Markamama.com
Geri Git   Mihav.com > Serbest Kürsü > Mihav Gez-Gör-Öğren > Etkinlik


Cevap Yaz
Eski 14-12-14, 22:09   #1
 
İstanbul
Üyelik Tarihi: Haz 2013
Yaş: 15
Mesajlar: 189
kedişkom Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 2
Varsayılan Hayvanlar ,,. ( BENCE BAKMALISIN )

BUNU BİLİYORMUYDUN !!!! ????

-------> 1. Eğer tek başınıza yaşıyor ve çalışıyorsanız, kedinizin mutlu bir hayat sürmesi için iki kedi bakmanızı öneririz.
2. Kedi tüylerini toplamak için bulaşık eldiveni kullanabilirsiniz. Eldiveni hafifçe nemlendirince tüyleri rahatlıkla toplayabilirsiniz.
3. Kediniz dönem dönem evde kötü kokulara neden olabilir. Lekenin bulunduğu yeri sirkeli suyla silin, ya da çamaşır makinenizin deterjan gözüne biraz sirke ekleyin.
4. Kedinizle oynamak, onu sevmek ve taramak için her gün biraz zaman ayırın.
5. Kediler sizin ruh halinizi sizden daha iyi anlar ve kimi hastalıkları sezerler.
6. Antik Mısır’da kediler ekili arazileri fare ve diğer zararlılardan uzak tutmak için kullanılıyorlardı. Antik Mısır’da kedilere tapılıyor ve ölümünden sonra mumyalanıyordu.
7. Kedilerin dilleri tatlıyı algılayamaz, dolayısıyla kedinize doğum günü pastası almanızın hiçbir anlamı yok. Zaten siz böyle bir şey yapmazsınız.
8. Kedinizin bir şeyi yapmasını istemiyorsanız ona kızıp inatlaşmanın bir alemi yoktur, o kafasından geçen her şeyi yapmaya devam edecektir.
9. Kedilere bir sefer tuvalet eğitimi vermek yeterlidir, bu eğitim hızlı bir dönemdir.
10. Eğer kediniz sizi ısırıyorsa bu dişleri kaşındığı ya da bunu oyun zannettiği için olabilir. Bu huyundan vazgeçmesi için onu oyuncaklara yönlendirin.
11. Kedinizin evde belli yerlere girmesini istemiyorsanız, kapı eşiklerine çift taraflı bant yerleştirebilirsiniz.
12. Kedilerin eve rahatlıkla girip çıkmasını sağlayan kedi kapısını Isaac Newton icat etmiştir.
13. Kediler, insanların görebilmesi için gereken ışık miktarının yalnızca altıda birine ihtiyaç duyarlar.
14. Eğer kediniz size örneğin bir kuş avlayıp getirirse, sizin açınızdan şok edici olsa da bu sizi sevdiği için hediye veriyor anlamına gelmektedir.
15. Kediler rölantideki bir dizel motorla aynı frekansta mırlar, yani saniyede yaklaşık 26 mırlama.
16. Kediler nefes alıp verirken hava bir ses kutusundan geçer ve gurlama bu şekilde ortaya çıkar.
17. Kediler yüksek frekanslı sesleri duyabilirler. Kemirgenler bu sesi iletişim için kullanırlar; köpekler ve insanlar bu sesi duyamazlar.
18. Kedilerin bıyıkları hem dengelerini sağlar hem de kediler bıyıklarını bir aralıktan girip giremeyeceklerini ölçmek için kullanır.
19. Kediler yalnızca patilerinden terlerler.
20. Kedilerin kalp atışları insanlarınkinden iki kat daha fazladır.


BUNU BENCE BİLMEMELİYDİN !!!!

