Markamama.com
Geri Git   Mihav.com > Serbest Kürsü > Güncel


Cevap Yaz
Eski 19-10-08, 20:42   #106
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Thumbs up Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

'Seni her zaman yanımda hissettim'

Kemal'in kalbi artık sakin sakin çarpıyordu. Savaş geride kalmıştı. Şimdi yurt ve gönül meselesi ön plandaydı. Bunlar insana mutluluk veriyordu Latife'nin odasının pencerelerine yağmur tempolu bir şekilde vuruyordu. Karşılıklı sözcükler havada uçuştu ve aralarındaki belirsizlik aydınlığa kavuştu.

Bulgar kızın bir şey söylemeden rahatlatıcı bir tebessümle onun da sevdiğini ima etmesinden bir saat sonra, narin Bulgar subaylarıyla dansa gitmesi doğru muydu? Hayır boş vakitleri bol olan şehir delikanlıları gibi şatafatlı fakat değersiz laflarla süslü o "seni seviyorum" sözünü söylemeye asla niyeti yoktu. Şüphesiz böyle durumu izleyen birbiri ardından akıp gelen sözleri söyledikten sonraki sessizlik belki ne denmek istendiği gerçeğini açığa çıkarabiliyordu. Fakat herhalde o kıza kıvırcık saçlarının güzelliği, siyah gözlerinin parlaklığı, etrafında uçuşan kelebekler gibi söylenen sözcüklerin söylenmesi gerekiyordu. Ona bir sözcük yeterli değildi. O dansetmeye gider, Bulgar subaylarla briç oynardı. Bu tek sözcük kalpten çıkan aşk alevi olsa da onun üzerine oksijeni serperek söndürmek olasıydı. Ama o çok başkaydı.

ŞİMDİ BARIŞ ZAMANI
Latife ise samimiyetle seni seviyorum demişti ve ilave etmişti: "Bak ben sana aşığım, biliyorsun seni sevdiğimi anla sevgilim" diye cevap vermişti. Latife'nin elini tutmuş bu el ipek mi, kar mı idi? Bu el tertemiz bir kalp mi idi? İşte artık buraya kadar fazlasını söylemeye gerek yoktu. Elbette şimdi hemen başlamalı idi. Ama yine Türkiye'yi yeniden inşa etmesi gerektiğini hemen anımsadı. İsmet Paşa Mudanya'da barış anlaşmasını imzaladı. Vahdettin artık yalnız halife idi, onun padişahlığı sona ermişti. Osmanlı'nın hükümdarlığı ulusun egemenliğine dönüşmüştü. Şimdi hızla ve büyük bir gayretle işe başlamak gerekiyordu. Eğer insan başkalarının yaşamı ile ilgilenmek isterse kendisi ile ilgilenmeyi düşünmesi doğru olmazdı. Fakat eğer buna karşı engel yoksa, bilincimizde yaşayan bu kavuşma isteğinin yerine getirilmesine neden mani olmalı? O halde evet o halde memleketin yararına olarak en basit biçimde öfkeyi bir kenara bırakıp insanın özlemlerini yerine getirmesi doğru olacaktır. Latife'nin elini tutmalı... Evet Latife'nin elini tuttuğu zaman, cildine el değdiği zaman güzel bir koku geliyordu.

İZMİR'E GİDECEĞİM!
Şimdi artık hiçbir şey düşünmüyor tembel bir tarzda başı yastıkta duruyor, kalbi de sakin sakin çarpıyordu. Savaş artık geride kaldı. Şimdi yurt ve kadın meseleleri önde geliyordu. Bunları düşünmek insana mutluluk veriyordu. Bahçeden ve şehirden uzakta sıra tepelerin ardında güneş şimdi gökte altın yassı bir küre gibi gözüküyordu. Bulutların kenarları üzerlerine vuran ışıklarla parlıyordu. Kemal, ışıldayan gözlerle, kırmızı, mor, gül kurusu, sarı, esmer ve altın renklere bakıyordu. Tam o sırada ani bir hareketle irkiliyor ve sesi evde çınlıyordu.
- Yola çıkacağım! Ve sesi yüksek sesle emir verircesine devam ediyordu.
- Gideceğim!
Buna karşı gelinemezdi. Annesi de, başka bir kadın da olsa, onu hiç kimse durduramazdı. Hiçbir renk, hiçbir ağaç, hiçbir gün doğuşu onu durduramazdı. Bir resmi kabul, bir nikah, bir karar onu durduramazdı. Evet ne başka birşey, ne de kendisi artık kendini durduramazdı. Yaşayan veya ölü herhangi bir varlıkta durduramazdı onu. Bu bakımdan hiç kimse onun emrine karşı gelemezdi.
- İzmir'e gidiyorum ve bir saat sonra tren kalkmalı...
Bir kadın sesi bu karara karşı araya giriverdi.
- Neden?
Sonra bir sessizlik oldu. Daha sonra öksüren ve güçsüz kadın vücudunu zorla taşıyan ayaklar ilerledi ve diğer odalarda da işitilen seyahat haberinin duyulduğu yere kadar kadın sendeleyerek ulaştı. Aynı gün öğleden sonra İzmir'de Latife'nin odasına da, deniz tarafında artık gün batımında yağmur damlaları pencereye tempolu bir şekilde vuruyordu. Karşılıklı sözcükler havalarda uçuştu ve böylece aralarındaki belirsizlik de aydınlığa kavuştu. Kemal odaya girdi ve Latife'nin elini tutarak sordu.
- Biliyor musun neden geldim? Sanki birdenbire gelen bir selden kaçarcasına çok çabuk bir cevap oldu.
- Çünkü benim sevdiğimi hissettin.
- Latife içindeki ateşle çevremdeki hava yanıyor, aşk ateşi bu...
- Hayır o benim kalbimin ateşi...
- Nerede olsam ne yapsam, nereye gitsem, seni hep yanımda hissettim.
- Çünkü sürekli senin yanında idim.
- Ayrılmaz biçimde kalbimde yaşadığını hissettim.
- Çünkü orada gönlünde yaşıyorum.
- Seni düşünmemek ve senden ayrılmak bile aklıma geldi, ama başaramadım. Latife!..
- Çünkü ben seninle kaynaşmıştım.
- Ben de boşuna demedim.
- Talih bizi ayrılmamak üzere birleştiriyor.

