Markamama.com
Geri Git   Mihav.com > Kedi Forumları > Kedi Makaleleri


Cevap Yaz
Eski 01-03-14, 04:40   #1
 
Üyelik Tarihi: Mar 2014
Mesajlar: 4
awel Çevrimdışı
Exclamation Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

Merhaba, bahçemize kendiliğinden gelen bir kedi sebebiyle uzun zamandır forumu takip etmeme karşın bugün üye olma ihtiyacı hissettim. Genel olarak hemen her gün birkaç saatini pineklemek için bahçemizde geçiren kedinin ihtiyaçları ve sağlık sorunlarına ilişkin bilgi almak için ziyaretçisi olduğum bu forumda, çoğu zaman dakikalarımı diğer üyelerin yazılarını okumakla geçirdiğimiz fark ettim. Kedi sahibi olan pek çok insanın kısırlaştırmaya ilişkin soru işaretleri olduğunu görüyorum. Kimileri kısırlaştırmanın hayvanın sağlığı açısından gerekli olduğunu düşünürken kimilerininse bu tür bir eyleme kalkışılmaması gerektiğine dair fikir beyan ettiğini fark ettim.

Bu konuda kararsız kalan ya da kendince doğru olduğunu düşündüğünü fikirleri olanlara yardımcı olması açısından birkaç satır bir şeyler yazmak istedim. Zira çoğu insanın düşüncesi beni fena halde rahatsız etti. Bir veteriner değilim ancak yazacaklarımın da veterinerlikle zaten uzaktan yakından ilgisi yok. Aksine benim asıl ilgili olduğum insanlarla alakası var.

İnsanoğlu tarih boyunca çevresinde gördüğü her şeyi sahiplenmek istemiştir ki, buna eşyaların dışında canlı varlıklar da dahildir. Kedinin kısırlaştırmasının doğru bir davranış olup olmaması, öznel bir düşünce biçimidir. Yani kişiden kişiye doğruluğu değişir. Nitekim felsefenin de binlerce yıllık sorusu olan "doğru yanlış nedir?", hayatın her aşamasında olduğu gibi burada da devreye girer. Doğruluk etikle ilgili bir kavramdır ki, doğrudan ahlak felsefesinin konusudur. Sizin dünya görüşünüz, bir anlamda ruhani inancınız bir kedinin kısırlaştırılmasını doğru veya yanlış bir davranış olarak kabullenmenize sebep olur.

Kişinin inancına bağlı olarak bir kedinin kısırlaştırılması bir kenara dursun, sahiplenilmesi dahi kabullenilemeyecek bir davranış biçimi olabilir. Zira bir canlının hangi hakla doğal yaşam alanından alıkonabileceği sorusu, kişinin hayata bakış açısına göre değişkenlik gösterir. Türk Dil Kuruma göre sahiplik; " Kendisinin olan bir şeyi yasa çerçevesi içinde dilediği gibi kullanabilme hakkını taşıma durumu, iyelik, mülkiyet" manasına gelir. Tanımdan görüldüğü üzere kedinin bir "şey veya mülkiyet" olarak görülmesinin ne derece ahlaki olduğu, insanın ahlak tanımını neye göre yaptığına bağlıdır. Aynı şekilde "kullanabilme hakkı" da söz konusu bir canlı olduğu için kulağa ilk bakışta pek hoş gelmeyebilir.

Ancak ne var ki, sokakta çaresiz bir şekilde ve belki de geçirdiği bir kaza neticesinde zor durumda kalmış olan bir kedinin de öylece bırakılması birçok insanın vicdanına ters düşen bir davranıştır. Tedavisi için eve veya kolay ulaşım sağlanabilecek korunaklı bir alana alınan kediyle duygusal bağ kurmaksa, kedilerden nefret eden birisini dahi şaşırtacak biçimde çok kolay ve kısa sürede gerçekleşen bir şey olabilir. Sonrasında kedinin yeniden doğal yaşam alanına (inşa ettiğimiz kentlerin kediler için ne kadar "doğal" olarak ifade edilecek bir yaşam alanı olduğu apayrı bir tartışma konusu olarak bir kenara dursun) bırakmak, pek kolay olmayacak bir karar haline dönüşür.

Bu durum sahibi olunan veya olduğu "zannedilen" kedinin kısırlaştırılması söz konusu olduğunda da birebir olarak geçerlidir. Kedilerin biyoloji bilimi tarafından bir "canlı" olarak tanımlanması, pek çok diğer nitelikle birlikte türü arasında düzenli bir şekilde üreyebilme özelliğine sahip olmasından kaynaklanır. Kısırlaştırılan bir evcil hayvanın üreme özelliği ortadan kaldırıldığından, modern felsefe dünyasında ne derece bir "canlı" olarak tanımlanabileceği dahi tartışılmaktadır. Her ne kadar ülkemizde bu tür felsefi konulara pek fazla ilgi gösterilmese de... Kişinin kendinde bir canlının hayatına müdahale etme, onu özgürlüğünden alıkoyma, üreme özelliğini ortadan kaldırma hakkını görmesi için mutlaka vicdanını rahatlatacak bir psikolojik sebep üretmesiyle mümkün olur. Nitekim çoğunlukla davranışın "kedinin iyiliği için olduğunu düşünmek ve buna inanmak", bireyin vicdanını rahatlatmak için sığındığı temel limanlardan biridir.

Bir kediyi sahiplenerek ona bir hayat verirken hayatta dair ilgisiz ve düşüncesiz davranışları sebebiyle bireyin farkında dahi olmadan kaç farklı canlı türünün neslinin tükenmesine bizzat yardımcı olduğunu umursamaması ise ancak bir "ironi" olarak nitelendirilebilir. Hayvanları sevmektense yalnızca "sahibi olunan canlıyı sevmek", rasyonel bir düşünce tavrı olmadığı gibi çeşitli mazeretlerin ardında sığınılarak da izah edilebilecek kadar basit bir düşünce/davranış değildir. Esasen herhangi bir "canlının" özgürlüğünü elinden almak, yazının gidişatından da anlayabileceğiniz üzere şahsi görüşüme göre hiçbir mazereti olmayan oldukça yanlış bir düşüncedir. Canlıların sahiplenilmesi şayet çiftlik hayvanlarında olduğu gibi insanoğluna fayda sağlama amacıyla yapılsa dahi şayet kısırlaştırılma söz konusu ise yine yanlış bir eyleme kalkışılmış demektir.

Kedi olsun olmasın, herhangi bir canlının doğuştan veya kişinin inancına göre yaradılışından sahip olduğu en temel vasfını elinden alma hakkına sahip olduğunun düşünülmesi ancak söz konusu insanoğlu olduğunda bahsi geçen bir kelamdır. Ateist olan ve evrimsel gelişim neticesinde bugün olduğu hale büründüğünü düşünen birisi dahi aynı dünyayı paylaştığı diğer canlıları sırf kendi evrimsel gelişimi daha hızlı veya kompleks olduğu için özgürlüğünden ve temel biyolojik vasıflarından mahkum etmeye hakkı olduğunu söylememelidir. Karşı taraftaki deist kişiler için de durum pek farklı değildir.

Bugün dünya üzerinde yaşayan pek çok canlı türünün toplam sayılarının "milyarlarla ifade edilmesi" ve artık bu canlıların üremesinin kontrol altına alınmasının bir zorunluluğa dönüşmesinin de tek sebebi bizzat insanoğludur. Yüzyıllar içindeki düşüncesizce müdahaleleri ve sadece kendi çıkarlarını düşünmeleri bir takım canlı türlerinin dünya sahnesine veda ederken, kimi türlerin popülasyonunun da abartılı bir şekilde artış göstermesine neden olmuştur. Unutulmamalıdır ki, her canlı en çok "özgür yaşadığında" yani doğasının gereğini yaşadığında en mutlu halindedir.

Son olarak ahlakdışı olarak gördüğüm bu tutum, en başta izah etmeye çalıştığım gibi benim yalnızca hayata nasıl baktığımla ilgili yani "doğruluğu kişiden kişiye değişen" bir görüş, bir yorumdur... Kişinin inancı ahlak kavramının da sınırlarını belirlediğinden, farklı hayat görüşüne sahip olan insanların kedilerin "sahibi" olmayı veya onların üremesini dış müdahaleler ile elinden almayı doğru bir hareket olarak görmesi de mümkündür. Mümkün olmanın da ötesinde son derece doğaldır ve unutulmaması gerekir ki "kesinlikle saygı duyulması gereken bir düşüncedir". Farklı birisi ellerini özel sabunlarla yıkayarak milyonlarca bakteriyi öldürmenin de haksızca, bencilce bir düşünce olduğunu; insanın evrimsel gelişime müdahale ederek milyonlarca canlıyı yok etme hakkını nereden bulduğunu sorgulaması da mümkün. Zira bakteriler de biyolojik tanımla "canlıdır". Bu bakış açısıyla kedileri kısırlaştırmanın da herkes için geçerli olan, doğru veya yanlış olarak kabullenilebilecek bir izahatının olmadığı aklından çıkarılmamalıdır.

