresinde Çu ve Talaş havzalarında yaşamış Kırgızların en büyük boyu. Argu Türkleri.

ARGUN: (Tür.) Er. 1. Zayıf, güçsüz, düşkün, dermansız, zebun. 2. Yanyana iki kamış düdüğünden veya kartal kemiğinden yapılmış kaval. - Argun: İlhanlı hükümdarı. Abaka Han'ın oğ*lu.

ARGÜN: (Tür.) Er. - Temiz, aydınlık gün.

ARGUN ŞAH: (Tür.) Er - (bkz. Argun). Argunşah. (Nizameddin) Ana*dolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II'nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan ara*sında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.

ARHAN: (Tür.) Er. - Üstün nitelikli, gururlu bakan.

ARICAN: (Tür.) Er. - Temiz, doğru kimse.

ARIÇ: (Tür.) Er. - Barış, asayiş.

ARIER: (Tür.) Er. - Çalışkan kimse.

ARİF: (Ar.) Er. 1. Meşhur, çok tanın*mış, mütearif. 2. Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi. 3. Sıbyan mektebi hocası veya kalfası.

ARİFE: (Ar.) Ka. - Bilgi ve irfan sa*hibi kadın. Uyanık, ince ruhlu, latif.

ARIHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Arhan).

ARIKAL: (Tür.) Er. - Temiz, doğru, dürüst kal.

ARIKAN: (Tür.) Er. - Temiz soy.

ARIKHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Arhan)

ARIN: (Tür.) Er. 1. Temiz, arı, saf. 2. Alın. 3. Yüz, cephe. Dağların, tepele*rin yüzü.

ARINÇ: (Tür.) Er. 1. Temiz, saf, arı. 2. Barış.

ARISAL: (Tür.) Er. - An gibi çalış*kan kimse.

ARISAN: (Tür.) Er. - Temiz, doğru tanınmış kimse.

ARISOY: (Tür.) Er. - (bkz. Arısan).

ARITAN: (Tür.) Er. - Temizleyen, arı duruma getiren.

ARKAN: (Ar.) Er. 1. Temiz, ari kan*dan gelen. 2. Üstün galip. Arkan (Seyfı) Türk mimar (1903-1966).

ARKIN: (Tür.) Er. - Yavaş, ağır, sa*kin, gelecek yıl.

ARKUT: (Tür.) Er. - Temiz, uğurlu, kutlu.

ARMAĞAN: (Fars.) 1. Hediye, peş*keş, tuhfe, bergüzer. 2. Birinin gördü*ğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3. Bir ilim ada*mını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi eser. (Köprülü Armağanı). - Erkek ve kadın adı ola*rak kullanılır.

ARMAN: (Fars.) Er. 1. Hasret, özle*me. 2. Zahmet, sıkıntı. 3. Teessüf. 4. Pişmanlık.

ARMİNE: (İbr.) Ka. - İbranice isim. (bkz. Emine).

ARRAF: (Ar.) Er. l Falcı, kahin. Müneccim. 2. Hekim. 3. Göçebe Arap aşiretlerinin örfe vakıf umumi bilgile*ri.

ARRAFE: (Ar.) Ka. - (bkz. Arraf).

ARSAL: (Tür.) Er. - Temiz huylu, namuslu.

ARSEBÜK: (İ.) Er. - 1. Temiz ruhlu ve çabuk. 2. Toy. 3. Namus konusun*da titiz.

ARSLAN: (Tür.) Er. 1. Kuvvet ve saldırganlığıyla tanınan hayvan, esed, şir. 2. Cesur adam, bahadır. 3. Bir çe*şit çiçek. Arslan Argun: Alpaslan'ın oğlu (1097).

ARSLANGİRAY: (Tür.) Er. Cesur, korkusuz han. Arslan Giray: Kırım hanı (1702-1767).

ARSLANŞAH: (Tür.) Er. - Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur ko*mutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145). ,

ARTAN: (Tür.) Er. 1. Yarar, fayda. 2. Üstünlük, meziyet, nitelik.

ARTUÇ: (Tür.) Er. - Ucu sivri de*mirle donanmış mızrak.

ARTUK: (Tür.) Er. - Selçuklu Emiri. (XI. yy.). Selçukluların ünlü hakanı Alpaslan'ın emrinde Malazgirt savaşı*na katıldı.

ARÜSEK: (Fars.) Ka. 1. Gelin, kü*çük gelin. 2. Bebek gibi güzel kız. 3. İşlemecilikte kullanılan yeşil parlak sedef. 4. Ateş böceği. 5. Küçük bir mancınık çeşidi.

ARZIK: (Tür.) Er. - Dindar, sofu.

ARZU: (Ar.) Ka. 1. İstek, bahşiş. 2. Emel, heves, meyl. 3. Özlemek, müş*tak olmak. "Arzum" olarak da kulla*nılır. Meşhur halk hikayelerinde Kamber'in sevgilisi.

ARZUMAN: (Ar.) Ka. - (bkz. Arzu).

AS: (Ar.) Er. 1. Mersin ağacı. 2. (Fars.) Değirmen.

ASAF: (Ar.) Er. 1. Vezir. 2. Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. Hz. Süleyman'ın ünlü veziri. Süley*man (a.s.)'ın en çok güvendiği kişiydi. Neml suresinde anlatılanlar Asaf üze*rine yorumlandı. Daha sonra padişa*hın vezirlerine Asaf unvanı verildi.

ASAL: (Tür.) Er. - Başlıca, esaslı, te*mel.

ASALET: (Ar.) Er. - Soy temizliği, soyluluk.

ASENA: (Tür.) Er. - Kurt.

ASFA: (Ar.) Er. - Çok saf, en temiz, halis.

ASGAR: (Ar.) - En küçük, daha kü*çük. - Erkek ve kadın adı olarak kul*lanılır.

ASHAB: (Ar.) Er. 1. Sahib'in çoğu*lu. 2. Hz. Muhammcd (s.a.s)'i görüp ona tabi olan kişiler. İnsanlık alemi*nin en seçkin simaları ve örnek nesli*dirler. Haklarında varid olan naslarla korunmuşlar, Allah'ın yardımını müşahade etmişler ve büyük peygambe*rin öğretilerini harfiyyen yaşamışlar*dır. Ashab-ı Kiram: Yüce sahabeler.

ASIF: (Ar.) Er. - Pek sert, pek şiddet*li, şiddetle esen.

ASIFE: (Ar.) Ka. - Şiddetle esen rüz*gar. Kur'an'da Yunus 22, İbrahim 18 ve En'am suresi 81. ayetlerde geçer.

ASİL: (Ar.) Er. 1. Sağlam. 2. İyice kökleşmiş, yüksek duygularla hareket eden. 3. Kendi kendine hareket eden. 4. Soyu, sopu belli. Necip.

ASIM: (Ar.) Er. 1. Yasak, yanına yaklaşılamayan. 2. Günahtan, haram*dan çekinen. 3. İffetli, afif, ismetli, perhizkar. Asım b. Umeyr: (749). İs*lam komutanlarından. Maveraünnehir fethine katıldı ve yiğitliğiyle ün saldı.

ASIMA: (Ar.) Ka. - (bkz. Asım).

ASİME: (Fars.) Er. - Akılsız, beyin*siz, şaşkın, sersem. - İsim olarak kul*lanılmaz.

ASİYE: (Ar.) Ka. 1. Sütun, direk, ko*lon. 2. Mersingiller, mersin ağacı tü*ründen ağaçlar. 3. İsyan eden, itaatsiz, başkaldıran, serkeş, bagi. 4. Allah'ın emirlerini yerine getirmeyen, günahkar. 5. Haydut, şaki. -Bu isim Rasulullah tarafından yasaklanmıştır. İçer*diği anlam İslami anlayışa terstir.

ÂSİYE: (Ar.) Ka. - 1. Kederli üzün*tülü. Musa (a.s.)'ı daha bebekken Nil'den kurtarıp sarayda büyüten ve sonra onun peygamberliğine iman eden kadın. Kur'an'da Fir'avun'un ka*rısı olduğu belirtilmiştir. Fakat ismi zikredilmemiştir. - (bkz. Kasas: 9; Tahrim: 11). Firavun'a karşı gelerek müslüman olmuştur. Tahrim suresin*de mü'mine bir kadının en son nokta*da yapması gerekenlere örnek olarak gösterilen hanım.

ASKER: (Ar.) Er. 1. Ordu, ordu ör*gülüyle ilgili. Vazife yapan. 2. Ülke savunmasında istihdam edilmek üzere eğitilip donatılan kimse. 3. Rütbesiz asker, er.

ASKERÎ: (Ar.) Er. - Orduya mensup. Orduyla alakalı. Askeri (Ebu Ahmed el-Hasan b. Abdullah el): Zamanının ünlü alimlerdendir (903-993). Ebu Davud esSicistani'nin talebesiydi.

ASLI: (Ar.) Ka. 1. Asıl, tek, dip, kü*tük, temel, esas, kaide, kural, hakikat. 2. Soy, sop, nesep. 3. Bir şeyin belli başlı kısmı, başlangıç, baş yer, sıhhat. 4. Hakiki, esaslı, halis, safi. 5. Esasen, zaten, başlıca, en ziyade, hakikaten.

ASLIHAN: (a.t.i.) Ka. - Aslı ve Han kelimelerinden türetilmiş birleşik bir isimdir. Kerem ile Aslı hikayesinin kadın kahramanıdır. Güzelliğinin ya*nında saçlarının uzunluğu ve gürlü*ğünden bahsedilir.