YOL BİTTİ ARTIK
Kız iç çekti ve gözlerinde yaş vardı veya kalbinin karanlıklarından gelen bir önsezi vardı içinde. Bu iç çekme bir anda bitti ve sessizlikten sonra sözcükler onların önüne geçemeyecekleri bir fırtınanın içindeki kar taneleri gibi uçuştular. Konuşmalar yeniden aceleleri varmış gibi sürmeye başladı. Kemal hararetli bir tarzda şöyle dedi:
- Hayır, hayır Latife artık vakit geldi. Yol bitti sen ve ben yalnız iki kişiyiz anlıyor musun?
Kız heyecanla iç çekerek:
- Seni seviyorum dedi.
Kemal kızdan elini çekti ve fısıldayarak:
- Gel, dedi.
Latife içinden gelen yüksek bir sesle
- Nereye, nereye? Diye sordu:
- Çabuk gel, haydi gel!
- Söyler misiniz nereye gidiyoruz?
- Bu akşam evet bu akşam benim karım olman için imama gideceğiz.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-10-08, 20:43   #107
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Thumbs up Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

Biliyor musun sen şimdi kimin eşisin

Kimi zaman boğucu, kimi zaman ferah o gecenin sabahında sokağa fırladılar Rastladıkları ilk imama nikâh kıydırdılar.

Anadolu Ajansı'nın 29.1.1923 tarihli bülteni: "Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri'yle Uşakizade Latife Hanımefendi'nin emri mesnunu akideleri bugün saat beşte Göztepe'de icra edilmiştir. ............... Paşa Hazretleri ve Latife Hanımefendi, şahit ve davetlilerden mürekkeb bir masada karşı karşıya oturmuşlardır. Paşa Hazretleri Kadı Efendi'ye hitaben: "Efendi Hazretleri, biz Latife Hanım'la evlenmeye karar verdik. Lütfen muamele-i lazımmesini yapar mısınız?" demiştir. Bunun üzerine Kadı Efendi evvela Latife Hanım'a teveccüh ederek: "On dirhem gümüş mihri muaccel ve aranızda takrür eden mihri muaccelle hazırı bilmeclis Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle tezevvücü kabul ediyor musunuz? Demiş ve Latife Hanım, "Kabul ettim" cevabını vermişlerdir. Kadı Efendi müteakiben Paşa Hazretlerine aynı suali irad etmiş ve müşarünileyh "evet, kabul ettim" buyurmuşlardır. Duayı müteakib tarafeyn, hazırun tarafından pek samimi bir surette tebrik edilmişlerdir.

Sessizlik; sanki fırtınalı bir havanın ardından gelen sakin bir yaz günü gibi bir sessizlik oldu. Sessizlik öyle boğucu bir havaya bürünmüştü ki nefes almak bile zorlaşmıştı. Eğer bu durum böyle sürmüş olsaydı her ikisi de belki boğularak birbirleri üzerine düşüverirlerdi. Fakat çözüm getiren sözler yeniden bu sıcak, kasvetli havayı serinletti. Sözcükler havada öyle uçuştular ki sanki bir lamba ortalığı yeniden aydınlatmış gibi karşılıklı duygular ortalığa ferahlık verdi. Yüksek sesle veya fısıltıyla çıkan sözcükler; esnek anlamlı, bazen yumuşak, bazen de haşin, tırmalayıcı, rahatlatıcı, hepsi birlikte birbirine karışarak eriyip kayboldular. Bu durumda sıkıntılı bir akşam havası odayı kaplıyordu.
- Hissettin mi artık zaman ve mekan yok, yalnız biz ikimiz varız.
Latife fısıltı halinde cevap verdi:
- Hayır ikimiz yokuz, sen varsın yalnız sen varsın...
- Peki Latife sen yok musun?