Sıkılmadan sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ederim.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-03-14, 10:59   #2
 
SEDAYDOGDU üyesinin avatarı
 
Trabzon
Üyelik Tarihi: Ara 2010
Yaş: 35
Mesajlar: 1.396
SEDAYDOGDU Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

yazınızdan insanoğlunun heryeri parsellediği sonucu çıkarken, her yer betonken, onlara yaşayacak doğal alan bırakmamışken sizin savunduğunuz şeyin geçerliliği maalesef kalmaz...zira kedi yada köpek farketmez...yılda 3 kez doğum yapabilir..her doğumda en az 5 yavru..çoğu kış şartlarından ve açlıktan ölür..anneleri yeterli beslenemediği için ölür..yanı sıra araç trafiği, insan işkencesi vs. tüm bunlar onların üremesini ve bu şekilde acılı bir hayat sürmesini haklı kılamaz...biz insanlar çok affedersiniz dünyanın içine ettik...bu saatten sonra zararın neresinden dönsen kardır hesabı sokak canlarını kısırlaştırmalıyız...kısırlaştırmalıyız ki yeni doğacak ve türlü eziyetle yaşayacak (tabii ona yaşam denirse) bebeklere engel olalım...müthiş bir polülasyon artışı zaten var...yani korkmayın hiç birinin soyunu kısırlaştırarak tüketemezsiniz...kısır bir hayvanın hayatı diğerlerine göre daha uzun ve daha sağlıklıdır...kanser riski taşımaz..
dolayısıyla sahip olduğunuz bakış açınızı biraz daha araştırarak okuyarak geliştirmelisiniz...okumanız gereken sadece bu site değildir bu anlamda...konuyla ilgili yazılan binlerce makale ve yazı vardır..uzman görüşü vardır..son nokta şudur ki kısır bir hayvan diğerlerine göre 1-0 öndedir...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-03-14, 13:08   #3
 
Üyelik Tarihi: Nis 2013
Mesajlar: 1.818
Pıtırsonic Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

yazınızı sonuna kadar okudum. aslında çoğu hayvan sahibi insanın atladığı nokta, evlerini niye onlara açtıklarını bilmemeleri veya sebebini saptırmaları. şuan bakıldığında çoğu insan evini bir değişiklik olsun diye, çocuklarıyla oynasın diye, hayatlarına renk gelsin diye, herhangi bir topluluğa ait olmak için ya da sırf başkalarına "benim de kedim/köpeğim var" diyebilmek için onlara açıyor. asıl mesele de burada çıkıyor. bizim onları sahiplenmemizin sebebi, onları korumak istememizden kaynaklanmalı. asıl normal olan budur. bu yüzden kalkıp petshoptan, satılmak için üretilmiş bir canlıyı satın almanın hiçbir mantığı yok. çünkü siz alınca yerine yenisi gelecek ve korumak yerine daha da zarar vermiş olacaksınız.

sedaydogdu'nun da dediği gibi, onlara doğal hayat bırakmadığımız için onları korumamıza ihtiyaçları var. zaten sahiplenmek kelimesi de artık himaye altına alıp korumak anlamını taşıyor, tdk'de ne yazdığına bu açıdan bakılması çok da mühim değil. önemli olan kullanırken yüklenilen anlam. kalmayan doğal ortamda da doğal bir yaşamdan söz edilemez. kısırlaştırmamayı öneren insanların evde hayvan beslemesini de çelişkili buluyorum. çünkü eve alarak zaten doğalarına aykırı gelirken doğalarına aykırı olduğu düşüncesiyle kısırlaştırmamak yaratıyor bu çelişkiyi. evinde beslemeyi uygun görmeyip kısırlaştırmayı da doğru bulmayanların da kendi tercihleri, düşünceleridir. ancak evde koruma altına alıp yaşam ortamını onlarla paylaşan kişilerin koruma altına aldıkları hayvanı kısırlaştırmaları zorunludur. bakın kısırlaştırılmayanlara, hepsi her kızgınlık döneminde çiftleştirilmiyor. bağırmasın diye kızgınlığın bastırılmasına neden olan haplardan veriliyor. sonra da çiftleştirilen kedilerin çoğu cins olduğu için doğan yavrular satılıyor. ahlak anlayışı da zaten burada sekteye uğruyor. çünkü bu hiçbir ahlaka uygun bir davranış değil. bu yüzden onların evde bulunmalarının mantığının öncelikle açıkça kavranması gerekir. sırf evimizde kedi/köpek olsun diye sahiplenmek, hiçbir şekilde kabul edilebilir değil. korumak için sahiplenildiğinin bilincinde olduktan sonra zaten onların yararına olacak şekilde adım atılacaktır.

kısırlaştırma konusunda sadece kanser riski ile de kısırlaştırmayı düşünmeyi ya da bu şekilde düşünülüp savunulduğunun sanılmasını doğru bulmuyorum (sırf bundan dolayı savunanlar ya da savunduğumuzu sananların olduğunu bildiğim için belirtiyorum). aynı risk tüm canlılarda mevcut ama gidip ameliyat olmuyoruz. bu şekilde yansıtıldığında "e gidip siz de ameliyat olun" şeklinde cevapların gelmesi de kaçınılmaz oluyor. kısırlaştırmanın asıl sebebi doğal yaşam alanı kalmamış hayvanların popülasyonunun kontrolsüz artması ve bunun sonucu olarak da yaşamlarını sürdürememeleri. zaten var olanlar zor doyuyorken yenileri doğunca eskilerinin doyma imkanı hiç kalmıyor. ayrıca zaten var olan sakat ve hasta hayvanlar zor tedavi imkanı buluyorken yine yenilerinden dolayı onları tedavi etme şansı da kalmıyor. soylarının tükenmesi konusu, hepsi sokaktan toplanmaya çalışılıp toplu kısırlaştırmaya gidilirse doğar. sokaklarda hayvanlar oldukça soyun tükenmesi zaten mümkün görünmüyor. insanlar kendi iradeleri ile üremelerini kontrol altında tutmasalar, insan nüfusu da aynı şekilde kontrolsüzce artsa (ki gelişmişlik düzeyinin düşük olduğu bölgelerde bu şekilde) ne hale geleceğimizi düşünün. o zaman korunma yöntemlerinin de savunulmaması gerekir ki bu da doğal hayatla bağdaşmaz. biz kendi irademizle bunu düşünebiliyoruz ama bir kedi "benim yavrum beslenme imkanına sahip olup kaliteli bir yaşama kavuşabilir mi?" diye düşünerek hamile kalmaz. hiçbir hayvanın nüfusunun yaşayabileceği ortam şartlarına göre orantısız artışı sağlıklı değildir. çünkü orada nüfusun artışından önceki hayvanların varlığını da tehlikeye sokar bu durum. önceden beslenip yaşama imkanına sahip olanlar da bu imkanlarını yitirir.

bu konunun her yönüyle ele alınması gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. kesinlikle kısırlaştırmaktan daha iyi bir yol bulunması gerektiğini ve doğal ortama, doyabildikleri ve doğal döngü içerisinde var olabildikleri ortama sahip hayvanların da kısırlaştırılmaması ve eve kapatılmaması düşüncesini savunuyorum. zaten hayvan hakları savunucularının da asıl amacının onları doğal döngü içerisinde özgürce yaşayabilecekleri, , insan elinin (gerektiğinde bakım ve tedavi dışında) uzanmadığı bir ortama kavuşturmak olduğunu düşünüyorum. en azından benim savunduğum budur. ama bugünün koşullarında mahvettiğimiz yaşam alanlarında onlara zarar verenlerin ceza alması bile lüks kaçıyor. devletin doğal ortamdan anladığı da onları alıp ormana, beslenme imkanlarının bile bulunmadığı bir ortama hazırlıksız şekilde atmak.. umarım insanların yaşamlarına ve yaşadıkları ortama (bakım ve tedavi dışında) müdahale etmedikleri alanlarına tekrar sahip olurlar da kimse onları evlerinde ağırlamak zorunda kalmaz.
biraz uzun oldu, okuyanlar kusura bakmasın artık

Bu konu en son " 01-03-14 " tarihinde saat 13:20 itibariyle moderatör veya konu sahibi tarafından düzenlenmiştir....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-03-14, 17:34   #4
 
Üyelik Tarihi: Mar 2014
Mesajlar: 4
awel Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

Öncelikle 2 cevabı da, 2 defa okudum. Ayrıca Pıtırsonic'in dediği gibi de hiç sıkılmadım .) İzah etmeye çalışmama karşın yanlış bir düşünce yapısıyla yanıt yazdığınızı görüyorum. Zira konu bilimsel bir bakış açısıyla izah edilecek bir durum değil. Dolasıyla veteriner veya farklı bilim dallarında uzmanlaşmış kişilerin yazdığı makaleler bu bağlamda benim anlatmaya çalıştığım şeyin cevabını vermez.

Kedilerin yılda kaç defa doğum yaptığı, kötü şartlar yüzünden doğurduğu yavruların ölmesinin "tabi ki iyi olarak nitelendirilebilecek bir tarafı yok"... Keşke hiçbiri ölmese o minicik, sevimli, sadece sevgi ve birazcık da oyun isteyen canlıların. Lakin ne var ki, onların ölüp ölmemesine karar verme hakkının insana ait olup olmadığı asıl konu. Hayvanları birer insanmış gibi düşünerek davranış sergilersek, o zaman kedi ve köpekle kalmaması gerekir. Aynı vicdanın diğer canlılara da gösterilmesi gerekir ki, milyonlarca hayvan söz konusu olduğundan herkesin işi gücü bırakıp diğer hayvanlarla ilgilenmesi gerekir.

Çok doğum yaptıklarında yavruların "eziyet" göreceği tamamen insani bir düşüncedir ki, deist ve ateist de olunsa her iki ihtimalde de bu düşüncenin mantıksal bir temeli yoktur. Deist kişi bunu dediğinde Tanrı'nın yaratmasına müdahale eder, ateist dediğinde ise doğa kanunlarına. Doğasında bu kadar hızlı ve fazla çoğalmak var mı? Evet, var. Peki bu doğasını yaşaması halinde eziyet göreceğini düşünmek, bir nevi Tanrı'nın veya doğa kanunlarının yerine geçmeye çalışmak değil mi? Tarih boyunca sayısız hayvan türü belki de çok fazla ürediği için bizzat kendi yiyecek kaynaklarını yok etti ve tarihten silindi gitti. Nesli tükendi... ONların günahı neydi?

