Markamama.com
Geri Git   Mihav.com > Sosyal Gruplar


Sosyal Grup
Bu bir Genel group.

beslediğim hayvanı seviyorum

bir hayvan besliyorsanız ve onu seviyorsanız bu gurup tam size göre.beslediğiniz hayvan ile ilgili her türlü paylaşıma açığız.tüm hayvan dostları davetlimizdir...:):)

Görülen Sosyal Grup Messajı 1 to 25 of 26
  1. serem
    18-02-16 11:51 - permalink
    serem
    Oğlum benim en iyi arkadaşım onu çok seviyorum o benim Can'ım
  2. cadi07
    06-11-15 10:28 - permalink
    cadi07
    Cadalozumm herşeyimiz ;)))
  3. Heracnsu
    02-09-15 05:46 - permalink
    Heracnsu
    Haydi herkes 1 kap su 1 kap mama bıraksın kapısının önüne ;)
  4. PireliCanavar
    19-08-15 05:49 - permalink
    PireliCanavar
    hayvanlarda insanlar gibidir ilgiyi sevgiye ve en önemlisi birbirlerine muhtaçtırlar siz siz olun asla sokak gördüğün bir hayvana zor durumda olsun olmasın sırt çevirmeyin :)
  5. köpekhastası_aziz
    20-02-15 01:43 - permalink
    köpekhastası_aziz
    Benimde hiç olmasa 1 tane balığım var ama mutsuz olduğumda ona baktığımda o bana huzur veriyor... :) :)
  6. dumiş
    04-01-15 10:33 - permalink
    dumiş
    Kedim her şeyim en iyi dostum diğer insan Arkadaşlarıma sizi daha çok seviyorum diyorum ama aslında Kedimi daha çok seviyorum:)
  7. fbeyza
    07-10-14 17:55 - permalink
    fbeyza
    Ağaçlar kalemim,
    Denizler mürekkebim,
    Gökyüzü defterim olsa ,
    Can doslarımı anlatmakla bitiremem
  8. chuck 123
    21-09-14 23:47 - permalink
    chuck 123
    KEDİM BENİM HERŞEYİM..en mutsuz anımda beni mutlu eder . bana en iyi arkadaş olur :) :DD <3 <3
  9. fatmanur
    04-08-14 17:15 - permalink
    fatmanur
    Kedilerimi canımdan çok seviyorum
  10. hayvansever1000
    03-08-14 09:53 - permalink
    hayvansever1000
    Patili olanlara yolluyoruz fakat pençelileri unutmayalım;))
  11. fatmanur
    21-07-14 17:10 - permalink
    fatmanur
    Kuşumu mercanemi çooooookk seviyorum
  12. pisicanveceren
    08-07-14 15:46 - permalink
    pisicanveceren
    Pisican ve Kara'yı seviyorum :) Kedilerimi seviyorum.
  13. mmmm
    06-07-14 23:25 - permalink
    mmmm
    evet bencede mesala benim kedim benim arkadasimdada ote kardesim gibi
  14. Minnoş-Duru
    22-06-14 17:24 - permalink
    Minnoş-Duru
    Ben kedimi çok seviyorum :) :)
  15. Ozge10000
    04-06-14 19:54 - permalink
    Ozge10000
    Burdan bütün patili canlarımıza sevgiler yolluyoruzz Balımla : )
  16. ayceeb
    19-05-14 20:01 - permalink
    ayceeb
    Herkese merhaba :) Kedimi çok seviyorum ^^
  17. köpeksever2
    01-05-14 11:36 - permalink
    köpeksever2
    bana göre onlara hayvan değil can dostu denilmesi lazım moralim bozulursa onu dusunurum yanınakosarım severim onu ve moralim düzelir
  18. egeseza
    21-04-14 20:49 - permalink
    egeseza
    mağaşallah kitap yazmışsınız neredeyse
  19. kedişkom
    03-11-13 20:44 - permalink
    kedişkom
    örneğin bir kedi=Yavru Kedi Seçimi
    Kedinizi Seçerken Nelere Dikkat Etmelisiniz ?
    Eğer bir kedi almaya karar verdiyseniz ve bu sizin ilk kediniz olacaksa onun size değil evine bağlı
    olacağını, size çok kızdığında bir tırmık atabileceğini, hatta sevmeniz için yanınıza gelmeme
    ihtimalinin de olduğunu bilmelisiniz. Bu durumlar tamamen karakteri ile ilgili olarak
    yaşanabilecek olasılıklardır.
    Genel olarak kediler uyumlu hayvanlardır ve hayatlarını idame konusunda oldukça yeteneklidirler.
    Çiş ve kaka sorunları çok çabuk çözümlenir, uzun süre yalnız başlarına kalabilirler ve bu
    durumdan oldukça hoşnutturlar. Yaşayabileceğiniz büyük problemler; yemek seçiciliği, sürekli
    sokağa çıkma istekleri ve çiftleşme dönemlerdeki huzursuzluklarıdır.
    Öncelikle karar vermeniz gereken konu ırkı ve cinsiyetidir. Çünkü yaşanabilecek sorunlarda bu iki
    faktör önemlidir.
    Erkek kediler, seksüel olgunluğa eriştikten sonra özellikle de çiftleşme dönemlerinde alanını
    belirlemek ister ve tuvaletini yaparak işaret bırakır. Tamamen içgüdüsel olarak yapılan bu işlem
    evinizde sizi rahatsız edebilecek keskin bir kokunun oluşmasına neden olabilir. Böyle bir durumu
    önlemek mümkün olabilir. Kastrasyon operasyonu ile testisleri alınan erkek kedilerde hormonal
    baskı kaldırılacağından bu sorunu kolayca çözümleyebilirsiniz.
    Ayrıca erkek kedilerde 3 ile 4 yaşlarından itibaren idrar taşı problemleri sık yaşanan sorunlardan
    birisidir. Bu durum üriner sistemin anatomik yapısı ile ilgilidir.
    Dişi kediler de alan belirleme gibi bir eylem olmaz ancak seksüel olgunluğa eriştikten sonra
    arkası kesilmeyen bir çiftleşme isteğindedir ve bu nedenle sürekli dışarı kaçma çabası veya
    sürekli bağırmaları katlanılamaz bir hal alabilir. Ayrıca dışarı kaçışları da istenmeyen gebeliklerle
    son bulabilir.
    Hem erkek hem de dişi kedilerde alt üriner sistem rahatsızlıklarına oldukça sık rastlanmaktadır.
    Öyle ki, yaklaşık % 60 oranında görülebilen bu hastalıklar ciddi sorunlara neden olabilir. Ancak
    böyle bir durumu önceden bilmek koruyucu önlemler almak birçok problemin önlenmesinde
    faydalı olacaktır. Bu amaçla periyodik olarak check-up, idrar tahlilleri ve uygun gıdalar ile
    besleme kedinize bu konuda sorunsuz bir yaşam sağlayabilir.
    Sağlıklı bir kediniz olmasını istiyorsanız tercihinizi sahipli bir yavru almak yönünde
    kullanmalısınız. Aşılı anneden doğan yavrular anneden aldıkları maternal antikorlar sayesinde
    hastalıklara karşı daha dirençli olacağından aşıları tamamlanıncaya kadar olan dönemde sorun
    yaşama riskini minimuma indirmiş olursunuz.
    Bir pet-shoptan alacaksanız aşısının yapılmış olmasına dikkat etmeniz, eğer imkanınız varsa onu
    bir süre gözlemleyerek genel durumunu takip etmeniz veya bir veteriner hekimden genel olarak
    sağlık durumu hakkında bilgi almanız faydalı olacaktır.
    Kedi almaya karar verdiğiniz anda evinizde de bazı değişikliklerin olacağını göz önünde
    bulundurmalısınız. Bu ileride mutsuzluk yaşamamanız için bilmeniz gereken önemli bir detaydır.