----------> 19. yy’daki başlangıcından günümüze gelen hayvan refahı hareketinin temeli, hayvanların yaşamlarını sürdürmede bir çıkarları olmadığı için kendi başına hayvan kullanımının kabul edilebilir olduğudur. Refahçılara göre, insan harici hayvanlar insanlar gibi bilinçli ve bilişsel olarak ileri değillerdir. Bu, insan harici hayvanların hayatları insan hayatından daha az değerlidir anlamına gelir. Peter Singer’a göre:

“Kendinin bilincinde olma, ileriyi düşünebilme ve gelecekle ilgili umut ve istek sahibi olma kapasitesi, başkalarıyla anlamlı ilişkiler kurma kapasitesi ve niceleri acı vermek sorusuyla alakalı değildir… bu kapasiteler can alma meselesiyle alakalıdır. Soyut düşünme kabiliyetine sahip, geleceği planlayan, kompleks iletişim davranışlarında bulunan, kendinin farkında olan bir canlının hayatının bu kapasitelerden yoksun bir canlının hayatından daha değerli olduğunu söylemek keyfi değildir.”

Refahçılar kendi başına etik olarak itiraz edilemez buldukları öldürmeyi ve etik olarak itiraz edilebilir buldukları “zorunda olmadığı halde” verilen acıyı birbirinden ayırıyorlar. Buna göre eğer hayvanlara makul keyifli bir hayat ve kısmen de acısız bir ölüm verirsek, o zaman hayvanları sömürmemiz etik olarak kabul edilebilir bir hal alıyor. Yine, Singer’a göre:

“Eğer ilgilendiğimiz konu öldürmek değil de acı vermekse, o zaman ben insanların daha çok bitkilerle beslendiği, ara sıra da lüks olarak serbest dolaşan tavuk yumurtası veya hatta ve hatta türlerinin doğasının gerektiği biçimce iyi bir hayat yaşamış ve insanca çiftliklerde öldürülmüş hayvanların etini yediği bir dünya hayal edebilirim”

Bu şekilde düşünmek Singer tarafından teşvik edilen “mutlu” et/hayvansal ürün hareketine ve esas itibariyle de ABD ve Avrupada’ki bütün büyük hayvan örgütlerine itici gücünü verdi. Bu düşünceye göre hayvanları kullanmak bir sorun değil; sorun, hayvanlara acı vermek. Eğer refah reformlarıyla acıyı azaltırsak, o zaman bir o kadar da hayvan sömürüsünü etik olarak daha az itiraz edilebilir hale getiririz. Böylece de insanlar, hayvanları tüketmeye ve ‘merhametinden’ ötürü iyi hissetmeye devam edebilir.

Çoğu insanın hayvansal ürün tüketmekte rahat hissetmesine şaşırmamalıyız. Ne de olsa, “uzmanlar” tarafından acının azaltıldığı güveni verilmiştir ve bu yüzden de “mutlu” et, “serbest dolaşan tavuk” yumurtası vs. satın alınabilir. Hatta bu ürünler hayvan örgütleri tarafından onaylanmış etiketlere de sahip olabiliyorlar. Hayvan refahı hareketi aslında hayvansal ürünlerin “merhametli” tüketimini teşvik ediyor.

Hayvan refahı reformları hayvan çıkarlarının korunmasını ekonominin de dahil oluşuyla çok az arttırıyor: hayvanlar mülktür. Hayvanlar içkin ve etik değerleri olmayan mal olarak görülüyorlar. Bu, hayvanların yiyecek, kobay ya da herhangi başka bir amaç için kullanılmasında refah standartlarının düşük olacağı ve bunun da aynı şekilde hayvanları ekonomik verimlilik için sömürmek için gerekli olan refah seviyesiyle alakalı olacak anlamına gelmektedir. Basitçe söylemek gerekirse, biz genel olarak hayvan çıkarlarını bize ne kadar ekonomik kar sağlayacağına göre koruyoruz. “Zorunlu olmadığı halde” acı verme kavramı, acının belli bir kullanımı önlemesi seviyesiyle ilgilidir. Bu da zaten büyük ölçekli bir acıya tekabül eder.