Kaldı ki daha derin konulara girmek istemiyordum ama iki cümle yazayım. Hayvanların acı çekmesi ile acı çektiğinin farkında olması birbirinden farklı kavramlardır. Farkındalık, bilinçle gelişen bir terimdir ki; içinde yaşadığımız dünyada yalnızca insana ait olan bir vasıftır. Ona bakarsanız büyük balık küçük balığı yiyince, küçük balık da acı mı çekiyor? Eziyet mi görüyor? Ona da yazık değil mi? Gördüğünüz gibi konu yine dönüp dolaşıp "ahlak" kavramına geldi ve ahlak söz konusu olduğunda her zaman olduğu gibi felsefi bir bakış açısı gerekti. Yavru kediler tabi ki ölmesin ancak dünyada her gün milyonlarca canlı ölüyor. ONların doğal yaşam alanını korumaya çalışmaktansa hayatlarına müdahale ederek koruma altına almaya çalışmak ne kadar mantıklı? Nereye kadar, kaç tane hayvanı evinize alabilir, onlara korunaklı bir yaşam sunabilirsiniz ki?

Kaldı ki bir kedinin eve alınarak koruma altına alınması, kısırlaştırılarak yavrularının ölmemesini sağlamanın ona ne kadar fayda sağladığı dahi tartışma açık bir konudur. Zaten bunun için değil mi ki kedilerde davranış bozuklukları ile ilgili onlarca makale yazılıyor, bu işi uzmanları ortaya çıkıyor. Demek ki olmuyor.. Neden? Çünkü kedinin doğal yaşam alanı "bizim evlerimiz değil?" Hayvan doğasını yaşamak, koşmak, "avlanmak", birbirine kur yapmak, en güçlü olduğunu dişiye göstererek soyunun kendi geninden devam etmesi sağlamak istiyor...

TÜm dunların dışında canlıların kısırlaştırılması, evrimsele gelişim modelindeki şartlı elemeye müdahaledir. BUnun da mantıkla izahı olmaz. Peki neden? Her canlı türünün en güçlü, en sağlıklı, çevreye adapte olma konusundaki en başarılı bireyleri bir sonraki nesli oluşturur. Böyle olmaması halinde zayıf bireylerden üreyen soylar çevresel şartlara adapte olamaz ve nihayetinde tür yok olur. Tahmin ediyorum ki, şuan bu yazıyı okuyanlar biyoloji konusunda uzman olmasa dahi bu evrimin en temel dinamiğini biliyordur. Kediler hızla üreyerek değişen radyoaktivite, hava şartları, atmosfer bileşenleri ve daha da onlarca çevresel faktöre adapte olan ya da olmaya çalışan nesillerin ortaya çıkmasını sağlıyor. Zaten evrim denen şey de bu mekanizma ile işler. Ama sürekli kontrol altında tutulan canlıların genleri, belki 100 belki 200 yıl öncesinin genetik haritasına sahip. Yani o canlılar geçmişin çevresel şartlarına göre evrilmiş nesillerin devamı...

Bu konuda bilimsel odaklı daha da onlarca şey söylenebilir. Hayvanlar her zaman doğal ortamlarında en mutlu şekil yaşarlar. Ölmelerinin eziyet çekmek olarak görülmesi, insanın ahlakıyla ilgili bir durumdur. Kaldı ki yazılmış yukarda kanser olmalarını önlüyor diye, kanser olup olmamalarına karar veren mekanizmanın insan mı olması gerekiyor? DÜnyadaki bütün hayvanları ameliyat edelim, hiçbir canlı kanser olmasın o zaman? Bu tür bir bakış açısı irrasyonel olmanın da ötesinde...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 01-03-14, 18:11   #5
 
Üyelik Tarihi: Nis 2013
Mesajlar: 1.818
Pıtırsonic Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

aslında farklı şeylerden bahsetmiyoruz. herhalde yeterince açık olmadı ki atladınız. hayvan beslemek başlı başına yapılarına aykırı. yorumumda da söylediğimi tekrarlayacağım kaçırdığınızı düşünerek. eve almamakla birlikte kısırlaştırmaya karşı olma fikrine katılmasam da saygı duyarım. bunu tekrar bir kenara koyarak yorumuma devam ediyorum. zaten olmayan doğalarında (özellikle şehir merkezlerinde) doğal ortamlarını yaşasınlar demek de bana göre onların iyiliğine bir yaklaşım değil. yine yorumumda söylediğimi tekrarlayacağım. hiçbir hayvan haklarını savunmaya çalışan bireyin ilk düşüncesi ya da gayesi hayvanların kısırlaştırılması değildir. herkesin ortak düşüncesi, onlara yaşayabilecekleri doğal ortam yaratmak. ancak bu hiçbir siyasi gücün ayrılacak bütçeden dolayı işine gelmediği için stk'ler de mevcut durumdaki şartların iyileştirilmesine çalışmak durumuna itiliyor. yani en azından var oldukları ortamda eziyet görmemeleri için çabalıyorlar. ancak dediğim gibi, herkesin dileği öncelikle onları doğal ortamlarına kavuşturmaktır. yani sizin dediğinize uğraşıyor herkes, çalışmaları biraz takip ederseniz bunu göreceksiniz zaten.

"Kaldı ki yazılmış yukarda kanser olmalarını önlüyor diye, kanser olup olmamalarına karar veren mekanizmanın insan mı olması gerekiyor? DÜnyadaki bütün hayvanları ameliyat edelim, hiçbir canlı kanser olmasın o zaman? Bu tür bir bakış açısı irrasyonel olmanın da ötesinde..." bu cümlenizi şurada uzunca açıkladığımı düşünüyorum:
"kısırlaştırma konusunda sadece kanser riski ile de kısırlaştırmayı düşünmeyi ya da bu şekilde düşünülüp savunulduğunun sanılmasını doğru bulmuyorum (sırf bundan dolayı savunanlar ya da savunduğumuzu sananların olduğunu bildiğim için belirtiyorum). aynı risk tüm canlılarda mevcut ama gidip ameliyat olmuyoruz. bu şekilde yansıtıldığında "e gidip siz de ameliyat olun" şeklinde cevapların gelmesi de kaçınılmaz oluyor. kısırlaştırmanın asıl sebebi doğal yaşam alanı kalmamış hayvanların popülasyonunun kontrolsüz artması ve bunun sonucu olarak da yaşamlarını sürdürememeleri. zaten var olanlar zor doyuyorken yenileri doğunca eskilerinin doyma imkanı hiç kalmıyor. ayrıca zaten var olan sakat ve hasta hayvanlar zor tedavi imkanı buluyorken yine yenilerinden dolayı onları tedavi etme şansı da kalmıyor. soylarının tükenmesi konusu, hepsi sokaktan toplanmaya çalışılıp toplu kısırlaştırmaya gidilirse doğar. sokaklarda hayvanlar oldukça soyun tükenmesi zaten mümkün görünmüyor. insanlar kendi iradeleri ile üremelerini kontrol altında tutmasalar, insan nüfusu da aynı şekilde kontrolsüzce artsa (ki gelişmişlik düzeyinin düşük olduğu bölgelerde bu şekilde) ne hale geleceğimizi düşünün. o zaman korunma yöntemlerinin de savunulmaması gerekir ki bu da doğal hayatla bağdaşmaz. biz kendi irademizle bunu düşünebiliyoruz ama bir kedi "benim yavrum beslenme imkanına sahip olup kaliteli bir yaşama kavuşabilir mi?" diye düşünerek hamile kalmaz. hiçbir hayvanın nüfusunun yaşayabileceği ortam şartlarına göre orantısız artışı sağlıklı değildir. çünkü orada nüfusun artışından önceki hayvanların varlığını da tehlikeye sokar bu durum. önceden beslenip yaşama imkanına sahip olanlar da bu imkanlarını yitirir."

kısacası ameliyat etmenin temel amacı kanseri önlemek değildir ki bunu da yorumumda belirtmiştim. bu sadece getirilerinden biridir. kimse öncelikle kanseri önlesin diye evindeki hayvanları kısırlaştırmamalıdır da. çünkü o zaman yine yorumumda yazdığım gibi bizlerin de operasyon geçirmesi gerekir, aynı riskleri bizler de taşıyoruz. kısırlaştırmanın amacı, yeni gelenlerin mevcut hayvan nüfusunun beslenmesini ve bakılmasını da baltalayacak olmasıdır. doğal olmayan bir ortamda doğal döngüden bahsedilemez, dolayısıyla şehirlerdeki hayvanlarla asıl doğal ortamda yaşamakta olan hayvanların kıyaslanması da mümkün değil. kıyaslama yapmanız için iki tarafın da şartlarının eşit olması gerekir. yukarıda söylediğiniz çok doğumda yavruların eziyet görmesi durumu da yine popülasyonun orantısız artışından kalan doyamama durumudur. eğer bir bölgede aslanları azaltırsanız ceylanlar artar ve otlanacakları alan ters orantılı şekilde azalır. dolayısıyla ceylanlar zamanla besin bulamamaya başlar ve önceki var olanlar da yaşamlarını yitirir. bu yüzden ekolojik denge önemlidir. kısırlaştırma çalışmaları da bunu sağlamaya yöneliktir. kısırlaştırmama fikrine de üretim/satış amaçlı olmadığı sürece saygı duyarım. bu kadar açıklama sebebim merak ettiğiniz konuyu doğru anlatabilmek içindir. aslında yazdığım üstteki yorumda söylediğiniz şeylerin hepsini açıklamıştım, uzun olduğu için atladığınızı düşünüyorum.