    Tüm canlılar gibi onunda bakıma ihtiyacı olacaktır. Düzenli aşı ve paraziter uygulamaları yanında
    tüylerinin fırçalanması, kumunun temizlenmesi, suyunun yenilenmesi ve yemeğinin verilmesi gibi
    her gün düzenli olarak karşılanması gereken rutin ihtiyaçları vardır. Uzun tüylü kedilerin
    fırçalanma ihtiyaçları kısa tüylülere oranla daha fazladır. Çünkü oluşan kıtıklar deri problemleri
    yaşanmasına neden olabilir. Eğer titiz bir insansanız veya yoğun bir iş yaşantınız varsa bu
    durumu gözeterek tercihinizi kısa tüylü bir kediden yana kullanmalısınız.
    Kedi almaya karar verdiğiniz anda evinizde de bazı değişikliklerin olacağını göz önünde
    bulundurmalısınız. Bu ileride sorun yaşamamanız için bilmeniz gereken önemli bir detaydır.
    Kırılacak biblolarınızı kapalı dolaplara koymanız, tehlike yaratacak eşyaları da kaldırmanız
    gerekebilir.
    Evinizde çiçekleriniz varsa, özellikle deve tabanı, dieffenbachia gibi dal ve yapraklarında kediniz
    için zehirli etki yapabilen maddeler içerdiğinden kedinizin ulaşamayacağı bir yere koymanız ve
    hatta riski minimuma indirmek için tamamen evden uzaklaştırmanız gerekebilir.
    Ayrıca yüksek bir apartman dairesinde yaşıyorsanız pencere ve kapılarınıza koruyucu tel ile
    kaplamanız gerekecektir. Çünkü kedilerde en sık görülen kazalar içinde düşmeye bağlı
    yaralanmalar hemen hemen ilk sıralarda yer almaktadır.
    Tırnaklarını törpüleme ihtiyacı kedinin doğasından gelen bir durumdur ve bu işlem için uygun
    mekanlar yaratmazsanız koltuklarınızı feda etmeniz gerekebilir. Bu amaçla tırmalama tahtası
    veya bir halı parçası ile kaplanmış bir tahtayı onun kullanımına sunmalısınız.
    Kedinizi seçerken dikkat edebileceğiniz önemli bir konu da ırkı ve ırkına bağlı olarak
    yaşayabileceğiniz spesifik problemleridir. Örneğin bir iran kedisi almaya karar verdiyseniz sürekli
    bir göz yaşı akıntısı olabileceğini, ciddi deri problemleri ile karşılaşabileceğinizi, burun yapıları
    nedeniyle solunum problemleri olabileceğini ve kafa yapısının iri olmasına bağlı olarak güç
    doğumlar yaşayabileceğinizi hatırda tutmalısınız.
    Taşınmayı düşünüyorsanız veya yakın zamanda tatil planınız varsa kedi alma kararınızı biraz
    ertelemeniz faydalı olacaktır. Yaşayacağı mekan değişiklikleri onun strese girmesine ve
    adaptasyon güçlüğüne neden olabileceği gibi tüy dökme, yemek yememe ve hırçınlık gibi bazı
    problemler yaşanmasına neden olabilir.
    Kedi alma kararını bir kez daha gözden geçirmeniz sizin için nasıl bir kedinin uygun olacağını
    araştırarak kararınızı bu doğrultuda vermeniz, birlikte yaşanacak sürecin mutlu ve huzurlu olması
    için önemlidir.
    Kedilerde Beslenme
    Kedilerin Beslenmesi
    Bilinçli ve dengeli bir beslenme yaşamın temel şartlarından birisidir. Bu konuda yapılabilecek
    yanlışlar yaşam üzerinde ciddi olumsuz etkiler (kas ve iskelet gelişim eksikliği, immun sistem
    yetersizliği, bozuk tüy yapısı gibi) doğuracak ve bir çok soruna yol açabilecektir.
    Özellikle kedi beslenmesi söz konusu olduğunda daha dikkatli olmak bir zorunluluk halini
    almaktadır. Çünkü kediler daha seçicidirler ve bu nedenle onları belli diyetlere uydurmak oldukça
    zordur. Yapıları gereği kediler daha fazla protein tüketmek zorundadırlar. Yine yapıları gereği
    bazı maddeleri (Taurin, A vitamini, Arakidonik asit gibi) hayvansal kökenli gıdalardan karşılamak
    zorundadırlar. Ayrıca kediler köpeklerden daha sık yemek yeme ihtiyacındadırlar.
    Örneğin yetişkin bir köpek günde bir veya iki öğün yemek yiyerek yaşamını sürdürürken bu
    kedilerde 4-5 öğün olmak zorundadır. Ayrıca kedilerin enerji ihtiyacı vücut ağırlıklarına
    kıyaslandığında çok fazladır. Yavru bir kedinin enerji ihtiyacı ise yetişkin bir kediye göre daha
    fazladır.
    Beslenme yaşamın değişik dönemlerinde farklılıklar gösterir.
    Yeni Doğan Yavruların Beslenmesi
    Doğumun hemen sonrasında annenin memelerinden salgılanan kolostrum (ağız sütü), içerdiği
    antikor ve diğer immun maddeleri ile yavru kedi ve köpeklerin hastalıklara karşı korunmasına
    yardımcı olur. Bu koruyucu maddeler sadece ilk 24 saat içerisinde yavrunun barsaklarından
    emilebildiğinden, doğumdan hemen sonra anne tarafından emzirilmeleri gelecek günler için büyük
    önem taşımaktadır.
    Doğumu takiben ilk 24 - 72 saat içerisinde annenin sütü kolostrumdan normal süte dönüşür.
    Yavrular ilk 3 - 4 hafta boyunca, günde minimum 4 ya da 6 kez emzirilmelidir. 4 haftalığa
    ulaşıncaya kadar anne sütü normal gelişim için yeterlidir. Bu sürenin sonunda anne sütü
    yavrunun artan yüksek miktardaki kalori ihtiyacını tek başına karşılayamayabilir. Bu yüzden
    yavrulara anne sütünün yanı sıra takviye olarak yavrular için hazırlanmış süt tozlarından ve
    takriben 5 haftalıktan sonra yumuşak mamalardan verilebilir.
    Ancak doğum sonrası herhangi bir nedenle anne sütü sağlanamıyorsa o zaman beslenme
    dışardan karşılanmalıdır. Bunun için hemen hemen anne sütüne yakın biyolojik yararlılık sağlayan
    hazır yavru kedi süt tozları vardır. Bunların kullanılması yavrunun sağlıklı gelişimini
    sağlayacaktır. Bu durumda dikkat edilmesi gereken şey anne olmadığı için yavrunun dışkısı, idrarı
    takip edilmeli ve varsa gazı giderilmelidir.
    8 Hafta - 12 Ay Arası Beslenme
    Bir çok yavru en geç 8 haftalıkken sütten kesilirler. Bu döneme gelindiğinde yavrular yavaş yavaş
    sütten kesilmeli ve mamalara geçiş yapılmalıdır. Bu mamalar yavrunun tüm ihtiyacını
    karşılayacak biçimde olmalıdır. Sık sık, azar azar verilmeli yine dışkı kontrolü yapılmalı, ishal
    veya kabızlık gibi sorunlar derhal çözülmelidir. Mamalara geçişle beraber temiz ve taze içme
    suyu sürekli olarak önünde bulundurulmalıdır. Daha önce de belirtildiği gibi yetişkin olana kadar
    geçen süre içinde beslenme çok büyük önem taşır ve bu nedenle kedinize vereceğiniz gıdaların
    özenle seçilmiş olması gerekir. Yavru kediler erişkinlere oranla üç kat daha fazla enerji ihtiyacına
    ve besine ihtiyaç duyarlar. Fakat küçük ağız, diş ve mide yapıları aldıkları ve sindirdikleri gıdanın
    miktarını büyük oranda kısıtlar.