Fakat hayvanın öldürülmesinden çok sadece acı çekmesiyle ilgilenen hayvan refahı duruşu önemli bir etik soruyu aklımıza getiriyor: bu görüş hayvan aklı insanınkinden farklı olduğu için hayvanların, insandan farklı olarak kendilerinin farkında olmadığından yola çıkarak yaşamlarını sürdürme gibi bir çıkarları olmadığını varsayar. Refahçı duruş, ister istemez hayvan hayatının insanınkinden daha az etik değere sahip olduğunu varsayar. Refahçılar açık bir şekilde bu düşünceyle aynı fikirdedirler, The Animal Rights Debate: Abolition or Regulation? (Hayvan Hakları Tartışması: Abolisyon mu Yasal Düzenleme mi?) kitabımda da açıkça belirttiğim gibi.

Çalışmamın temel odağı refahçı varsayımı sorgulamak ve takınılacak türcü-olmayan tek duruşun herhangi hissedebilir canlının- algısal olarak farkındalığı ve farkındalığının subjektif bir hali olan herhangi bir canlının- yaşamını sürdürme gibi bir çıkarı olduğunu savunmaktır. Başka herhangi bir görüş, insan bilişselliğine keyfi bir öncelik tanır. Hayvan hayatının insanınkinden daha az bir değere sahip olduğunu iddia etmek türcülüktür. Bu illa ki insan harici hayvanlara insanlara davrandığımız gibi davranmalıyız gibi bir anlama gelmiyor. Bu daha çok başkalarınca yalnızca kaynak olarak ele alındığını düşündüğümüzde bütün hissedebilir canlıların eşit olduğu ve hiçbir hissedebilir canlıyı kaynak olarak görmeyi haklılaştıramayacağımız anlamına geliyor.

Eğer hayvanların iddia ettiğim gibi hayatta kalmaktan çıkarları varsa bunun yeterli sebebi yalnızca hissedebilir olmalarıdır ve eğer bunun etik açıdan herhangi bir anlamı varsa bunun tek makul sonucu kullanımın hiçbir türünün –ne kadar “insani” olursa olsun- adil olmadığıdır.

Eğer vegan değilseniz, lütfen vegan olmayı düşünün. Vegan olmak kolaydır; sağlığınız ve gezegen için daha faydalıdır; ve en önemlisi, etik olarak yapılacak doğru şeydir.

Ve lütfen unutmayın: Tersine, hayvan refahı reformları hayvanlara çektirilen acıyı azaltmada çok az işe yarar. Buna karşın veganlık sadece acıyı azaltmakla ilgili değil, temel etik adaletle ilgilidir. Bizler gibi hayatlarını değerli gören ve onu sürdürmek isteyen bu varlıklara borçlu olduğumuz şey işte budur.

19. yy’daki başlangıcından günümüze gelen hayvan refahı hareketinin temeli, hayvanların yaşamlarını sürdürmede bir çıkarları olmadığı için kendi başına hayvan kullanımının kabul edilebilir olduğudur. Refahçılara göre, insan harici hayvanlar insanlar gibi bilinçli ve bilişsel olarak ileri değillerdir. Bu, insan harici hayvanların hayatları insan hayatından daha az değerlidir anlamına gelir. Peter Singer’a göre:

“Kendinin bilincinde olma, ileriyi düşünebilme ve gelecekle ilgili umut ve istek sahibi olma kapasitesi, başkalarıyla anlamlı ilişkiler kurma kapasitesi ve niceleri acı vermek sorusuyla alakalı değildir… bu kapasiteler can alma meselesiyle alakalıdır. Soyut düşünme kabiliyetine sahip, geleceği planlayan, kompleks iletişim davranışlarında bulunan, kendinin farkında olan bir canlının hayatının bu kapasitelerden yoksun bir canlının hayatından daha değerli olduğunu söylemek keyfi değildir.”