şunu da belirteyim. bizler de her sokağa çıktığımızda, hatta evlerimizde bile ölüm riski taşıyoruz. bunu önleyeceğim diye kimse kendini eve kapatmıyor. ancak şehir merkezlerinde yaşamakta olan hayvanların evde korunmasının sebebi de "kazara ölmesinler" değil, "karınlarını doyurabilsinler"dir. yani her canlının sahip olması gereken doyma hakkını bile yok ettiğimiz yaşam alanlarından dolayı bulamayan canlılardan bahsediyoruz. ben de evimin hem içinde hem de dışında hayvan besliyorum. içeridekileri dışarı çıkarmam, çünkü sahiplendiğim hayvanlar sokakta yaşama şansı yüksek olan hayvanlar değildi. ikisi de çok minikti ve ikisi de yine annelerinin beslemeyi reddettiği canlardı. dolayısıyla insan eliyle beslenmişlerdi ve buna alışmışlardı. aynı şekilde sokakta yaşama şansı düşük olan canları da bile bile ölüme itmek bana göre acımasız kaçıyor. hiçbir yaşlıyı, engelliyi, sokakta yapamayacak insanı dışarıda ölüme terk etmeyi doğru bulmadığım gibi bunu da bulmuyorum. aynı şekilde sokakta varlığını sürdürebilen, doyabilen, sokak şartlarında yaşamaya alışkın bir kediyi de eve kapatmayı yanlış buluyorum. bu tür konularda herkesin doğruları biraz da kendine oluyor. bu yüzden karşı tarafı iyice anlayıp doğruların sınırlarını öyle belirlemek daha faydalı bir yaklaşım olacaktır diye düşünüyorum.

Bu konu en son " 01-03-14 " tarihinde saat 18:13 itibariyle moderatör veya konu sahibi tarafından düzenlenmiştir....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-03-14, 11:05   #6
 
SEDAYDOGDU üyesinin avatarı
 
Trabzon
Üyelik Tarihi: Ara 2010
Yaş: 35
Mesajlar: 1.396
SEDAYDOGDU Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

bu konuyu bu kadar uzun cümlelerle tartışmanın inanın hiç manası yok...en azından bu benim fikrim...bir hayvan hakları savunucusuyum...onlar için en kaliteli yaşamı sağlama derdindeyim..tıpkı sokak çocuklarına ya da yaşlılara sağlamaya çalıştığım gibi...hepsinde "kaliteli yaşam" dediğimiz şey farklı eylemlerle kazandırılır...dolayısıyla da benim seçtiğim yol budur...ve yineliyorum...bir hayvana doğal yaşam alanı bırakmadıysak bu kaliteli yaşamı onlara sağlamak da bizim görevimizdir...herşeyi "Allah"a bırakamayız...evet doğaları bu değil...ama Allah bize akıl vermiş, merhamet vermiş ki içinde oldukları durumda onlara yardım edebilelim...o yüzden işin dini boyutuna hiiiiç girmeyelim....en azından ben girmem...
sözün özü...ülkemizde "gerçek anlamda" doğal yaşam alanları olmadıkça bu işin oluru budur...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 03-03-14, 11:43   #7
 
Üyelik Tarihi: Nis 2013
Mesajlar: 1.818
Pıtırsonic Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

buna benzer çok fazla konu var. her zaman tartışılıyor, yazılıp çiziliyor. bu konunun uzunca tartışılmasını şahsen faydalı buluyorum ki insanlar her açıdan bakabilip öyle kararlarını versinler. çünkü gerçekten vicdani sorumluluğa girmemek için ya da amacını yanlış anlayıp mantığına yatmadığı için kısırlaştırmayıp daha çok eziyet edenler var. keşke farklı bir yolu olsa ya da eski yaşam ortamlarını yeniden sağlayabilsek ama günümüz şartlarında bulunabilen en iyi yöntem bu ne yazık ki..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 04-03-14, 18:54   #8
 
Şeker- üyesinin avatarı
 
Ankara
Üyelik Tarihi: Ağu 2013
Mesajlar: 234
Şeker- Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

Başlığı okuyunca yine kısırlaştırma fanatiği bir yazıyla karşılaşacağımı sandım ama yazdıklarınız çok hoşuma gitti.

Dünya görüşü,inanç,duygusal faktörler,düşünce biçimi,tecrübeler... sonucu kısırlaştırmanın o canlının hayatına "organları alınarak,eksiltilerek müdahale etme" olarak algılayanlardanım.
Kimileri bunu zorunluluk olduğunu düşünürken hep "sokaktaki sahipsiz hayvanların yuva bulamaması" mazeret olarak sunulur. Ya da kediciğin evde huysuzlaşmasıdır mazeret. İşin üzücü yanı,evcil hayvanında bir sorundan bahseden kişiye ilk şu soruluyor "kısırlaştırdın mı?" Bu bir zorunluluk gibi,hayvanseverliğin ölçütü gibi görülür. Bu doğrultuda yönlendirmeler çok yaygın. Kısırlaştırdıysan düşüncelisin (!)
Doğru belki bir değildir. Veya kısırlaştırma doğrusu nihai doğru değildir...
"Ben o canlıyı ondan çok daha iyi düşünürüm,onun bedeniyle ilgili geri dönülemeyecek kararları ben veririm,çünkü ben ondan zekiyim,ben insanım,ben onu koruyorum. " Fikrini ukalalık olarak görüyorum.
Daha önceki konularda da bahsetmiştim. Yapılması gereken; dışarda yaşam alanı ve güvenliği elinden alınmış hayvanlara daha yaşanabilir ortamlar hazırlamak olmalıdır. İmkanlar,kaynaklar,emekler buna harcanmalıdır.
Merdiven altı cins hayvan üretim çiftliklerini kapatmak ve dış ülkelerden getirilen cins hayvan ticaretine son vermek olmalıdır. Ülkemin sokaklarındaki gariban kedi ve köpeklerin zor durumda olması, çok ürediklerinden değil. Bu bahsettiğim 2 sebepten. Cins kedi-köpek merakı ve dolayısıyle zorla üretilen çiftlikler ve dışardan getirilenler. Bunlar sıkı kontrol edilseydi biz bize yeterdik ve evcil hayvana aile olmak isteyenler sokaklara,barınaklara daha fazla yönelirdi ve zamanla yuvasız hayvan sayısı azalırdı,sokaktakiler de adeta sembolik birer şaheser olarak kalırdı, tek tük rastlanır ve her rastlandığında parmakla gösterilirdi. Millet bahçesini onlara açmak için yarışırdı. Yani sonuçta yine hata insanoğlundadır,hayvanın doğurganlığında-üremesinde değil. Ben kendimi ne evdeki ne de sokaktaki bir canlının üreyip ürememesi hakkında söz sahibi olacak konumda görmüyorum. Hatta kısırlaştırmanın hayvanseverlik ölçütü olarak görülmesine,dayatılmasına,devlet politikası hâline gelmesine HATTA önerilmesine sıcak bakmıyorum. Bireysel tercih olabilir. Bu da doğrusu yanlışıyla o kişinin tercihidir.
Geçenlerde bir hayvansever (!) avukat bayan tv'de hayvan haklarını ile ilgili TBMM'de görüşülen yasa taslağı ile ilgili konuşurken "kısırlaştırma,devlet politikası olmalıdır" dedi. Hadi evindeki canlının sahibi olarak görüyor kendisini ve bu yüzden "kısırlaştırma"hakkını görüyor diyelim,ne hakla devlet politikası oluyor?
Bir insan eğer kendisini henüz ergenlik çağındayken kısırlaştırıp daha sonra "bir sürü sahipsiz çocuk var" diyerek yuvadan yetim çocuklar alıp büyütse dahi başka bir canlının üreme hakkını elinden alıp hele hele bir ameliyatla rahim ve yumurtalıklarını alarak ,bedenine geri dönülmeyecek müdahaleler yapma hakkına sahip değildir.

awel tafarından gönderildi Mesajı Görüntüle
Kısırlaştırılan bir evcil hayvanın üreme özelliği ortadan kaldırıldığından, modern felsefe dünyasında ne derece bir "canlı" olarak tanımlanabileceği dahi tartışılmaktadır. Her ne kadar ülkemizde bu tür felsefi konulara pek fazla ilgi gösterilmese de... Kişinin kendinde bir canlının hayatına müdahale etme, onu özgürlüğünden alıkoyma, üreme özelliğini ortadan kaldırma hakkını görmesi için mutlaka vicdanını rahatlatacak bir psikolojik sebep üretmesiyle mümkün olur. Nitekim çoğunlukla davranışın "kedinin iyiliği için olduğunu düşünmek ve buna inanmak", bireyin vicdanını rahatlatmak için sığındığı temel limanlardan biridir.

Tabiki,Kısırlaştırdıktan sonra artık hayvanın kokusu tümüyle değişiyor,burda okuduğumuz başlıklardan bile bunu görebiliriz. Adeta başka biri oluyor,operasyondan sonra eve geldiğinde evdeki diğer evcil hayvanlar onu koklayıp koklayıp "bu kim?" diyorlar.
Sokaktakilerin hâli daha acı. Kısırlaştırılmış bir kedinin çevresine yaklaşan olmaz. Mutsuzdur. Zaten kimsesizdir. Hayalet gibi dolanır ortada. İnsanoğlu da hayvanların üremesini kontrol altına almanın gururunu yaşar. Allah'ın düşünüp düzeltemediği (haşa) doğayı düzeltmiştir.