ASRİ: (Ar.) Er. - Zamana uygun, çağdaş.

ASUDE: (Fars.) Ka. 1. Rahatlamış, sükuna ermiş, keder ve sıkıntıdan uzak, müsterih. 2. Sakin, sessiz.

ASUMAN: (Fars.). - Gök, sema, fe*lek. Asuman ile Zeycan hikayesinin erkek kahramanı. Doğu Anadolu'da yaygın olarak anlatılır. Erkek ve ka*dın adı olarak kullanılır.

ASUTAY: (Tür.) Er. - Hırçın tay.

ASYA: (Tür.) Ka. - Dünyadaki kıtala*rın en büyüğü.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:52   #7
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

AŞIK: (Tür.) Er. 1. Bir başkasını aşk*la seven. 2. Dalgın, unutkan. 3. Ta*savvufta Allah'a muhabbet duyan kişi. Aşık Çelebi (1520-1572) Osmanlı şa*ir ve yazarlardan.

AŞİR: (Ar.) Er. 1. Ondabir, onuncu. 2. Samimi dost ve arkadaş. 3. Koca. 4. Aşar toplayan. 5. Kur'an-ı Kerim'den 10 ayetlik bir bölümü okuma. Aşir Efendi (Mustafa). Osmanlı Şey*hülislamı (1728-1804).'Bursa, Mekke ve İstanbul kadılıklarında bulundu. 1758-1800'de Şeyhülislamlık görevi*ni ifa etli.

AŞKIN: (Tür.) 1. Geçkin, aşmış olan. 2. Ölçüyü kaçıran, coşkun. 3. Fazla. 4. Sonra. 5. Benzerlerinden da*ha üstün. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AŞKINAY: (Tür.) Ka. - (bkz. Aşkın).

AŞKINER: (Tür.) Er. - (bkz. Aşkın).

ATA: (Tür.) Er. 1. Baba. 2. Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3. Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan. 4. Yesevi ta*rikatında mürşid. Ata b. Ebi Rabah: Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebu Meysere b. Ebu Hüseyin el-Fikri'nin azatlı kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiştir.

ATABEK: (Tür.) Er. 1. Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2. Lala. Devlet idare*sinde yetki taşıyan naip.

ATABEY: (Tür.) Er. - Devlet yönetiminde bir san. Lala.

ATACAN: (Tür.) Er. - (bkz. Ata).

ATAÇ: (Tür.) Er. - Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.

ATAERGİN: (Tür.) Er. - (bkz. Ata).

ATAHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Ata).

ATAKAN: (Tür.) Er. -1. Düşünmek*sizin her işe sokulan adam. 2. İleri atı*lan.

ATALAY: (Tür.) Er. - (bkz. "Ata"). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mah*mut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu (1968).

ATAMAN: (Tür.) Er. - (bkz. "Ata"). 1. Ata kişi, başkan, önder. 2. Don ka*zaklarının önderlerine verilen ad.

ATANER: (Tür.) Er. - (bkz. Ata).

ATASAGUN: (Tür.) - Eski Türkler*de hekimlere verilen isim.

ATASAN: (Tür.) Er. - (bkz. Ata).

ATASEVEN: (Tür.) Er. - (bkz. Ata).

ATASOY: (Tür.) Er. - (bkz. Ata).

ATATUĞ: (Tür.) Er. - (bkz. Ata).

ATAULLAH: (Ar.) Er. - Birleşik isim. - Allah'ın bağışladığı, hediye et*tiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı Şeyhülislamı (1719-1785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu.

ATAY: (Tür.) Er. - Bilinen, tanınmış.

ATIF: (Ar.) Er. 1. Çevirme, meylet*tirme, imale. 2. Yükletme, birinin işi veya sözü olduğunu iddia etme, hami, isnad. 3. Yüzünü çeviren, meyleden, mail, müteveccih. 4.Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan. 5. Beğenen. Atıf Efendi (Mehmet Kuyucaklı. (-İst. 1847). Osmanlı matematik bilgini. Şam ve İstanbul kadılıklarında bulun*du.

ATIFA: (Ar.) Ka. - (bkz. Atıf).

ATIFET: (Ar.) Ka. 1. Birine iyi niyet ve sevgi ile yönelme, teveccüh, meyi. 2. Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, ihsan.

ATİK: (Ar.) Er. 1. Sırtın üst kısmı. 2. Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3. Eski, kadim, kühen, dirin. 4. Azatlı, hür. 5. Güzel genç kız. 6. Çok hare*ketli, çevik, hızlı hareket eden. 7. Asil. 8. Hz. Ebubekir'in lakabı. Pey*gamber (s.a.s)'in "Sen ateşten kurtul*muş kimsesin" müjdesine kavuşmuş olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.

ATİKE: (Ar.) Ka. - (bkz. Atik). Atike: Kureyş kabilesinden Zeyd b. Amr'ın kızıdır. Hicretten önce İslamiyeti kabul etmiştir. Medine'ye hicret edenler arasındadır. Hz. Ebubekir'in oğlu ile evlenmiştir. Abdullah, Taif te şehid olunca Hz. Ömer'le O şehid edi*lince Zübeyr b. el-Avvam ile, o da şe*hid edilince Hz. Hüseyin ile evlendi. Ve Hz. Hüseyin de şehid olunca şehid zevcesi olarak anıldı.

ATIL: (Tür.) Er. - Girişken ol, ilerle*mek için çaba göster.

ATILAY: (Tür.) Er. 1. Ünlü, namlı, şöhretli. 2. Atilla'dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.

ATILGAN: (Tür.) Er. 1. Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikeler*den korkmadan her zaman ileriye atı*lan. 2. Karşı çıkan, çekinmesi olma*yan, cüretkar. 3. Hevesli.

ATİLLA: (Tür.) Er. 1. Büyük, ünlü. 2. Babacık. 3. Savaşçı, fatih. 4. Hun Türklerinin büyük imparatoru (400-453).

ATİYE: (Ar.) Ka. 1. Bağış, bahşiş, ihsan. Hediye. 2. Gelecek, istikbal.

ATKIN: (Tür.) Er. - Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.

ATLAN: (Tür.) Er. - Ata bin.

ATLAS: (Tür.) Er. 1. Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2. Düz, havasız, tüysüz. 3. Büyük harita. 4. Atlas ok*yanusu. 5. Kuzey Afrika'da Fas, Ce*zayir'i geçerek Tunus Körfezi'ne ka*dar uzanan sıradağlara verilen ad.

ATLIHAN: (Tür.) Er. - Ata binmiş süvari. - Birleşik isim. Atlıhan: Alın*ca Hanın oğlu. Tatar'ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.

ATSAN: (Ar.) Ka. - Susuz, susamış, teşne.

ATTAB: (Ar.). - Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valili*ği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.

ATTAR: (Ar.) Er. 1. Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2. İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3. Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.

ATUF: (Ar.) Er. - Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah'a karşı sevgi du*yan.

ATUFET: (Ar.) Ka. - Şefkat, merha*met.

ATYEB: (Ar.) Ka. - Çok güzel, pek güzel.

AVCI: (Tür.) Er. l. Avlanan, av spo*ru yapan kişi. 2. Bir şeyi elde etmeye uğraşan. 3. Osmanlı sarayında şikariler diye adlandınlan askeri grup.

AVFİ: (Ar.) Er. Arap düşünür (Bas*ra- ? ) İhvanu's-Safa denilen İslam felsefe akımının kurucularından biri.

AVNİ: (Ar.) Er. 1. Yardımla ilgili, yardıma ait. 2. Fatih Sultan Mehmed'in şiirde kullandığı mahlas.

AVNİYE: (Ar.) Ka. 1. Yeniçeriler ta*rafından ve daha sonra Sultan Mecid ve Sultan Aziz zamanlarında giyilen bir çeşit yağmurluk. 2. Yardım etmiş. Yardımla ilgili.

AVNULLAH: (Ar.) Er. Allah'ın yar*dımı. - Birleşik isim.

AVŞAR: (Tür.) Ka. - Oğuzların önemli bir kolu. Büyük Selçuklu Devleti'nin kurulması ve yakındoğunun Türkleşmesinde büyük rol oyna*mışlardır.

AVVAD: (Ar.) Er. - Ud çalan, udçu. Avvad (Tevfik Yusuf): Lübnanlı yazar, gazeteci. Diplomat.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:54   #8
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

AY: (Tür.) Er. 1. Yılın on iki bölü*münden biri. 2. Dört hafta, 29-30, 31 günden oluşan zaman dilimi. 3. Kut*sal kitapta adı geçen kent. Kudüs'ün kuzeyi. 4. Dünyanın uydusu. Ay: Mı*sır kralı. Amarnada memurdu. Genç kral Tutank Hamon'un danışmanı oldu. Daha sonra o ölünce dul karısıyla evlenip tahta çıktı (İ.Ö. 1320).

AYABA: (Tür.) Er. - Muhammed Tapar'ın oğlu. Büyük Selçuklu Sultanı Sancar'ı Oğuzların elinden tutsaklık*tan kurtarıp tahtına oturttu. Selçuklu*ları istila etmek isteyen Harizm Şah*lan uzun süre engelledi.

AYALP: (Tür.) Er. - Ay kadar parlak ve güzel, yiğit.

AYANA: (Tür.) Er.-Saygı.

AYANFER: (Ar.) Ka. - Gözün ışığı, nuru.