    Bu nedenle yavru kedilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek yüksek sindirilebilirliğe sahip hayvansal
    kaynaklı gıdalar ile beslenmeleri faydalı olacaktır.
    Beslenmede Dikkat Edilmesi Gereken Konular
    B1 (Tiamin) vitamini eksikliği kedilerde sık görülen bir durumdur. Bu nedenle tiaminin
    parçalanarak yıkımlanmasında rol alan tiaminaz enziminin çiğ balıkta bulunduğu dikkate alınmalı
    ve kedilere çiğ balık yedirmemeye özen gösterilmelidir.
    Kalsiyum ve fosfor da kedinizin yemeğinde uygun oranda bulunmalıdır. Aksi halde ilerleyen
    yaşlarda kedinizde kemik deformasyonları söz konusu olabilir.
    Kediler aktif A vitamini sentezi yapamazlar bu nedenle bu ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri
    hayvansal kökenli gıdaların yemeklerinde bulunmasına özen gösterilmelidir.
    Bu temel özellikler dikkate alınarak hazır mama firmaları tarafından çok çeşitli spesifik ürünler
    kedilerin beğenisine sunulmuştur. Örneğin kilo almaya meyilli kediler için light mamalar, kıl
    yumaklarının atılımını kolaylaştıran mamalar, alerjik deri yapısına sahip kediler için kuzu etli
    mamalar, balıklı mamalar, tavuklu mamalar, iran kedilerine özgü mamalar, deri ve tüy yapısını
    güçlendiren mamalar, hassas sindirim sistemi olan kediler için sensitive mamalar gibi ..
    Kediler sık sık yemek yemeyi severler. Özellikle idrar taşları açısından (Struvit) problemi olan
    kedilerde vücut asiditesinin normal seviyede tutulabilmesine yardım için sık yemek yemek
    önemlidir.
    Sürekli bol ve temiz su bulundurmalısınız. Eğer kuru mama ile besliyorsanız bu bir zorunluluktur.
    Konserve gıdalar her zaman kedilerin tercih ettiği mamalardır. Yalnız bu mamaların tüketimi
    sırasında tarihlerine ve bombaj yapıp yapmadığına dikkat edin.
    Yiyecekleri konusunda her zaman seçici davranan kediler gıda değişikliklerinden pek
    hoşlanmazlar. Zorunlu bir değişim yapılacaksa bu geçişin günlere dağıtılarak yavaş yavaş olması
    sindirim sisteminin adaptasyonu için de yararlı olacaktır.
    Yetişkin bir kedinin beslenmesinde dikkat edilmesi gereken en önemli unsurlardan bir tanesi de
    kilosunun kontrol altında tutulmasıdır. Bilindiği gibi fazla kilo her zaman olası bir sorunun (kalp,
    dolaşım, iskelet sistemi gibi) ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle kediniz kilo almaya
    başladığında hemen doktorunuza danışarak onun için en uygun diyet mamayı seçerek kilo
    sorununu çözümlemelisiniz.
    Ev Yemeği İle Profesyonel Hazır Mamalar Arasındaki Farklar
    Ev yemeklerinin karbonhidrat, protein, yağ, mineral ve vitamin oranları belirsiz ve iyi ayarlanamaz,
    stabil değildir,
    Profesyonel kuru mamaların karbonhidrat, protein, yağ, vitamin ve mineral oranları iyi ayarlanmış,
    stabildir.
    Ev yemekleri verildiklerinde hemen tüketilmelidir çünkü çabuk bozulur veya tadını kaybeder,
    Profesyonel kuru mamalar tadını uzun sürekorur ve bozulmazlar.
    Ev yemeklerini kediniz seçerek sevdiği kısımları yer, tamamını bitirmeyebilir,
    Profesyonel kuru mamaları kediniz ayırmadan tamamını tüketir, seçim yapma şansı yoktur.
    Ev yemekleri kedinizde damak zevki yaratır ve tek yönlü sağlıksız beslenmeye neden olur,
    Profesyonel kuru mamalar damak zevki yapsa da tek yönlü beslenmeye neden olmazlar.
    Ev yemekleri maliyet açısından sanılanın aksine daha masraflıdır,
    Profesyonel kuru mamalar alışta masraflı gibi gelseler de günlük miktarları daha ucuzdur.
    Ev yemekleri hazırlanış biçimine ve içeriğine bağlı olarak sindirim bozuklukları, ishal veya kabızlık
    gibi problemlere neden olabilir,
    Profesyonel kuru mamalar hazırlanış ve içerik açısından değişkenlik göstermediğinden sindirim
    rahatsızlıklarına, ishal veya kabızlık gibi problemlere fazla neden olmazlar.
    Aşılar
    Aşılama Öncesi Dikkat Edilmesi Gereken Konular
    Aşılar sağlıklı olan kedilere uygulanmalıdır.
    İç ve dış paraziti bulunan kedilere aşı uygulanmamalıdır. Aşılanacak hayvanlar parazitlerden
    arındırılmış olmalıdır.
    Aşılanacak yavru ve yetişkin kedilerin vücut sıcaklığı normal (38-39.5 °C) sınırlar içinde
    olmalıdır. Ateşin yüksek olması vücutta bir enfeksiyon olduğunun göstergesidir. Böyle durumlarda
    öncelikle ateşin (enfeksiyonun) nedeni bulunmalı, tedavi edilmeli ve daha sonra aşılamalara
    başlanmalıdır.
    Aşılanacak hayvanlara en az bir hafta öncesinden kortikosteroid (kortizon) türü ilaçlardan biri
    yapılmamış olmalıdır.
    Eğer kedinin devam eden bir tedavisi var ise tedavi bitimi ve bir süre sonrasına kadar aşıları
    ertelenebilir. Bu veteriner hekiminizin karar vereceği bir konudur.
    Hamile kedilere aşı uygulanmamalıdır. Bu dönemdeki aşı uygulamaları kedinize ekstra stres
    yüklenmesine neden olacaktır.
    İster yavru, ister yetişkin olsun aşılamadan 2 gün önce ve 2 gün sonrasında yıkama
    yapılmamalıdır.
    Kedinizin aşı programı, sağlık durumu göz önüne alınarak veteriner hekiminiz tarafından en uygun
    şekilde hazırlanacaktır. Aşılama için veteriner hekiminizin uygun gördüğü programı aksatmadan
    ve tarihlerine uyarak yerine getirmeniz yavrunuzun sağlığı açısından önemlidir . Bir iki günlük
    gecikmeler kedinizin sağlığını çok etkilemeyebilir fakat daha uzun zamanlı gecikmelerin risk
    faktörlerini arttıracağı unutulmamalıdır.
    Kedi Karma Aşısı
    Feline panleukepenia
    Kediler arasında oldukça yüksek oranda bulaşıcı olan viral bir hastalıktır. Kedilerde, özellikle
    yavrularda ölüme yol açan virüs kusma, iştahsızlık ve çoğunlukla kanlı bir ishalle kendini belli
    eder. Tek korunma yöntemi aşılamadır.
    Feline rhinotracheitis
    Ülkemizde oldukça yaygın olan bu hastalık çok bulaşıcıdır. Yetişkin kediler için ölümcül bir tehlike
    taşımamakla birlikte yavru kedilerde de ölümlere neden olabilir. Tek korunma yöntemi aşılamadır.
    Feline calicivirus
    Kedilerde ağız ülserlerine neden olan hastalık bulaşıcıdır. Tek korunma yöntemi aşılamadır.
    Adından da anlaşılabileceği gibi karma aşı, yukarda saydığımız hastalıklara karşı bağışıklık
    oluşturan maddeleri içermektedir. Hastalıklara karşı verilen bağışıklık sürelerinin yavrunun
    anneden aldığı maternal antikor seviyesine bağlı olarak değişiklikler gösterebileceği
    unutulmamalıdır. Bu nedenle karma aşı uygulamasına yavru 6-7 haftalık olduğunda başlanmalı,
    aşı 3-4 haftalık aralıklarla yavru 15-20 haftalık yaşa ulaşıncaya kadar tekrarlanmalıdır. Bu
    programla yavruların yaklaşık %95inde güvenli bir bağışıklık oluşturulabilmektedir. Karma aşı
    yıllık olarak tekrar edilir.