Sahiplendirme konusunda da daha çok "yuvalandırma,aile olma" kavramları daha güzel. "Bir kediyi eve alıp yedirip içirip koruyorsam onu kısırlaştırma hakkına sahibim" fikri ??

awel tafarından gönderildi Mesajı Görüntüle
Esasen herhangi bir "canlının" özgürlüğünü elinden almak, yazının gidişatından da anlayabileceğiniz üzere şahsi görüşüme göre hiçbir mazereti olmayan oldukça yanlış bir düşüncedir. Canlıların sahiplenilmesi şayet çiftlik hayvanlarında olduğu gibi insanoğluna fayda sağlama amacıyla yapılsa dahi şayet kısırlaştırılma söz konusu ise yine yanlış bir eyleme kalkışılmış demektir.
Sonuna kadar katılıyorum.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 05-03-14, 12:50   #9
 
Üyelik Tarihi: Nis 2013
Mesajlar: 1.818
Pıtırsonic Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

sokakta kısırlaştırılmış kedilerin çevresine yaklaşan olmaz demişsiniz de sokaktaki kedileri daha iyi gözlemlemenizi öneriyorum.benim bulunduğum bölgelerde çok sayıda kısırlaştırılmış ve diğer kedi topluluklarıyla birlikte yaşayan kedi var. ben henüz kediler arasından dışlanmış, kısır olduğu için diğer kedilerin zarar verdiği tespit edilmiş bir kedi bile duymadım. siz nereden bu bilgiyi elde ettiniz bilmiyorum ama doğruluk payı olduğunu hiç düşünmüyorum. hele ki "mutsuzdur" ya da "mutludur" tespitlerinde bulunmak imkansızdır. kısırlaştırılmış kedilerin kısır olmayan kedilerden üreme dışında farkı yoktur. yalnızca erkek kedilerde farklılık görülebilir (hareketlerin daha yavaşlaması ve kilo almaya meyilli olması gibi..). koku değişimi tüm operasyonlardan sonra yaşanır, kısırlaştırılmasıyla alakası yok. aynı şekilde bir kediyi operasyon geçirmeksizin 15 gün evinden başka bir yere götürüp geri getirin, yine koku değişimi olur. müdahale etmek istemiyor olabilirsiniz (gerçi eve alarak zaten yaşama alanlarına müdahale ediyorsunuz) ya da yanlış buluyor da olabilirsiniz ama fikrinizi doğruluk payı olan bilgilerle açıklarsanız daha sağlıklı bir tartışma olur. son olarak yorumunuzun sonunda "sonuna kadar katılıyorum" dediğiniz kısım, üyenin hayvanların evde bakılmasını doğru bulmadığına yönelik yaptığı yorumdur. siz evinizde kedi beslerken nasıl katılıyorsunuz bu yoruma anlamış değilim..

Bu konu en son " 05-03-14 " tarihinde saat 13:30 itibariyle moderatör veya konu sahibi tarafından düzenlenmiştir....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 21-03-14, 23:41   #10
 
Üyelik Tarihi: Mar 2014
Mesajlar: 4
awel Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

Yani şurada yazılanlar dahi konuyu ilk açtığımda belirttiğim ifadeleri doğrular nitelikte. Yazmayacaktım lakin dayanamadım. Belki son bir defa yapılan eylemin doğal, mantıksal, pratik ve psikolojik sonuçlarının "önyargısızca" algılanmasını sağlayabilirim ümidi ile yeniden ve kim bilir belki de son defa şansımı deneyeceğim.

İlk olarak daha dün bir arkadaşıma, kedisini veterinere götürmesi için yardım ettim. Kedileri olduğu gibi pek bir çok sevenlerdenim. Velhasılkelam erkek kedisini kısırlaştırmak istediğini söyledi veterinere. Veterinerin dediklerinden bahsedeyim öncelikle... "Dişi kedilerin yılda 2 defadan fazla hamile kalması, sağlıkları açısından çok olumsuz. Kısırlaştırılması lazım" dedi veteriner. Aynı ifadeyi zaten basit bir Google sorgusu yaparak, çıkan site ve veteriner videolarında da görebilirsiniz.

Peki, bu ne demek? Kedilerin milyonlarca sene süren evrimsel gelişimi hatalı, hamile kalabiliyorlar ancak bu onlar için iyi değil demek. O kadar komik bir ifade ki bu, hele ki bunu eğitim almış bir uzmanın söylemesi. Kedinin "doğasında yılda 2 defadan fazla hamile kalmak var" ama bu onun için zararlı... Olabilir mi böyle bir şey? Kuşların uçması sağlıkları için zararlı demek gibi bir şey bu. Milyonlarca yıldır nasıl hayatta kaldılar o zaman? Nasıl yok olup gitmediler yani doğal seleksiyona uğramadılar? Hani her zaman hayata en iyi adapte olan türler varlığını sürdürürdü? Kedinin doğası bu şekilde demek ki, hızlı üremeye programlık genetik manada. Tabi bunu söylesem, "benden daha mı iyi bileceksin" muhabeti olacağı için sustum...

Orada bulunmamızın asıl sebebi olan erkek kedinin kısırlaştırılması halinde erkeklik hormonu salgılamayacağını söyledi veteriner. Ayrıca "böbrek üstü bezlerden hala az miktarda dişilik hormonu salgılanacağını ve bunun da bir anlamda erkek kedinin dişileşmesi demek olduğunu" söyledi. Yani? Erkek olan kedi, kısırlaştırıldığı için erkek olmaktan çıkacak... Veteriner sonra arkadaşıma; erkek kedileri kısırlaştırdıktan sonra dışarı salarsa diğer erkeklerin kokusu değişeceği için kediyi "dişi zannedebileceğini", onunla çiftleşmek isteyebileceklerini, bunun da aralarında (bilen bilir) çok fena arbedeler yaşanmasına sebebiyet vereceğini söyledi.

Son olarak bir kedi için kaliteli yaşam kriteri nedir, buna karar verme hakkı kime aittir... Bu sorunun cevabını düşünmek gerekiyor ki, ilk başta dediğim gibi çoğu insan davranışının temelinde yaptığı hareketi haklı göstermek adına bir takım temel sebepler yaratma eğilimi var. Vicdanını rahatlatmak ve yaptığı eylemin doğru olduğun "kendini inandırmak" adına girilen bu ruh hali, çoğu insanın kısırlaştırmanın hayvanın yaşam kalitesine pozitif katkı sağladığını düşünmesine sebep olmakta.
"Hayvanların yaşam kalitesini arttırma" ne demek?
Öncelikle yukarda yazan arkadaşlara canı gönülden, samimi ve hayran kalmama sebep olacak kadar kibar bir üslupla yanıt yazdıkları için teşekkür ederim. Sizin dile getirdiğiniz görüşlerin binlerce insanın ortak düşünceleri olduğunu biliyorum ve lütfen sizi eleştiriyormuşum gibi düşünmeyin. Zira eleştirim size değil, düşüncelere... Şimdi bakalım yine biraz ahlak ve biraz da psikolojik açıdan değerlendireyim müsadenizle hayvanların yaşam kalitesini arttırmanın ne demek olduğunu...

Ezberden söylenen bir söz olduğuna "inandığım" (ben öyle düşünüyorum) bir kelam olan "hayvanların yaşam kalitesini arttırmak", kısırlaştırmak ile mantık çerçevesinde buluşmayan bir terim. Neden? Türk Dil Kurumu'na göre kalite; nitelik demektir. Nitelik ise "Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet" manasına gelir. Şimdi siz kediyi kısırlaştırdığınızda "temel vasfını elinden almakla kalmayarak, kediyi farklı kılan özelliklerinden birini ondan alıyorsunuz" ... Dolayısı ile bu kedinin yaşamında kaliteden bahsetmeniz de "mantıksal olarak" imkansız hale geliyor.

Kaldı ki, kedilerin çok fazla doğurduğu için ölmesi halinde, kedi türünün popülasyonunun negatif veya pozitif olarak etkileneceğine dair bir yorumu hangi bilgiye dayanarak yapıyorsunuz? Böyle bir istatistiksel çalışmanız mı var? Formüle mi ettiniz popülasyon artışı veya azalışını? Çok doğum yapan kedinin kendisi daha az yaşar ancak belki 50 tane yavru doğruru, kısırlaştırılan kedi 15 sene yaşar ama sıfır tane yavru doğurur. Bunun kedi türünün popülasyonu açısından negatif etki yaratacağını hangi bilgiye dayanarak söylebilirsiniz ki? Esasen mantık çerçevesinde değerlendirildiğinde ve "önyargılar bir kenara bırakıldığında", vicdan ile baş başa kalınan o anlarda söyleyemeyeceğinizi siz de biliyorsunuz...

Doğal yaşama müdahale etmek insanoğunun belki de dünya üzerine ayak bastığı ilk zamanlardan bu yana pek de büyük bir keyifle üstlendiği rollerdendir. Kendini haklı görmek için de hep bir mazeret üretmiş ve bunu da başkalarından önce, kendi vicdanını rahatlatmak için yapmıştır.