AYANOĞLU: (Ar.) Er. - Ayan: Açık, belirli. Ayan'ın oğlu.

AYAS: (Ar.) 1. Dolunay, mehtap. 2. İskenderun Körfczi'nin batı kıyısında Ceyhan nehrinin ağzının vücuda ge*tirdiği Yumurtalık limanı veya Ayaş koyunun kuzeydoğu kenarında, Ada*na ilinin Yumurtalık ilçesinin idare merkezidir. Ayaş Paşa: Osmanlı sad*razamlarından birinin adı.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYASUN: (Tür.) Ka. - (bkz. Aysun).

AYAYDIN: (Tür.) Er. - Ay ışığı, ay*dınlığı.

AYAZ: (Tür.) Er. - Soğuk ve Durgun hava. Dondurucu soğuk. Ayaz: Selçuklu emin (Öl. 1105).

AYBAR: (Tür.) Er. 1. Gösterişli, hey*betli, görkemli. 2. Korku veren.

AYBEG: (Tür.) Er. -Ay gibi temiz ve aydın yönetici, ileri gelen, bey. Abeg Kutbeddin (Öl. 1210): Delhi Memlükler Devleti'nin kurucusu. İslam'ın Ortaasya'da yayılmasında bü*yük başarılar gösteren, Gazne sultanı Muiziddin'le birlikte savaşıp onun ölümüyle Delhi sultanlığına gelen ün*lü komutan.

AYBEK: (Fars.) - Put, sanem. - İsim olarak kullanılmaz.

AYBEN: (Tür.) Ka. - Ay benizli.

AYBER: (Tür.) - Ay meyvası. - Er*kek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYBERK: (Tür.) Er. 1. Sağlam ay, sağlam kişilik. 2. Şimşek, ay'ın şim*şek gibi parlaklığı. 3. Yaprak, ay yap*rağı.

AYBİGE: (Tür.) - Büyük ay, dolu*nay. - Erkek ve kadın adı olarak kul*lanılır.

AYBİKE: (Tür.) Ka. - (bkz. Ayben).

AYBİKEN: (Tür.) Ka. - Eski Türk hükümdarlarından birinin hanımının ismi.

AYCA: (Tür.) Ka. - Ay gibi güzel, ışıklı, parlak.

AYÇAN: (Tür.) Ka. - Ay gibi parlak güzel ve sevimli.

AYCİHAN: (a.f.i.) - Cihanı aydınla*tan ışık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYÇA: (Tür.) Ka. 1. Ayın yeni doğ*duğu günlerdeki şekli, yeni ay, hilal. 2. Cami kubbelerine ve minare külah*larına konulan hilal şeklindeki süs. 3. Ay kadar güzel, aydınlık.

AYÇETİN: (Tür.) Er. - Zor, güç ay.

AYÇIL: (Tür.) Ka. 1. Işık saçan, sü*rekli parlaklık veren ay. 2. Ay gibi.

AYDAN: (Tür.) Ka. - Ay'a dahil olan. Ay gibi.

AYDANUR: (Tür.) Ka. - Ay'ın ışığı, aydan yayılan ışık.

AYDEMİR: (Tür.) Er. - Marangozla*rın kullandığı kavisli bir keser çeşidi.

AYDERUSİ: (Ar.) Er. - Güney Ara*bistan'ın eski ve tanınmış bir derviş ailesinden olup (1722-1778) yılları arasında yaşamış, Hindistan, Mısır, Taif, Suriye ve İstanbul'a ziyaretler yapmıştır.

AYDİLEK: (Tür.) Ka. - Ay ve dilek isimlerinden oluşmuş birleşik isim. -Ay'a ait arzu, istek.

AYDIN: (Tür.) 1. Aylı gece, mukmin. 2. Aydınlık, ışıklı, parlak, ruşen, ziyadar, münevver. 3. Açık, belli, or*tada, vazıh, aşikar, bahir. 4. Kutlu, uğurlu, mübarek, mesut. 5. Okumuş, kültürlü ileri fikirli, münevver. Kılıçarslanın hanımının ismidir. Erkek ve kadın ismi olarak kullanılır.

AYDINALP: (Tür.) Er. - Münevver, bilgili, yiğit, kahraman kişi. Konya Selçuklulan'ndan ünlü bir komutan.

AYDINAY: (Tür.) Ka. - (bkz. Ay*dın).

AYDİNÇ: (Tür.) Er. - Cesur, aydın.

AYDINER: (Tür.) Er. - (bkz. Aydın).

AYDINTAN: (Tür.) Er. - Şafak vak*ti.

AYDINTUĞ: (Tür.) Er. - (bkz. Ay*dın).

AYDOĞDU: (Tür.) Ka. - Doğmakta olan ay. Ay doğdu Bey. Ertuğrul Gazi'nin oğlu veya torunu (1302).

AYDOLUN: (Tür.) Er. - Dolunay, mehtap.

AYETULLAH: (Ar.) Er. 1. Allah'ın ayetleri. 2. Özellikle Şii mollalarının kullandığı isimlerdendir. Allah'ın göndrermiş olduğu yasalar ve emirler. 3. Mucizeler, hikmetler. 4. İz, nişan.

AYFER: (t.f.i.) Ka. 1. Ayyüzlü, ay gibi güzel, parlak ışık saçan. 2. Şan, haşmet sahibi.

AYGEN: (Tür.) Ka. 1. Dost, arkadaş. 2. Sevgili, yar. 3. Temiz yaratılıştı.

AYGUT: (Tür.) Er. - Karşılık, müka*fat.

AYGUTALP: (Tür.) Er. - (bkz. Aygut). Aygutalp: (XIV. yy.) Türk ko*mutan. Osman Gazi'nin silah arkada*şı. İlk Türk denizcisi İmralı fatihi Ka*ra Ali'nin babası. Yıldırım Bayezid'le birlikte Timur'a esir düşen Timurtaş Paşa'nın dedesi.

AYGÜL: (Tür.) Ka. - Ay'ın gülü.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:54   #9
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

AYGÜN: (Tür.) Ka. - Gösterişli, ay ve güneş kadar güzel anlamında.

AYHAN: (Tür.) Er. - Ay sahibi, ay hakimi. Oğuz Kağan Destanı'na göre, Oğuz'un altı oğlundan biri. Efsanede bahsedilen, Oğuz'un ışıktan doğan ka*rısından olan 3 oğlundan biri. Ay*han'ın 4 oğlu 24 Oğuz boyunun 4'ünü oluşturur. Bunlar Bozoklu soyudur.

AYHATUN: (Tür.) Ka. - Ay yüzlü kadın. Ay ve hatun kelimelerinden birleşik isim.

AYİLKİN: (Tür.) Ka. - İlk çocuklara takılan isim.

AYKAÇ: (Tür.) Er. 1. Söyleyen, ko*nuşan. 2. Akıl veren. 3. Ozan, şair.

AYKAN: (Tür.) Er. - Soylu, asil, te*miz kişi.

AYKE: (Ar.) Ka. - Sık koruluk.

AYKUT: (Tür.) Er. 1. Kutlu, uğurlu ay. 2. Karşılık, mükafat.

AYKUTALP: (Tür.) Er. - Mükafat veren kahraman, iyi karşılık veren ba*hadır.

AYLA: (Tür.) Ka. - Ay'ın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen halka, ayla. Beyaz ışık. (bkz. Hale).

AYLİN: (Tür.) Ka. - Ay'a ait.

AYMAN: (Tür.) Er. - Ay gibi güzel, ışıklı kimse.

AYMETE: (Tür.) Er. - (bkz. Mete).

AYMUTLU: (Tür.) Er. - (bkz Mut*lu).

AYNAMELEK: (t.a.i.) Ka. - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

AYNDİLGE: (a.t..i.) - Pınar, su, kaynak. - Antakya-Halep arasında, Suriye sınırına çok yakın bir yerde bulunan kaynak su. Tarihte bu kaynak dolayısıyla önemli yerleşim bölgesi olmuştur. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYNİ: (Ar.) Er. 1. Ayn'a ait. 2. Pınar, kaynak, göz. 3. Karşılığı mal olarak ödenmiş. el-Ayni, (1360-1451) yıllan arasında yaşamış İslâm âlimi.

AYNIHAYAT: (Ar.) Ka. 8211; Hayatın gözü, hayat pınarı.

AYNŞEMS: (Ar.) 1. Güneş kaynağı. 2. Mısır'da bir kasaba. 3. Bir cins de*ğerli taş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYNUR: (t.a.i.) Ka. - Ay ışığı.

AYNÜDDEVLE: (Ar.) Er. - 1. Dev*letin gözü. 2. Devletin kaynağı. Aynüddevle (Öl. 1152). Danişmendli hükümdar. Melikşah'ın oğlu.

AYPARE: (f.t.b.i.) Ka. - Ay parçası.

AYPERİ: (t.f.i.) Ka. - Ay yüzlü güzel, dilber.

AYRAL: (Tür.) - Benzerlerinden farklı olan, kendine özgü, değişik. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYSAL: (Tür.) - Ay gibi, ay'a ben*zeyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYSAN: (Tür.) - Ay gibi, ay yüzlü. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYSEL: (Tür.) Ka. 1. Bol ışık saçan, ay. 2. Ay'ın en parlak zamanında do*ğan.

AYSEMA: (t.a..i.) Ka. - Ay gözlü.

AYSEN: (Tür.) Ka. - Ay gibi güzel. Parlak ve nurlu.