Refahçılar kendi başına etik olarak itiraz edilemez buldukları öldürmeyi ve etik olarak itiraz edilebilir buldukları “zorunda olmadığı halde” verilen acıyı birbirinden ayırıyorlar. Buna göre eğer hayvanlara makul keyifli bir hayat ve kısmen de acısız bir ölüm verirsek, o zaman hayvanları sömürmemiz etik olarak kabul edilebilir bir hal alıyor. Yine, Singer’a göre:

“Eğer ilgilendiğimiz konu öldürmek değil de acı vermekse, o zaman ben insanların daha çok bitkilerle beslendiği, ara sıra da lüks olarak serbest dolaşan tavuk yumurtası veya hatta ve hatta türlerinin doğasının gerektiği biçimce iyi bir hayat yaşamış ve insanca çiftliklerde öldürülmüş hayvanların etini yediği bir dünya hayal edebilirim”

Bu şekilde düşünmek Singer tarafından teşvik edilen “mutlu” et/hayvansal ürün hareketine ve esas itibariyle de ABD ve Avrupada’ki bütün büyük hayvan örgütlerine itici gücünü verdi. Bu düşünceye göre hayvanları kullanmak bir sorun değil; sorun, hayvanlara acı vermek. Eğer refah reformlarıyla acıyı azaltırsak, o zaman bir o kadar da hayvan sömürüsünü etik olarak daha az itiraz edilebilir hale getiririz. Böylece de insanlar, hayvanları tüketmeye ve ‘merhametinden’ ötürü iyi hissetmeye devam edebilir.

Çoğu insanın hayvansal ürün tüketmekte rahat hissetmesine şaşırmamalıyız. Ne de olsa, “uzmanlar” tarafından acının azaltıldığı güveni verilmiştir ve bu yüzden de “mutlu” et, “serbest dolaşan tavuk” yumurtası vs. satın alınabilir. Hatta bu ürünler hayvan örgütleri tarafından onaylanmış etiketlere de sahip olabiliyorlar. Hayvan refahı hareketi aslında hayvansal ürünlerin “merhametli” tüketimini teşvik ediyor.

Hayvan refahı reformları hayvan çıkarlarının korunmasını ekonominin de dahil oluşuyla çok az arttırıyor: hayvanlar mülktür. Hayvanlar içkin ve etik değerleri olmayan mal olarak görülüyorlar. Bu, hayvanların yiyecek, kobay ya da herhangi başka bir amaç için kullanılmasında refah standartlarının düşük olacağı ve bunun da aynı şekilde hayvanları ekonomik verimlilik için sömürmek için gerekli olan refah seviyesiyle alakalı olacak anlamına gelmektedir. Basitçe söylemek gerekirse, biz genel olarak hayvan çıkarlarını bize ne kadar ekonomik kar sağlayacağına göre koruyoruz. “Zorunlu olmadığı halde” acı verme kavramı, acının belli bir kullanımı önlemesi seviyesiyle ilgilidir. Bu da zaten büyük ölçekli bir acıya tekabül eder.

Fakat hayvanın öldürülmesinden çok sadece acı çekmesiyle ilgilenen hayvan refahı duruşu önemli bir etik soruyu aklımıza getiriyor: bu görüş hayvan aklı insanınkinden farklı olduğu için hayvanların, insandan farklı olarak kendilerinin farkında olmadığından yola çıkarak yaşamlarını sürdürme gibi bir çıkarları olmadığını varsayar. Refahçı duruş, ister istemez hayvan hayatının insanınkinden daha az etik değere sahip olduğunu varsayar. Refahçılar açık bir şekilde bu düşünceyle aynı fikirdedirler, The Animal Rights Debate: Abolition or Regulation? (Hayvan Hakları Tartışması: Abolisyon mu Yasal Düzenleme mi?) kitabımda da açıkça belirttiğim gibi.