Çiçeği dalında seven insanların evine alarak beslediği canlıları olduğu gibi sevememesi ise ne büyük bir ironidir... ,

Bu yazıyı kucağımda uyuyan bir kedi ile yazdığımı da belirtmek istedim, belki kedi düşmanı zannedilirim diye... Ben de kedileri çok seviyorum ama oldukları gibi, müdahale edilmemiş, doğal halleriyle... O kadar çok seviyorum ki, biraz sonra bu kedi uyandığında yine pencereden dışarı çıkacak ve hayat ona hangi rolü tayin ettiyse onu yaşayacak. Çok seviyorum diye dört duvar arasına hapsetmeyeceğim onu. Çok seviyorum diye hapsettikten sonra miyavlamalarına dayanamıyorum diye kısırlaştırmayacağım. Aman doğrursa 5-6 tane kediyle nasıl uğraşırım sonra diye düşünmeyeceğim. Çünkü kedinin doğası bu, zaten her şeyiyle böyle olduğu o bir kedi. Kısırlaştırılması, dört duvar arasında yaşamaya mahkum kalması halinde zaten o artık bir kedi olmuyor ki...
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-03-14, 00:17   #11
 
Üyelik Tarihi: Nis 2013
Mesajlar: 1.818
Pıtırsonic Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

ben kısırlaştırma konusuyla ilgili fikrimi ve desteklememin sebeplerini yazdım. kontrolsüz artan popülasyon her zaman var olanın yaşamına olumsuz etki eder ki belediyelerin ve derneklerin toplu kısırlaştırmalara gitmelerinin sebebi budur. zaten her bölgede yapmazlar, araştırıp gerekli görülen yerlerde yaparlar (gerekli görülen yerlerin bile bir çoğunda maddiyattan dolayı kısırlaştırmaya yanaşmazlar). dernekler de bu bölgelerin -hayvanlara şiddetin yoğun olduğu, hasta hayvan sayısının fazla olduğu, beslenme yetersizliğinden kaynaklanan sıkıntıların olduğu yerlerin- tespiti konusunda çalışmalar yapıyor. benim şahsi bir çalışmam tabii ki yok ama yapılan çalışmaları takip ediyorum. bir de ek olarak erkek kediler kısır da olsalar çiftleşebilirler. yanlarında kızgınlığa girmiş bir dişi yoksa çiftleşmezler. istisnalar varsa bilemiyorum ama çoğu, yanlarında kızgınlığa girmiş dişi olduğunda çiftleşir. benim de kedilerimden biri (kısır) erkek ve çiftleşiyor. bunlar da yorumunuzda boşluk kalan kısımlar diye ekleme yapıyorum. aslında bu konu hakkında kafanızdaki soru işaretlerini forumlarda gidermek yerine yapılan çalışmaları takip ederek ya da derneklerden bilgi alarak gidermeyi denerseniz daha faydalı olacaktır. edineceğiniz bilgiler fikrinizi değiştirmek için değil, karşı fikrin neden bu doğrultuda geliştiğini anlayabilmek açısından size yardımcı olacaktır. çünkü forumlarda burada konuştuklarımızdan daha farklı şeyler yazılacağını zannetmiyorum. en fazla fikrini fanatiklik derecesinde destekleyenler konuya dahil olur ve üsluplar da değişir, dolayısıyla tartışma sona erer. bu yüzden derneklerle iletişime geçerseniz daha sağlıklı bilgi alacağınızı düşünüyorum.

sizin savunduğunuzu doğal ortamları kalmış olsa sonuna kadar savunurum, benim de düşüncem sizden farklı değil. ancak var olan koşullar yüzünden baktığımız açılar farklılaşıyor ve savunduklarımız da yön değiştiriyor.. yazılanları okuyarak ikilemde kalmış ya da sebebine karar verememiş insanlar bilgi sahibi olacaklardır ve tercihlerini görüşlerine yakın bulduklarından yana yapacaklardır. ayrıca keşke her zaman bu üslupla tartışılsa da tartışmalar sürdürülebilir olsa.

kedilerimin eve hapsolmuş olmasına hiçbir zaman bayılmadım ve her zaman özgürce yaşayabilecekleri bir ortama sahip olmaları gerektiğini düşünerek adımlarımı attım. umarım yakın zamanda bu ortamı onlara kısmen ve kontrollü de olsa sağlayabilirim.. ve umarım bir gün tüm sokaklarda yaşamak zorunda bırakılan, bunun sonucunda evlere alınan hayvanlar gerçekten doğal olan alanlarına kavuşarak insan elinden uzak şekilde varlıklarını sürdürebilme şansına sahip olurlar diyerek yorumumu bitireyim..

Bu konu en son " 22-03-14 " tarihinde saat 00:37 itibariyle moderatör veya konu sahibi tarafından düzenlenmiştir.... Sebep: ekleme
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 22-03-14, 14:00   #12
 
İzmir
Üyelik Tarihi: Kas 2013
Mesajlar: 11
nazlipisi Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

Eğer kediler doğal yaşam alanında yaşıyor olsaydı yazdıklarınıza harfiyen katılırdım. maalesef insanlar binlerce yıl evvel ambarlarını kemirgenler ve haşerelere karşı koruması için kedileri evcilleştirdi ve insana bağımlı hale getirdi. bu gün bu işi kediler yerine kimyasal ürünler/zehirler yaptığı için artık insanların kedilere ihtiyaçları kalmadı ve kedilere yaşayabilecekleri ne bir doğal ortam ne de doğal besin bıraktılar.

literatürde kediler küçük kemirgenleri ve çeşitli haşereleri avlayarak beslenir diye geçer bu, bu gün ne kadar doğruluğunu koruyor?
biz insanlar ' avlanarak beslenen' hayvanları 'çöp karıştıran' hayvanlar haline getirdik.

eğer sokaklar kedilerin doğal yaşam alanı olsaydı, kediler insanlara ihtiyaç duymadan en temel ihtiyacı olan besin ve su kaynaklarını bulurdu. oysa günümüzde kediler bırakın avlanmayı dışkılarını örtecek bir karış toprağı zor buluyor.
barınmak için girdiği her ağaç altından, her bahçeden hızla kovuluyor.

trafik desek ona keza.. kedilerin ölüm sebeplerinde birinci sırada yer alıyor. doğal yaşam alanlarında insan elinden çıkma bu ölüm makinelerinin ne işi var?

dolayısıyla artık kedilerin doğal yaşam alanı yok ve kedileri insana bağımlı. insanların yaşamadığı yerde evcil kedi görmek mümkün değil.

biz insanlar onlara yaşayabilecekleri doğal ortam bırakmadık bu sebeple de onların beslenme,tedavi vb ihtiyaçlarını da karşlamakla yükümlüyüz. dikkat ederseniz insanların vicdanına kalmış gibi bir söylemde bulunmadım direkt yükümlüyüz dedim. gerek duyduğumuzda da nüfus planlamalarını yapmalıyız.
bunu da doğalarına müdahale olarak görmüyorum çünkü binlerce yıl evvel zaten doğalarına müdahale ettik.

eğer dediğiniz gibi doğal ortamlarında yaşasalardı kısırlaştırmayı bırakın onlara yiyecek-su vermek,hasta olanları tedavi ettirmek bile doğaya müdahale olurdu.. ozaman diyebilirdik 'doğada sadece güçlü olan yaşar' diye ama araba çarpmış bir kediye 'doğanın kanunu' diyemiyoruz öyle değil mi?

eğer bu gün ayşe teyze bahçesindeki çiçeklere,saksılara zarar veriyor diye bahçesine yavrulamış bir kedinin yavrularını ayakkabı kutusuna koyup kaldırıma bırakıyor, annelerinide kovalıyorsa orada hiç bir felsefi ve ahlaki argüman gerçekçi olamaz.

kedimi iki hafta önce kısırlaştırdım. barınaktan sahiplenmiştim. geçirdiği trafik kazası sonucu kırılan kalça kemiği kendi kendine kaynamış,omuriliği darbe almış,sinir sıkışması olan bir kedi. bırakın doğum yapmayı kabız olması bile ciddi sorunlara yol açabilecek düzeyde. şimdi ben kedimi kısırlaştırarak doğasına müdahale mi etmiş oluyorum? ya da onun 'özgürlüğünü' kısıtlayarak eve mi hapsetmiş oluyorum?
sokaktaki kedilerin durumu da benim kedimden çok farklı değil. açlık,sefalet,hastalık içinde yaşıyorlar. geçirdikleri kazalar ve gördükleri şiddetten dolayı perişan haldeler. doğum yapanların bile yavrularını güven içinde büyütebilecekleri ortam yokken hangi ahlak kuralı hangi felsefi kuramın geçerliliği kalmıştır?

insanlar yaşadıkları şartlara göre hareket etmek zorundadır maalesef. bu gün kısırlaştırma bu hayvanlar için yapılacak en insani kontrol yöntemi. ha kenser riskini yok etmek ya da daha uzun yaşamalarını sağlamak için değil,yavrularını büyütme hakkı tanınmayan kedilerin sayısını en aza indirmek için.

sizin duyarlılığınızı da anlıyorum,gerçekten hoş bir şey değil bu hayvanların üreme hakkını elinden almak ama lütfen olaya bir de bu pencereden bakın.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-03-14, 13:41   #13
 
lunatic üyesinin avatarı
 
Ankara
Üyelik Tarihi: Mar 2014
Mesajlar: 14
lunatic Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