AYSEV: (Tür.) - Ay gibi sevgili. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYSEVEN: (Tür.) Ka. - (bkz. Aysev).

AYSU: (Tür.) Ka. - Su gibi berrak ay.

AYSUDA: (Tür.) Ka. - Suya yansı*yan ay.

AYSUN: (Tür.) Ka. - Ay gibi ışıltılı ve güzelsin anlamında.

AYSUNA: (Tür.) Ka. - (bkz. Aysu).

AYSUNAY: (Tür.) Ka. - (bkz. Aysu).

AYSUNGUR: (Tür.) Er. - (bkz. Sun*gur).

AYŞAN: (Tür.) - Ay gibi şanlı, gör*kemli, parlak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AYŞE: (Ar.) Ka. - Yaşayan. Rahat yaşayan. (Geniş bilgi için bkz. Aişe).

AYŞEN: (Tür.) Ka. - Neşeli ay, gülen ay.

AYŞENUR: (Ar.) Ka. - Nurlu, ışıltılı hayat.

AYŞIL: (Tür.) Ka. - Ay gibi ışıl ışıl. - Ay ve şıl kelimelerinden birleşik isim.

AYŞİN: (Tür.) Ka. - (bkz. Ayşıl).

AYŞİRİN: (Tür.) Ka. - Sevimli ay, ay gibi sevimli. Şirin.

AYŞULE: (t.a.i.) Ka. 1. Ay kıvılcımı. 2. Ay ışığı.

AYTAÇ: (Tür.) Er. - Başa takılan ay şeklinde taç.

AYTEK: (Tür.) Er. - Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanılmış*tır).

AYTEKİN: (Tür.) Er. - Ay şehzade*si, ay prensi.

AYTEN: (Tür.) Ka. 1. Ay yüzlü. 2. Teni beyaz ve parlak olan. 3. Güzel vücutlu.

AYTİGİN: (Tür.) Er. - (bkz. Tigin).

AYTOLUN: (Tür.) Er. 1. Dolunay. 2. Ay'ın ondördü gibi güzel.

AYTUĞ: (Tür.) Er. 1. Mızrağın ucu*na yapılmış ayın üstüne yapılan tüy. 2. Tuğ, tüy, fars gibi.

AYTUNA: (Tür.) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır, (bkz. Tuna).

AYTUNCA: (Tür.) - (bkz. Tunca).

AYTÜL: (Tür.) Ka. - Ay ve tül keli*melerinden oluşan birleşik isimler*den. - Son zamanlarda yapılmış, uy*durma bir isimdir.

AYTÜN: (Tür.) Er. - Ay ve gece.

AYVAZ: (Ar.) Er. 1. Arapça ivaz ke*limesinin bozulmuş şekli. 2. Eskiden kibar konaklarda yemek servisi yapan ve sokak işlerinde kullanılan Vanlı Ermenilere verilen ad. Ermeni uşak. 3. Karagöz perdesinin belli başlı tip*lerinden biri. 4. Köroğlu destanında bir kahraman.

AYYÜKSEL: (Tür.) Ka. - Yükselen ay.

AYZER: (l.a.i.) 1. Altın renginde ay. 2. Ay'ın altın rengini aldığı an. - Er*kek ve kadın adı olarak kullanılır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:55   #10
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

AZAD: (Fars.) Er. l. Hür, serbest. 2. Kimseye bağımlı olmayan. 3. Kurtul*muş. 4. Müberra. 5. Zarif, nazik. -Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.

AZADE: (Fars.) Ka. - (bkz. Azad).

AZAM: (Ar.) Er. - En büyük, daha büyük, ulu. İmam-ı Azam Ebu Hanife: Hanefi mezhebinin kurucusu. Bü*yük alim ve müctehid.

AZAMEDDİN: (Ar.) Er. - Dinin ulu*luğu, emaneti. - Türk dil kuralı açısın*dan "d/t" olarak kullanılır.

AZAMET: (Ar.) Er. - Büyüklük, ulu*luk.

AZER: (Fars.- İbr.) Er. - Ateş. İbra*him (a.s.)'in babası olduğu söylenir.

AZİM: (Ar.) Er. 1. Büyük, ulu, ce*sim, iri, muhteşem. 2. Kuvvetli, şid*detli, derecesi yüksek. 3. Ehemmiyet*li, mühim, müthiş.

AZİME: (Ar.) Ka. 1. Kesin kararlılık, niyet, sebat. 2. Cin, yılan ve benzeri şeylerin şerrinden kurtulmak için okunan dua. 3. Büyük iş, büyük gü*nah, büyük bela.

AZİMET: (Ar.) Ka. 1. Kuvvetli bir iradeye dayanan karar, yemin anlamı*na gelmektedir. 2. Herhangi bir ko*laylığa başvurmaksızın bütün güçlüklerin irade gücüyle yenilerek yapılma*sı gerekli olan dini vecibeler.

AZİZ: (Ar.) Er. 1. Muhterem, sayın. 2. Sevgili. 3. Veli, evliya, ermiş. 4. Az bulunur. 5. Allah'ın izzetli kıldığı, mü'min. - Aziz (İmadettin Abulfeth Osman el-Aziz): Selahaddin Eyyubi-'nin II. oğlu. Kardeşi el-Efdal, Melik iken kendisi Şam'ı terkederek Mısır Eyyubileri hükümdarlığını ilan etti. Fakat daha sonra kardeşiyle barıştı.

AZİZE: (Ar.) Ka. - (bkz. Aziz).

AZİZİ: (Ar.) Er. - Aziz'e ait. - XVI. yy.'da yaşamış Türk şairi. "Yedikuleli Azizi' lakabıyla tanınır. Asıl adı Mus*tafa'dır.

AZMİ: (Ar.) 1. Kasıt, niyetlilik ka*rar. 2. Kemikli. 3. Güçlü, kuvvetli. Azmi Pir Mehmet (-1583): Şehzade Mehmed'in ve III. Mehmed'in hocalı*ğını yapmıştır.

AZMİDİL: (a.f.i.) Ka. - Gönül yüceliği.

AZMİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Azmi).

AZMUN: (Fars.) Er. - Deneme, sına*ma, tecrübe.

AZRA: (Ar.) Ka. 1. Bakire, kızoğlan kız. 2. Ayak değmemiş kum. 3. Delinmemiş inci. 4. Hz. Meryem'e verilen adlardan. 5. Medine şehrinin adların*dan biri. 6. Masal kahramanı "Vamık"'ın sevgilisi.

AZRAF: (Ar.) Er. 1. Zarif. 2. Pek in*ce, pek nazik. 3. Çok zeki.

AZREF: (Ar.) 1. Çok zarif, en zarif. 2. Çok zeki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

AZZAM: (Ar.) Er. - En büyük, en ulu. Abdullah Azzam: Afganistan İslâmî hareketinin siyasi liderlerinden. Bir suikast sonucu şehit olmuştur.

AZZE: (Ar.) Ka. 1. Dişi ceylan yav*rusu. 2. Yüce, şerefli.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:56   #11
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

BABA: (Tür.) Er. 1. Kendi dölünden çocuğu olan erkek. 2. Birinci dereceden erkek akraba. 3. Koruyucu, velinimet. 4. Saygı ifadesi olarak yaşlılara verilen unvan. 5. Ecdad, Ata. 6. Tekke büyüğü. 7. Zencilerde görülen saraya benzer bir hastalık. - Baba Oruç. Oruç Reis. Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa'nın lakabı.

BABÜR: (Tür.) Er. 1. Böbürlenme. 2. Hükümdar. - Babürşah. Zahirettin Muhammed (1483-1530). Hindistan'daki Türk-Hint İmparatorluğu'nu kuran kişi.

BADE: (Fars.) Ka. - Şarap, içki. İsim olarak kullanılmaz.

BADEM: (Fars.) Ka. 1. Gülgillerden ülkemizin her bölgesinde yetişen ağaç. 2. Bu ağacın yaş ve kuru yenen meyvesi.

BADİ: (Fars.) Er. 1. Rüzgara veya havaya ait. 2. Geçici. Badi Ahmed (1839-1908). Türk yazar ve şair.

BADİYE: (Ar.) Ka. - Çöl, kır.

BAĞATUR: (Tür.) Er. - Cesur yiğit.

BAĞDAGÜL: (Tür.) Ka. - Değeri ölçülemeyen gül.

BAĞDAŞ: (Tür.) Er. - Yakın arkadaş, dost.

BAĞDAT: (Ar.) Ka. - İrak'ın başken*ti olan tarihsel kent. Bağdat Hatun: (XIV. yy.) Emir Coban'ın güzelliğiyle ünlü kızı. İlhanlılar devletinin son hükümdarı Ebu Said Bahadır Han ile evlenmiştir. Bahadır Han'ın ölümünden sorumlu tutularak Arpa Han tarafından öldürüldü.

BAĞIŞ: (Tür.) 1. Bağışlanan şey, ihsan. 2. Sıçrayış, atlama. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BAĞIŞCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Bağış).

BAĞIŞHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Bağış).

BAĞLAM: (Tür.) 1. Cinsleri ayrı ya da birbirlerine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, deste. 2. Bir koşuttaki dörtlüklerin herbiri. 3. Herhangi bir olayda, olaylar durumlar ilişkiler örgüsü ya da bağlantısı. 4. Dilbilgisinde, önce veya sonra gelen kelimeyi etkileyen belirleyen birim ya da birimler bütünü. -Erkek veya kadın adı olarak kullanılır.