TOZ BULUTU KALKTI
- Ben senin içinde yok oldum.
Uşak odaya girdi, lambayı yaktı. Düşünmek, daha aydınlık ortamda kolaylaştı. Bugün artık geç oldu, ama yarın sabah erkenden evlenecekler evet en erken saatte evleneceklerdi. Belki gün doğarken, hemen imamın önüne gidip evleneceklerdi. Sabah, denizden gelen rüzgarın getirdiği havada tuzlu bir tad vardı. Sokaklar henüz yeni uyanır gibi sakindi. Kağnı dingilinden çıkan inler gibi ağır tempolu bir ses sokağı kaplıyor ve kağnının arkasından yine bir toz bulutu yükseliyordu. Bu toz bulutu arasında, sanki çölde beyazlara bürünmüş gibi iki kişi, başkan ve kız koşuyorlardı. Kemal kızın elini tuttu ve onu kendine çekerek:
- Daha çabuk, dedi.
Kız nefes nefese cevap verdi.
- Daha çabuk gidemiyorum.
- Çabuk ol bak! Erkek ansızın durdu ve tekrar etti.
- Bak, dedi.
Karşı tarafta toz bulutu arkasında beliren bir imam siluetini gösterdi. Başkan:
- Gel, haydi gel işte, diyerek, kızı elinden tutup kendine doğru çekti ve böylece toz bulutu içinde kayboldular.

İMAM ŞAŞIRIP KALDI
Kemal şöyle dedi:
- Çabuk gel, çünkü bu kahrolası toz bulutu içinde kayboluyoruz.
Kız nefes nefese öksürdü. Başkan, güldü, harika bir durumda idiler. Onların tarafına ağır ağır gelmekte olan imama doğru koştular ve önünde durdular.
İmam:
- Ohh... Latife hanım diyerek elini birbirine çarptı ve devam etti:
- Sizin böyle erken saatte sokakta ne işiniz var? İmam sabah erken saatlerde sokakta başı açık yabancı bir erkekle birlikte olmak ne demek oluyordu diye düşündü. Kızı yolundan iterek, ayıplarcasına bir hareketle yoluna devam etmek istedi. Bu sırada Başkan onu geri çekti ve:
- Özür dilerim siz Latife Hanım'ı tanıyorsunuz değil mi?
İmam homurdanarak cevap verdi:
- Tanıyorum.
- Beni de tanıyor musun?
İmam birden şaşırdı. Daha dikkatle erkeğin yüzüne baktı ve titremeye başladı.
- Tanrım sen yardım et, diye haykırdı.
Kemal hızlı ve yüksek sesle sordu:
- Tanımadın mı? Ben Mustafa Kemal.
İmam heyecanla yerlere kadar eğildi. Kemal devam etti:
- Nikahımızı kıymanı istiyorum.
- Şimdi mi?
- Derhal!
- Burada mı?
- Burada!
- Gazi hazretleri ben, benim...
- Emrediyorum.
İmam kekeleyerek:
- Evet. Dedi, sonra sustu.
Mustafa Kemal'in mavi gözlerinde ateş saçan, mutluluk belirten kıvılcımlar çaktı. İmam şaşkın bir halde gözleri bir nevi karşı gelen karanlık bakışlarla dolu idi. Çünkü o Sultanı tahtından indirmişti. Herkes biliyordu ki halifeye de katlanamayacaktı.
- Emredersiniz efendim, dedi. Sabahın bu saatinde ortalıkta hiçbir canlı yoktu. Çevrede beyaz toz bulutu sanki gelin elbisesinin kuyruğuymuş gibi dalgalanıyordu. İmam nikah merasimini bitirdi. Kemal ve Latife Hanım ikilisi ise ters yöne doğru rahat ve mutlu bir ritim içersinde koşuyorlardı. Yollarına devam ediyorlarken erkek sordu:

İKİ GAYEM VARDI
- Biliyor musun şimdi kimsin?
- Eşinim.
- Biliyor musun kimin eşisin?
- Senin.
Erkek nefes nefese koşan kıza cesaret verir biçimde adımlarını ona uydurarak:
- Gel çabuk gel, tren bekliyor... Latife sana şimdi yalnız tanrının bildiği bir şeyi açıklıyorum. Sen Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanının eşi oldun.
Başkan bunları gülerek söyleyince, Latife "Bu gerçek mi" der gibi bir an durdu. Başkan şunları ekledi:
- İki gayem vardı. Biri yurdumuzu Cumhuriyet temeline oturtarak hür bir biçimde modern bir ülke haline getirmek ve bu cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı olarak "hasta adamı" sağlığına kavuşturmaktı. En kısa zamanda cumhuriyeti ilan edeceğiz ve beni cumhurbaşkanlığına seçecekler. Diğer gayem senin benim olman idi. Başkan kadının elini tuttu ve yüksek sesle, mutluluk dolu bir tavırla gülerek koşmayı sürdürdü. Latife'de heyecandan benzi soluk halde başkanın arkasından koştu. Sonra aniden o da gülmeye başladı. Fakat onun bu gülüşü işitilmiyordu. Sakin, titreyen sesi, çamurlu çukurlara giren kağnı tekerleklerinin inler gibi sesleri arasında kayboluyordu.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-10-08, 20:58   #108
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

Aşk .....................
Eklenmiş Resimler
     
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 19-10-08, 21:04   #109
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Thumbs up Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ

VATAN SEVERLİĞİ

8226; Vatan sevgisi Atatürkün en önemli özelliğidir.Vatanın savunulması için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamıştır.Vatan savunmasını her şeyden önemli ve her şeyden üstün gören Atatürkün İstiklâl Savaşının kazanılmasında vatan sevgisi ve Türk milletine olan güveni önemli bir yer tutar.