Kısırlaştırılmalarını düşünenlerin argumanlarının en azından birinci mesajdaki argümanlara yakın olmasını beklerdim ama en gezer.
İnsanoğlu zaten hep sorun yaratır. Sonra sorunun kaynağını bulup ortadan kaldırmak yerine yeni çıkan durumları bertaraf etmek üzere yeni bir müdahalede bulunur. Bu müdahale sonucu ortaya daha çok problem çıkar ve bu sarmal sürer gider. Tıpkı geçmişte olmuş bir şeyi değiştirmek için zamanda geriye giden ancak yaptığı değişiklik sonucu işleri daha da karıştıran adamın hikayesi gibi (butterfly effect).
Acaba vahşi hayat foroğrafçısı olsanız ne yapardınız merak ediyorum. Aslanın o güzelim ceylan yavrusunu yakalayıp yemesine izin mi verirdiniz yoksa aslana engel mi olurdunuz? Ya da aslanı açlığa mahkum eder sonra da yavruyu zaten bir aslanın yakalayacağını ve parçalanarak ölmektense insancıl bir şekilde siz mi öldürürdünüz? Peki mandalara ne demeli? Yavru aslanları öldüren o mandalara. Onları da kısırlaştırsak mı acaba? Bütün argümanlarınız ya insancıl olması ya da hayvanın iyiliği (?) etrafında dönüp durur. Vicdanı ve aklı arasında sıkışıp çıkarlarını düşünen insanoğlunun sonu. Bunu tıpkı ruhban sınıfının haline benzetiyorum. Allahın helal kıldığı eşleri kendilerine haram kıldılar. Sonra tabiiatlarına aykırı olan bu durum karşısında her nasılsa dinlerinin haram kıldığına alternatif olarak ya homoseksüelliği daldılar ya sübyancılara. Peki karşı cinsten bir eş seçmeyi yasaklayan din ile bunu nasıl bağdaştırdılar? Ya da müslüman olup Allah'tan korkan kişi nasıl olur da rüşveti dininde helal kılar? Bu insanın kendini (şeytanın da yardımıyla) aldatmasından başka birşey değildir. Çıkarı olunca eğriler doğru, doğrular eğri gözükür. İnsanlıktan da nasibini almamışsa kendine göre sebepler bulur doğruluğunu ispat etmek için.
Peki ayşe teyzenin, trafik canavarlarının, magandaların, hayvan sevgisi edinmemiş ebeveynden türemiş çocuğun cezasını niye hayvanlar çekmek zorunda? Neden sorunun kaynağını tesbit edip (ki bunu zaten etmişsiniz) bunu düzelteceğinize başka sorunlar çıkaracak şekilde farklı bir yöntem izliyorsunuz? Çünkü gücünüz buna yetiyor, ya da zaten siz de bahsettiğim guruptan insanlardansınız ve işinize gelmiyor. Yabancı anlayışlarıyla edinilmiş bir eğitim sisteminden çıkan insanlardan veterinerlerden de başka birşey beklenemezdi.
Kalçası kırık bir kediyi başlangıç noktası olarak alıp sonra dışardaki bütün kedileri ona benzetiyorsunuz. Şimdi çıkış noktanızı ortadan kaldırsak ve kedinizin kalçasının kırık olmadığını sağlıklı olduğunu düşünsek ne olacak? Birşey farketmeyecek çünkü size göre zaten dışardaki bütün kediler zor durumda. Yani mantığınızın çıkış noktası ve sonuç birbirleriyle uyuşmuyor bile. Öyle bir durumdayız ki hiçbir felsefenin ve ahlaki kuralların geçerli olmadığı bir ortamda yaşıyoruz. E millet hırsız parayı götürüyor, sağda solda masu insanlar öldürülüyor. Ben niye din ahlak deyip masum insan olayım, gideyim ben de çalayım, trafikte ben de ezeyim, zaten millet zina yapıyor ben de tecavüz edeyim. Eğer yukarıdaki zihniyet gibi bir zihniyet yaygınsa sokağa çıkmak bile bizim için tehlikeli. Zaten dünyanın çivisi çıkmış ne ahlakı ne felsefesi diye düşünen kişilerle karanlık bir köşede karşılaşmak istemem doğrusu. Mantığınızdaki hastalığın farkına varsaydınız önce kendi beyninizi hadım ettirirdiniz buna emin olun.
Biz hayvanlara yaşayacak ortam bırakmadık diye yaşayacak olanları da kısırlaştırıpğ köklerine kirbit suyu dökmenin alemi ne? Biz kendimize de yaşayacak doğal ortam bırakmadık, yediklerimizden kanser olma olasılığımız çok yüksek. Peki niye böyle bir dünyaya çocuk getirelim. Gidelim kendimizi kısırlaştıralım. Doğal yiyecek yiyebilenler varsa üreme hakları da onların olsun.
Trafikte yaya geçidinde öğrencilere yol verdim diye (ki 4'leri bile yakmıştım taa uzaktan gelen araçları görünce ki nasıl bir insan kaynağımız olduğunu çok iyi bildiğimden ve yapacaklarını tahmin ettiğimden) hızla gelip nerdeyse bana çarpacak olan benimle yanındaki araç arasına sıkışıp korna çalan ve zorla öğrencilerin arasına sanki koyun sürüsü gibi dalıp kendine yol açan, onu görerek aynısını yapan diğer sürücüye de şikayet yoluyla birşey yapılamayan bu ülkede hayvanların ezilmesine şaşırmak, ezilmesinler diye böyle sürücüleri kısırlaştırmayı bırakın ceza bile kestiremeyip husumeti masum hayvanlara yöneltmek ne kadar insanca bir yaklaşım!!!
Sizin çöpten yemek zorunda kaldıkları için kısırlaştırmaya çalıştığınız hayvan bence bulunduğu şartlara sizden daha iyi adapte olmuştur. Leş yemeyen bir aslan bile yeri geldiğinde leş yer ve bu onun için eziyet değildir. Avcı olmak her zaman tok olacağın hergün av yakalayacağın anlamına da gelmez. Doğa şartları sizin düşündüğünüzden daha çetindir. Küçük bir yara bile vahçi bir hayvanın ölümüne yol açabilir. Ama bu ortama doğal diyip ses çıkarmayacaksınız, şehir hayatına adapte olmuş belki de doğal yaşam sürelerinden daha uzun yaşayan kedilerin sersefil olduğunu ve kısırlaştırılmasını düşüneceksiniz.
Eğer mantığınız doğru olsa ABD'de etrafta kediler köpekler cirit atıyor olurdu. Çoğu yerde şehir ve orman içi içi. Neden hayvanlar serbestçe yaşamıyor bu doğal ortamda. O kadar ki geyik, tavşan, tilki vs. bir sürü yabani hayvan görmek mümkün. Orada insanın üstüne sürmeyi bırakın 50 mt öteden yolda yılan geçiyor olsa dibine bile sokulmadan trafik durur. Yani hayvanların kaza geçirme tehlikesi de yok. Peki niye sokak hayvanı yok. Olanlar yakalanıyor, barınakta bakılıyor, sahiplendirilemezse insani müdahalede (?) bulunuluyor? Sizin öne sürdüğünüz hiçbir gayri-doğal duruma maruz kalmadıkları halde.
Peki Türkiye'de atılan milyonlarca ekmekle beslenen bu kadar kuş varken ve tok kediler bile içgüdüsel olarak kuş avlayabilirken neden kedilere bu fırsatı vermeyelim? Hem o arabanızın üstünü, balkonu çatıyı kirleten kuşların da nüfusunu kontrol eltına almış olursunuz. Çöpe attığını yiyecekleri ayırıp neden hayvanların yiyebileceği bir yere koymuyorsunuz (ayşe teyzenize rağmen)? Parayla mama almanıza bile gerek kalmaz. Çünkü bunlar zor işler. İşin kolayı kısırlaştırmak.
Dediğiniz mantıkla gidersek, ABD'deki zencilerin artık bu ülkeye faydaları olmadığı (çünkü makineler icat oldu) ve zaten doğal ortamlarında da bulunmadıklarında yola çıkıp, üremedeki marifetleri de gözönüne alınırsa neden kısırlaştırılmasınlar ki? Farkları insan olmak mı? Peki üstün olanları bazı hakları varken olmayanların yoksa buna göre ben erkeğim sen kadınsın, o çocuk ben büyüğüm, o aptal ben akıllıyım, o fakir ben zenginim, o işsiz ben makam mevki sahibiyim vs. diyerek kendine ekstra hak çıkaranlar doğru mu yapıyor. Ya da uzaydan bizden çok akıllı yaratıklar gelse, baksalar ki biz birbirimizi öldürüyoruyoruz, hayvanları öldürüyoruz, doğayı tahrip ediyoruz, deseler ki biz bunları kısırlaştıralım zaten çok ürüyorlar, bir kısmı da açlıktan ölüyor, sıraya geçen ilk siz mi olurdunuz acaba kısırlaştırılmak için?
Çevremiz bizim aynamızdır. Eğer aynada gördüğümüz bize yamuk geliyorsa hatayı kendimizde bulmalı ve çözümü de tabiiki kendimizde aramalıyız. Yoksa güzelim flotal aynaya içbükey ayna muamelesi yapıp aynayı düzeltmeye çalışırsak elimizde kırık bir ayna olur. Bu kırıkları da kendimizi düzgün gösterecek şekilde bir araya getirdiğimizde artık bizim önümüzde bir engel kalmaz. Çünkü hatayı düzeltmişizdir istediğimiz yaparız ve yanlışı göremeyiz. Eğer hiçbirşey yapamıyorsak bari aynayı kendimize göre düzeltmeye çalışmayalım. Ola ki kral çıplak diyen biri bulunur da yanlışlar gerçekten düzeltilmeye çalışılır. Çarpık bir sistemde bile bir süre sonra denge oluşur. Ama sistem çarpık diye düzgün kısmı da çarpığa göre ayarlamaya kalkarsak halimiz nice olur?
Bu ayna bize herşeyden önce insan olduğumuzu öğreten (dini saymazsak) yegane araç. İslam olmadan önce insan olmak lazım zira İslam da insan için. İnsan olmayanın İslam olması imkansız. o yolda gördüğünüz ezikmiş kedi belki de sizin çocukları üzecektir ancak ilerde aynı şeyi yapmamasını sağlayacaktır. Gördüğü bir kedi yavrusunu besleyen çocuk en temel olan hayvan sevgisini edinecektir. İlerde bir ayşe teyze ya da kedisine eziyet eden bir pisikopat olamayacaktır.
Bir de etrafta doşalan yazılarda kedilerin annelik yapmadığı aslında içgüdüsel davrandığı argümanına yer verilmiş. Peki yavrusunu korumak için ölümü göze alan, onu beslemek için çabalayan bu anneninki annelik olmuyor içgüdü oluyorsa, insan annelik duygusunu sonradan mı öğreniyor. Kız ve erkek çocuğun önlerine oyuncak araba ve bebek konsa, daha öğrenmemiş bu kız çocuğu bebeği mi seçer arabayı mı. Yoksa bu içgüdü dediğiniz aslında Allah vergisi bir annelik duygusu mu? Peki bunun olmadığı durumda yani Allah'ın annelik hisi vermediği bir insan annelik yapabilir mi? Yapamadığını bir öğretmen olacak kadar aklı olduğu halde evde yeni doğanını bırakıp bayram tatiline giden örnekten de anlıyoruz.
Peki doğru yola nasıl ulaşacağız?
1- Empati kurmak. Yani kendini karşıdakinin yerine koymak. Peki karşıdaki bir insanken ve aynı şeyleri düşünürken hissederken empati kuramayanlar kendini bir hayvanın yerine nasıl koyar. Kendini insan olarak düşünüp çöplükten yemek yediğini düşünür ve tabii ki yanlış sonuca ulaşır. Öncelikler kıçını yalayarak temizlik yapan bir canlı olduğunuzu düşünmek belki yardımcı olabilir. Ama çıkarlar, tembellikler vs. elbette empati kurmaya engel olacaktır.
2- Elinizi vicdanınıza koymak. Eğer varsa, o size doğruyu söyleyecektir.
Neyse yazacak çok şey var ama, anlayana zaten sivrisinek saz, anlamayana da Allah anlama kabiliyeti versin ne diyim.
Bu arada sokakta beslediğim bir kedi yine erkek başka bir kedi ile kapışmış. Daha önce de incitmişti ayağını. Veterinere görütmüştüm. Antibiyotikle tedavi etmiştik. Bu sefer daha hafifti durumu. yine antibiyotik içirerek sistemini bozmamak için dışardan kırem sürerek bakıyordum ki, bayanın biri almış götürmüş. 2 hafta veteriner alıkoymuş. Aman şöyle kötüydü böyle kötüydü diye durumu bana anlatıyor. Eve almak istediğini söyledi. Dedim sokak kedisidir, evde zorluk çıkarır işer mişer. Yok biliyorum kısırlaştırdım mı yapmaz. Bunu yapmaması gerektiğini, geri dönüşünün olmadığını anlatmaya çalıştım. Napsaymış kediyi tekrar bırakıp ayanının incinmesine izin mi verseymiş. Kısırlaştırmadan denemesini istedim öncelikle ama nekadar ikna ettim bilmiyorum. Kedidir. Kavga da eder yaralanır ölür de. Ama nasıl eve almak istenip bunu da kendi kuralları çerçevesinde yapılmak istenir anlamıyorum. Kedinin dışarda yaşamakla bir sorunu da yok. Arada bir güvercin bile avlayıp yiyor. Önceleri sadece destek olacak şekilde yemek verirken ben de dayanamayıp sabah akşam beslemeye başlamıştım. Ama kedi de nasıl bir kedi. Mivalamıyor miyaklıyor. Öyle bir ses çıkarıyor ki ağlar gibi. Bayanı da bu kandırmış olmalı. Bana da o gün çok ağladığını söylemişti. Halbuki kedinin tarzı hep öyle. Gel de anlat anlatabilirsen. veterinerin bile "eğer sürekli beslediğiniz bir kedi ise kısırlaştırın. testestaron yüzünden kavga ediyor" dediğini gözönüne alırsak sıradan vatandaşın ilk aklına gelenin kısırlaştırmak olmasını yadırgamamak lazım. Kendi kafasıyla düşünen, yanlışa yanlış, doğruya doğru demekten uzaklaşmış bir toplum olmuşuz. diploma almak, dr, prof ünvanı kazanmak için ne derlerse doğru deyip yok kardeşim ben öyle düşünmüyorum yiyemeyen bir milletle uğraşıyoruz. Bana burada insan olarak bile yaşamak zor geliyor hayvanlar napsın. Ama ben kendimi gidip kısırlaştırmıyorum, kedileri de öyle. Yoksa bu dünya diğer hayvanlara kalırdı.