BAHA: (Ar.) Er. 1. Güzellik, zariflik. 2. Parıltı. 3. Alışma, dadanma. - Bahailik mezhebinin kurucusu.

BAHADDİN: (Ar.) Er. - Dinin güzelligi. Dinin değerlisi. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.

BAHADIR: (Fars.) Er. - Cesur, yiğit, bağatur. Timur soyundan Hindistan'da hükümdarlık yapmış Türk lider.

BAHADIRHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Bahadır).

BAHAEDDİN: (Ar.) Er. - (bkz. Bahaddin). Bahaeddin Ahmed Efendi (Bursa 1741-1794): Osmanlı dönemi tarihçilerinden. Müderrislik ve kadılık yaptı.

BAHAMRA: (Ar.) - Irak'ta bir yer. -

Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BAHAR: (Fars.) Ka. 1. Kışla yaz arasındaki mevsim. 22 Mart'la Haziran arası, ilkyaz. 2. Güzellik, güzel. 3. Sığır gözü, papatya, sığır papatyası, sarı papatya. 4. Put, çelipa, sanem. 5. Atılmış pamuk. 6. Ölçek. 7. Karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu şey.

BAHAULLAH: (Ar.)Er. - Allah katında değer ve kıymet sahibi.

BAHİR: (Ar.) Er. 1. Deniz, derya. 2. Yalancı, ahmak, alık. 3. Ekin sulayıcı, sulayan. 4. Belli, besbelli, açık, apaçık. 5. Işıklı, parlak, güzel. Bahir (Abdurrahman) İst. 1688-1746). Osmanlı dönemi kadılarından. Şair, bestekar.

BAHİRA: (Ar.) Ka. 1. Kulağı yarık dişi deve veya koyun. Hayvan yavru doğurduğunda veya 5 yavru dişi olduğu zaman hayvanın kulağı kesilerek belirtilirdi. - Kur'an-ı Kerim, bu adetleri kaldırmıştır.

BAHİRE: (Ar.) Ka. 1. Işıklı, parlak, güzel. 2. Dikenli ağaç. 3. Açık, apaçık. 4. Çok koşan cins deve. 5. Vapur.

BAHİSE: (Ar.) Ka. - Söz eden, bahseden.

BAHİT: (Ar.) Er. - Bahtı açık şanslı.

BAKİYE: (Ar.) Ka. - Şehvetli kadın. İsim olarak kullanılmaması uygundur.

BAHRA: (Ar.) Er. - Timur devletinin güney sınırını koruyan eski bir sınır kalesi.

BAHRİ: (Ar.) Er. 1. Denize ait denize mensup, denizle ilgili. 2. Denizci, levent. 3. Tüyünden kürk olan, patkada denilen, gagası kaşığa benzer bir çeşit deniz ördeği.

BAHRİYE: (Ar.) Ka. 1. Donanmaya ait (bkz. Bahri). 2. Libya çölünde vahalar grubu, Bahriye, Mısır'ın büyük vahalar grubunun en kuzeyinde olan aşırı verimli vahalardır. 3. Gönlü geniş, cömert vaha gibi verimli.

BAHTEVER: (Tür.) Er. - Şah Avrangzeb'in gözde kadınlarından biri.

BAHTI: (Ar.) Er. 1. Bahtla, kaderle ilgili. 2. Kimi Divan şairlerinin ortak mahlası.

BAHTINUR: (Ar.) Ka. - Talihli, şanslı, yazgısı parlak.

BAHTİSER: (a.f.i.) Ka. - Talihli, şanslı, iyi yazgılı. İşleri başından beri iyi giden.

BAHTİŞEN: (a.f.i.) Ka. - Talihi, kaderi, kısmeti şen. (bkz. İkbal).

BAHTİYAR: (a.f.i.). 1. Bahtlı, talihli. 2. Mesud, mutlu. Bahtiyar (Ebu Mansur) (942-978). Büveyhilerin hükümdarlarından biri.- Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:57   #12
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

BAKANAY: (Tür.). 8211; Gökyüzünde duran ay, açık seçik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BAKIR: (Fars.) Er. l. İnceleyen, tetkik edip açıklayan. 2. Arslan. 3. Hz. Hüseyin'in Zeyne'l-Abidin'den torununun adı.

BAKİ: (Ar.) Er. 1. Allah'ın isimlerindendir. Genellikle "abd" takısı alarak kullanılır, (bkz. Abdülbaki). Kalıcı, sürekli, devamlı. Varlığının sonu olmayan. Ölümsüz. 2. Artan, kalan, geriye kalan. 3. Korunmuş. Baki: - Ünlü Türk şairlerinden olup asıl adı Abdül*baki Mahmud'dur.

BAKİNAZ: (Fars.) Ka. - Sürekli nazlanan, çok nazlı.

BAKİYE: (Ar.) Ka. - Ağlayan kadın. Hüzünlü kadın.

BAKYAZI: (Tür.). - Sevilen bir olaydan sonra verilen ziyafet. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BALA: (Tür.) Er. 1. Çocuk yavru. 2. Yüksek, yüce, yukarı, (bkz. Ali). 3. Azat. 4. Yedek atı.

BALABAN: (Tür.) Er. 1. Çocuk bekçisi. 2. Gürbüz canlı, cüsseli, insan veya hayvan. Balaban: Gıyasu'd-Din Uluğ Hanın IV. yy. başlarında Aybek tarafından İltutmuş'dan sonraki en büyük hükümdar.

BALAHATUN: (Tür.) Ka. - Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu. Balahatun: Şeyh Edebali'nin kızı ve Osman beyin karısı.

BALAMAN: (Tür.) Er. - (bkz. Balaban).

BALAMİR: (Tür.) Er. - Eski bir Türk kağanı. (IV. yy.) Alanları ve Ostrogotları yenerek batıya sürdü.

BALATEKİN: (Tür.) Er. - (bkz. Balaban).

BALCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Baldan).

BALDAN: (Tür.) Ka. - Bal gibi tatlı, şirin, hoş.

BALDEMİR: (Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli, şirin.

BALER: (Tür.) Er. - Tatlı dilli, cana yakın kimse.

BALGIN: (Tür.) Ka. 1. Bal'a doymuş. 2. Çok tatlı, bal gibi.

BALHAN: (Tür.) Ka. - Hazar denizi sahilinde Anuderyanın eski yatağının denize vardığı yerde bir dağ silsilesi.

BALIM: (Tür.). 1. Kardeş. 2. Çok sevgili, samimi arkadaş. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BALIN: (Tür.) Ka. - (bkz. Balım).

BALİ: (Ar.) Er. - Eski, koca, köhne.

BALİBEY: (a.t.i.) Er. - Osmanlı beylerinden. Bosna beyi olarak Kanuni'nin Belgrad Seferine katıldı. Mohaç savaşında (1526) düşmanı iki yandan çevirerek zaferin kazanılmasında büyük payı oldu.

BALİSOY: (a.t.i.) Er. - Eski, köklü soydan gelen.

BALK: (Tür.) Er. - Şimşek.

BALKAN: (Tür.) Er. 1. Sarp ve ormanlık sıradağları. 2. Avrupa'nın güneydoğu bölgesine verilen isim. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Romanya'yı içerir.

BALKAR: (Tür.) Er. 1. Kuzey Kafkasya'da yaşayan bir Türk boyu. Kıpçaklann bir kolu. 2. Bu boya mensup kişi.

BALKI: (Tür). 1. Parıltı, ışık. 2. Güzel parlak, süslü. 3. Şimşek. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BALKIR: (Tür.) Er. - Parıltı, ışık, şimşek. Balkır Rıza: (Öl. 1945). Türk Karagöz oyunu ustası.

BALKIZ: (Tür.) Ka. - Şirin, tatlı, hoş. Belkıs adının örfte söylenişi.

BALKOÇ: (Tür.) Er. - (bkz. Balkı).

BALSAN: (Tür.) Er. - (bkz. Balım).

BANGU: (Tür.) Er. 1. Haykırış, bağırış. 2. Gökgürültüsü, yankı.

BANU: (Fars.) Ka. 1. Kadın hatun, hanım. 2. Kraliçe, prenses. 3. Gelin. 4. Şarap ve gül suyu gibi şeylerin şişesi. 5. Yusuf ve Zeliha öyküsünün kadın kahramanı. - Banu Hanım (Cevheriye Banu). Türk halk şairi. (1864-1914 Çankırı). Kadiri tarikatı bağlılarından.

BANUGÜL: (Fars.) Ka. - (bkz. Banu).

BANUHAN: (Fars.) Ka. - (bkz. Banu).

BARAK: (Tür.) Er. - Oğuzların Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yaşarlar. - Barak Han: Çağatay hükümdarı (1266-1271).

BARAN: (Fars.) Ka. 1. Yağmur. Mevsim-i Baran, yağmur mevsimi.

BARANSEL: (f.t.i.) Er. - (bkz. Baran).

BARAY: (Tür.) Er. - Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.

BARBAROS: (İtal.) Er. Kırmızı sakal. Baba-Oruç. Türk denizci kaptan-ı derya. Oruç Gazi'nin İtalyanlarca meşhur olan ismi. Kanuni döneminde yaşayan ünlü denizci. Barbaros Hayrettin olarak bilinmekte.

BARÇIN: (Tür.) Ka. - Bir tür ipekli kumaş.

BARIK: (Tür.) Er. 1. Sivri tepeler arasındaki uçurum, yüksek kayalıklardaki çatlaklıklar. 2. Yeşillik, çayırlık yer.

BARIKHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Barık).

BARIM: (Tür.) Er. - Varlık, servet, zenginlik.

BARIN: (Tür.) Er. 1. Bütün, hep. 2. Güç kuvvet. 3. Göğüs. 4. Moğol devrinde Orta Asya'da büyük beyliklerden biri.

BARIŞ: (Tür.) Er. 1. Savaşsızlık durumu. 2. Savaştan sonra silah bırakma, uzlaşma sulh. 3. Dirlik, düzenlik.

BARIŞCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Barış).

BARİK: (Ar.) Er. 1. Parıldayan. 2. Nazik, dakik, ince. Fikr-i Barik İnce düşünce.

BARİKA: (Ar.) Ka. - Şimşek, yıldırım parıltısı.

BARKAN: (Tür.). 1. Çöllerde rüzgarın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan ay biçimindeki küçük kumsal külle. 2. Hareketli kumul. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BARKIN: (Tür.) Er. - Yolculuk eden, yolcu gezgin.

BARLAS: (Tür.) Er. - Kahraman, savaşçı.

BARS: (Tür.) Er. l. Kaplana benzeyen yırtıcı hayvan. 2. Arı oğulu. -İsim olarak kullanılmaz. Barsbay: (el-Melikü'1-Eşref (Öl. 1438). Mısır Memluklan sultanı. Çerkez hanedanındandır.

BARTU: (Tür.) Er. - En eski Türk kağanlarından biri.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 22:58   #13
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

BAŞAK: (Tür.) Er. - Sağlam, dayanıklı.

BASİR: (Ar.) Er. 1. Göz. 2. Görme. 3. Allah'ın sıfatlarından, herşeyi gören ("Abd" takısı almadan kullanılmaz).

BASİRET: (Ar.) Ka. 1. Göz açıklığı, inceden inceye etraflı derin görüş. 2. Ön görüş, seziş.

BASRİ: (Ar.) Er. - Basralı, Basra şehrinde oturan. Hasan'ı Basri'ye izafeten kullanılmıştır.

BASRİYE: (Ar.) Ka. - (bkz. Basri).

BAŞAK: (Tür.) Ka. 1. Tahıl tanelerini taşıyan kısım, sünbüle: Buğday başağı. 2. Hasattan artakalan şey. 3. Okun uç kısmındaki sivri demir.

BAŞAR: (Tür.) Er. - Başarılı ol, işi sonuçlandır.

BAŞARMAN: (Tür.) Er. - Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.

BAŞAY: (Tür.). - Birinci, ilkay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BAŞBUĞ: (Tür.) Er. - Başkumandan, hükümdar. - Eski Türklerde orduya kumanda eden hükümdar veya komutanlar..

BAŞEĞMEZ: (Tür.) Er. - Buyruk altına girmeyen, kişilikli.

BAŞER: (Tür.) Er. - (bkz. Başar).

BAŞİR: (Ar.) Er. 1. Müjdeci. 2. Güler yüzlü, mesut, mutlu. (bkz. Beşir).

BAŞKAYA: (Tür.) Er. 8211; Kayaların başı, güçlü, kuvvetli.

BAŞKAYNAK: (Tür.) Er. - İlk kaynak. Ana kaynak.

BAŞKUR: (Tür.) Er. - Türk çadırlarının çevresindeki kanatlan örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.

BAŞKURT: (Tür.) Er. - Ural dağlan bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak kolundan olan bir boy. Asıl ismi Başkırt'tır. Ural dağlannın güneyinde yerleşiktirler

BAŞKUT: (Tür.) Er. - Kutlu, talihli kimse.

BAŞOK: (Tür.) Er. - Önde olan yiğit.

BAŞOL: (Tür.) Er. - Başta ol, önder ol.

BAŞÖZ: (Tür.) Er. - Önemli soydan gelen.

BAŞSOY: (Tür.) Er. - (bkz. Başöz).

BAŞTUGAY: (Tür.) Er. - (bkz. Başok).

BAŞTUĞ: (Tür.) Er. - (bkz. Başman).

BATIBOY: (Tür.) Er. - Türklerin göç sonucu batıya yerleşen oymakları.

BATIGÜL: (Tür.) Ka. - Batı'da açan yetişen gül.

BATIHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Batı).

BATI: (Tür.) - Güneşin battığı yön ve bu yöndeki ülkeler. Erkek ve kadın adı, birleşik isim yapılarak kullanılır.

BATIR: (Tür.) Er. - Yiğit, kahraman, bahadır.

BATIRAY: (Tür.) Er. - (bkz. Batır).

BATIRHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Batır).

BATTAL: (Ar.) Er. 1. Cesur, kahraman. 2. Pek büyük. 3. İşe yaramaz, hantal. 4. İşsiz. Battal Gazi: Emevilerin VII. yy. Bizans'a düzenledikleri sefer ve savaşlarda ün salmış komutanı.

BATU: (Tür.) Er. - Üstün gelen, gücü yeten, galip.

BATUĞ: (Tür.) Er. - (bkz. Batu).

BATUHAN: (Tür.) Er. - Altınordu devletinin kurucusu (1204-1255). Cengiz Han'ın torunu.

BATUR: (Tür.) Er. - Kahraman, yiğit, cesur, bahadır.

BATURALP: (Tür.) Er. - Yiğitler yiğidi.

BATURAY: (Tür.) Er. - (bkz. Batur).

BATURHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Batur).

BAVER: (Fars.) Er. - Tasdik, inanma. Sağlam, pek doğru.

BAYAR: (Tür.) Er. 1. Ulu, yüce saygın, soylu. 2. Ekilmemiş toprak.

BAYAZID: (Ar.) Er. - (bkz, Bayezid).

BAYBARS: (Tür.) Er. - Bahri Memlüklerin sultanı olup Kıpçak ülkesinde doğmuştur. Baybars (el-Melikü'l-Zahir Rüknettin). (1223 Şam - 1277). Eyyubi hanedanını ortadan kaldırıp Abbasi halifeliğinin yeniden kurulmasını sağladı.

BAYBAŞ: (Tür.) Er. - Zengin, ileri gelen, saygın.

BAYBEK: (Tür.) Er. - (bkz, Baybaş).

BAYBORA: (Tür.) Er. - Fırtına.

BAYCAN: (Tür.) Er. - (bkz. Baybaş).

BAYÇA: (Tür.). - Zengin, varlıklı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BAYDAK: (Tür.) Er. - Bayrak.

BAYDAN: (Tür.) Er. - Şımarık, gururlu, kendini beğenmiş.

BAYDAR: (Tür.) Er. - Kırım yarımadasında Sivastopol şehrinin güneyinde tartada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür.

BAYDIR: (Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli.

BAYDU: (Tür.) Er. - İlhanlı devleti hükümdarı Hulagunun torunu. 11 ay İlhanlı devleti hükümdarı oldu.

BAYDUR: (Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli, cesur.

BAYDURALP: (Tür.) Er. - (bkz. Baydur).

BAYER: (Tür.) Er. - Zengin, varlıklı kimse.

BAYEZİT: (Ar.) Er. - Çeşitli zamanlarda yaşamış Osmanlı şehzadelerinin genel adı. Bayezit l. (Bursa 1360-Alaşehir 1403). Yıldırım, Osmanlı padişahı. I. Murat'ın Gülçiçck Hatun'dan olma oğlu.

BAYGÜÇ: (Tür.) Er. - Zengin ve güçlü kimse.

BAYKAN: (Tür.) Er. - (bkz, Baygüç).

BAYINDIR: (Tür.) Er. - İmar edilmiş, mamur.

BAYKAL: (Tür.) Er. - Yaban kısrağı Orta Asya Türk ülkelerinde yaşar.

BAYKAM: (Tür.) Er. - Hekim, doktor.

BAYKAN: (Tür.) Er. - Bay soyundan, zengin. Baykan (XIV. yy. Kars). Türk halk şairi. Timur'un 1386'da Kars'ı Karakoyunlular'dan alması üzerine ünlü bir destan yazdı. Anadolu-Azerbaycan sahasının en eski aşığıdır.

BAYKARA: (Ar.) Er. 1. Helak olma, mahvolma. 2. Böbürlene böbürlene, salınarak yürüme. 3. Malı çok olma. Baykara: Timuroğullan şehzadesi. Timur'un torunu Şeyh Ömer'in oğludur.

BAYKOCA: (Tür.) Er. - Varlıklı, saygın.

BAYKURT: - (bkz. Baykoca).

BAYKUT: (Tür.) Er. - Kutlu talihli.

BAYKUTAY: - (bkz. Baykut).

BAYLAN: (s.) Ka. 1. Nazlı, şımarık. 2.Bayla büyüdü bir dediği iki edilmedi.

BAYMAN: (Tür.) Er. - Varlıklı, saygın.

BAYRAM: (Tür.) Er. 1. Neşe ve sevinç günü. Dini bakımdan hususi değeri olan ve milletçe kutlamalar yapılan gün veya günler.

BAYRI: (Tür.) Er. - Çok eski zamanlarda var olmuş, eskiden beri var olan.

BAYRU: (Tür.) Er. - (bkz. Bayrı).

BAYRUALP: (Tür.) Er. - (bkz. Bayru).

BAYRUHAN: (Tür.) Er. - (bkz. Bayru).

BAYSAL: (Tür.) Er. - Soylu, ünlü kişi.

BAYSAN: (Tür.) Er. - Zengin, tanınmış.