8226; İDEALİSTLİĞİ

8226; Atatürkün en büyük ideali ,Türk Milletinin En medeni ve refah seviyesi yüksek bir millet olarak varlığını yükseltmekti.Bir idealist olarak , en kısa zamanda bu hedefe ulaşmak istiyordu.



8226; HAKİKATİ ARAMA GÜCÜ

8226; Hakikati aramak ve hakikati konuşmak Atatürkün yöntemiydi.O , akıl ve bilime değer verirdi.Olaylara bir bilim adamı gözüyle bakarak hakikati bulmaya çalışırdı.Akıl ve mantığın halledemeyeceği mesele yoktur.derdi



8226; SABIR VE DİSİPLİN ANLAYIŞI

8226; Atatürk önemli düşünceler karşısında önce düşünür , inceler , araştırır ve tartışırdı.Sonra kesin kararını verirdi.Verdiği kararın uygulanma zamanını ise sabırla beklerdi.



8226; İLERİ GÖRÜŞLÜLÜĞÜ

8226; Atatürk olayların gidişini değerlendirerek sonucunu tespit ederdi.Çanakkale Muharebeleri sırasında , düşman donanmasının nerden çıkarma yapabileceğini önceden sezerek gerekli tedbiri alması savaşın sonucunu değiştirmiştir.



8226; AÇIK SÖZLÜLÜĞÜ

8226; Atatürk , doğruyu söylemekten asla çekinmezdi.Ben düşündüklerimi ,daima halkın huzurunda söylemeliyim.yanlışım varsa halk beni tekzip eder.derdi.



8226; MANTIKLILIĞI

8226; Keskin bir mantık ve zekâ gücüne sahip olan Atatürk ,hayatı boyunca akıl ve mantığa büyük önem vermiştir.Bu özellik onun evrensel devlet adamı olarak tanınmasında büyük bir rol oynamıştır.Bizim akıl ,mantık ve zekâ ile hareket etmek en belirgin özelliğimizdir. diyerek ülke sorunlarında mantık ve şuurla hareket edildiğini göstermiştir.

8226; ÇOK CEPHELİLİĞİ

Atatürk çok cepheli bir liderdi.O hem fikir hem de hareket adamıdır.Yani bir taraftan Türk inkılabının hazırlayıcısı diğer taraftan da uygulayıcısı olmuştur.Hem düşünen hem de eserler veren Atatürk , çok yönlü bir lider olduğunu göstermiştir.



8226; EĞİTİMCİLİĞİ
Atatürk toplumu çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı amaçladığı için milli eğitim ile yakından ilgilenmiştir.O , Eğitimdir ki bir milleti ya hür , bağımsız , şanlı , yüce bir toplum olarak yaşatır ; ya da bir milleti esaret ve sefalete terk eder.



8226; YÖNETİCİLİĞİ

Mustafa Kemal iyi bir yönetici için gerekli bütün özelliklere sahipti.Kibar davranışları , dürüstlüğü ,emir veriş tarzıyla örnek olmuştur.Gerek devlet yönetiminde gerekse askerlik hayatı boyunca hiçbir zaman maceraya yer vermemiştir.Atatürk Büyük kararlar vermek kâfi değildir.Bu kararları cesaret ve kesinlikle tatbik etmek lâzımdır. diyerek verdiği kararlarda ısrarcı olmuş ve sonucun kendi istediği şekilde çözümlenmesi için uğraşmıştır.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-11-08, 17:07   #110
 
Üyelik Tarihi: Kas 2008
Mesajlar: 3
sezilik Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

Aynı zamanda hayvan sevenler ve hayvan sayanlardır..



Şöyle ki;


...Mustafa Kemal'in 1. Dünya Savaşı yıllarında doğu cephesinde savaşırken Alp'' adında bir köpeğinin olduğu ve bu köpeğin onun yatak odasının kapısında beklediği ve Atatürk'ün izni olmadan hiç kimseyi içeri bırakmadığı anlatılır...''


...Ulusal kurtuluş savaşımız sırasında ele geçirilen Yunan komutanlarından birisinin köpeği olan Alber'' adında bir köpeği daha vardır. Beyaz-sarı renklerde bir av köpeği olan Alber'i çok seven Atatürk, onun ölümünden derin üzüntü duymuştur...''





...Ancak Mustafa Kemal'in yaşamında en önemli hayvan, hiç şüphesiz Foks'' adındaki köpeğidir. Seyyar fotoğrafçılık yapan Hasan Efendi adındaki birisinden 50 lira gibi abartılı ve yüksek fiyata satın aldığı Foks, aslında bir sokak köpeğidir. Foks, Atatürk'ün en sevdiği hayvan olarak Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nde her zaman el üzerinde tutulmuş, ona her zaman büyük özen gösterilmiştir...''


...Bir gün Foks, Atatürk'ün elini ciddi biçimde ısırmıştı. Ancak (yaşamı boyunca hayvanların öldürülmesine karşı çıkan, başıboş kedi ve köpeklerin Hayvanseverler Derneği aracılığıyla sahip edinmelerini sağlayan) Gazi, Foks'un davranışına hiç sinirlenmemiş, eli pansuman edilirken şöyle demiştir:


- Fenalık yapmak için ısırmadı...''