    Kuduz Aşısı
    Kuduz; merkezi sinir sistemine saldıran, hızlı gelişim gösteren, bilinç kaybı, huzursuzluk, salya
    akıntısı, yutkunma güçlüğü ve çeşitli felçlerle karakterize, ölümle sonuçlanan viral bir hastalıktır.
    İnsan dahil olmak üzere tüm sıcakkanlı canlılarda görülebilir. Hastalık; kuduz bir hayvanın
    sağlıklıları ısırması ve salyasında bulunan kuduz virusunu ısırma sonucu meydana gelen açık
    yaraya nakletmesi ile bulaşır. Ancak virus salyaya zaman zaman geldiğinden dolayı her ısırılan
    hayvan kudurmaz. Bu nedenle her ısıran hayvana da kuduz gözüyle bakılmamalıdır. Kuduzun
    tedavisi yoktur. Aşılama tek engelleyici faktördür. Kuduz hastalığı, etkili bir aşı programı ile
    büyük oranda kontrol altına alınmıştır.
    Yavru kedilere ilk kuduz aşısı 3 aylık yaşta uygulanmalı ve her yıl periyodik olarak tekrar
    edilmelidir.
    Leukemia Aşısı
    Hastalığın etkeni Feline leukemia virusudur.(FeLV). Leukemie özellikle kan hücrelerinin oluşumu
    ile ilgili lenfoid dokularda tümör ile karakterize öldürücü bir viral hastalıktır.Virus genellikle salya
    ile bulaşır. Tükürük, burun akıntısı, dışkı, vajinal akıntı, süt ve kan yolu ile de bulaşma olabilir.
    Virusun taşınmasında bulaşık su ve mama kapları da rol oynamaktadır.
    Hastalığın yayılmasında virus miktarı, konakçının direnci, yaşı ve immun sistemi etkili olmaktadır.
    Hastalığın spesifik bir tedavisi yoktur. İmmun sistemi destekleyici tedaviler yanında semptomatik
    tedaviler de yapılabilir. Ancak olumlu bir sonuç almak pek mümkün değildir.
    Hastalığın yayılmasını önlemede en etkin yol aşılamadır. Bu amaçla başlangıçta 2 doz uygulanır.
    Yılda bir kez yapılan tekrarlama ile hastalıktan korunma sağlanabilir.
    Kist Aşısı
    Genellikle kist aşısı diye bilinen bu uygulama aslında bir antiparaziter ilaçlamadır. Bu uygulama
    iç parazitlerinden (dahili parazitler) kaynaklı enfestasyonların engellenmesine ve sağaltımına
    yöneliktir. Halkalı (tenya), kancalı parazitler ve şeritler bu iç parazitlere örnektir.
    Bu uygulama hayvan sağlığı açısından olduğu gibi insan sağlığı açısından da önemlidir. Bilindiği
    gibi kediler tüy döken canlılardır. Bu tüylerin üzerine bulaşmış parazit yumurtaları özellikle de
    Echinococ yumurtaları insan sağlığı açısından önemlidir. Bu parazit, kedilerin ince bağırsağında
    yaşar ve yumurtalarını dışkıyla dış ortama çıkarır. Bulaşma, parazite karşı aşılanmamış kedilerin,
    tüylerine bulaşan yumurtaların veya enfekte hayvanın dışkısıyla kontamine olmuş yiyeceklerin
    (marul, maydanoz), insanlar tarafından herhangi bir şekilde ağız yoluyla alınması sonucu olur. Bu
    Echinococ yumurtalarının ağız yoluyla alınması sonucunda insanlarda hidatik kist şekillenir.
    Kistler karaciğer, böbrek, kalp, pankreas, beyin ve göz gibi organlara yerleşir, değişik boyutlarda
    kistler oluşturur ve yerleştiği organlarda işlevsel bozukluklara neden olurlar. İlerlemiş olaylarda
    kistin patlaması ölüme neden olabilir.
    Bu nedenle kediler parazitlere karşı düzenli olarak ilaçlanmalıdır. Kist aşısı kedinin yaşadığı
    ortam, dışarıya çıkıp çıkmaması, hastalığa yakalanma riski gibi faktörler göz önüne alınarak 2
    veya 3 aralıklarla tekrarlanır. Parazitin çok yoğun olduğu bölgelerde uygulama sıklığı daha da
    artırılabilir.
    Kist aşısının enjektabl (iğne) formu yağlı bir eriyik olduğundan dolayı yakıcıdır. Bu nedenle
    yapıldığı yerde ağrı veya şişlik oluşabilir. örneğin bir köpek=Köpekler doğdukları andan itibaren
    insanlara karşı sevgi duyarlar. Bu şekilde dünyaya gelen tek hayvan türü köpektir.
    Bu nedenle siz köpeklere yakınlık göstermeseniz de onlar sizi çoktan benimsemiştir. Yeni
    aldığınız köpeğiniz sahibi olduğunuzu hissettiği andan itibaren kokunuzu benimsemiştir.
    Bulunduğu mekanlarda özellikle sizin eşyalarınızın üzerine uyumayı tercih eder. Sizin kokunuz
    onu rahatlatır.
    Annesinden yeni ayrılmış olan köpek sahibini en yakın dostu olarak görmektedir. Köpeklere
    davranışlarını kontrol edebilmeleri için yardım ettiğiniz taktirde sizin sadık dostunuz olmamaları
    için hiç bir neden kalmayacaktır.
    Köpek pedagojisi artık bu aşamada size yardımcı olmaya başlıyor. Pedagoji uzmanları köpeklerin
    gelişim sürecini takip altına alarak köpeklerin yönlendirmeye çalışırlar
    Köpeğinizin kendi kontrolünü sağlayabilmesi adına eğitilmesini istiyorsanız eğiticinin ciddi bir
    eğitim almış olmasına dikkat etmelisiniz. Eğiticiler her köpek ırkına ve cinsiyetine göre farklı bir
    eğitim yöntemi seçerler. Ayrıca verdikleri eğitimde köpeğin sahibinin kişiliği de rol oynamaktadır.
    Köpekler 2- 3 günlük oldukları günden yaşamlarını devam ettirdikleri güne kadar öğrenmek için
    hazırdırlar. Uzmanlar ise köpeklerin 6 ve 8. haftalarında eğitilmeye başlanmalarının daha iyi
    olacağı düşüncesindedirler. Çünkü araştırmalar köpeklerin 6 ve 8. haftaları arasında olgunlaşma
    dönemine girdikleri ortaya çıkmıştır.
    Fiziksel olarak gelişen köpeğe yeterli ilgi gösterildiğinde zekası da o derece gelişecektir. Henüz
    yavru olan bu köpeklere ciddi anlamda bir eğitim verilemez. Bu dönemde verilen eğitimin amacı
    gelecekte alacağı eğitime hazırlanmasıdır. Sürekli kapalı mekanlarda kalan ve dış çevreyle yakın
    ilişkilere giremeyen köpekler ise eğitim almış köpeklerle kıyaslanamazlar.
    Evde yapılan eğitimlerde köpeklere sürekli söylenilen komutlara uyması gerektiğini öğretmeye
    çalışmak asıl yapılması istenilen değildir. İstenilen köpeğin insanların yaşayış biçimine alıştırmak
    ve öğrenme sınırını aşmasını sağlamaktır. Bu dönemde verilen eğitim köpeğin gelecekte karşısına
    çıkacak zor eğitimlerin üstesinden gelmesini sağlayacaktır.
    Köpeğinizin size göstermiş olduğu yakınlığın, sizde ona aynı yakınlığı göstererek davranışlarınızla
    karşılık verin.
    Memnun kaldığınız durumlarda ise köpeğinizi ödüllendirmeniz oldukça faydalı olacaktır.