BAYSU: (Tür.) Er. - (bkz. Baysan).

BAYSUNGUR: (Tür.) Er. - Akkoyunlu hükümdarlarından. Gıyase'd-Din Baysungur. Timur'un torunu ve Şahruh Mirzanın oğlu. Büyük bir hattattır ve resim ve sanatın koruyucusu olarak tanınmıştır.

BAYTAL: (Tür.) Er. 1. Kısrak. 2. Bayır, yokuş.

BAYTEKİN: (Tür.) Er. - (bkz. Baytal).

BAYTUGAY: (Tür.) Er. - (bkz. Tugay)-

BAYTÜZE: (Tür.) Er. - (bkz. Tüze).

BAYTÜZÜN: (Tür.) Er. - (bkz. Tüzün).

BAYÜLKEN: (Tür.) Er. - (bkz. Ülgen).
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:05   #14
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

BEDAHŞAN: (Fars.). - Amu-derya'nın kaynağı olan Perc'in yukarı mecrasının sol sahilindeki dağlık memleket. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BEDAHŞİ: (Fars.) Ka. - (bkz. Bedahşan).

BEDAYİ: (Ar.) Er. - Eşi benzeri olmayan güzel, mükemmel, yeni şeyler.

BEDEL: (Ar.). 1. Değer, kıymet. 2. Bir şeyin yerine verilen, yerini tutan şey, karşılık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BEDİ: (Ar.) Er. 1. Bir şeyi örneği olmadığı halde meydana getiren. 2. Yoktan vareden. Allah'ın 99 isminden birisidir. 3. Söz estetiği, halin muktezasına uyan delilleri açık şekilde belirtme ve sözü güzelleştirme yollarına ait bilgiler toplamı. 4. Güzel, güzellik. Bedi b. Mansur. Hanefi fıkıh alimi (Sivas-1223). El-Bahru'1-Muhit adlı bir fıkıh eseri vardır.

BEDİA: (Ar.) Ka. 1. Yüksek estetik değerde, sanat eseri. 2. Beğenilen ve takdir edilen şey. Eşi az bulunur güzellikte. 3. Ülkü, ideal.

BEDİD: (Fars.) Er. - Meşhur, görünür, açık meydanda. (Hüveyda).

BEDİH: (Ar.) Er. - Şan ve şerefi büyük olan.

BEDİHE: (Ar.) Ka. 1. Düşünmeden, birden bire söylenen güzel söz. 2. Başlangıç.

BEDİHİ: (Ar.) Er. - Besbelli, açık-apaçık.

BEDİNUR: (Ar.) Ka. - (bkz. Bedi).

BEDİR: (Ar.) Er. - Dolunay, ondört gecelik ay.

BEDİRAN: (Fars.) Ka. 1. İşleri kötü idare eden. 2. Çapkın kadın.

BEDİRHAN: (Fars) Er. - İleri görüşlü, aydın lider.

BEDİÜZZAMAN: (Ar.) Er. 1. Zamanın harikası. 2. Asrın mükemmel insanı. - Daha çok lakab olarak kullanılır. - Bediüzzaman Said Nursi: Son devrin meşhur müslüman alimlerindendir. Hayatının önemli bir kısmı İslami düşüncelerinden ötürü hapislere girip çıkmakla geçti. Risale-i Nur Külliyatı'nı telif etmiştir.

BEDRAN: (Fars.) Ka. 1. Sert başlı at.2. Daima. 3. Hoş latif, yakışıklı.

BEDREDDİN: (Ar.) Er. 1. Din'in nuru, ışığı. 2. Dinin aydınlığı, dinde bilgelik. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.

BEDREKE: (Fars.) Ka. - Yol gösteren, kılavuz.

BEDRİ: (Ar.) Er. 1. İçi altın dolu kese. Bedr-i Dilşan b. Mehmed b. Oruç b. Gazi b. Şeban: (XV. yy. il yarısı) Türk şairlerinden. Murat II. adına yazdığı Murat namesi ünlüdür. 2. Ayla ilgili, ayın ondördü gibi güzel.

BEDRİYE: (Ar.) Ka. 1. Ay gibi. Ay kadar güzel. Ay'a ait. 2. Sühreverdiyye tarikatının altı şubesinden biri.

BEDRULCEMAL: (Ar.) Er. 1. Ay yüzlü. 2. Fatımi devleti vezir ve serdarlarındandır. 2 defa Şam valisi olmuştur. (1013-1094).

BEDRUNNİSA: (Ar.) Ka. - Dolunay yüzlü kadın.

BEDÜK: (Tür.) Er. - Büyük, yüce, gösterişli, önemli.

BEGÜM: (Fars.) Ka. - Kadın hükümdar, prenses. Doğu Türk hükümdarlarının harem ve kızlarına isim olarak verilirdi.

BEHÇET: (Ar.) Er. 1. Sevinç. 2. Güzellik, güleryüzlülük. 3. Şirinlik. Bu kelime Kur'an-ı Kerim'in Neml suresi 60. ayetinde geçmektedir.

BEHİCE: (Ar.) Ka. - Şen, güzel, güleryüzlü kadın. (bkz. Behiç).

BEHİÇ: (Ar.) Er. - Şen, güzel, güler-yüzlü adam. Kur'an-ı Kerim'de adı geçen kelimelerdendir. - (bkz. Hac, ayet 5).

BEHİRE: (Ar.) Ka. 1. Güzel kadın. Soyu-sopu temiz kadın. 2. Şişmanlıktan dolayı nefes darlığı olan.

BEHİŞT: (Fars.) Er. 1. Cennet. 2. Uçmak.

BEHİYE: (Ar.) Ka. - Beha'dan güzel.

BEHLÜL: (Ar.) Er. 1. Çok gülen, çok gülücü. 2. Hayır sahibi, çok iyi adam. 3. Bir İslam sofisi, Behlül-i Dana. Harun er-Reşid'in kardeşinin adı olup, delice hareketleriyle meşhur olmuştur.

BEHMAN: (Fars.) Er. 1. Filan filanca. 2. Fars takviminde 11. ay'a ve her ayın 2. gününe delalet eder.

BEHMAR: (Fars.) Er. - Çok ziyade, fazla. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BEHMENYAR: (Fars.) Er. - İbn Sina mektebine mensup ve Arapça telifleri olan filozof. (X-XI. yy.). İbn Sina'nın kitaplarını şerhetmişir.

BEHNAN: (Ar.) Er. - Güleç, güler-yüzlü, iyi huylu ve daima gülen adam.

BEHNANE: (Ar.) Ka. - Güleryüzlü, iyi huylu ve daima gülen kadın.

BEHRA: (Fars.) Ka. l. Onun için ondan dolayı. 2. Bir Arap kabilesi olup Hunus ovasında yerleşmişlerdir.

BEHRAM: (Fars.) Er. 1. Merih yıldızı. 2. Her ayın 20. gönü. 3. Acem pehlivanlarından birinin adı. 4. İran hükümdarlarından birkaçının adı ki en meşhuru yaban eşeği avına pek düşkün olan "Behram Gûr"dür.

BEHRAMŞAH: (Fars.) Er. 1. (bkz. Behram). 2. Gazne sultanı. 3. Kirman Selçukluları hükümdarı.. 4. Eyyubilerin büyük şairi.

BEHREM: (Ar.) Ka. - Asfur çiçeği kırmızı gül.

BEHZAD: (Ar.) Er. - Ressam, minyatürcü. - Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.

BEKATA: (Tür.) Er. - İleri gelen, saygın. Soylu, isim yapmış sülaleden.

BEKBARS: (Tür.) Er. - (bkz. Bekata).

BEKDEMİR: (Tür.) Er. - (bkz. Bekata).

BEKDİL: (Tür.) Er. 1. Doğru sözlü, mert. 2. Gönlü zengin. Baygönüllü.

BEKİL: (Ar.) Er. - Yakışıklı, süslü delikanlı, genç.

BEKİR: (Ar.) Er. 1. Sabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen kimse, bakir. 2. Yeni doğmuş. 3. Öncesi, İsmaili zümresine ait büyük bir Arap kabilesi.

BEKRİYE: (Ar.) Er. 1. Her şeyin evveli, ilk çocuk. 2. Genç ve taze kız. 3. Dişi deve yavrusu.

BEKSAN: (Tür.) Er. 1. Tanınmış, ünlü, saygın. 2. Bey ünvanı taşıyan.

BEKTAŞ: (Fars.) Er. 1. Akran. 2. Eş, müsavi. - Bektaşi: Hacı Bektaş Veli tarikatına mensubolan kişi, Horasan'da gelip Anadolu'ya yerleşen Hacı Bektaş Veli tarafından kurulduğu ileri sürülen tarikata mensup ilk zamanlan bilinmeyen bu tarikat, sonradan batıni bir hüviyet kazanmıştır.

BEKTÖRE: (Tür.) Er. - Güçlü, değişmez töreleri olan, törelerine bağlı.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-10-08, 23:05   #15
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: isim ansiklopedisi (:

BEL'AM: (Ar.) Er. 1. Terbiyesiz, aç gözlü, pisboğaz, obur. 2. Hz. Musa hakkında İsrailoğullarını kandırarak yalan söyleyip dünya menfaatından ötürü gerçeğe sırtını dönen, bilge olmasına rağmen küfrü tercih edip Hz. Musa'ya beddua etmesiyle tanınmış olan "Bel'am b. Baura" adında İsrail kabilesinden bir zatın adı. İsim olarak konulmaz.