...Foks, Gazi'nin yatak odasında ve karyolasının hemen ayak ucunda yatmaktadır. Atatürk, sabaha karşı yatağına girene değin, Foks uykusuz onu bekler. Çok sadık ve duygulu bir köpek olan Foks'a Atatürk'ün düşkünlüğünü çok iyi bilen çevresindekiler, sık sık bu köpeğin konusunu açarak Mustafa Kemal'in gözüne girmeye çalışmışlardır...''





...Foks'un ölümü Atatürk'ü adeta yıkar. Günlerce yüzü gülmez olur. Artık Foks'un konusu her açıldığında, gözleri acıyla dolar...''


...Bu arada Atatürk Orman Çiftliği'nin veterinerleri, Foks'un ölüsünü gömmezler. Herhalde Atatürk'ün köpeği olduğu için, derisini yüzüp içini doldurarak bir vitrine yerleştirirler. Amaçları Atatürk'e bir sürpriz yapmaktır...''


...Bir gün Atatürk'ün yolu çiftliğe düşer. İçeri girip Foks'un doldurulmuş bedeni ve donuk gözleriyle karşılaşınca donakalır. Gazi, gördüğü manzara karşısında çok ıstırap çekmiştir. Bir ara öfkelenir gibi olur, ama veterinerlerin şaşkın bakışları arasında çiftliği terk eder...''
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 06-11-08, 22:50   #111
 
>Ferik ve Bulut< üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 36
Mesajlar: 1.532
>Ferik ve Bulut< Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

ya şimdi kusuruma bakmayın sivrilik yapmış gibi olacağım...
ama inanın tüm samimiyet ve iyi niyetimle söylüyorum....
benim için Atatürkçülük diye bir kavram yok....
nedenine gelince eğer Atatürkçülük diye bir kavramı kabul edersem bunun karşıtı kavramlar olduğunu da kabul etmiş olurum....
yani Atatürkçü varsa '-ci, -cı' ekiyle türetilebilecek 'başkacılık'lar da vardır....
ben ise sadece canım Atatürkümü bilirim başka bir şey de bilmem....
Atatürkçüyüm deyip bir saf tutamam....
benim için bir saf yok çünkü...bir saf tutup karşı safların varlığını kabullenemem( çünkü bir taraf varsa bu referans olan diğer tarafın varlığına bağlıdır, ortada tek bir şey/düşünece/olay olursa saf veya taraf olmaz, ancak birden fazla olursa olur)....benim için tek bir şey var o da Mustafa Kemal Atatürk....
tamam bu konuya yorum yazan ya da yazmayan birçok insan benimle paralel düşüncelerde ya da değil....
fakat kavramlar benim için önemlidir....Atatürkçü olan varsa olmayan da vardır.....bu kavramı kabul edersem Atatürkçü olmayanları da kabul ederim ki buna izin veremem....
haaa düşünceye tahammül diyeceksiniz...
hayır arkadaşalar, efendiler....
bu ülkede üzgünüm ama Atatürk dışı bir düşünceye asla tahammülüm yok.......
hatta ileri gidip vicdan rahatlığıyla şunu söyleyebilirim Atatürkü sevmeyen bir düşünceye tahammül etmek insanlığın onuruna ihanet etmektir..........
fakat diğer düşünceleri tutup gırtlakyamam, onlara saldıramam kızamam ama kusuruma bakmayın kabul de etmem, edemem....bu na-mümkün bir şey.......
ben Atatürkçü değilim, benim sadece Mustafa Kemal Atatürk'üm var, başka bir şey bilmem, tanımam der, susar otururum...

Bu konu en son " 06-11-08 " tarihinde saat 22:56 itibariyle moderatör veya konu sahibi tarafından düzenlenmiştir....
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-11-08, 12:02   #112
 
mpelin üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eki 2008
Yaş: 27
Mesajlar: 145
mpelin Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 13
Varsayılan Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

yani Atatürkçü varsa '-ci, -cı' ekiyle türetilebilecek 'başkacılık'lar da vardır....,,
öncelikle böyle bir düşünce için gerçekten seni tebrik ederim ne güzel de ifade etmişsin ben de senin gb düşünüyorum
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 07-11-08, 12:08   #113
 
Aslı Alaca üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Eyl 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 28
Aslı Alaca Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

Aklımdan geçenleri aklınca kaleme dökmüş ve bizleri de bu külfetten kurtarmışsın ve fakat bu kadarla sınırlı değil benim anlatacaklarım...

Kalemi elime aldığımda çok oluyor söyleyecek sözüm.