Çalışmamın temel odağı refahçı varsayımı sorgulamak ve takınılacak türcü-olmayan tek duruşun herhangi hissedebilir canlının- algısal olarak farkındalığı ve farkındalığının subjektif bir hali olan herhangi bir canlının- yaşamını sürdürme gibi bir çıkarı olduğunu savunmaktır. Başka herhangi bir görüş, insan bilişselliğine keyfi bir öncelik tanır. Hayvan hayatının insanınkinden daha az bir değere sahip olduğunu iddia etmek türcülüktür. Bu illa ki insan harici hayvanlara insanlara davrandığımız gibi davranmalıyız gibi bir anlama gelmiyor. Bu daha çok başkalarınca yalnızca kaynak olarak ele alındığını düşündüğümüzde bütün hissedebilir canlıların eşit olduğu ve hiçbir hissedebilir canlıyı kaynak olarak görmeyi haklılaştıramayacağımız anlamına geliyor.

Eğer hayvanların iddia ettiğim gibi hayatta kalmaktan çıkarları varsa bunun yeterli sebebi yalnızca hissedebilir olmalarıdır ve eğer bunun etik açıdan herhangi bir anlamı varsa bunun tek makul sonucu kullanımın hiçbir türünün –ne kadar “insani” olursa olsun- adil olmadığıdır.

Eğer vegan değilseniz, lütfen vegan olmayı düşünün. Vegan olmak kolaydır; sağlığınız ve gezegen için daha faydalıdır; ve en önemlisi, etik olarak yapılacak doğru şeydir.

Ve lütfen unutmayın: Tersine, hayvan refahı reformları hayvanlara çektirilen acıyı azaltmada çok az işe yarar. Buna karşın veganlık sadece acıyı azaltmakla ilgili değil, temel etik adaletle ilgilidir. Bizler gibi hayatlarını değerli gören ve onu sürdürmek isteyen bu varlıklara borçlu olduğumuz şey işte budur.

https://encrypted-tbn0.gstatic.com/i...cpEnUWDXnUSDl7


BU RESİM URL SİNDE MERAK ETTİM HAYVANIN CANI ACIRMI ???


Ve arkadaşlar , ben,im sayfamda paylaştığım o ölmüş olan kedim için dualarınızı bekliyorum ...

TEŞEKKÜRLER ..
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 15-12-14, 13:24   #2
 
Üyelik Tarihi: Eki 2013
Mesajlar: 1.521
canancan Çevrimdışı
Varsayılan Cvp: Hayvanlar ,,. ( BENCE BAKMALISIN )

yavruları anneleri ensesinden ısırarak o şekilde taşır rahat bir tutuştur ama resimdeki kedi öyle tutulamayacak kadar büyümüş.
  Alıntı Yaparak Cevapla
Eski 20-12-14, 12:15   #3
 
İstanbul
Üyelik Tarihi: Haz 2013
Yaş: 15
Mesajlar: 189
kedişkom Çevrimdışı
Blog Başlıkları: 2
Varsayılan Cvp: Hayvanlar ,,. ( BENCE BAKMALISIN )

Hmm teşekkür ederim canancan yani canini acitmaz tmm sağolun
  Alıntı Yaparak Cevapla


Cevap Yaz

Konu Araçları

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Hayvanlar Ağlar Mı ? GÜNEŞ Paylaşım - Sohbet 0 16-08-13 19:21
Evcil Hayvanlar Hakkında Yanlış Bilinenler! ASRIN Paylaşım - Sohbet 0 31-03-12 10:37
Nesli tükenmekte olan hayvanlar Kontesss Güncel 1 09-02-12 00:28
Hayvanlar ve Ötenazi meneldur Paylaşım - Sohbet 15 16-01-09 22:57
Zihinsel Engelli Bireylerdeki Hiperaktif Davranışların Azaltılmasında Evcil Hayvanlar >Ferik ve Bulut< Güncel 2 19-11-08 03:43



Saat 05:36.

Reklam
© Copyright 2008 Mihav.com
Creative Commons Lisansı
x


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198