BELAZURİ: (Ar.) Er. - II. yy. Arap tarihçilerinin en büyüklerinden. (Ahmet b. Yahya) Belazur usaresi içmiş ve şuurunu kaybederek öldüğü için kendisine bu ad verilmiştir.

BELEK: (Tür.) Er. 1. Hediye, armağan. 2. Selçukluların Dersim, Gere, Harput ve Halep emiri.

BELEN: (Tür.) 1. Dağ beli, dağın aşılacak yeri, dağlık yer. 2. Akdeniz bölgesinde İskenderun'da Suriye'nin Kuzeye ulaşan büyük yolun Amanos dağlarım aştığı geçit üzerinde bulunan kasaba. - Erkek ve kadın adı ola*rak kullanılır.

BELGE: (Tür.) Er. - Bir gerçeğe tanıklık eden şey.

BELGİN: (Tür.) Ka. 1. Alamet, nişan, marka. 2. Tam ve kesin olarak belirlenmiş, sarih.

BELHİ: (Ur.). - Belh şehrine mensup (Afganistan). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BELİĞ: (Ar.) Er. 1. Fasih ve düzgün konuşan. 2. Açık, yeterli, tam.

BELİK: (Tür.) Ka. - Saç örgüsü.

BELİN: (Tür.) Ka. - Gözlerini açıp baka kalmış şaşkın.

BELKIS: (Ar.) Ka. - Müslümanların seba melikesine verdikleri isim. - Güneşe tapan bir kavmin kraliçesi iken Hz. Süleyman'a biat ederek kendisiyle evlenmiş ve müslüman olmuştur. Kur'an'da ismi lafzen geçmemiştir. Fakat Hz. Süleymanla arasında geçen olaylar Neml suresinde anlatılır. Kur'an'da bahsedilen kadının o olduğu rivayet edilir.

BENDE: (Fars). 1. Bağlanmış kimse, tutsak. 2. Kul, köle. 3. Yürekten bağlı. 4. Büyük aşkla seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BENDER: (Fars.) Er. - Deniz veya büyük nehir üzerindeki liman. Ticaret limanı.

BENGİ: (Tür.) Er. - Sonu olmayan, hep kalacak olan, sonsuz, ebedi.

BENGİALP: (Tür.) Er. - (bkz. Bengi).

BENGİSAN: (Tür.) Er. - (Bengi).

BENGİSOY: (Tür.) Er. - (bkz. Bengi).

BENGİSU: (Tür.) Ka. - Ebedilik, ölümsüzlük veren su, Ab-ı hayat.

BENGÜ: (Tür.) Ka. - Ebedi, sonu olmayan.

BENNA: (Ar.) Ka. - Yapı yapan, mimar, kalfa, dülger.

BERA: (Ar.) Er. - 1. Fazilet. 2. Seçkin olma vasfı. 3. Olgunluk. el-Bera' b. Azib: Ashabdandır. (Küfe-691). Bedir gazası dışında bütün savaşlara katıldı. Rey ve Kazvin'i fethetti. Kufe'de vefat etti.

BERAT: (Ar.). 1. Resmi belge, imtiyaz belgesi. 2. Osmanlıda bir kimseye verilen nişan, rütbe veya toprak imtiyazını gösterir belge. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BERCA: (Fars.). - Yerinde tam doğru ve münasip. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılabilir.

BERCESTE: (Fars.) Ka. 1. Seçilmiş, beğenilmiş. 2. Güzel, hoş, latif.

BERCİS: (Ar.) Ka. 1."Müşteri" denilen yıldız, Jüpiter gezegeni. 2. Sütü çok olan deve.

BERÇİN: (Fars.) Ka. - Toplayıcı.

BEREKET: (Ar.) Ka. 1. Bolluk. 2. Meymenet, saadet, mutluluk, Allah vergisi.

BEREN: (Tür.) Er. - Güçlü, kuvvetli, akıllı.

BERFİN: (Fars.) Ka. 1. Kardan yapılmış. 2. Tertemiz, kar gibi beyaz.

BERGİN: (Tür.) Er. - (bkz. Berkin).

BERGÜZAR: (Fars.) Ka. - Hediye, hatıra, andaç.

BERGÜZİN: (Fars.) Ka. - Seçkin, beğenilmiş makbul.

BERHUZ: (Fars.) Er. - Dağarcık, torba.

BERİ: (Ar.) Er. 1. Salim, kurtulmuş. 2. Temiz, Arınmış.

BERİA: (Ar.) Ka. - Olgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili.

BERİD: (Ar.) Er. 1. Haberci. 2. Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.

BERİN: (Fars.) Er. 1. En yüksek, çok yüce. 2. Soylu.

BERİRE: (Ar.) Ka. - İnam ve ihsan sahibi. Saliha ve vazifesini yapan hanım.

BERK: (Tür.) Er. 1. Sağlam, kuvvetli. 2. Katı, sert. Şiddetli. 3. Hızlı. 4. Orman. 3. Arı, şimşek, yaprak.

BERKA: (Ar.). - Kuzey Afrika'da eski bir şehir. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

BERKAN: (Ar.) Er. 1. Şakıma, parıldama. 2. Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

BERKANT: (Tür.) Er. - Güçlü, bozulmaz, yemin.

BERKAY: (Tür.) Er. - (bkz. Berk).

BERKE: (Tür.) Er. 1. Kama. 2. Altınordu hükümdarı. Cengiz Han'ın torunu ve Cuci'nin 3. oğludur.

BERKEL: (Tür.) Er. - güçlü el.

BERKER: (Tür.) Er. - Güçlü, sağlam kişilikli.

BERKİ: (Tür.) Er. - Şimşek gibi parlak.

BERKİN: (Tür.) Er. - Sağlam güçlü kuvvetli.

BERKKAN: (Tür.) Er. - Güçlü soydan gelen.

BERKMAN: (Tür.) Er. - Güçlü, sağlam, kişilikli.

BERKSAN: (Tür.) Er. - Güçlü tanınan kimse.

BERKSOY: (Tür.) Er. - (bkz. Berksan).

BERKSU: (Tür.) Er. - Soğuk ve keskin su.

BERKÜN: (Tür.) Er. - Sağlam, güçlü tanınmış.

BERK YARUK: (Tür.) Er. - Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah'ın oğlu.

BERMAL: (Fars.) Ka. - Dağ tepesi, doruk. - (bkz. Şahika, zirve).

BERNA: (Fars.) - Genç delikanlı, yiğit. - Kadın ve erkek için kullanılır.

BERRA: (Ar.). - Doğru sözlü, hayır işleyen kimse. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BERRAK: (Ar.) Ka. 1. Duru, saf, bulanık olmayan, nurlu. 2. Şimşek, parıltı. 3. Kulağa hoş gelen ses.

BERRAKA: (Ar.) Ka. - Aydınlık görünüşlü güzel kadın.

BERRAN: (Fars.) Ka. - Kesen, kesici, keskin.

BERRİN: (Fars.) Ka. - Yüksek yüce.

BERŞAN: (Fars.) Ka. - Ümmet. Bir peygamberin din ve kitabını kabul ve tasdik eden kimse.

BERŞE: (Tür.) Ka. - Hep, bütün, çok.

BERTER: (Fars.) Er. - Üstün, yüksek nitelikli, değerli.

BERZALİ: (Ar.) Er. - Ebu'l-Kasım b. Muhammed. - Arap tarihçilerinden-dir.

BERZEN: (Fars.). - Yöre, mahalle, yol. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BESALET: (Ar.). - Korkusuzluk, yüreklilik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

BESAMET: (Ar.) Ka. - Güleryüzlülük, şenlik.

BESİM: (Ar.) Er. - Güleryüzlü, güleç adam.

BESİME: (Ar.) Ka. - (bkz. Besim).

BESTE: (Fars.) Ka. 1. Kapalı, bağlı, bitiştirilmiş bağlanmış. 2. Müzikte, şarkının makam ve ahengi.

BEŞUŞ: (Ar.) Ka. 1. Okşadıkça süt veren deve. 2. Araplarca çok meşhur ve meş'um bir kadın.

BEŞAREDDİN: (Ar.) Er. - Dinin müjdesi. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.

BEŞARET: (Ar.) Ka. 1. Müjde, muştu, iyi haber. 2. Güler yüzlülük, gülümseme.

BEŞİR: (Ar.) Er. 1. Müjde getiren müjdeci. 2. Güleryüzlü güleç adam. Kur'ani bir kavramdır. İnsanlara Allah'ın emir ve nimetlerini, cennet ve mükafatı haber veren peygamberler ve Kur'an için kullanılmıştır.

BEŞİRE: (Ar.) Ka. 1. Müjde getiren, müjdeci. 2. Güleryüzlü, güleç hanım
  Alıntı Yaparak Cevapla


Cevap Yaz

Konu Araçları

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
3 Tane Alman Çoban Köpeği Aldım İsim Arıyorum lady*ayberk Köpekler 21 24-04-14 10:55
İsim ProbLemi.. tırmıkgizem Köpekler 7 09-10-11 17:37
Köpeğime İsim Arıyorum beylemnehir Köpekler 35 12-08-11 18:46
yeni kedimize güzel bir isim :) husky bihter Kediler 11 12-04-09 21:27
köpeğime isim arıyorum .. babaega1912 Köpekler 16 09-02-09 13:46



Saat 15:44.

Reklam
© Copyright 2008 Mihav.com
Creative Commons Lisansı
x


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198