Bu konu en son " 24-03-14 " tarihinde saat 13:44 itibariyle moderatör veya konu sahibi tarafından düzenlenmiştir....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-03-14, 15:33   #14
 
İzmir
Üyelik Tarihi: Kas 2013
Mesajlar: 11
nazlipisi Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

keşke biraz daha saygı kuralları içinde dile getirseydiniz görüşlerinizi.

beyefendi anlatmak istediğim kısmı inatla anlamayarak sokaktaki kedileri afrikadaki aslanlarla kıyaslamışsınız ya ne diyeyim bilemedim..
ama yine de sorunuza kendimce cevap vermek isterim. eğer bir vahşi hayat fotoğrafçısı olsaydım antilop avlamak üzere olan bir aslana asla müdahale etmezdim. çünkü bilirim ki onlar doğal hayatlarında yaşıyorlar. yine yaralı bir aslanı alıp tedavi ettirmezdim. ama ben ısrarla kedilerin doğal yaşamında olmadığı vurgusunu yapıyorum,bu yüzden müdahale ediyorum. benim düşüncelerimde bir çelişki yok lakin sizin var. siz kendinizce sokakların kedilerin doğal yaşam alanı olduğunu savunuyorsunuz ama yaralı bir kediye müdahale edebiliyorsunuz. işte sizin çelişkiniz burada. madem doğal yaşamlarındalar o halde neden müdahale ediyorsunuz? bırakın güçlü olan hayatta kalsın öyle değil mi?

ayrıca sokağımdaki kedileri beslemediğimi nereden biliyorsunuz? ayşe teyzenin ayakkabı kutusuyla kaldırıma koyduğu kediler ne oldu bir fikriniz var mı? ya da kovaladığı anneden? o zaman ben anlatayım. derhal yavruların annelerini aradım ama bulamadım. yavru kedileri de evime aldım ve biberonla beslemeye çalıştım. ama yavrular o kadar küçüktü ki biberonu tutamadılar. daha sonra damlalık aldım ve her iki saat te bir damla damla beslemeye çalıştım,sıcak tuttum,tuvaletterini pamukla yaptırdım ama nafile 4 tane yavrudan sadece bir taneseini yaşatabildim onunda akciğerleri gelişemedi.

daha sonra anneyi kapıma koyduğum yemeği yemeye geldiğinde gördüm. göğüsleri şişmiş,sütünü emdiremediği için iltahap akıyordu. anneyi yakalamaya çalıştım nafile kaçtı gitti. bir kaç günlük uğraşın sonucunda yakaladım veterinere götürdüm tedavi ettirdim ve o kediyi kısırlaştırdım ve hiç pişman olmadım. çünkü biliyordum ki kısırlaştırmasam tekrardan doğum yapacaktı ve yavrularının akıbeti aynı olacaktı.

hayvanlarda annelik duygusu olduğuna katılıyorum ancak bu duygu yavruları olduğunda açığa çıkar ve yavrularından ayrıldığında,yavruları kaybolduğunda ve atıldığında acı çeker bilirim. kısırlaştırılan kedilerde de bu annelik duygusu hiç gün yüzüne çıkmaz.

evet keşke dünyayı değiştirebilsek, insanları bilinçlendirebilsek. kavurucu yaz sıcağında kapısının önüne bir kap su koymaktan aciz insanları bilinçlendirebiliyorsanız buyrun bilinçlendirin. ben kapımın önüne koyduğum su ve mama kapları sebebiyle hergün onlarca insanla uğraşıyorum.

sokataki her kediyide kısırlaştıralım soylarını tüketelim derdinde de değilim. sadece zor şartların hakim olduğu yerlerdeki kedilerin kısırlaştırılması taraftarıyım..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 24-03-14, 15:40   #15
 
İzmir
Üyelik Tarihi: Kas 2013
Mesajlar: 11
nazlipisi Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Kedilerin Sahiplenilmesi ve Kısırlaştırılması Doğru Mu?

o yüzden her şey güllük gülüstanlıkmış gibi bu filozof edasıyla kısırlaştırmak katliamdır,onların üreme hakları elinden alınmasın vb boş, felsefi sözlere inanın ki hiç itibar etmiyorum. türkiyede ve dünyada bir sokak hayvanları gerçeği var, nüfusun planlanmsı için yapılacak en insani yol kısırlaştırmaktır . çünkü onların barınakara tıkılmasını ve ötenazi yapılmasını kabullenemiyorum.

lütfen sizde toz pembe bir dünyada yaşamadığımız gerçeğiyle yüzleşin artık.
  Alıntı Yaparak Cevapla


Cevap Yaz

Konu Araçları

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Kedi Bakımı, Hastalıkları ve Tedavilerinde Veteriner Tavsiyeleri (Soru - Cevap) ASRIN Kediler 11 08-08-15 13:52
Kedilerin Beslenmesinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar ve Dönemlere Göre Beslenme ASRIN Kedi Makaleleri 1 06-08-15 20:42
Doğum yapan kedilerin kısırlaştırılması simasi Kedi Sorunları 2 08-10-11 06:43
İnsanlar da harflere benzer... alerjik_nane Paylaşım - Sohbet 14 10-02-09 00:42
Doğru insan olarak doğru insanı bulmak! 3 hav 1 miyav Güncel 3 23-11-08 03:30



Saat 13:53.

Reklam
© Copyright 2008 Mihav.com
Creative Commons Lisansı
x


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198