Elbette yazacağım, lakin şimdi bir şeyler yemeliyim (:
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-11-08, 16:13   #114
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

teşekkürler arkadaşlar verdiğiniz bilgiler için fox la ilgili bir konumuz mihavda forum konusu olarak da bulunmaktadır resimleriyle beraber....
ATATÜRKÇÜLÜK BİR KAVRAM DEĞİLDİR O BİR İDEALİST BAKIŞ AÇISIDIR KELİMELER ARASINA SIKIŞARAK EKLERE YAKILARAK BU CI VE CİLERDEN ŞİKAYETÇİ OLMAKTANSA BU CI VE CİLERİN AMACI NE VE NE İFADE EDİYOR DİYE DÜŞÜNMEK GEREKİYOR BENCE
ben ATATRKÇÜYÜM HATTA KEMALİST DİYE BİLİRİZ VE BU EKLERDEN DE ÇOK MEMNUNUM EN AZINDAN BEN BİR ŞEYİM YA HU!!!!
ARADA DEREDE OARADA BURADA SIKIŞIP KALMAYANLARDANIM BEN NE OLDUĞUMU BİLENLERDENİM!!

bu cı ve ci ler neden bu kadar sıkıntı yaratır ki anlamam yapmayın ya hu cı gelsede ci gelsede ne olduğunu biliyorsun ya bu yeter!!
ATATÜRKCÜLER DEĞİL Mİ???
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 16-11-08, 16:16   #115
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

ve bu arada büyük bir umutla beklediğim can yücel flimini eseflede kınıyorum tüm arkadaşlarım mihav da iyi bilirler çok iyi bir can yücel okuyucusu ve destekçisiydim ama tamamen bir hayal kırıklılığı yaşadım çok sinirlerim bozuldu flimden sonra!!!!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-11-08, 00:53   #116
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Thumbs up Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

ATATÜK'ÜN YAZDIĞI ŞİİRLER

BİR ASKERİN MEZARINA

Şurada, kabrin üzerinde konulmuş bir,
Beyaz taş var, onun altında bayraklar
Temevvüç ederken, kelleler uçuşurken...
Celâdeti tâbân olurken aldığı cerîhai mevt
İle bu âlemi hîçîye vedâ etmiş bir
Asker yatıyor...
Onun hâbı istirahate çekildiği şu
Makberin üzerine rüfekası eşki teessür döktüler.
Kadınlar dümü rizi mâtem oldular. İhtiyarlar
Nâle eylediler, çocuklar ağladılar.
Şu söğüt ağacının nim setreylediği senin
Mezarın üzerine bir zırh başlık ile kılıç hak,
Olunmuştur. İşte orası o kahramanı muhteremin
Câyi istirahatidir. Ne mutlu ki, hâki pâye vatan
Ona nâilini intizar olmuş!...


MUSTAFA KEMAL
· Harbiye talebesi iken yazmıştır.


HAKİKAT NEREDE?

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna ezelden Türk diyarıdır.
Bilinen tarihler söylememiş bunu
Kalkıyor örtüler, örtülen doğacak,
Dinleyin sesini doğan tarihin,
Aydınlıkta karaltı, karatıda şafak
Yalan tarihi gömüp, doğru tarihe gidin.


Asya'nın ortasında Oğuz oğulları,
Avrupa'nın Alplerinde Oğuz torunları
Doğudan çıkan biz
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz
Türk sadece bir milletin adı değil,
Türk bütün adamların birliğidir.
Ey birbirine diş bileyen yığınlar,
Ey yığın yığın insan gafletleri
Yırtılsın gözlerdeki gafletten perde,
Hakikat nerede?

MUSTAFA KEMAL

BEŞİKE HÂDİSESİ İÇİN

Çıkıyor gönüllere istimdadı
Sâmiamda vatanın feryâdı
Çıkıyor gönüllere istimdadı
Yaralı bir ananın evlâdı
Etmesin mi anaya imdadı?

Rumeli can veriyor yok mu ilaç.
Edelim sıhhatini istimzaç;
Etmeyelim kimseyi izaç?


Zırhlılar her yeri tehidt ediyor,
Makedonya bunu tes'it ediyor.
İnkırazı bize teyit ediyor.


Yemenin purişi malumu cihan
Ne için eyledi millet isyân?
Zulme ister mi bu yoldan burhan
Turuşkalar bile aldı meydan


Hani kânun-u adaâlet nerede?
Mülk-ü millette himâye saadet nerede?
Haricen mülk-ü himaye nerede?
Bizde evvelki şecaat nerede?


Gelse Ertuğrul şöhret-i pervas
Eder elbette tahayyür ibraz
Vatanın feyzine kâdir olamaz
Yeniden fethine verseydi cevâz...


Yıldırım görse şu ahvâlimizi
Ateş kahrı yakar hâlimizi,
Af eder mi bizim efâlimizi,
Mahveder cumle-i emsâlimizi,


Ey büyük Fâtih'i İstanbul'un...
Bu revş olmadı mı makbulün
Sây ile toplanılan mahsulün
Berhava oldu fakat meçhulün...


Yazık oldu Vatana âh yazık...
Her ağızdan çıkıyor: Eyvâh yazık!..
Acısın bizlere, âh yazık!

MUSTAFA KEMAL
· Sinop 25 Kânunu Evvel 321 (1905)

HAYAT SERENADI

Atatürk'ün Salih Bozok'a yazdığı mektuptan :

"Bir Fransız şairi hayatı şöyle tarif ediyor :


Hayat kısadır,
Biraz hayal,
Biraz aşk
Ve sonra Allahaısmarladık.