    Köpeğinizi cezalandırmanız da onu ödüllendirmeniz kadar önem kazanmaktadır.
    Gerektiği yerlerde onun hata yapmasına izin vermeli ve onu cezalandırmalısınız.
    Köpeğinizi ödüllendirirken ya da cezalandırırken bunu hak ettiğine emin olun. Bu şekilde
    köpeğiniz hani durumlarda ödül ya da ceza alacağını bilecektir
    Köpeğinizi sürekli cezalarla eğitmeyin. Ceza alacak davranışlar sergilediğinde, onu ödül alacağı
    davranışları sergilemesine yönlendirin. Böylelikle köpeğiniz motive olacaktır.
    Köpeğinizi cezalandırırken ona asla vurmayın. Vurarak onu cezalandırmanız köpeğin şiddeti örnek
    almasına neden olabilir.
    <p>Onu cezalandıracağınız zaman bunu onu azarlayarak yapmanız daha olumlu sonuçlar
    almanızı sağlayacaktır.
    Köpeğinizin yapamayacağını düşündüğünüz konularda onu zorlamayın. Köpeğiniz bahçedeki
    kediyi kovaladığında muhtemelen sizin sözünüzü dinlemeyecektir. Henüz yavru olan köpeğiniz bu
    gibi durumlarda komutlara uymayı ancak zamanla öğrenecektir.
    Köpeğiniz dışarıda tuvaletini yapmasını sağlamak için iyi bir gözlemci olmalısınız. Onu dışarıya
    çıkardığınızda nerelere tuvaletini yaptığına dikkat edin, köpeğinizin tuvaleti geldiğinde
    davranışlarına dikkatle izleyin. Evde bulunduğunuz zamanlarda köpeğinizin aynı davranışları
    sergilediğini gördüğünüzde onu hemen dışarı çıkarın ve daha önce tuvaletini yaptığı yerlere
    götürün. Köpeğinizi tuvaleti için dışarı çıkarırken, ona her defasında aynı komutu kullanın.
    Böylece köpeğiniz zamanla bu komutu her duyduğunda ne yapması gerektiğini bilecektir. Köpek
    sahiplerinin bir çoğu onların hoşlarına giden her şeyi çiğnemelerinden şikayetçidir. Siz bu durum
    engel olmak için yavru köpeğinize çiğnemesi için bir takım oyuncaklar temin edin. Oyuncağını
    tanıması onun evde bulunan diğer eşyaları çiğnemesini önleyecektir. Özel eşyalarınızdan birini
    çiğnemeye başladığını gördüğünüzde ise ona Hayır diyerek oyuncaklarını verin. Yavrunuzun, özel
    eşyalarınızı hiç bir şekilde dişlerinin arasına almasını istemiyorsanız onların köpeğinizin
    hoşlanmayacağı şekilde kokmasını sağlayabilirsiniz. Bu şekilde köpeğiniz o eşyalara
    yanaşmayacaktır.
    Köpeklerin çoğu insanların üzerine hoplamayı severler. Fakat siz köpeğinizin bu şekilde
    davranmasını istemiyorsanız onu oturmaya alıştırmalısınız. Köpeğinizin yemek vakti geldiğinde
    avucunuza aldığınız mamayı o oturur duruma geçtikten sonra verin. Köpeğinizi insanları
    otururken karşılaması için alıştırmalar yapın. Köpeğinizin davranışlarını ödüllendirmeyi
    unutmayın.
    Köpeklerin bebek dişleri 3-5 haftalıkken çıkarken, 6-8 haftalıkken anne sütünden kesilirler. Viral
    enfeksiyonlara karşı ilk karma aşı 8 haftalıkken, 11 haftalıkken ise ikincisi yapılmalıdır. İlk kuduz
    aşısı 3 aylık olduklarında yapılır. Yılda bir kere karma ve kuduz aşısı yapılmalıdır. Kalıcı dişler
    16 haftalıkken çıkmaya başlarlar. Kalıcı dişler toplam 42 adettir. Köpeklerde çiftleşme erkeklerde
    12 , dişilerde 18 aylık olduklarında gerçekleşir. Köpeklerin vücut ısıları 38.5 derecedir. Nabız
    yetişkin köpeklerde dakikada 110-140, yavrularda dakikada 180-200 kere atar. Solunum sayısı
    dakikada 18-34 tür. Dişilerde gebelik 58-64 gün sürer. Östrus yılda iki kere olur ve 21 gün sürer.
    En uygun döllenme östrusun (kızgınlığın) 9-13. günlerinde gerçekleşir.
    KÖPEĞİN TARİHÇESİ
    KÖPEK ( CANIS FAMILIARIS )
    Carnivora (etçilller ) takımının Canidae ( köpekgiller ) familyasından olan köpek evcilleştirilmiş ilk
    hayvandır.12-14 bin yıl önce Avrasya’da ortaya çıkmış,insanlarla ilişkisi en azından 10 bin yıl
    önce başlamıştır.Köpekgillerin soyağacı ise 40 milyon yıl önce yaşamış Miacisis dene etçil
    memeliye kadar uzanır.Onu izleyen Cynodictus ve Hesperocyn cinsleri ilkel birer köpek sayılırsa
    da birçok etçilin ortak atası olabilecek yapısal özellikler taşırlar. Daha sonra ortaya çıkan
    Tomarctus cinsi ise büyük olasılıkla tilki,kurt,çakal ve köpeğin atasıdır.Köpek ise çeşitli uzmanlar
    tarafından doğrudan atası sayılan çakal ve kurtla birlikte Canis cinsine yerleştirilir. Evcilleştirilen
    köpeğin atası olmaya en yakın aday eskiden bütün Avrupa,Asya,Kuzey Amerika’da yaşayan ve
    çok çeşitli alt türleri bulunan bozkurt'tur. Kuzey enlemlerde yaşayan kurtlar güneydekilerden çok
    daha iri olduğundan, köpeklerin orta ya da güney enlemlerde yaşayan, daha küçük yapılı bir
    alttürün soyundan geldiği sanılmaktadır. Bu özelliği taşıyan alttürlerden biri Hindistan' da
    yaşarken bir başkası da eskiden Çin'de yaşamıştır. Çakal ise Asya'nın güneybatı, Avrupa'nın
    güneydoğu kesimleri ile Afrika'yı içine alan coğrafi bir dağılım gösterir.
    Belki de yiyecek artıkları bulmak amacıyla yerleşim alanları çevresinde dolaşan ve yaklaşan
    tehlikelere karşı insanları uyararak güven duygusu yaratan bu hayvanlar ile insanlar arasında
    yavaş yavaş gelişen bir ilişki doğmuştur.Köpek evcilleştirilmeye başladıktan sonra, onu yabanıl
    akrabalarından ayıracak bazı özellikler oluşmaya başlamıştır. Yukarı kıvrık kuyruk biçiminin
    olasılıkla ilk köpek soyuna kadar inmesi, bütün köpek tiplerinin ortak bir atadan geldiği görüşünü
    güçlendirmektedir. Köpeğin ayırt edici özelliklerinden biri de kurdunkilerden daha küçük ve daha
    güçsüz diş yapısıdır. Anlaşıldığı kadarıyla başlangıçta, daha küçük yapılı, daha küçük dişli ve
    dolayısıyla eğitilmesi ve denetlenmesi daha kolay olan hayvanlara yönelik bir yapay seçme
    uygulanmıştır.
    Eldeki kanıtlar evcil köpeğin büyük bir hızla her iki yarıküreye ve tropik iklimlerden kutup
    bölgelerine kadar tüm yeryüzüne yayıldığını göstermektedir. Avrupalılar Kuzey Amerika'ya ayak
    bastıklarında, kendi köpeklerini de oraya götürdüler. Ama tüm Yerli kabilelerinde zaten köpek
    beslenmekteydi. O sıralarda, Kuzey ve Güney Amerika'da en azından 20 köpek soyu bulunuyordu.
    Meksika tüysüz köpekleri ve Eskimo köpekleri dışında bunlardan çoğu yok olmuştur.
    Avustralya'da evcil köpekten farklı bir tür olan dingo bulunur. Yabanıl bir hayvan olan dingo,
    bazen yarı evcilleşmiş biçimde Yerli köylerinde yaşar. Dingonun ataları büyük olasılıkla birkaç bin
    yıl önce, ilk göçmenler tarafından Avustralya'ya getirilmiş ve bu hayvanlar sonradan
    yabanıllaşmıştır.
    Afrika'da yazılı tarihin başlangıcından beri köpeklerin bulunduğu bilinmektedir. Yerli köpek
    soylarından varlığını sürdüren basenji, ekvator bölgelerindeki Pigmeler tarafından günümüzde de
    beslenmektedir.
    Aynı genel köpek tiplerine yeryüzünün hemen her yerinde rastlanmakla birlikte, fiziksel yapılan ve
    davranış özellikleri birbirine çok benzeyen birçok tip ortadan kalkmış, eski soyların çoğu ya
    tümüyle yok olmuş ya da büyük ölçüde değişikliğe uğramıştır. Ama Eski Mısırlıların kutsal
    saydığı köpek salukiye, Babil ve Hitit sanatında kullanılan köpek figürleri Kangal çoban köpeğine
    benzer.
    Aralarındaki önemli biçim, renk ve desen farklarına karşın tüm evcil köpekler Canis familiaris
    türündendir ve günümüzdeki 200'ü aşkın soy, tümüyle insanlar tarafından seçmeye dayalı ıslah
    yöntemiyle ortaya çıkan tiplerin kendi içinde üretilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Kurtlarda
    görüldüğü gibi köpeklerde de toplu halde yaşama ve sürü önderini izleme güdüsü çok güçlüdür.
    Bu duygu köpeklerin insanlara yönelmesinde önemli bir rol oynar. İnsanların beslemekten
    hoşlandığı evcil hayvanlardan olan kedinin tersine köpek, bağımsız ve yabanıl bir yaşama kolay
    kolay aşamaz. Sürü içinde yaşamaya ve sürü önderinin koruyuculuğuna büyük gereksinim
    gösterir. Bakımını üstlenen insan da gerçekte sürü önderinin yerini alan bir unsurdur.
    İnsan tarafından evcilleştirilen ilk köpek bir kurt idi. Dünyanın pek çok bölgesinde evcilleştirmenin
    tarihi muhtemelen on iki yüzyıl öncesine uzanır. Idaho'daki Beaverhead Dağları'nda, Avrupa, Asya
    ve Kolombiya'da, hepsi aynı döneme ait bulgulara rastlanmıştır.İnsan ile köpek arasındaki dostluk
    tarihte görülen en eski ve en uzun süreli dostluklardan biridir. Hayatın bütün iniş
    çıkışlarında,barışta ve savaşta, sefalette ve zenginlikte, sanat, avcılık, savunma, spor, arkadaşlık
    ve bilimsel buluşlarda köpek daima insana eşlik etmiştir. Yakınlarda bir İngiliz filozofu, köpeğin
    "insanlığın şerefli bir parçası" olarak anılmayı hak ettiğini belirtmiştir.
    KÖPEK ALMADAN ÖNCE
    İnsanların köpek alırken yapmış oldukları en sık hata ve hatalar zinciri köpek almadan önce
    yapılmakta. unutulmamalı ki bu konuda yapılan bir çok hata hep köpek almadan önce yapılır. Bu
    olumsuzlukları yok etmek için iyice düşünüp öyle karar verilmelidir. Çünkü alınan şey bir canlıdır
    ve ilgi ister. Bu ilgiyi nasıl tesis etmeliyiz? Köpekler en çok ilgi ve sevgiye muhtaçtır. Bu
    olamazsa olmaz bir durumdur. Bu nedenle kendimize bazı sorular sorup öyle köpek
    almalıyız.Aksi taktirde mutsuz ve huysuz bir şekilde büyüyecek bir canlı sahibi olup üzülürüz.
    Köpek almadan önce kendimize şu soruları sorup gayet samimi cevaplar vermeliyiz. Bütün
    soruların cevapları olumlu ise gidip doğru yerden doğru köpeği almalıyız.1-Kendinize uygun olan
    köpek ırkını tespit edin
    2-Köpek hakkında (özellikleri) bilgi sahibi olun
    3-Eviniz müsait olmalı :Alacağınız köpeğin özelliklerine göre yerinizin müsait olması
    gerekir,Köpeklerin yaşam alanı bir köpek için çok önemlidir.
    4-Amaç :Köpeğinizi almadan önce ne amaçla köpek almak istediğinizi tespit etmelisiniz. Mutlaka
    bir amacınız olmalı Korunma, Arkadaş veya Spor amaçlı köpek alabilirsiniz
    5-Zaman : Köpek beslemek için mutlaka zaman yönünden müsait olmalısınız. Yoğun iş temponuz
    varsa bu köpeğinizi yalnız ve mutsuz yapacaktır.6-Sevgi : Mutlaka köpek sevginiz olmalı ,7-
    Sosyal Yapı : Sosyal bir yapıda olmalısınız köpeğinize ayıracağınız zamanlar haricinde de
    (Pikniğe balık tutmaya veya sahilde gezmeye gittiğinizde) mutlaka köpeğinizi de yanınızda
    götürmelisiniz.8-Bütçe : Ne tür canlı beslerseniz besleyin mutlaka maddi bir harcama sizi
    bekler .Köpek yetiştirmenin de mutlaka size yükleyeceği bir maddi yük olacaktır.Bunu asla göz
    ardı etmeyin.Köpek almadan önce bir araştırma yapın ve ortalama bir aylık gider tespit edin. Bu
    miktarın bütçenize uygun olup olmadığını kendinize sorun. köpeklerin en fazla masrafı ilk
    alındığında olur. ilk yaşına girene kadar da en önemli gideri beslenmedir. çünkü köpeğiniz ilk bir
    sene çok iyi beslenmelidir.Köpek yetiştirmek sanıldığı kadar basit bir hobi değildir. ancak şunu
    unutmayın doğru ve profesyonelce yetiştirmeye gayret ederseniz karşılığını mutlaka alırsınız. hep
    doğru olan kuralları uygularsanız bu geçerlidir.Ülkemizde köpek yetiştirmek (profesyonelce) yeni
    başlanıyor. bu nedenle hata yapılması gayet normaldir.