Diğeri de :
Hayat boştur.
Biraz kin,

KASİDEİ İSTİBDAT YAHUT KIRMIZI İZLER

Bir köhne kadit parçası, bir çehrei menhus,
Zulmetler içinde mütereddit, mütelâşi,
Daim mütefekkir görünen, kendine mahsus
Efkârı sakimane ile âleme karşı
Ateş saçarak etmede her gün bizi tehdit,
Âmali harisanesini eyledi tezyit...
Gördükçe bu mazlumlarını, sinesi mağrur,
Tırnaklarını aileler kalbine saplar;
Mağdurlarının her biri bir kûşede ağlar,
Katlandı vatan görmeğe evlâdını makhur...
Birçoklarımız mahpes-ü menfada süründük.
Ey gazii mecruhu vega dideye döndük.
Ey kanlı eliyle vatan âmaline hail,
Ey enmilei sürbu cinayata delâil
Teşkil eden ey köhne kadit, katili efkâr,
Ey katili şübbanı vatan, katili ahrar,
Ey varlığı bir millet için bâdii zillet.
Ey çehresi ifrite veren dehşeti vahşet,
Zindanları, menfaları, mahpesleri doldur,
Ziniciri esaretle bütün hisleri dondur.
Tesmimi nefes, nefyi ebet, sonra denizler..
Her girdiğin evlerde durur kırmızı izler...
Kâbusi hiyanetle vatan can çekişirken
Âtimizi dendanı harisin kemirirken
Bir gün Rumeli dağları envara boyandı;
Hürriyetin enfası ile herkes uyandı.


MUSTAFA KEMAL
ŞANLI ORDU GAZETESİ : 24 Kasım 1908
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-11-08, 00:59   #117
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Thumbs up Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

VASİYETİ VE ÖLÜMÜ
ATATÜRK'ÜN VASİYETNAMESİ'NİN TAM METNİ



Malik olduğum bütün nutuk ve hisse senetleriyle Çankaya'daki menkul ve gayrimenkul emvalimi Cumhuriyet Halk Partisi'ne atideki şartlara, terk ve vasiyet ediyorum:
1. Nukut ve hisse senetleri, şimdiki gibi, İş Bankası tarafından nemalandırılacaktır.

2. Her seneki gibi nemadan, nispetleri şerefi mahfuz kaldıkça, yaşadıkları müddetçe, Makbule'ye ayda bin, Afet'e 800, Sabiha Gökçen'e 600, Ülkü'ye 200 lira ve Rukiye ile Nebile'ye şimdiki yüzer lira verilecektir.

3. Sabiha Gökçen'e bir ev de alınabilecek, ayrıca para verilecektir.

4. Makbule'nin yaşadığı müddetçe Çankaya'da oturduğu ev de emrinde kalacaktır.

5. İsmet İnönü'nün Çocuklarına yüksek tahsillerini ikmal için muhtaç olacakları yardım yapılacaktır.

6. Her sene nemedan mütebaki miktar yarı yarıya, Türk Tarih ve Dil Kurumlarına tahsis edilecektir.

K.Atatürk
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 23-11-08, 20:35   #118
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Varsayılan Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

ATATÜK'ÜMÜZ'ÜN TÜM ÖĞRETMENLERE HEDİYE ETTİĞİ ÖĞRETMENLER GÜNÜ İÇİN....
BİR ÖĞRETMENİN YAZISI.....

Bugün tüm öğretmenlerimizin hizmetlerine karşılık, unutulmadıklarını gösteren bir gündür. Bu günü bize armağan eden Ulu Önder Atatürke şükranlarımızı sunuyoruz.


Öğretmen, insanların kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlayan, yaşamları boyunca kendilerine gerekebilecek bilgileri kazanmalarına yardımcı olan ve topluma arkasını dönmeden toplumun sürekli önünden giden bir gönül eridir. Madem ki gönül eridir, öyleyse karşısına çıkabilecek zorluklar kendisini yıldırmayacaktır, yıldırmamalıdır. İşte gerçek öğretmen zorluklarla başa çıkabilen gerçek bir insandır.


Türk öğretmeni kesinlikle yaşamını öğrencilerine adamış, onların sorunlarını ortadan kaldırmak için elinden gelen her şeyi yapmış, öğrencisine balık vermeyip balık tutmasını öğretmiş, gerektiği yerde gerekli biçimde davranma bilincine erişmiş, her zaman iyinin ve güzelin peşinde koşmuş örnek bir öğretmendir. Ne mutlu ki bu bilince erişen öğretmenlerimizin sayısı günden güne artmaktadır.


Her öğrenci bizim için bir öğretmendir. Onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Bunun içindir ki öğretmen öğretirken öğrenen insandır ve öğretmen için bu çok büyük bir nimettir. Yeter ki öğretmenlik mesleğine soyunan insan öğrencilerine kapılarını kapamasın, onlardan gelen eleştirileri kulak ardı etmesin. Öğretmen, kendini öğrencilerinde bulan, öğrencilerinin yanında kendini mutlu hisseden, sürekli geliştiren ve gelişen kutsal bir insandır.



Ne mutlu bizlere ki toplumu eğiten insanların arasına katıldık ve ne mutlu bizlere ki sizler gibi birikimli öğretmenlerle baş başayız. Bizler, işe yeni başlayanlar olarak sizlerden gelecek her türlü yardım ve desteğe açığız. Çünkü sizlere güveniyoruz ve öğretmenlik coşkusunu sizler gibi yüreğimizde taşıyoruz. Bizlerdeki bu güven ve coşkunun en büyük nedeni Türkiyemizin günden güne daha iyiye gitmesinden başka bir şey değildir.


Tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Gününü kutlar, öğretmenlerimize yaşamları boyunca sağlık ve mutluluklar dilerim.


Saygılarımla


-alıntı-
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-08, 02:05   #119
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 1.000
3 hav 1 miyav Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 4
Angry Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

özhana zamanın da çok kızmıştım bu sayfaya siyaset sokmayalım diye ama düşündüm de kendimi en iyi ifade edebileceğim yer burası sanırım....

Atatürk'ün partisine şu kara çarşaflıların girmesine o kadar çok sinirleniyorum ki anlatamam
bu oy bölme politikası dahi olsa , olmamalı, yapılmamalı,
çarşafı kaldırıp kadınların yolunu her konuda açan mustafa kemal Atatürk'e yapılan en büyük ihanetlerden biridir diye düşünüyorum ben!
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 26-11-08, 18:24   #120
 
boncuk-özhan üyesinin avatarı
 
Üyelik Tarihi: Tem 2008
Yaş: 37
Mesajlar: 39
boncuk-özhan Çevrimdışı
Smile Cvp: Mustafa Kemal Atatürk'çüler...

esra ben bu konuda bir chp'li olarak chp'nin çarşaf açılımı sonuna kadar savunuyorum ve arkasındayım sayın genel başkanım SAYIN DENİZ BAYKAL VE ve istanbul il başkanı SAYIN GÜRSEL TEKİN'İN,sonuçta 1938'den beri merkez sağ ve radikal sağın uyguladığı yanlış ve tavizkar tutumlarla bu noktaya geldik,eğer BÜYÜK ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK,çarşaflı türbanlı anadolu kadının kuçaklayıp onları modern bilgilerle donatıp dünyaya açmasaydı bugün TÜRKİYE'NİN %70'i değil %100'ü çarşaflı yada türbanlı olacaktı,bu sadece yarım kalan malesef merkez sağ ve radikal sağ tarafından yarım bıraktırılan devrimin tamamlanma niyetinden başka birşey değildir şu an mesela CUMHURİYET HALK PARTİSİ'NİN kurduğu CUMHURİYET HALK EVLERİ var tıpkı MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN zamanınıda kurduğu halk evleri gibi orda açık türbanlı yada çarşaflı kadınlarımız bilgisayar kursu,el işi kursları görüp kitaplığımızdan kitap okuyabiliyorlar kadın kollarımız nezaretinde,yani dünyaya açılıyorlar,eve kapatılan çahil bırakılan tarikatların kucağına düşürülen kadınlarımız köhnemiş bilgiler yerine dünyayla kuçaklaşıyor internette bilgisayar kurslarımız sayesinde,keşke o kara çarşaflı,türbanlı kadınlarımız ULU ÖNDER M.KEMAL ATATÜRK'ÜN devrimleri tam olarak hedefe vardırılabilseydide onları başları ve başlarının içindekiler açık olarak kucaklayabilseydik,ama malaesef bulunduğumuz şartlar bunu zorunlu kıldı bu sadece inanınki seçim üstüne denk geldi yani salt oyları bölme niyetiyle değil toplumun her kesimini kucaklamak niyetiyle yapılan bir açılımdır,çünkü malesef TÜRKİYE'NİN bulunduğu şartlarda merkez sağ ve radikal sağın istismar aracını elinden almak gerekiyor önce yerelde sonra genelde iktidar olmak için,önce iktidar olmamız lazımki kafamızdaki ULU ÖNDER M.KEMAL ATATÜRK'ÜN idealindeki aydın TÜRKİYE'Yİ kurabilelim kara çarşaflıları olsun türbanlıları olsun kucaklayarak uygulayacağımız modern eğitim sistemiyle hem kafalarını hemde kafalarının içindekileri dünyaya açabilelim onları eşlerinin ve toplumun baskılarından kurtarabilelim,bununda yolu iktidar olup ULU ÖNDER M.KEMAL ATATÜRK'ÜN toplumu yeniden aydınlatma ve dönüştürme politikasıyla aydınlanma yolunda yeniden nerde kalmıştık diyebilmekten geçiyor,malesef ama yukardaki anlattığım gerçekler çerçevesinde bulunduğumuz nokta açılımımızın nedenide sadece budur,CUMHURİYET HALK PARTİSİ asla değişmiyor sadece değiştirmek ve toplumu modernize etmek için toplumu kucaklıyor....
''GÜÇLÜYÜZ TÜRKÇÜYÜZ ATATÜRK'ÇÜYÜZ...''

Bu konu en son " 28-11-08 " tarihinde saat 17:08 itibariyle moderatör veya konu sahibi tarafından düzenlenmiştir....
  Alıntı Yaparak Cevapla


Cevap Yaz

Konu Araçları

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Gizli yönleri ile enbüyük Türk Atatürk meneldur Paylaşım - Sohbet 6 24-07-14 08:33
laiklik keti Paylaşım - Sohbet 13 14-02-09 17:33
Türkiye Atatürk'tür, Atatürk Türkiye'dir. meneldur Paylaşım - Sohbet 1 03-02-09 11:36
Mustafa meda Sinema 6 11-11-08 23:39



Saat 15:57.

Reklam
© Copyright 2008 Mihav.com
Creative Commons Lisansı
x


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83