    YERİNİZ MÜSAİT Mİ? :Köpek almadan önce köpeğinize ayıracağınız yer çok önemlidir. Çünkü
    köpekler oksijeni bol, geniş mekanları severler ve onlar için havanın bol oksijenli olması sağlık
    bakımından da şarttır. Çünkü her canlıda olduğu gibi oksijen hayattır. Şayet bahçeniz varsa iyi,
    yoksa işiniz çok zor. Çünkü köpekler oldukça hareketli hayvanlardır. Köpek beslemenin temel
    kurallarından olan bahçe unsuru bu nedenle çok önemlidir. Bahçede her gün bir saat köpeğinizi
    serbestçe bırakmanız, onun toprakla teması sinir sistemine de iyi gelecektir. Bahçede köpeğinizi
    fazla kısıtlamayın, bırakın özgürce dolaşsın, koşsun, yuvarlansın. Köpeğiniz stresini atıp
    durgunlaşınca akşam da gezintiye çıkarabilirsiniz. Gezintiye çıkamayacağınız zaman köpeğinizle
    bahçede de egzersiz yapabilirsiniz.NE AMAÇLA KÖPEK ALIYORSUNUZ ? :
    Bir köpek almadan önce çok iyi düşünmeniz gerekir. Ne amaçla köpek alıyorsunuz ? Bu konuyu
    iyi düşünmeniz gerekiyor. Ne amaç taşıyorsanız bunu iyi saptayıp ona göre formül bulmanız ve
    bu sisteme göre köpeği yetiştirmeniz ve eğitmeniz gerekir ki sonunda amacınıza ulaşın. Aksi
    takdirde amacınıza ulaşmak bir yana, köpeği de karmaşık bir yaşama sürüklersiniz ve buda
    köpekte kalıcı bir problem yaratır. Köpek almadan önce köpeğin size neler vermesini istediğinizi
    saptamalısınız. Bu da iki ana başlıkta toplanabilir.YAVRU KÖPEK ALIRKENİlk kontrol sağlık
    açısından yapılmalıdır. Seçeceğiniz yavru sizinle birlikte 14-15 yıl ve günün çoğunluğunda birlikte
    olacaktır. Köpeğinizde ortaya çıkacak bir hastalığın sizi çok üzeceği kesindir.Uzun zaman sonraki
    hastalıkları tahmin edemesek de, sağlıklı bir yavruyu seçmek zorundayız. Daha sonra onu
    veteriner kontrolünden geçirerek ilerideki hastalıklara karşı aşılarını yaptırmalıyız. Bu aşılardan
    bazıları üretici tarafından yapılmış olabilir, bunun için yavruların aşı karnesini isteyin ve kontrol
    ederek parazit kontrolünün yapılıp yapılmadığını ve hangi aşıların yavrunun üzerinde olduğunu
    değerlendirin. Yavrular canlı görülmelidirler, dokunulmasına izin vermeli, aşırı ürkeklik veya
    saldırganlık gözlemlenmemelidir. İlk bakışta size sağlıklı gibi görünen yavru siz aldıktan kısa bir
    süre sonra hastalanabilir hatta ölebilir. Bu yüzden güvenilir bir firmayı tercih edin ve mutlaka
    yazılı bir şekilde sağlığını garantilesin.. İki buçuk aylıktan küçük olmayan ve en az üç aşısı
    yapılmış yavruları tercih edin. Aldığınız yavruların iç ve dış parazit tedavilerinin yapılmış olup
    olmadığını kontrol edin. Üç dört yavru arasından seçim yapmaya çalışın. Genellikle ilk yavrunun
    orijin ve sağlık olarak diğerlerinden daha üstün olacağı düşünülür. İlk yavrular daha iri oldukları
    için diğerlerinden daha fazla süt emerler. Üreticiler genellikle ilk yavruları satmayıp kendilerine
    damızlığa ayırırlar.KÖPEK ALDIKTAN SONRAEğer ilk defa evinize bir köpek alıyorsanız yetiştirme
    kurallarına daima uymanız gerekir. Eğer daha önce bir köpek yetiştirdiyseniz geçmişte yapmış
    olduğunuz bazı hataları artık tekrar etmemelisiniz. köpek yetiştirmiş bazı insanlar çevrelerine
    yetiştirme ile ilgili bilgi verirler fakat oluşacak kötü sonuçlara asla katılmazlar; derler ki benim
    köpeğinde sonuç mükemmeldi köpek aldıktan sonra artık dönüşünüz yoktur. bazı insanlar köpek
    sevdiğini zannedip köpek alırlar bir köpeğe yapabileceğiniz en büyük kötülük onu bir süre
    besleyip sonra bir başkasına vermek veya sokağa bırakmaktır. Biz bu nedenle diyoruz ki köpek
    almadan önce çok iyi düşünün aldıktan sonra yapacağınız kural hatalarında üzülmeyin size
    tavsiye ettiğimiz yetiştirme kuralları yalnızca bizim deneyimlerimiz olmayıp köpek yetiştirmeye
    yıllarını vermiş insanların köpek yetiştirirken edindikleri tecrübeler ve bilgilerdir. Denenmemiş ve
    kanıtlanmamış hiçbir konuyu sizlere aktarmıyoruz. Köpeğinizi aldıktan sonra ona bahçenizde veya
    evinizde zamanınızın bir kısmını yavruya ayırmalısınız. Bu zamanlarda neler yapmanız gerekecek
    konu başlıkları olarak belirtelim.1-günlük oyun ve egzersizler : Köpeğiniz yalnız başınayken kendi
    kendine oyun oynayabileceği malzemeleri olmalı2-sizinle beraber oynayabileceği malzeme ve
    oyuncakları olmalı3-Yaşına ve yeteneğine göre yapacağı egzersizleri tespit edip ona göre
    çalışmalar yapmalısınız.4-Köpeğinizin sağlığıyla ilgili periyodik bakımlarını ihmal etmemelisiniz.
    (Bu konuda Veteriner hekiminiz sizi yönlendirecektir.)5-Geziler :ailece yapacağınız gezilere
    köpeğinizi de dahil ederseniz köpeğinizin daha sosyal ve zeki olmasını sağlarsınız.6-Eğitim :
    Köpek eğitiminin yaşı ve yeri yoktur. Köpeğinizin fiziki kabiliyeti ve algılama yeteneğini iyi
    gözlemlemeniz yeterlidir. Bazı ağır ve sistemli eğitimleri ancak 1 yaşından sonra
    verebilirsiniz.Temel kural köpek eve geldikten sonra eğitim başlar.Köpeğinizi yetiştirirken daima
    kararlı ve otoriter davranmalısınız. Hiçbir konuda taviz vermemelisiniz. Kızmanız gerektiğinde
    mutlaka kızdığınızı belli edin. Övmeniz gerektiğinde de anında övün. Ödül ve ceza sistemi daima
    uygulanmalıdır. Köpek yetiştirirken gayemiz sağlıklı ve eğitimli bir köpekle beraber yaşamaktır.
    köpeğinizi eve götürmeden önce mutlaka veterinerinize gösterinKöpeğinizi aldınız ve artık bir
    yavru köpek sahibisiniz. bundan sonra hayatınızda artık küçük bir canlı var. Bilmeniz gereken çok
    şey var. Köpeğinizle birlikte geçirdiğiniz zaman içinde inanın çok ilginç olaylara tanık olacak ve
    kafanızdaki bir çok sıkıntıdan kısa bir süre de olsa uzak kalmanın ***fine varacaksınız Köpek
    almakla ne kadar iyi bir şey yaptığınızı çevrenize söyleyeceksiniz. Ancak bu mutluluklar bahçeli
    bir evde yaşanıyorsa çok daha ***ifli olacaktır. Şehir hayatının insanlar üzerindeki bir çok etkisini
    azaltan tek şey bence iyi eğitilmiş bir köpektir. Bu fikrimi ancak eğitimli bir köpeğiniz
    olduğunuzda katılacaksınız.Türkiye şartlarında köpek yetiştirmek çok meşakkatli bir hobidir.
    Karşınıza çıkacak problemleri gidermek için veya problem çıkmasını önlemek için bilgili yetiştirici
    olmak gerekir. Bilgi sahibi olmak için de kaynağa ihtiyaç vardır. yıllarca yeterli ve profesyonelce
    yazılmış kitap bulamadım yurt dışında kaynak oldukça çok fakat çoğu ticari amaçla yazılmış ve
    çok profesyonel bilgiler içermiyordu.Gelişmiş ülkelerde köpek kulüpleri 100 yıl önce kurulmuş
    köpek severler belli zamanlarda bir araya gelerek bilgi paylaşımı yaparak köpeklerin bilinmeyen
    yönlerini aralarında paylaşmak suretiyle diğer köpek severler aktarmışlar biz ise daha yeni yeni
    ülke olarak köpeklerin farkına varıyoruz. bu ülkelerde sistem yerleşmiş ve devlet yardım etmekte
    bizim şehirleşme şeklimiz insanların yaşamasına bile uygun değilken tabi ki köpek yetiştirirken
    zorlanıyoruz. Gerçekten köpek seven insanlar çevre ve doğayı seven insanlardır.ve emmmm bi
    kuş ama her hayvan olur ben örnek veriyorum örneğin bir kuş=Kuşların en önemli duyusu nedir?
    Bir kuşun en önemli duyusu görmedir. Kuşların çoğunda koklama duyusu çok zayıftır. Atmacada
    olduğu gibi, bazı kuşlarda gözler, insan gözünden on kez daha keskindir. Atmacalar avcıdır,
    gözleri başlarının önündedir. Bu nedenle başlarını çevirmeden avlarını gözleyebilirler.
    Kuşlar çevrelerini nasıl görür?
    Tohum, tane ve böceklerle beslenen küçük kuşların gözleri başlarının yanındadır. Sağ ve sol
    taraflarında nelerin olup bittiğini görebilirler. Besin ararken, düşmanlarını gözlerken her iki tarafa
    bakabilirler. Gündüz kuşlar, renkli gördüğü halde, gece yalnız grinin tonlarını görebilirler.
    Gözlerin ve kanatların ortak özelliği ancak bütünüyle gelişmiş bulundukları takdirde vazifelerini
    yerine getirebilmeleridir. Başka bir deyişle, eksik gözle görülmez, yarım kanatla uçulmaz.
    Kuşlar sesleri nasıl duyar?
    Kuşlarda, insanda olduğu gibi ses dalgalarını kulağa yönelten kulak kepçesi yoktur. Kulak
    delikleri tüylerle örtülüdür. Buna rağmen çok iyi işitebilirler. Yine de kuşların pek çoğu, sesin
    yönünü kolayca bulamaz. Yalnız, baykuşlar, sesin yönünü iyi bulur. Baykuşların iç kulakları özel
    bir yapıya sahiptir. Avlarının çıkardığı en ufak sesi duyabilirler. Bazı kuşlarda çok alçak sesleri
    çok rahat duymalarını sağlayan kulak zarları vardır
    Kuşlar, nasıl koku alır?
    Kuşların çoğunda burun delikleri gaganın tepesindedir. Burun delikleri koku almada değil,
    solunum için kullanılır. Kuşlar genellikle iyi koku almaz.
    Kuşlarda duyuların algılanması işlevini orta beyin ve ön beyin birlikte üstlenir. Memelilerde ise
    orta beyin iyice küçülmüştür ve daha çok ön beyin ile arka beyin arasındaki bağlantıyı sağlar
    Bazı kuşlar düşmanlarını yanıltmak için seslerini çeşitli şekillerde kullanırlar. Örneğin ağaç
    deliklerinde yuva yapan birçok kuş rahatsız edildiğinde bir yılan gibi tıslar. Yuvaya saldıran yırtıcı
    hayvanlar da, delikte muhtemelen bir yılan olduğunu düşünerek bu deliği kurcalamazlar.
    Kuşların da insanlar gibi gırtlakları vardır. Fakat bunlar ses üretmezler. Gırtlak kuşlarda suyun ve
    besinlerin nefes borusuna kaçmaması için kapakçık görevi yapar. Kuşların sesi başka hiçbir
    canlıda olmayan ve vücutlarının derinliklerinde yer alan farklı bir yapı olan "syrinx"ten gelir. Kutu
    şeklindeki bu organın çevresi kıkırdakla kuvvetlendirilmiştir ve kuşun nefes borusunun alt
    kısmında yer alır. Syrinx burada iki tüp şeklinde kola ayrılarak ciğerlere bağlanır. Kuş, ciğerlerini
    kastığı zaman bu tüplerin her birinden çok hızlı bir şekilde geçen hava, melodili bir ses oluşturur.
    Syrinxteki kaslar her bir tüpün ağzındaki kapakçıkların bağımsız olarak titreşmesini sağlar ve
    böylece sesin perdesi farklılaşarak notaların kalitesi artar.
    Kuşlarla ilgili kesin olarak bilinen birşey varsa bu da sahip oldukları duyu organlarının ve bu
    organlarıyla algıladıkları dünyanın insanlarınkinden farklı olduğudur. Aslında gelişmiş duyusal
    yetenekler hayvanlar dünyasında sıklıkla rastlanan şeylerdir. Kuşların polarize ışığı
    algılayabildikleri son yıllarda yapılan labaratuvar çalışmalarıyla kanıtlanmıştır. Gökyüzünden
    gelen ışığın polarizasyonu güneşin konumuna göre gün boyunca farklılık gösterir. Böylece bulutlar
    güneşi kapatmış olsa da kuşlar güneşin konumunu algılayabilirler. Ayrıca renkli görüş ve gece
    görüşünün gerçekleşmesini sağlayan koni ve çubuk hücreleri insan gözü retinasının fovea denilen
    bölgesinde yoğunlaşmışken, kuşlarda tüm retina üzerinde homojen ve yoğun bir dağılım gösterir.
    Bu nedenle kuşların genel görüşü bir insanın bir cisme odaklandığında gördüğü netliğe
    eşdeğerdir. Ayrıca kuşlar insanların gördüğü dalga boylarına ek olarak morötesi ışınları da
    algılayabilirler. Güvercinlerin işitme duyularıyla ilgili olarak yapılan deneyler de süpriz sonuçlar
    vermiştir. İnsanlardan farklı olarak güvercinler çok düşük frekanslı sesleri duyabilirler. İnsanların
    duyabildiği en düşük frekans 20Hz’ken güvercinler 0.1Hz’e kadar duyabilir, buna ek olarak ses
    frekansındaki çok küçük değişimleri de algılayabilirler. Doğada şimşekler, manyetik fırtınalar, yer
    sarsıntıları, deniz dalgaları, rüzgar akımlarının dağların doruklarından geçerken çıkardıkları sesler
    gibi düşük frekanslı birçok ses kaynağı vardır. Düşük frekanslı sesler aynı zamanda büyük dalga
    boyuna da sahip oldukları için (radyo dalgaları gibi) çok uzun mesafeler kat edebilirler, bu yüzden
    kuşlar yaklaşmakta olan hava durumunu tahmin etmekte ustadırlar ayrıca bu sesler yönlerini
    bulmalarında da yararlı olabilir.
    DUYU ORGANLARI
    Kuşlar görme ve işitme duyuları çok gelişmiş olan canlılardır. Buna bağlantılı olarak diğer
    algılama sistemleri fazla gelişkin değildir. Körelen duyuların başında ise koklama gelmektedir.
  20. kaprincess
    12-09-13 15:30 - permalink
    kaprincess
    bence 'beslediğiniz hayvan' diye söylenmesi yanlış. Ailenden biri oluyo, ailen oluyo, bütün hayatın o oluyo.
  21. Asu Doğan
    10-07-13 17:47 - permalink
    Asu Doğan
    bende gruba girdiimm
  22. tedi
    13-08-12 18:09 - permalink
    tedi
    moralim bozuk olduğunda hemen kızımın yanına koşuyorum moralimi sadece o düzeltiyor :) iyiki o var...
  23. Karakıss
    09-08-12 21:16 - permalink
    Karakıss
    Hayvan beslemek insana huzur veriyor .,Küçük yaştaki çocuklar hayvan beslerse sorumluluk duygysynu önceden alıyor ben gibi :)
  24. velin
    08-06-12 15:50 - permalink
    velin
    pet beslemek gerçekten çok güzel bir duygu.herkesin mutlaka ama mutlaka eger imkan varsa ve bakabilcegini düşünüyorsa beslemelidir.onun o güzel arkadaşlıgı,dostlugu paha biçilemez..onları çok seviyorum.kedimi ve papağanlarımı :)
  25. com
    07-04-12 18:33 - permalink
    com
    daha önce bir kedi beslemedim ama herkez bir pet beslesin muhteşem bir duygu :) ben köpek besliyorum ve hayatıma anlam katan biricik oğlumu çok seviyorum :)
Gösterilen 4ın 4i resim
Tasmamız yakışmış mı?
From dumiş
Oyunu sonra oynarız
From fbeyza
IMG 20140803 130658
From fatmanur
kalpli pisi
From beste su

Saat 09:38.

© Copyright 2008 Mihav.com
Creative Commons Lisansı
x


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198